Ukala Olma Sanatı

Ukala olmanın sanatı mı olur? Bazı insanlar bu işi o kadar güzel beceriyor, öyle şiir gibi bir ukalalık icra ediyorlar ki, ukala olmanın bir yerlerde öğretildiğini, ya da bunun doğuştan gelen ciddi bir yetenek olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Haketmeden ukala olan insan, benim bu güzel hayatta, bir takım politikacılardan sonra, en sinir olduğum, en katlanamadığım insan tipidir. Nedense ben bu tip insanları kendime ev arkadaşı olarak (biraz da cebren ve hile ile) seçmekte ısrarcı bir tabiata sahibim. İşte bu sebeple sizlere “Ukala Olma Sanatı” başlıklı bu yazıyı yazmak için pek çok anektod biriktirme ve pek çok gözlem yapma olanağım oldu :) İnsanlığa son derece faydalı şeyler yazdım, ne güzel.

Zaman zaman kendisinden “züppe Hintli” diye bahsettiğim, şuanki ev arkadaşımı belki eski maceralarımızdan hatırlarsınız: Alain. Kendisi (nasıl olduysa) Türkçe bilmiyor da ben de rahatça burada dedikodu yaparak bana yaptıklarının öcünü alabiliyorum. Nıhah ha. (İskeletor gülüşü).

Alain, 28 yaşına gelmiş, iki master bitirmiş, üstüne yetmemiş bir de doktoraya başlamış bir arkadaşımız. Her şeyin en iyisini o bilir, her şeyin en doğrusunu o yapar. Alain’in her konuda, ama her konuda, söyleyecek bir sözü vardır. Klişeleri sever, en güzel cep telefonu onunkidir, en uygun cep operatörünü o seçmiştir, okulun en üretken bölümü genetiktir (evet onun bölümü) ve dünya üzerindeki en iyi bilgisayar da onunkidir, ve Mac’tir. Ayrıca bunların dünyada başka hiçbir alternatifleri olamaz. Alain Aleyhisselam’ın (A.A.), neredeyse her zaman, tartıştığımız ya da zıt düştüğümüz bir konuda ben apaçık haklı çıksam da, hatasını kabul etmemek, bu olayı görmezden gelmek ve benim aptal olduğuma (özellikle “kız” olduğum için) kuvvetle inanmaya devam edebilmek gibi yetileri var. Kendisini buradan bir kez daha, bu 28 yılda ancak bu noktaya gelebildiği için tebrik ediyoruz. Üreyip genlerini saçmaması için ayrıca dua edeceğiz.

Ne yazık ki, bir insan kendisine ukala olmak gibi “zorlu” bir yolu seçmiş ise, hiç olmazsa o ukalalığı besleyecek bir parça zekaya sahip olmalıdır. Yoksa kişinin, Alain gibi, kendisini sürekli aptal durumuna düşürmesi kaçınılmaz olur.

Bir örnekle inceleyelim:

(Ne demiştik, Alain her şeyi bilir, O‘nun her konuda söyleyecek bir şeyi vardır.)
Sabah Alain de Düygü de uyanmış, kendi odalarının kapılarını açarak mutfağa doğru yol almaktadırlar. Düygü odasının kapısını açınca, dinlemekte olduğu müzik Alain’in eşsiz kulaklarının, nadide çekiç, örs ve üzengi kemiklerine kadar teşrif eder (ki bu kemikler vücudumuzdaki en küçük kemikler olma özelliğine sahiptirler), ve ulu Alain hazretleri kulları Düygü’ye dönüp şöyle sual buyururlar:

A: -Who is that playin’ the sac? (Son derece kendinden emin bir ses tonu ile: “Saksafonu kim çalıyor?” Burada dikkatinizi çekmek isterim, kendisi “saxophone” demiyor, “sac” diye kısaltıyor, yani caz olayına acayip bir aşinayım, müzik aletleri çok yakın kankilerim, onlara kısaca “sac” diye hitap ediyorum, halleri.)

