Archive for Ocak, 2006

Acil Clark Kent’ler aranıyor

Daha önce Ali Işıngör blogunda çok güzel bir şey yapmış, bir hayat kurtarmak için Clark Kent olmuş, üstelik de başka pek çok kişiye de Clark Kent olma fırsatı sunmuştu.

Eğer o fırsatı -mesela İstanbul’da yaşamadığınız için- kaçırdıysanız, işte size (Ankara’da ikamet edenlere) yeni bir fırsat: Dünya tatlısı bir insanın, bir o kadar tatlı babası için trombosit gerekiyor. Ulaşmanız gereken bu tatlı insanın ismi Rana User. Telefon numaraları da: 0 312 285 0928 - 0 505 586 8204

Bir de kendisi şöyle demiş:

Babama trombosit için gerekenler şöyle:
Öncelikle A pozitif olması gerekiyor.
Verici, son 3 gün içinde kan veya kan ürünü vermemiş olacak.
Herhangi bir enfeksiyonu veya belirtisi olmayacak (en ufak burun akıntısı, halsizlik ve boğazda batma hissi dahil).
En son geçirdiği enfeksiyonun tamamen iyileştiği ilk günden itibaren en az 7 gün gecmiş olacak.
Son 3 gün içinde hiçbir ağrı kesici, özellikle de aspirin ve türevleri almamış olacak.
Son bir hafta içinde hiçbir antibiyotik ilaç almamış olacak.
Bilinen deri ve kan hastalıkları olmayacak. Kendisi sarılık geçirmemiş olacak, ailesinde de sarılık geçirmiş kimse olmayacak.
Yurtdışında - özellikle de Afrika ülkeleri ve İngiltere, Hollanda, Fransa ve İsvicre’de- altı aydan fazla bulunmamış olacak. (Deli dana hastalığı nedeniyle, ama komik bütün deli danalı etleri biz yemedik mi zaten???)
Mümkünse erkek olacak, erkeklerin damarları daha kalın olduğundan rahat oluyor. Damar inceyse geri çevirebiliyorlar.
Bir de verecek kişinin bilmesi lazım, karnı tok olacak, işlem kişinin trombositlerinin büyüklüğüne göre yarım saat de sürebiliyor 1 buçuk saat de… Eğer bu durumu kabul ediyorsa, benim icin harika bir haber olur ama A+ olmayıp kan vermek isteyenleri de düşündük. Kan merkezi babamın adına kan bağışlayan farklı kan grubundan kişileri de kabul ediyor, takas yapıp yerine A+ alıyoruz. Ben 0+ olmama ragmen 2 ayda bir kan verip babama bir unite kan alıyorum. Yani kan grubu tutmasa da yardım etmek isteyenlerin başımızın üstünde yeri var.
Ve bütün bunları kabul edip gelenlere ya da gelmek isteyip de bir şekilde mümkün olmayanlara şimdiden çoook çoook çoook teşekkürler, haklarını ödeyemem hiçbir zaman. Tek yapabildiğim teşekkür etmek.

Yorumlar (15)

Düdüüü, Noel Aç!

Düygü yeni birşeyler yazsa da okusak diye bekleyenler varsa (ki iki üç tane var biliyorum, bu yazıyı da sırf onlar için giriyorum:)) ben bu aralar gerek biyolokumhanemde gerekse Moleschino‘da biraz daha seyrek boy göstereceğim. Zira İzmir’de, hem bizimkiler hem Meren’inkiler ile çifte aile saadeti yaşayarak geçiriyoruz günlerimizi. Ki bu pakete, CNBC-E karşısında çekirdek çitlemek (yemişler şirketten), art arda gelen bütün dizileri izlemek (kablo tv şirketten), konuşmak-sohbet etmek, dünyanın en sevimli ve akıllı kuzeninin (1,5) bebek kokulu boynundan öpmek, onun “Noel, aç” emri üzerine “Nightmare Before Christmas” izlemek gibi bir takım etkinlikler dahil. Ne yazık ki aynı paket, 24 saat Internet bağlantısını içermediği gibi, zaten ayda yılda bir görebildiğimiz bu sevgili pek değerli kıymetlilerimizin yüzü yerine bilgisayar ekranına bakmak da biraz ayıp bir şey.

Yani, diyeceğim şudur:
Yeni yılınız kutlu filan olsun :) Kimselere e-posta atamıyorum, şimdi de gidiyorum, çay hazırmış. İnce belli bardakta. ;)

Ama elbet döneceğim… Hem buraya, hem New Orleans’a.

Yorumlar (4)