Şükürler olsun şükran günü

Bugün Şükran Günü. Ben de şükürlerimi paylaşmak istedim sizlerle.

New Orleans’tayız iki gündür. Şükran Günü sebebiyle 5 günlük bir tatile konduk. Osman (Ben) bizi arabasına attı, getiriverdi sağolsun. (Bilmeyenler için: geçici olarak New Orleans’a bir saat uzaklıktaki Baton Rouge’da yaşıyorum şimdilik.) Ahmet’in kutu gibi evindeyiz. Bu sabah bana kahve makinesini kullanmayı öğretti, kahvelerimizi, kurabiyelerimizi ve dizüstü bilgisayarlarımızı aldık, aynı koltuk üzerinde Internet’te başka başka alemlere daldık.

Ben biraz haber okuyayım dedim. Önce öğretmenler günü sebebiyle bunca senelik öğretmenlerimizin nasıl olduysa gözden kaçırdıkları bir takım konularda – sağolsun - onlara saygıda kusur etmeyip “öğütler veren” sevgili Milli Eğitim Bakanımızın ağzından dökülmüş nadide cümleleri okudum. Bir öğretmen çocuğu olarak annemin aslında haftada “iki gün” çalıştığını öğrendim bakanımızdan. Bunun üzerine acaba annem yıllardır sabahın köründe evden çıkıp okul yerine meğer lunaparka mı gidiyormuş diye içerlendim. İnsan arada bizi de götürür. Tanıdığım bütün öğretmenler haftanın 5 günü çalışır gibi görünüp eğlencede, zevk-ü sefada imişler meğer benim haberim yokmuş. Zaten o öğretmen evlerini lokalleri falan o yüzden yapıyorlar, hepsi sabahtan akşama konken, tavla oynuyor biliyordum! O yüzden ben bugün hiçbirinin öğretmenler gününü kutlamıyor, ve gözümüzü bu gerçeklere açtığı için milli eğitim bakanımıza buradan teşekkür ediyorum. Kendisinin o öğütleri verirkenki hal ve tavırları gözümün önüne geliyor. İçim ürperiyor. Ya evde yoksa? Olsun buna da şükür.

Hain öğretmenler hakkındaki bu gerçeği keşfettikten sonra gazetelerin sayfalarını sanal sanal arşınlamaya devam ediyorum. Irak’ta insanların yine boş yere öldüklerini, Çin’de bir petrokimya fabrikasındaki patlamanın yakındaki nehirde benzen kirliliğine sebep olduğunu, çevrede yaşayan halkın şehri boşaltmak zorunda kaldığını, benzenin lösemiye sebep olan kanserojen bir madde olduğunu, Çin’in Rusya’yı bu kimyasal sızıntıya ilişkin uyardığını okuyorum. Şükürler olsun ne kadar güzel bir gün. Şükürler olsun! Biz beyaz adamın kırmızı adamdan çalıp, siyah adamı emrimize amade ettiği, ve (çok uzaklarda olsalar da) zaman zaman sarı, zaman zaman kahverengi adamlarla savaşarak koruduğu bu topraklarda (kendimiz biraz kahverengi olsak da) paramızı kazanıyoruz, fareleri ve kurbağaları öldürerek insanları daha uzun yaşatmak için çalışıyoruz, bugün hindi yiyerek bu harika hayatımız için daha da şükredeceğiz. Şükürler olsun! Olsun be… Beyaz adam bu toprakları korumaya çalışırken, şehirlerimizi kasırgalardan korumak için parası kalmadı, kasırgalarla yıkılan şehirlerimizi yeniden yapmak için de parası kalmadı, ama yine de şükretmeliyiz. Kasırgaların bile iyi yönleri var, mesela bütün o siyah adamları kurtarmadık kasırgadan iyi oldu, şehrimiz daha bir Ayşe Teyze “beyaz”lığında sanki.

13 Yorum »

  1. ilker said,

    Kasım 24, 2005 @ 3:53 pm

    Evet dunya gittikce daha da skici bir yer halini aliyor .Haberlerde benzer seyler ,duyarsizlastriyor insani.Para icin yapilanlar , televizyonda gorduklerimiz ,insanlar, hersey modifiye.Bir de kis geldi tam oldu zaten.