D: -Oh, it’s not saxophone, that’s Miles Davis playing trumpet. (Canım benim, madem bilmiyosun, konuşma. Bir gıdım caz dinlemiş olsan, saksofonla trompeti karıştırmazdın, ama o bir gıdım bilgiden, kulaktan bile eser yok, bari sus be sus, sabah sabah koymuşum Miles’ımı dinliyorum (bak şimdi siz bi de bu ukalaya bakın, vay vay :), şu güzel ortamı bozdun bak yine.)
Aynı gün içinde sınav sorularını tartışırken, bu insan, cevabını adım gibi bildiğim bir soru hakkında bana hiçbir şey bilmiyormuşum, soruyu aptalca yanıtlamışım gibi davranır, ve fakat ben kendisine cevabı kitaptan gösterip, içimden bir takım küfürleri sayarken, o bir dansöz gibi kıvırıp, bir çengi gibi…. aman neyse bilmiyorum işte.

Resmini de koyayım tam olsun deşifremiz, cümle alem bilsin bu organizmayı:


(Hangisi olduğunu anlamakta zorluk çekmeyeceğinizi tahmin ediyorum :))

Günlük değil mi burası, arada bir içimi dökmem lazım.

(not: ayrıca “kocan da ukalanın önde gideni bayrak sallayanı, be kadın” diye yorum girmeyin, o hakediyor, çok zeki o, hem de ne dediğini biliyor, canım benim, gerekirse hatasını da kabullenir, paşa paşa özür de diler. Öyle de harika bir…. taam neyse :)

22 Yorum »

  1. Mert Ulas said,

    Aralık 7, 2005 @ 10:13 pm

    ahah, bu amerikadaki kisaltma olaylarina ayri bir gicigim bende. Ukalalik buradaki hintlilerde de var, bir bakima kendilerini kabul ettirme mekanizmasi olarak goruyorlar heralde.

  2. huru said,

    Aralık 8, 2005 @ 12:21 pm

    ay cok guldum cok komiksin cok guzel yasayip yorumlamissin herseyi.hakketen cok guldum gul gul guldum.

  3. Duygu Özpolat Eren said,

    Aralık 8, 2005 @ 2:50 pm

    Mert Ulaş: Ben insanları ırklarına, geldikleri ülkeye, renklerine göre değerlendirmekten genellemekten hoşlanmıyorum, ama şimdiye kadar tanıştığım bütün Hintli’lerden koşarcasına uzaklaşmak istedim. Ve evet, nedense hep bir “bildiğini gösterme” “ukalalık etme” tavrı içerisindeydiler. Bu arada tanıdığım bir Hintli’yi bunun dışında tutmak isterim, ODTÜ’de İngilizce hocam olan Poroma adında süper bir kadın vardı. Zaten bu yüzden genellemek çok kötü, insan ister istemez kötü örnekleri daha çok hatırlıyor nedense. Bir an düşündüm de, burada sınıftaki Hintli kızlardan biri de iyi bi kız aslında. Sadece hergün 18 doz Alain alınca, insanda haliyle ne hümanizm kalıyor, ne yaşasın halkların kardeşliiiğiii. :)

    Huru: teşekkür ederim efendim, ne mutlu bana, en azından bu ukala dümbeleği sayesinde birilerini güldürebilmişsem :)

  4. dilay said,

    Aralık 8, 2005 @ 4:24 pm

    bi kere, bir(bir kere bir deil ama:); esinizin ukala oldugunu kim demis? ben nedense kendisinin daimi savunucusu olmak durumundan kendimi kurtaramiyorum bi türlü, bu arada kendisini de bi kere gördüm(tabii hikayenin basindan beri takipçisi olmak gibi bi sansim da vardi, hehe), hatta oldukça saçma bi geceydi(felaketlerin ardindan gelen bi gece). ukalalikla, hakli ukalalik(tabii ki zekanin eseri-ki buna ukalalik diyemeyiz, bu, ilgili kisinin dogasidir) arasindaki o “caaanim” çizgiyi görebilen benim gibi nadide insanlar(bak sen bana, ukalanin önde gideni mi ne oldum:) bir bakista anlayabilirler bu ukala kocanin tatli mi tatli biri oldugunu, ayrica merak edenler “ayy ne ukala” diye soylenip ve yargilayip durcaklarina usenmeyip kendisinin iki yazisini okuyuverirlerse ilgili sahsin ne kadar da ukalaliktan uzak oldugunu gormeleri pek de zor olmayacaktir ve ben cümleleri böyle uzattikça siçicak olanimdir..
    hintlilere gelince.. daha onlara sira gelmedi bende:) zencilerle biraz bogusup çinlileri tanidiktan sonra “ah canim benim” diye kendime derhal zenci bi arkadas yapip kafayi çinlilerle bozmus durumdayim, tamam igrenç biliyorum, irkçilik bilmem bidir bidir taam, yasasin halklarin kardesligi duygucum:))(duyguuu, bu arada en beteri endonezyalilar! hem zenci teninde hem çekikler:)çok ayip çok..

