Beynimizin sinaptik eşgüdümü
Synaptic Organization of the Brain = Ruh emici
ABD = Ruh üşütücü
Meren = Ruh eşi
Biritni Sipiyırs = Ruhsuz
Synaptic Organization of the Brain = Ruh deşen Jack
Ben Ruhi Bey Nasılım?
Beynim kendisinin nasıl çalıştığını anlayamıyor, o yüzden kafam karışığım.
1995 tarihli Kesmeşeker albümü - 2. parça
(Not: Blogger’dan ya da Mars’tan ya da benden kaynaklanan bazı sorunlar sebebiyle blogum görünmüyordu. bu sebeple template’i değiştirdim, düzeldi. Ama linktir, yorumların kaymış olmasıdır gibi bir takım parazitlenmeler olmuştur. Doğrudur. Dün dündür bugün bugündür. Bir süre bu haliyle idare edeceğiz. Kemerleri sıkacağız. Değiştirmeye vaktim yok :( Cuma günü kabus gibi bir sınavım var.)


bi dilay said,
Mart 8, 2006 @ 7:18 pm
bi pms sezmekteyim:)
Düygü said,
Mart 8, 2006 @ 7:30 pm
deliye her gün pms… hep sen mi bunalıma gircen :) azcık da biz girelim.
A. Murat Eren said,
Mart 9, 2006 @ 5:15 am
Ben de yıllar boyunca ilgi alanımın dışında kalmış ve Ph.D. seviyesinde bir derinlikte bir anda hayatıma girmiş ve bir 2-3 gün sonra sınava girecek bir synaptic organization mağduru olsam ben de bunalıma girerdim..
Fakat sana özenmiyor da değilim. Synaptic öğreniyorsun lan! :)
*Gerçekten* bilimin ta kendisi ile ilgili bir şey yapmak isteyen birisinin kesinlikle geçmesi gereken yolun üzerinde olan bir şey gibi görünüyor bana.. Siz bir şekilde bulaştınız, hayırlı yolculuklar dilerim :)
“Arayış içerisindeki potansiyel verimli insan” hastalığına yakalanmayın da.. Onlar hep bir konuda kendilerini yeterli hissedecek kadar uzmanlaşmaya çok yaklaştıklarında vizyonlarına yeni girmeyi başarmış başka bir konuya atlayıp 0′dan başlamaktan kendilerini alamazlar.
Sevgiler efem.
A. Murat Eren said,
Mart 9, 2006 @ 5:16 am
Ya da yakalanın yakalanacağınız varsa anasını satayım.. Düşündüm de.. Üç günlük dünya.
ardamardar said,
Mart 9, 2006 @ 1:27 pm
Tut beni düşmeden
şarkı buydu di mi?
Düygü said,
Mart 9, 2006 @ 1:46 pm
Cici Meren :) Çok haklısın.
Ardamardar, bildiniz, 10 puan :)))
Ne kadar özledim Kesmeşeker dinlemeyi. Ya Türkiye’dekiler… Bana CD’lerini alıp yollasanıza doğum günümde :)
(Sanırım en son bu kadar aleni bir hediye isteğinde bulunduğumda ilkokula gidiyordum. Sevimli bir ayrıntı aslında. Her sene karnemde bir tanecik 4 olmuyordu, hepsi 5 oluyordu, ama herkes buna o kadar alışmıştı ki mesela Fatih’in hiç 1 getirmemesi büyük bir olaydı, şenliklerle kutlanırdı falan :) Benim karnemde incelenecek bakılacak hiçbir şey olmazdı :)) Neyse bir sefer sanırım Fatih hiç 1 getirmedi diye ona bir hediye mi vaat edildi bişey oldu tam hatırlamıyorum. Ben de öyle canım bana birşey alınsın isteyince bırakın şımarıp tutturmayı, söyleyemezdim bile. Yani ne bilsin bizimkiler de benim canım paten istiyor. komşunun kızına aldılar, tekli biniyoruz, o da ne iyi kızdı, paylaşırdı, bir tekini ben bir tekini o takardı ayağına. Ama ikili kaymak istiyorum ben. Paten paten diye rüyalarıma giriyor söyleyemiyorum. Neyse sonunda bir gün, bu karne işiyle de “yeter” dedim kendi kendime. hakediyorum ben bu pateni :) ve o akşam masada surat astım :) bizimkiler de “Duygu’cum neyin var senin” falan dediler. Ben paten istiyorum dedim küskün bir ifadeyle. :)
Ben Kesmeşeker CD’si istiyorum :(
bi dilay said,
Mart 9, 2006 @ 3:32 pm
kaset olmas mı be bitanecim:) ben getirdim bak buraya Kesmeşeker’imi. o şarkı da ne güsel şarkıdır be dinle dinle bitmez.. ilk dinlediğimde hatta hergünün pazartesi olma durumunu anlayamamıştım, sonra hayat gel dedi sen şöyle hele ve öğretti bana:)
not: bugün benim doomgünüm:)
bunalma sen hiç ya, tam toparlıcam biri düşüyo delleniyorum. hastasıyız sizin düygü hanımcım.