  2. Mert Ulas said,

    Kasım 25, 2005 @ 6:03 am

    Gelecegi dusunup buna da sukur desek mi?

  3. dilay said,

    Kasım 25, 2005 @ 2:26 pm

    manderlay i izleme firsatin oldu mu canim? Trier in son filmi.. beyaz adam ve siyahlarla ilgili dicek daha çok seyimiz var sanirim.. ve nedense bu pust bunu çok iyi beceriyo.. filme cesaretimi toplayip gittim, tek basima hemde.. dogville in sancilari geçmemisti daha.; neyse ben fazla konusmiyim izle iste firsatin olursa, evet çok didaktik ama trier iste, parmagini insanlarin gozunun içine sokup dondurmeye oymaya kanirtmaya bayiliyo..

  4. Duygu Özpolat Eren said,

    Kasım 25, 2005 @ 4:51 pm

    İzlemedim, bilmiyordum hatta. Dogville’i, film hakkinda hicbir sey duymadan, hicbir fikrim, onbilgim olmadan izleyip fenaliklar gecirmistim ben de. Sok etmisti o film beni.

    Ama sanırım yeni bir Trier filmi izleyebilecegim kadar zaman gecti üstünden :)

    bu arada beyaz adam ne kadar ırkçı ise, siyah adam da en az onun kadar ırkçı olabiliyor buralarda. Çözmesi çok zor bir yapboz bu bence. a

  5. dilay said,

    Kasım 26, 2005 @ 5:52 pm

    iste film de tam bunu anlatiyo duygucum, o yuzden gormen lazim.. bu adam(trier) bunu çok guzel beceriyo iste bu yuzden fenaliklar geçiriyoruz filmlerini izlerken.. film boyunca ve sonrasinda hayatina yayilan bi “ama kim iyi” “kim dogru” “iyilik nedir” sorularina boguyo seni.. bi turlu isin içinden çikamayip bi sonraki filmini bekliyosun.. ve bi sonraki daha da bulandiriyo.. niye bunu yapiyo ne derdi var bilemedim:) ama tam da yapmak istedigimi yapio iste.. ben dogville i izledigimde bu filmin sinama tarihinin sonu oldugunu dusundum, sikiyim dedim, bana yapçak hiç bisey birakmadi, derin bi umutsuzluga dustum.. sonra bunun bi uçleme oldugunu ogrendim, aman tanrim bunun gibi daha iki film daha yapcakti ve bu adama daha otuzlu yaslarinin sonlarinda! ve son 3yilda 3 film yapti nerdeyse, dusunsene 70 yasina kadar yasadigini… ama yasayamaz, kimse bu hissiyatla o kadar uzun yasayamaz biliyorum, o yuzden içim rahat:) ve simdi en az bi yil daha beklemem gerekiyo yeni filmi için.. neyse izle bakalim filmi firsatin olursa, bu arada dogville den daha çarpici deil bence ama dogville için çok amerikan elestirisi yapiyo hatta amerikada yasaklandi laflari donuodu, bu filmde afedersin elestirinin amina koymus, yani gizliden deil dogrudan yapiyo iste.. ama … ama diyosun.. iyilik diyosun.. adalet.. irkçilik..ama ama insan.. kimseye kizamiyosun.. kendini yiyosun..

  6. bacak said,

    Kasım 27, 2005 @ 9:17 am

    yav ben mi çok duyarsızım, kalbim mi yok nedir anlamadım lakin dogville beni pek etkilememişti. ne biliim “idioterne” ya da “breaking the waves” daha çok gerip daha beter buhranlara sürüklediydi yüreciğimi.. ben gidip biraz düşüneyim.

    bu arada amerika bey kendi felaketini ve eksikliklerini saklamayı çok güzel başarıyor. tabi sadece medyada. alternatif yayın organlarında değil.

  7. armağan said,

    Kasım 28, 2005 @ 6:25 am

    Anaaa . muabbet buralarda dönüyomuş. dilay var hahan var duygu da yazmış.
    Ben manderlaya gidemiyom hala. dilay gibi cesaretimi toplayamadım.dogville yeteri kadar sorulara boğmuştu.
    Şu an tayyibe olan kinim bush’a olan kinimden öne geçmiş durumda.Hergün bir açıklamasını okuyup kendimden geçiyorum.
    3-4 sene önce abdülkadir aksu galiba(şu anki içişlri bakanı!)
    “bu geçiş kanlı mı olacak kansız mı olacak ama fıstık gibi olacak” dediydi de kıyamet koptuydu. şimdi bu tür laflar gırla dönüyo hergün birileri bişeyler diyor ama olay kanıksandı gibi. yavaş yavaş alıştırıyorlar. hele bi de cumhurbaşkanlığına da kendi adamlarını koysunlar esas ondan sonra fıstık gibi olacak!!