  5. ahmeTzehiR said,

    Aralık 9, 2005 @ 12:55 am

    yok yok ben de deneyimlemis bi insanim aleyn dumbeleginin ukalaliklarini, ama benden korktu galiba, san zamanlarda cok iyi davraniyor bana karsi.hmmmm… bi de dilay cekik gozlu cinlilerden ben de kaciyorum, inanilmaz geveze, gurultucu, bencil, vb.vb. bi insan grubu (yok yok ben de irkci deilim, savasma sevis, butun dunyada baris falan tabiiki)ama cinlilerden nefret ediyorum (ohh icim acildi valla).

  6. alain selçuk bacak said,

    Aralık 9, 2005 @ 3:41 am

    mesela ben de her şeyi çok iyi bilmeme rağmen pek göstermem ukala demesinler diye. bu yönümle, yani mütevazı oluşumla ayrılıyorum diğer ukalalardan.. farklı bi kategorideyim bence.

  7. Anonymous said,

    Aralık 9, 2005 @ 10:01 am

    Ben de tanıdığım bir hintlinin kategori dışı tutulmasını rica ediyorum, Arundhati Roy da gayet normal, ukalalık, bilmişlik ve kompleksleri olmayan tatlı bir yazardır. Oturup saatlerce sohbet edip en ufak bir bilgiçlik taslamasıyla karşılaşmazsın, genelleyeceksek de belki imparatorluk topraklarına göç etmişleri genellemeye çalışalım derim…

    l’o'ker

  8. Anonymous said,

    Aralık 9, 2005 @ 10:02 am

    Bir de tabii ukalalık ne kelime, ölümcül merak ve alçakgönüllülüğüyle Hrundi V. Bakshi’yi taparcasına severim, laf ettirmem… Efendim, film karakterleri kabul edilmiyor mu? Bana ne ya… Gerçek olan bu hayat değil, parti filmi, matrix de sensin!
    l’o'ker

  9. Anonymous said,

    Aralık 9, 2005 @ 10:05 am

    dilay hanım teessüf ediyorum, dünyanın en büyük ukalasına ukala değil dediğiniz için, hadi yenge aşkından toz kondurmuyor diyelim ama, yani mızmızlık, üstten bakmak ve ukalalık ekseninde bir woody allen, iki a. murat eren yani… ha bununla beraber kendisi duygu ile evlenmeseydi (şık gibi oluyor böyle de… a. b.) ben kendisine evlenme teklif edecektim, o kadar severim o ayrı… (burayı da yengenin annesi falan okuyor, yanlış anlayacak kadıncağız… yok yani o kadar severim demek istiyorum valide hanım, hürmetler…)

    l’o'ker

  10. Duygu Özpolat Eren said,

    Aralık 9, 2005 @ 1:03 pm

    Ya iyi bir şey değil bir milletin insanlarını topyekün zan altında bırakmak, iki tane gıcık versiyonuna denk geldik diye. Kafası çalışan insanlar olarak en azından biz hislerimize yenik düşüp böyle önyargılara kapılmamalıyız, ama insanın elinde olmuyor bazen çok iyi biliyorum :)

    Sadece Çinli’lerin olduğu bir laboratuvarda çalışmanın ne demek olduğunu ben de biraz yaşadım, biliyorum, kendi aralarında çince konuşuyorlar, pek yardımcı olmuyorlar, ve ingilizce konuştuklarında anlamak çok zor oluyor.

