Aaaa!! New Orleans’taymışız biiizz!!!

Cumartesi akşamı bir grup Arjantinli, bir Bangladeşli, bir Filipino, bir Mısırlı, bir Hintli ve elbette bir miktar Türk tarafından ayartılıp, son derece eğlenceli olan Biyokimya dersine çalışmak yerine dışarı çıktım. (Bah yaaa)

Louisiana, ABD’de sokaklarında içki içmenin yasak olmadığı tek eyalet imiş efendim. Değerlendirdik hemen. Ama öyle şişesini kapan “tiheeeyyytt” diye naralar atarak dolaşamıyor. Bu işin de bir kuralı varmış. Derler ki New Orleans’ta herkes kese kağıdının içinde ne olduğunu bilir :) (Everybody knows what’s in the brown bag.) (ya da plastik bardağa koyup içebilirsiniz.)

Öğrencilik hali bitmeyecek anladık. Önce marketten aldığımız içkilerimizi Mississippi’nin kenarında keyifle içtik. Sohbet ettik. Sonunda Türk’ün egemenliği sona ermiş, kendimi pek tatlı yeni sınıf arkadaşım Arjantinli Virginia ile yakın zamanda seyretmiş (çok beğenmiş) olduğu “Duvara Karşı”dan konuşurken bulmuş, bütün entel dürtülerimi tatmin etmekteydim. Petek ise kanındaki hafif bir alkolün etkisiyle kendini sanata vermiş ve kendi halinde bir Arjantinliyi, meleğe çevirmişti:

(Petek bu fikri o anda kendisi buldu ama ne yazık ki “ben onu daha önce söyledim Ercan” vakası çıktı. Yani çok bilindik bir numaraymış. Fotoğrafı çeken Santiago. Elini mi oynatmış, onun da kanında alkol seviyesi mi yükselmiş bilinmez.)

İçkilerimiz bitip saatler gece yarısı 12yi vurunca, biz de kendimizi ünlü Bourbon Sokağı’nın kalabalığına vurduk:

Bourbon’da adet olduğu üzere, balkondaki insanlar ellerinde New Orleans boncukları tutuyor ve -çok afedersiniz- memelerini gösteren ablalarımızı, bu boncuklarla ödüllendiriyorlar. Akıl fikir diliyoruz kendilerine buradan. (Fotoğtaf açıkta bir -ya da iki- meme içermiyor. Boşuna incelemeyin:)

(fotoğraf: Santiago)

Ve sonunda ilk defa adam gibi müzik çalınan bir bara girme fırsatım oldu, evet bu kadar zamandan sonra. (Zamanında beni götürmeyenler! Sizi kınıyorum ve size laflar hazırladım:)

(fotoğraflar: Petek)

Son olarak “Hangi blues, jazz çalan yere gitsek acebağğğ” diye karasızlık yaşanabilen şehirler de varmış dünya üzerinde, vaynassını, diyor, yolu düşen, ya da yolunu bir şekilde düşürmeyi başaracak olan herkesi bekliyorum. (Tabi yurttan kurtulup kendi evimiz olunca).

  • Share/Bookmark

3 Yorum »

  1. Anonymous said,

    Ağustos 24, 2005 @ 01:25

    Protection racket, same old software, snubbed founder…
    From here, there and everywhere in our blogosphere.. network security specialist George Ou reports that a French security company which sells early exploit warning services has released a zero-day exploit that …
    Are you enjoying your blog?

    I’ thinking of staring one as well for my site health care

  2. Anonymous said,

    Ağustos 24, 2005 @ 01:42

    I was blog surfing and had to make a comment about your blog. Really cool. What do you think of my site shopping niches?

  3. Duygu Özpolat said,

    Ağustos 24, 2005 @ 16:50

    bah yaaa??
    ayıboluyo ama.
    hele ki ikincisi. Yok loglara bakıyomuş da benimkine denk gelmiş. süpermiş blogum. Hadi ordan, hadi ordannnn…

    Daha geçen gün gönderdiği bir forward mail yüzünden annemle çok fena dalga geçtim. Canınıniçi annesine bunu yapan bir insan Spam’in comment versiyonuyla karşı karşıya kalınca nasıl bir sinir sahibi insan olur, sizin hayal gücünüze bırakıyorum.

    Allahtan ki Ali Işıngör daha yeni yazmış bu “spam comment”lerden nasıl kurtulunacağını :) Ben de taktırdım. Ben de rahatladım. (bkz: word verification)

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

Yorum yapın