Busra’nın noktaları
Evet ben döndüm Türkiye’deyim. Aslında bunu blogda yazmaya biraz korkuyordum, çünkü aramayı görmeyi istediğim çok insan var ama onların hepsini aramak ve görmek şansım olmayacağından, “geldin de aramadın” sitemine maruz kalmamak için, hınzırca gizliyordum geldiğimi :) Biliyorum çok kötüyüm.
Bir de zaten Meren’in vize başvurusu ve Pardus sebebiyle yoğun olmamız/olması, benim uzatılmış “jetlag” yaşamam, Fatili’nin hayatını düzene sokmak falan derken, İstanbul’un kaotik bir şehir, Acıbadem’in de Anadolu yakasında bir semt olmasının da katkılarıyla, daha kimseyi göremedim. Yine de bir aksilik olmazsa, yakın zamanda bir Ankara planı var gibi. Umarım bir aksilik çıkmaz.
Bu arada tabi ki tam da beklediğimiz gibi Meren efendinin vizesi ile ilgili bir sorun çıktı. Konsoloslukta mülakat için sıra beklerken, 7 görevliden zenci olan tek görevlinin Meren’e düşmesi, Meren’in haliyle bu ablamızın o müthiş aksanını anlamakta zorlanması ile başlayan olaylar, “Ahmet Murat Eren” isminin çok sık rastlanır bir isim olması sebebiyle konsolosluğun “Tamam vizeni vericez ama 85 dolar daha yatırıp parmak izi vermen gerekiyor. Parmak izin Amerika’da kontrol edilip hiçbir suça karışmadığın kesinlik kazandıktan sonra pasaportunu göndereceksin, vizeni yapıştıracaz. Tabi bu nerden baksan en az 3 hafta falan sürer.” demeleri ile sona erdi. Yani vize tamam, ama biz sözde birlikte dönecektik, ben kocacığıma bak bu uçak, bak bu hostes, burası pasaport kontrol falan diye yardımcı olcaktım. Sonra Norlins’ta penpe pancurlu ev…
Eh napalım hiç olmazsa vizesini vercekler diyoruz. Ama Meren bir ara Neyşınıl Ceografik’te izlediği bir belgeselde Usame Bin Ladin’in sağ kolunun isminin Ahmet Murat Bin Bilmemkaçbucak olduğunu öğrenmişmiş. :) Zaten belliymiş yani böyle olacağı. Ben de bunun üzerine yıllardır lanet ettiğim ilk ismimin, nüfus memuru noktaları koymaya üşendiği için “Büşra” değil “Busra” olmasının önemini 24 yıl sonra anlamış oldum.

Ayrıca birgün çoluğa çocuğa karışma aşamasına geldiğimizde, çocuğumuzun ismini erkek olursa “Ziyurg”, kız olursa da “Draudanxy” ya da “Çökelek” falan koymaya karar verdik. “Unique” olsun bakımından.
Bu arada sokakları cıvıl cıvıl, binalarından tarih akan, taksicileri manyak, insanları çeşit çeşit İstanbul’umun toprağını öpesim, taksicilerini dövesim, insanlarına ve otobüslerine sarılasım filan geliyor. İşte böyle bir şey ABD’de yaşamak…

Anonymous said,
Aralık 21, 2005 @ 6:39 pm
Efendim bekliyoruz…
l’o'ker
dilay said,
Aralık 21, 2005 @ 7:41 pm
istanbul.. vize dalgasi.. istanbul.. taksiciler.. istanbul.. sitem etmeye heran hazir ve nazir arkadaslar.. istanbul.. nerde olursan ol her zaman kiçini toparlamak gereken bi erkek kardes.. ve yine istanbul.. bi daha istanbul.. “encore” istanbul.. aglayasim geldi yine yazdiklarini okurken…
ahmeTzehiR said,
Aralık 21, 2005 @ 7:59 pm
iyi yanindan bak olaya, bunu bahane ederek bi hafta daha kalabilirsin orda, mayz ile konus, bence sorun etmezler.
ha bide gelirken salgam suyu getirebilirmisin:)
Cigdem Sonmez said,
Aralık 22, 2005 @ 1:25 am
Hoşgeldin :-)
Anonymous said,
Aralık 22, 2005 @ 3:55 am
ben de bir hafta daha okula gec takilsan ne olur ki diye dusunmekteyim. insan sevdiceginin yaninda olmak uzun bir ucak yolculugunda LOST maceralarina birlikte atilmak ister herhal. Gozunu sevdigimin Turkiyesinde asarsin birkac hafta doktora olsun yuksek lisans olsun. kafana gore takilirsin.
