Nilüfer Turizm’in sayın yolcuları

Bir kere “Nilüfer Turizm’in sayın yolcuları!”, Greyhound’la gayet de seyahat edilebiliyormuş. Yakında “Amerika’da yaşamaya başlayınca aristokrata bağlayıp zencilerden nefret etmeye başlayan Türk modeli” hakkında bir yazı yazmayı umut etmekteyim. Bakalım…

Houston’dan Baton Rouge’a gitmek için otobüse bindim ben evet. Kucağında bir bavulla oturan zenci bir adamın yanına oturdum, çünkü otobüs biletleri numaralı değil. Upuzun bir sıra oluyor otobüs kalkmadan önce, bulduğunuz en uygun yere oturuyorsunuz. Ben otobüse bindiğimde herkes tek tek oturmuştu ve otobüsteki tüm bağyanlar çok afedersiniz obezdi. Bu yüzden gözüme ön sıralarda kestirdiğim bu koltuğa ilişiverdim, tabiri caizse.

Baton Rouge’daki hayat ise şu şekilde:
Züppe ve katolik bir Hintli ile ev arkadaşı oldum. Ama Türkiye’de asla kiralamaya gücümün yetmeyeceği bir ev bulduk. Bakınız şöyle:

Bu kapıdan içeri giriyorsunuz:

Böyle bir salon çıkıyor karşınıza:

İlerisi şöyle bir mutfak:

Yukarı katta ise iki oda var neredeyse birbirinin aynısı, ortaları da banyo. İşte bu benim odam:

Böyle yeşillikler pek hoş…

Gelin görün ki yerde uyuyorum kaç gündür. Neyse ki teyzemin verdiği pike ve nevresimi getirdim yanımda. Yatak almayı düşünmüyorum. Bir ara şişme yatak bulunca alıcam sanırım. Aslında bu minimal yaşam için için hoşuma gitmiyor değil. Zor, ama insan bu hayatta nelere uyum sağlayabildiğini gördükçe şaşırıyor ve rahata ne kadar çabuk alışıldığını anlıyor. Örneğin bu evde herkesin bir fincanı ve bir tabağı var. Olmayan diğer tabak ve bardakların eksikliğini hiç hissetmiyoruz.

Amerikalı’lar hakkındaki hislerim iyice karmaştı son zamanlarda. Bazen dövesim geliyor bazen alınlarından öpesim. Yurda dönüp eşyalarımızı almamız sağlık açısından tehlike arz ettiği için hala yasak. Ama bir hafta sonra biyokimya sınavı var, kitap yok ders notu yok. Havalar soğuyacak, kazak yok mont yok. New Orleans’ta kalan her şeyin yenisini alacak para yok (Hatırlarsanız THY yedi o paraları). Herkes New Orleans’ı terkederken, hemencecik geri döneceğini sanıyormuş anlaşılan. Peki bizim okul ne yapmış? Bir taşıma şirketiyle anlaşmış. Adamlar isteyen herkesin odalarındaki eşyaları kutulayıp buraya Baton Rouge’a getirecekler. Hem de en geç iki hafta içinde. Heyt be… Aferin değil mi? Eferin eferin… Neyse ki böyle şeyler oluyor da kafa atma isteğimi bastırıyor biraz :)

Daha çok felsefe ve edebiyat yapmayı isterdim fakat biyokimya çalışmak zorundayım. (Bu sefer şikayet etmiycem, geçen sefer şikayet ettim, kasırga geldi üstüme.)

(not: yine sorun çıkardı koyduğum resimler , yazıyı bir türlü yayınlayamadım ve explorer kullanınca halloldu sorun. Burdan kimi kınanmam gerekiyorsa kınıyorum. Beni bunca zaman sonra görev çubuğuna explorer kısayolu koymak zorunda bırakanlar! Evet sizi kınıyorum. Kimsiniz? Neden? Anlamıyorum.)

6 Yorum »

  1. Nursel said,

    Ekim 3, 2005 @ 5:18 am

    Talişim, ne küssel bi ev o öyle..İçi bomboş mu?yoksa bi kaç koltuk vs. varmı?O şehirde ne kadar kalacaksınız? Eğer uzun süre kalacaksanız ve yaşamınızı kolaylaştıracak eşyalarınız yoksa, ve almanız gerekiyorsa hemen para çıkartması yapalım canımcım..Acil bildir bana..Bir de focus için yazdığın makaleye yorum yazdım bi bak..

  2. xine-lib said,

    Ekim 3, 2005 @ 10:53 am

    Ne kadar güzel bir eviniz var :) Gule gule oturunuz…

    Cu,

  3. Duygu Özpolat said,

    Ekim 3, 2005 @ 7:50 pm

    Evin içi bomboş :) ama ben bi şişme yatak alıcam bi ara onun dışında bişey almayı düşünmüyorum. Aralığa kadar burda olucaz zira. Yani hayat yeni bir sürpriz peşinde değilse :)

    Ev çok güzel evet, ama içinde pek güle güle oturamıyoruz.

    Ya hayat niye bu kadar zor anlamıyorum. Evde oturamıyoruz çünkü normalde arabayla en fazla 20 dakikalık bir mesafede olan okula iki otobüs değiştirerek kimi zaman 2 saatte varıyoruz. Ve otobüs pek sık geçmediği için çok erken çıkıp geç dönüyoruz.

    Gıcık oluyorum bu ülkeye ben bugünlerde fena halde. :(

    Sanırım kocamı çok özlüyor olmamın daha çok etkisi var bunda.

  4. Anonymous said,

    Ekim 10, 2005 @ 10:50 pm

    Mozilla/Firefox kullanıyor olduğun tahmini ile sana bu genişlemeyi değerlendirmeni tavsiye ediyorum; bu sayede esas yolundaki çalıştırılabilir dosyası haricinde sisteminde IE’nin hiçbir kısayolunu barındırmak zorunda kalmazsın. Ayarlarını azıcık kurcaladığın zaman dilediğin siteleri otomatik olarak IE ile açma gibi bir seçeneğin olduğunu da göreceksin.

    Fazla söze gerek yok.

    Sevecenlikler,
    exalted

  5. Duygu Özpolat said,

    Ekim 10, 2005 @ 11:26 pm

    evet firefox kullanıyorum :) teşekkür ederim indirdim “IE view” genişlemesini ve de kaldırdım iğrenç explorer simgesini görev çubuğundan.

    sevgiler

  6. nuvecyty said,

    Temmuz 25, 2007 @ 4:12 pm

    suros kyfarigi gukma
    pause http://lopik.nl.eu.org/harley-sportster.html [url=http://lopik.nl.eu.org/harajuku-lovers.html ]to[/url] to http://lopik.nl.eu.org/peaches-boutique.html [url=http://lopik.nl.eu.org/courtney-simpson-pics.html ]of[/url] going http://lopik.nl.eu.org/ewalletxpress.html [url=http://lopik.nl.eu.org/pentagon-credit-union.html ]greasy[/url] lymog

RSS feed for comments on this post · URI'nin geri izlemesini yap.

Leave a Comment