A. Murat Eren said,
Mart 9, 2006 @ 4:55 pm
> Ben Kesmeşeker CD’si istiyorum :(
Ah kıyamam… Ben kesmeşekerin bütün CD’lerini alıp MP3′e çevireyim, sana gönderdikten sonra da saklarım onları (bir zaman size teslim etmek için) telif hakları yasalarının da içine etmiş olmayız..
Orur mu?
Düygü said,
Mart 9, 2006 @ 5:31 pm
Dilay’ım doğum günün senin bugün evet :) (Ben sana kutlama maili attım sanıyordum dün gece, sinapslarım karışmış.)
Kaset çalan bir alet göremedim ben burada :) Öyle bir adet mi icad olmuş Fransa’da :P
Ben toparlarım çok öyle ciddiye alınıcak bi durum yok. :) Zaten dersler yoğunlaştı, düşünmeye vaktim olmicak yakında :)
Meren, orur :(
bi dilay said,
Mart 9, 2006 @ 6:11 pm
kaset çalan aleti ben de zor buldum bu arada burda evet:)
ama bunun yanı sıra, bunlar hala deli gibi vhs izliyolar. burda vcd kültürü yok:) ya vhs ya da dvd, garibime gidiyo.
japon gelmemiş buraya sanırsam:) ya da neyse işte bu vcd kimin icadıyda burda yok:)
Düygü said,
Mart 9, 2006 @ 7:12 pm
Senin haberin yok tabi, ne zamandır Türkiye’den uzakta, DVD’ler de korsana işportaya düşmüştü ben en son gittiğimde. :)) Yani Türkiye’de de VCD kavramı ortadan kalkmak üzere :) Hatta Şenay anneme film oynatıcı aldık da, piyasada Divx, DVD, VDC her bişeyi göstereren oynatıcılar vardı bol bol.
Yıllardır kaset dinlemedim ben sanırım. Bu arada Kesmeşeker’in ilk iki albümünün CD’si yok :( Kasetlere iyi bak :)
Merak ettim Cenk Taner şu anda ne yapıyordur. Şarkı sözü mü yazıyordur :) Armağan Cenk Taner abimizin yazdığı uçuk bir kitabı ele geçirmişti en son.
Ah Kesmeşeker ahhh… Satel, Cenk-Erdem, Murat Çekem ve Mercury, Kramp… Ergendik, daha bir bunalımdık ama güzel günlerdi :)
Düygü said,
Mart 9, 2006 @ 7:20 pm
Mesela Cenk Taner bunalıma giriyor mudur? Yani düşünsene, bizim gibi güzel insanların hala çok sevdiği saygı duyduğu bir insan. Ergenlikteyken dinliyorduk, hala özlüyoruz, dinliyoruz, hala şarkılarının sözlerini hatırlayıp “bak yaaa ne güzel şeyler demiş” diyoruz. Söylediği bazı şeyleri yeni anlıyoruz (Cesursak eğer, cesursak, kötü olmayı göze alabilecek kadar, o zaman iyi olmaya hakkımız var…) Birisi taa Fransa’lara götürüyor yanında kasetleri. Birisi öbür kıtadan “bana CD gönderin lan” diyor. :) Biliyor mudur acaba onun bir zamanlar yaptığı işleri bu kadar sevenler olduğunu? Yoksa öyle karanlık bir odada oturmuş, birisi onu düşmeden tutsun diye mi bekliyordur?
O kadar dinleyesim geldi ki :( Ama Internet’ten bulup da indirmeye gerçekten utanıyorum. (Var mıdır ki, onu da bilmiyorum) Yapmicam da :) Cenk Taner’e ayıp.
Düygü said,
Mart 10, 2006 @ 12:04 am
:))) Kendi kendine yorum giren bir narsist miydi?
Yoksa sadece sesli düşünmekten mi hoşlanıyordu :P
aman neyse. :) güzel haberlerim var. Tulumba.com’da Kesmeşeker’in CD’lerini satıyorlar. Tulumba.com, ABD’de ruhu üşümekten zatürreye yüz tutmuş bir Türk’ün efervesan tableti, geniş spektrumlu anitibiyotiği olan bir web sitesidir efendim. Baklava, sucuk, sumak, tukaş közlenmiş kırmızı biber, tahin falan satar bunlar. Aynı zamanda ince belli çay bardağı, nazar boncuğu, Türkçe müzik, film, kitap da satarlarmış :) Aklıma geldi bi baktım aaa Kesmeşeker! Birazzzzz tuzlu oldu ama olsun. Yani bu hikayenin sonu mutlu bitti diyebiliriz. (Gerçi CD’ler elime sağ salim geçmeden bir sonuca bağlamak yanlış olur)
(Gördüğünüz gibi, Beynin sinaptik şeysini öğrenmemek için şu anda “dedemin ninesine bile yorum yazabilirim”.) :)))
herdem taze said,
Mart 10, 2006 @ 1:06 am
Bilmiyorum, ben sevmiyorum öyle Türk malı satıcılarını. Yaraya merhem olmaktansa tuz basıyorlar gibi geliyor bana. Veya bir avuç para için buraya gelmiş, onyıllardır dönmemiş, ama bir yandan da içi ülkemin sıcaklığı diye atan, acımadan -ve eleştirmeden- duramadığım gurbetçileri hatırlatıyor. Birileri de onlar üzerinden ticaret yapıyor gibi.