    (duygu, bu arada örtmenlerimiz boş boş oturup içip içip sapıtmasın diye çoğu öğretmenevinde alkolü yasakladılar)

  8. Duygu Özpolat Eren said,

    Kasım 28, 2005 @ 11:43 am

    Ya biz burda Bush muş derken ülke elden mi gidiyor ne?

    Dünya çürüyor… :( İnsanlara hobiler lazım.

  9. Duygu Özpolat Eren said,

    Kasım 28, 2005 @ 11:44 am

    Bu arada Armağanım hoşgeldin :)

  10. dilay said,

    Kasım 28, 2005 @ 2:57 pm

    aman da aman benim armaganim da gelmis(bu arada hayvanca sahiplenseydim “benim” diyerekten), hosgelmis..
    armagan filme git ama tek basina deil en azindan bi kankani al git ya da ne biliyim bi hatun falan al yanina çikista baska seyler dusundurebilitesi olanindan:)

    ulkede neler oluyo hiç haberim yok, gerçi orda olsaydim da muhtemelen haberim olmicakti:) burda sarkozy efendinin yedigi bokun pisligini temizlemekle ugrasiyoruz biz de:)

    bu arada su filmle ilgili biseyler yazarken, ayy simdi kesin biri çikip bisey der sinireder beni, yazmasammi hiç demistim.. pek bisey olmadi ama hakanin bi kez daha duyarsizligini duyurabilecegi bi ortam yaratmis olduk, neyse onemli deil, vatan sagolsun:)

  11. bacak said,

    Kasım 29, 2005 @ 1:17 am

    (dilay hanım “dikkat ilerde ironi var” diye uyarın beni eğer varsa, anlamam başka türlü.. ki yok sanırım)

    aaaa aşkolsun ama.. bak ne güzel yazmışım oraya idioterne’de buhranlar yaşadığımı.. sadece dogville beni pek sarsamadı. efem ne kadar duyarlı bi insan olduğumu şu sözlerle göstermek istiyorum;

    “bak beyim, sana iki çift lafım var.koskoca adamsın.paran var, pulun var, herşeyin var.binlerce kişi çalışıyor emrinde.yakışır mı sana ekmekle oynamak.yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak.ama nasıl yakışmaz.sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören.anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.ama ben boşuna konuşuyorum.sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.hıh.sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey.sen mi büyüksün.hayır ben büyüğüm, ben, yaşar usta.sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç.gözümde pul kadar bile değerin yok.ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç birşey yapamayacaksın.yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız.bizler birbirimizi seviyoruz.biz bir aileyiz.biz güzel bir aileyiz.bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun.dokunma artık aileme.dokunma çocuklarıma.dokunma oğluma.dokunma gelinime.eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni.anlıyor musun.vururum ve dönüp arkama bakmam bile.”

  12. Cigdem Sonmez said,

    Kasım 30, 2005 @ 2:25 am

    Şeyyyyyyyyy

    Yaşar Usta: Münir Özkul

    Yaşar Usta’ nın Karısı: Adile Naşit

    Yaşar Usta’ nın Oğlu: Tarık Akan

    Gelin: Filiz Akın

    Fabrikatör Saim Bey: Kenan Pars

    Saim Bey’ in Karısı: Bedia Muvahhit

    Allah iyiliğinizi versin e mi? :-))

  13. nursel the teknolojik anne said,

    Kasım 30, 2005 @ 7:18 am

    Çiğdem hanıma;
    sizin blogunuza yorum yapmak istedim.ama yazımı göndermem mümkün olmadı..sanırım ayarları değiştirmeniz gerekiyor..Bu nedenle size yazdıklarımı kendi bloguma koydum..ordan okursanız sevinirim..hoş kalın…
    http://www.blogcu.com/rickytick/

RSS feed for comments on this post · URI'nin geri izlemesini yap.

Leave a Comment