    Ama sanki biz Türkler sütten çıkmış ak kaşıklarız. Yine en güzel örneğini ben bizzat yaşadım, Amerikalı arkadaşım (Lynn) Türkiye’ye geldiğinde, girdiğimiz her ortamda insanlar bir süre sonra İngilizce konuşmayı denemeyi bırakıp (ya da hiç denemeyip) kızcağız anlamıyor diye düşünmeden, çatır çatır konuştular Türkçe’lerini. :) Yani herkesi hem kendi çöplüğünde, hem de yalnız başına başkalarının çöplüğüne düşünce görüvermek lazım :)

    Bi de herkesin kültürü başka işte. Amerikalılar birbirlerine “What do you drive” (Araban ne marka) diye soruyorlar, ve bu hiç de ayıp değil. Ama bizde böyle şeyler pek sorulmaz, ayıp karşılanır. “Beni kullanıdığım arabaya göre mi ölçüyon” denir.

    Tabi neticede herkesi sevmek zorunda değiliz. Ama herkesin de bizi seveceğini sanmayalım yani :) Kendi öküzlüğümüzün farkında olarak başkalarına atıp tutmak serbest :)

  11. Duygu Özpolat Eren said,

    Aralık 9, 2005 @ 1:40 pm

    Ya bi de Meren’e neden ukala diyorsunuz anlamıyorum :)))

  12. A. Murat Eren said,

    Aralık 9, 2005 @ 2:43 pm

    Cevap hakkı doğmuş. Dayanamıyor, yazıyorum..

    Öncelikle kıymetli Dilay hanımlara ben kulları içün sarfettikleri iltifatlarından ötürü teşekkürlerimi sunarım (Ben de aynen kendileri gibi kesinlikle ukalâ olmadığımı düşünmekle beraber, naif kimliğimi ortaya koyma konusunda pürüzlerle karşılaşıyorum).

    Evet.. Pürüz demişken.. Tam beni bütün insanlar sevecekken ortaya çıkıp her şeyi mahveden l’o'ker beyleri ise kınıyorum ve kendilerine laflar hazırladım, buyursunlar efendim.

    Bir de tabii ukalalık ne kelime, ölümcül merak ve alçakgönüllülüğüyle Hrundi V. Bakshi’yi taparcasına severim, laf ettirmem…

    Efendim bu bey bir misafirlikte yapılmaması gereken ne varsa bir filmlik süre içerisinde hiç utanmadan yapmayı başarmış bir kişidir (The Party filmini izlemiş olanlar bilir). Bana sorarsanız kendisi ile beraber, o müstesna ev sahiplerinin düştükleri müşkül durumu gözler önüne seren filmden keyif alan ve bu filmin hayata geçirilmesinde parmağı bulunanlar bir araya getirilmeli, ve hepsi Jüpiter’in bir uydusuna hayat ile ilgili izler aramak üzere gönderilmeli ve hatta ‘biz akıllandık, eşek olmayacağız artık’ diyene kadar da orda kendilerine taş maş toplatılmalıdır. Benim eşsiz dünya görüşüm bunu öngörür. Bu bir.

    (…) hadi yenge aşkından toz kondurmuyor diyelim ama, yani mızmızlık, üstten bakmak ve ukalalık ekseninde bir woody allen, iki a. murat eren yani…

    Şiddetle teessüf ediyorum efendim. Bakınız, Woody Allen beyi tanımam etmem lakin, eğer o da benim gibi sizin tarafınızdan hiç olmadığı halde mızmız olarak nitelendirilmiş ise bir teessüfü de ordan hanenize yazın; Woody bey ne düşünür bilemem fakat benden af dilemenize gerek yok, hatanızı bilin kâfi. Bu da iki.

    Duygu hanımların afiyetini bozan o hintli kardeşimizi de ayıplıyorum. Bu da üç.