Keşmesekerde iyi olmuş, işe yaramış ama. Benim de sumak istedi şimdi canım. Ama yok, sumağı TR’de isterim, burda olması varsın.
Düygü said,
Mart 10, 2006 @ 1:26 am
:) Ben Çinlilerin marketlerinden “dumpling” alıyorum. Suda bir güzel kaynatıyorum. Üstüne yoğurt ve domates sosu koyuyorum. Tulumba.com’dan nanemi, sumağımı da aldım. Onları da ekince “mantı” gibi oluyor :)
Tulumba neticede diğer şirketler gibi tek derdi para kazanmak olan bir “oluşum”. Çok düşünmüyorum ben üzerinde aslında. Arkadaşlarıma sakızlı muhallebi ve Antalya usulü piyaz yapabildiğim için mutluyum… E bi de Kesmeşeker. :)
Ama seni de anlıyorum. :)
herdem taze said,
Mart 10, 2006 @ 12:57 pm
2-3 önce Bir Türk bakkalına gitmiştim burada, raflarda hüzünlü hüzünlü duran Memişoğlu turşuları, Tukaş salçalar, Olin yağlar, Türkiye’de herhangi bir bakkalda görebileceğiniz klasik bir bakkal tipi, herşey başka bir aleme ait, burada bulunmamalı gibi gelmişti. Gurbetçiler için düşündüğüm birşey bu aslında, temelli yerleşenler için.
Aslında bulunduğumuz ülkenin kendine ait geniş bir kültürü, geçmişi, mutfağı olsaydı da bizim de yeni şeyler öğrenmekten-keşfetmekten Türk birşeyleri özlemeye fırsatımız olmasaydı keşke.
Sakızlı muhallebi ha… mmmmm… Antalya usulü piyaz nasıl acaba..:)
Anonymous said,
Mart 12, 2006 @ 7:10 am
kesmeşeker’in ilk 2 albümünün cd formatında olmadıı doğrudur. fakat sanılmasın ki ilk 2 albümden ( dipten ve derinden, aşk ve para)
şarkılar hiç yayınlanmamıştır. 3. albüm olan tut beni düşmeden albümünün cdsinde (tahminimce plak şirketinin ticari kaygısından dolayı) ilk 2 albümden 4 adet şarkı konmuştur.
bunlar:
- istanbul istanbul( dipten ve derinden)
- tek sorumlu (dipten ve derinden)
- S. O. S (dipten ve derinden)
- gerçekten özleyince (aşk ve para)
şarkılarıdır.
cenk taner kadıköy sokaklarına ipsiz sapsız dolaşmaktadır. ama enteresan bir kararla 5 ay önce evlenmiştir. Kaan altan’lı yeni kadrosuyla konserler vermektedir.
şöyle bir fan sitesi mevcuttur kesmeşekerin. www.kesmeseker.org doyurucu bilgiler içermektedir ama forumlardaki geyikler “alla alla kesmeşekeri ne mal adamlar dinliomuş la” tepkisine sebep olmaktadır.
armaan abiniz
Düygü said,
Mart 13, 2006 @ 10:12 am
armaan abimiz saygılar :)
Bir Kadıköy insanı ve gazeteci olarak haberin hasını bizlere yamışsınız. Elinize sağlık efem :) Canım benim. :)
mutlucihan said,
Ağustos 17, 2006 @ 8:07 am
kesmeşeker, satel vs denilmiş.
biz de 81 dedik.
www.kesmeseker.org
www.kesmeseker.org/forum hatta adımız dahi geçmiş :)
takılın siz de..
mutlucihan said,
Ağustos 17, 2006 @ 8:11 am
Evet armaan abinin dediği gibi hafif hoşnutsuzluklar olmuş olsa da site iyidir. Hatta Cenk Taner kendine Tanpınar nicki edinip de katılmıştır aramıza.
Düygü said,
Ağustos 17, 2006 @ 12:32 pm
Merhaba Mutlucihan,
Bilgiler için teşekkürler.
Siz bilgili birine benziyorsunuz. Bir soru sorayım o zaman ben: duyduk ki Cenk Taner’in bir de kitabı varmış. Onu nasıl ediniriz? :)