Neyse… Ankara cik aradan. İzmir hasretle bekliyo…
Feris Fontilifis
nami diger ; Peony Bramblerose Sandybanks of Frogmorton (hobbitce)
Anonymous said,
Aralık 22, 2005 @ 4:40 am
sizinki hasret de bizimki patlıcan mı, hem ankara’da düğün de olmadı, burada da yaşamıyorlar… izmir ve istanbul her açıdan torpilli… biz arada öyle kahve mahve işte…
l’o'ker
hallac pamugu said,
Aralık 22, 2005 @ 5:06 am
Haaha çizim çok komik. :))) Koptum.
bacak said,
Aralık 22, 2005 @ 5:31 am
ararsan görüşürüz.
bacak said,
Aralık 22, 2005 @ 5:34 am
daha doğrusu istersen.
Duygu Özpolat Eren said,
Aralık 22, 2005 @ 10:39 am
Dilay:
ağlanacak bişey yok ayol. :) iyiyim ben :)
Ahmet:
Şekerim çok cin fikirlisin. Fakat ev tutma olayı var. O ev kaçarsa New Orleans’ta ev bulmanın ne kadar zor olduğunu ve kiraların ne hale geldiğini bi sen bi ben biliyoruz :)
Çiğdem Hanım:
Hoşbulduk efendim :)
Feriş Fontilifiş:
(bkz: Ahmet’e yazdıklarım) Çok özledim sizi. Karnındaki kesin oğlan çocuğu bence. ;) Bi de nerde yayınlıyolar ayol LOST’u Türkiye’de. Ahmet bak burda da varmış.
Hallaç Pamuğu:
Çizim bana ait değil malesef :( Internet’ten buldum.
Bacak:
İşallaa canım.
ahmeTzehiR said,
Aralık 22, 2005 @ 11:30 am
valla senin cek hala emin ellerde (daha dogrusu en son baktigimda emin ellerdeydi, umarim kaybolmaz:) bi dusun. kizim siz bi gelin size ne suprizlerim var, bos vakitlerimi televizyonda yayinlanan ne varsa indirmekle gecirdim - ohh aferim bana. mucx
Alain said,
Aralık 22, 2005 @ 2:33 pm
Hi duygu,
I requested ahmet to translate your blog I knew that; it was The miles, The shop and miles
Alain “the man who knows everything” Indian
Cigdem Sonmez said,
Aralık 23, 2005 @ 1:25 am
Şu “hanım” eki hakkında bişeyler söyleyecektim ama yeri diil daha sonra :-)
Anonymous said,
Aralık 23, 2005 @ 1:59 am
efem konuyla tamamen alakasız biri olarak, önce hoşgeldin diyor, sonra da şalgam suyu isteyen ahmetzehir’e eğer adresini bildirirse adanadan kargo ile hemen yarın gönderebileceğimi iletiyorum :) (gerçi şalgamı kabul ediyolar mı bilmiyorum ama halledebilirim herhalde bi şekilde)
Ceren
ahmeTzehiR said,
Aralık 23, 2005 @ 3:07 am
ya bu alain isine bi aciklik istiyorum ben. niye benim adimi kullanmis ve senin blogunu nasil bulmus gibisinden. sasirdim valla. cerencim cok saol teklifin icin, ama kargo parasi alir basini gider, duygu getiremesede tulumba.com’dan falan ismarlarim. zaten hala buzdolabim yok (bohu bohu)saklayamam ben onu simdi…
Duygu Özpolat Eren said,
Aralık 23, 2005 @ 5:12 pm
Cigdem abla mı desem ne desem bilemedimdi :) Esasen hanım çok acayip duyuluyor ama sırf terbiyeli bir insan olduğumdan, saygımdan yani :)
Alain diye beni kandırmaya çalışan kişiye buradan sevgilerimi iletiyorum. Kendisini yazdıklarında ele veren bir küçücük ayrıntı var ama onun bunu bilmesine imkan yok :) Suçlular dedektiflere böyle yakalanıyorlar hayatta. :)
Ahmetçim olabilir bak, sen kanıma girmeye başladın yavaştan, ama bi sorun daha var. dersler başlarsa kimse derslerde benim kadar güzel not almıyor ki (Ilgiki de yok). Ayrıca o gıcık Amerikalı’lardan ders notu istemek istemiyorum :)
ahmeTzehiR said,
Aralık 24, 2005 @ 1:25 am
diana’nin notlari cok guzel (kendimden biliom), ayrica ryan her dersi ipoduna kaydedio (aaa galiba alainde ediodu:P).baska soru(n)?:)
PS: ama bi dakka ya ben niye siz bi hafta daha gec gelin diye ugrasiom? hayir hayir cok zor olur gel sen, burda yanlizim ben hem:)
Cigdem Sonmez said,
Aralık 26, 2005 @ 1:58 am
Adımın neyi varmış? Tek başına çok mu kötü duruyo :-)
Duygu Özpolat Eren said,
Aralık 27, 2005 @ 12:27 pm
Çiğdemciğim mesaj alındı :)
(ama alışmam biraz zaman alabilir)
büşra said,
Mart 19, 2007 @ 3:01 pm
ben büşra.Bana büşük diyorlar.Nefret ediyorum.lütfen demesinler