    Hepsi bir yana L’o'ker beylerin sergiledikleri tüm pürüzlere rağmen eğer Duygu hanım ile bir kaç sene daha karşılaşmasa idik kesinlikle kendisi ile evlenirdim, fakat yanlış anlaşılmasın (eheh).

    Hürmetler,
    Meren.

  13. dilay said,

    Aralık 9, 2005 @ 9:12 pm

    bir(illaki böyle siralamak gerekiyo bunlari); woody allen a noolmus? e adam gayet de mükemmel(bak iste tasvir etçek cümlelerim bitmis en abartisini koyup birakiveriyorum) eh iyi iste adam, bir woody allen iki meren olmus da noolmus anlamadim ben, iyi ki iki olmus da iyi olmus iste, sen (bu da kimdir bilmem etmem) hiç ukala görmememissin ya da woddy allen..
    neyse ben çemkirmelerime devam ediyim, bu söylemlerin yengemizle ilgisi yoltur kendileri bilirler yeri geldigindeki çirkin elestirilerimi, bu deyislerimin sadece merenle ilgisi vardir ki ben kendisini duygumdan önce(yani önce de diyemeyiz ama kendisinden ilk haberdar oldugum zamanlarda, hatta öncesinde de tesadüfen-eksisözlükten-) tanidigim için vidi vidi(cümleyi topralayamicam vidi vidisi bu)(yani istesem toparlarim ama gücüm yok, alkol seviyesi cümle toparlama yetisini asmis durumda)

    ayrica party filmini bugün üçüncü kez izlemis bi insan olarak anilarim taptaze:) filmin o kadar da komik olmamasina ragmen ne diye bu kadar komik oldugunu düsünmeye çalisarak izledim bugün ve düsÜnmeme yine pek firsat kalmadan feci bi sekilde güldüm.. ne hos di mi..
    ayrica hintliler yok zenciler çinliler.. duygucum lynn’in yaninda herkesin tr konusmasi bence normal, çünkü bizim oralarda pek yabanci yok bebegim yani trde insanlara bu yüzden kizamayiz bence ama sizin labaratuarda çince konusan tiplere gelince(bu arada hakkaten burda bi çinli bi bilmem kim kiyaslamasina giremeyiz abii tr de hemen hemen herkes türk yani herkes ayni dili konusuyo, yabanci yok dogruduzgun ondandir ortamda tr konusulmasi) onlar siçik tipler iste! bu çinliler her yerde böyle! sen hiç trdeyken otobüste gördügün bi insan üzerine düsündündunmü lan bu nerden diye.. yok iste bizde bu olay, ancak yabanci yabanci olunca(yabancilasmak apayri bisi oldugu için kendisinden bahsetmemeyi uygun gördüm) farkediyoruz hintliymis çinliymis! hepsi kahrolsun! evet türkler de kahrolabilir bu arada, bana hiç koymaz! ama hakkaten bu hintlilerdir bi çinlilerdir, felaketler, yani bizden bile beterler o açidan! ve yakinda çince konusmaya baslicaz hepimiz, her yeri sardilar yahu.. eskiden(çok da eski deil hani) karsilastigin bes insandan biri çinli olcak hikayesi nerdeyse beste ikiye çikmis durumda.. nyse ya bana ne kim çogalmis kim azalmis.. diceem sudur ki farkliymis baska memleketler..

  14. lithaen said,

    Aralık 10, 2005 @ 11:19 am

    Evet, ben de o ukelalardanım… Hatirlayaniniz bikac blog once yazdiklarima cavaba karsilik bisi yazayisimi takip etmistir… Ama valla mazeretim vardi. Bendeniz askere gidiyorumda 1 ay icinde isten ayrildim, evi topladım yolladım ettim insanlarla vakit gecirmeye cabaladim falan…yani yazmak istedigim bir cevabi bir turlu toparlayi yazamadim. Neyse canim saolsun donunce yazarim.. :P

    Bi anda ukalalik diince bi konuda bi arkadasla yaptiiniz “hayir oyleydi-hayir boyleydi” muhabbeti geldi de, mum isiginda badem ezmeli cikolata yerken…nasil gerilmistim ve ne gerek vardi…hatirlamazsin muhetemelen ya neyse ;)

    hepinize iyi bloglar, ben askerdeyken Van’dan baglanabilirsem okuyoabilirim ne de guzel olur…

    Hkkat cevap yazamadim..kusura bakmayin… :P
    fIrat

  15. Anonymous said,

    Aralık 14, 2005 @ 3:40 pm

    Kusura bakmayın ama anlattıgınıza göre sağlığa zararlı bu insanla aynı evi paylaşmak zorundamısınız? Çünkü okurken ben bile gerildim.

  16. Anonymous said,

    Aralık 16, 2005 @ 9:46 am

    düygüüü…
    birak simdi ukalayi hintliyi.
    ne zaman geliyosun be kadin.
    bekle bekle icim kasildi. burdaysan nie haberimiz yok. iyi misin. nesin.
    ses et.
    gosi

  17. Anonymous said,

    Aralık 16, 2005 @ 2:56 pm

    çok başarılı buldum yazılarını yaa..(ben bi otoritemiyim? alakası yok) ama gerçekten, bu şekilde pc ye yazı yazmanın zor olduğunu düşünüyorum(_baş ağrıları, kasılma__) ama sen de bunların hiçbiri yok gibi. tebrikler.
    özlem

  18. Anonymous said,

    Aralık 19, 2005 @ 3:33 am

    Resimdeki hintli arkadaşa bakarken, ağız şekli itibariyle, _Medyum Keto_ çağrışımı yaptı bende :))

    Bir dönem TV kanalları kendisine doymuyordu. Ne söylemediği şarkı, ne de yemediği “naklen” dayak kalmıştı adamcağızın… Her neyse umarım bu hintli arkadaşın akibeti daha makul olur, insanlık adına…

  19. Duygu Özpolat Eren said,

    Aralık 19, 2005 @ 6:17 am

    merak etmeyin, Ocak ayından itibaren bu arkadaşla “ev arkadaşlığı”mız son buluyor. :)

  20. dilay said,

    Aralık 20, 2005 @ 5:30 pm

    fotografa baktikça sinirim bozuluyo yahu, insanlar niye fotograf çektirirken “heyy” manasinda agizlarini açarlar hatta birak manasini “heyyy” ya da “huuuw” diye bagirirlar! bak bi tanesi hariç hepsinin agzi “heeeee”seklini almis durumda!
    ayrica duygu hanimcim biliyoruz memlekete ve kocaya kavusmus durumdasiniz, agzinizi biçak açmiyo ama hele bi iki satir yazasiniz nasilsiniz falan.. bloga yani.. biz sevgili kullariniz iki satir haber, mutluluk ve dahi gözyasi bekler.. ve kiskançliktan yarilir sayin armagan beyle yakin temasa geçcek olmanizdan ötürü ve hatta orda olamamanin verdigi zulümle kah çatlar kah patlar. seviliyorsunuz çok, zannimca:)

  21. gel_gor said,

    Aralık 29, 2005 @ 9:28 am

    düne kadar benden ukalavar mı die düşünüyodum.eniştem şirkete yeni bi eleman almış benden de ukala.hatta o kadar ki ukalalığı yüzünden şirkete uğrayamas oldum.

  22. Anonymous said,

    Ocak 12, 2006 @ 4:52 am

    Ukalalık…
    Kendini herkezden üstün görme sanatı…
    Kendini bir toplulukta farkettirme sanatı…
    Kız tavlamada kullanılan etkin bir silah…
    Kavga çıkarmada kullanılan en kestirme yol(misal : sizin ülkenizde biolojik silah var :)) Kuş Gribi)…
    İşe girmek için iş görüşmesinde çokşey bildiğini göstermenin en etkin yolu(bunu yapan ya çok zekidir yada boş bir kova-Bir nevi Rüştü Rençber-)…
    Bu Devam Eder Ama Bugün Bayram Biraz Ziyarete Gidip Ukalalık Yapayım Türk Olmama Rağmen Beni Ukala Bulurlar…

    İyi Bayramlar…

RSS feed for comments on this post · URI'nin geri izlemesini yap.

Leave a Comment