Böbrek, araba, şiir

Son günlerde yine kan kaybediyor gibi hissettiğim bir Türkçem mevcut. (Ha ha, evet belli.)

Bunun sebebi sanırım sürekli bilimsel makaleler okuyan bir insana dönüşmüş olmam.

Bu arada bundan hiç şikayetçi değilim. Sadece beynimin çalışma tarzının bile değiştiğini hissedebiliyorum bazen. Huyum suyum da değişti sanki.

(..)
(…)

Evet dostlar, bu arada böyle ne kadar süper bir insan haline gelmiş olduğumdan filan bahsedecektim. Bilime adanmış bu yüce hayatın ayrıntılarını sizinle paylaşacak, gittikçe artan ukalalığıma engel olamayacak, narsizm denizlerinde yat kaptanlığı yapacaktım. Ama kısmet değilmiş.

Yine de gitmeden önce bu yazıya bir şekilde daha önceden sıkıştırmayı planladığım iki şeyden bahsedeyim de boşuna buralara yormuş olmayayım sizleri:

Birincisi, hiç merak ettiniz mi a dostlar? Düygü gelmiş taa buralara, sabah akşam laboratuvarlarda kurbağa embriyosu mıncıklıyor, bari sonunda elle tutulur bir şey bulursa bir hastalığa filan çare olacak mı?

Evet efendim, doğrudan ilacını bulacak olmasa da, bir hastalığın neden ortaya çıktığının anlaşılmasına filan yarayacak Düygü’nün bu yaptıkları (umuyoruz). Bakınız aşağıda iki adet böbrek görüyorsunuz. Normal bir böbreğin büyüklüğü yaklaşık olarak insanın kendi yumruğu kadardır. Evet bunu ilk öğrendiğimde ben de çok şaşrımıştım, nedense kafam kadar falan sanıyordum böbrekleri. Ama sonra kafam kadar olsalar vicuduma nasıl sığacaklardı yahu, diyerek kendime geldim. Siz de kendinize gelin. Kafa kadar olunca hasta oluyormuş meğer böbrekler. Misal, aşağıda görmekte (ve muhtemelen “ay iğrenç” falan demekte olduğunuz) böbrekler gibi. Bu böbrekler ABD’deki en yaygın kalıtsal hastalıklardan biri olan ve “polikistik böbrek hastalığı” (polycystic kidney disease) adı verilen bir hastalık sonucu, dokuların bir nevi “su toplaması” (yani içi su dolu kistlerin oluşması) yüzünden bu hale gelmişler. Tahmin edebileceğiniz gibi bu hale gelmiş bir böbreği çıkarıp çöpe atsanız yeridir. Çıkarma işlemi için Indiana Jones’taki yerli adamı 504 253 87 35 numaralı telefondan arayabilirsiniz. Bir “şattidey” diyor bitiriyor işi valla. Ama elbette yerine koyacak böbrek bulmak lazım gelir. İşte biz bu hastalıkla ilgili çalışmalar yapan bir labız. Ne kadar iyi insanlarız. Göz yaşartıcı.

İkinci söyleyeceğim şey de, biz araba aldık ey ahali! (Hatta Meren hislenip bir şiir bile yazdı**) Buraya bir “Yihhhhuuuuuuuuuu” çaksam yeridir, bilim insanı ciddiyetimden ve karizmamdan kaybetmek pahasına çakıyorum bu “yihhhuuuu”yu. Kendisi bir Toyota Corolla. 98 model. Merkezi sinir sistemi var, ah süper, yani şekerim bir kapıdan diğer kapıların kilitlerini açabiliyorsun. Biz tabi Murat 131′lerle, UNO’larla büyüdük. İnsan afallıyor, arabanın kiliması bile var. Haa bir de otomatik vites. Tahmin buyurursunuz, Amerikalı’lar her işin kolayına kaçıp sonra da milletçe 3′te 1 oranında obez olmayı severler. Bir de Amerikalı’lar Dünya’da en çok benzin tüketen ülke olmayı da severler (yüzde 30′luk dilim ile benzin obezi). Bu yüzden elbette buralarda delikanlıya yakışır şekilde, benzini de cayır cayır yakmayan manuel (ing. stick) araba yok denecek kadar az efem. (Bakınız bir paragrafta hem aldığımız arabanın özelliklerini saydık, hem zengin bebesi olmadığımız mesajını verdik, hem sosyal mesaj olaraktan Amerikalı’lara laf giydirdik, hem de sanki “otomatik vitesli araba kullanmak delikanlı işi değildir” şeklinde bir düşüncenin insanıymışız gibi ikiyüzlülüğümüzü bile yaptık. Ne kadar iyi bir yazar olduğumuzu artık siz buradan anlayınız.)

Ha ama aldık arabayı süremiyoruz iyi mi? Değil. Yalnız istirham ederim, kadın şöför olduğumuzdan değil bu sürememek, Türk ehliyeti yerine Amerikan ehliyeti almak gerektiğinden. Onun da sınavına yarın giricem. Hatta şu anda bunları yazmak yerine el kitabını okuyup gerzekçe bir takım kurallar ezberliyor olmam gerekirdi. En iyisi gideyim ben artık.

Bu arada sağ tarafta “haftanın linki” kısmı değişti. Bilginize.

** Meren’in şiiri:

Toyota Corolla LX (Nazlı)
=========================

Biz bir şekilde buralara gelmiş iki muteber genciz,
Fırtına gelirse, dakika durmaz bu diyardan gideriz,
Evden koşa koşa dışarı çıkınca bu arabayı arar gözlerimiz,
Nazlı Toyota Corolla LX, nazlı Toyota Corolla LX.

N’orliınsın zencisi meşhur, bunu biliyoruz hepimiz,
Fakat burada çokça sincap olduğunu da bilir miydiniz,
Arabamızın en çok itimat ettiğimiz yeri el frenimiz,
Nazlı Toyota Corolla LX, nazlı Toyota Corolla LX.

27.06.2006
New Orleans
LA

  • Share/Bookmark

43 Yorum

  1. Cigdem Sonmez said,

    Haziran 28, 2006 @ 01:32

    Uh o ne ya! (Böbreklere!)

    Ay pek güzel güle güle kullanın :-) (Arabaya)

    Yandaki linkleri ve de her şeyi göremiyorum ben. Bir görünüp sonra kayboluyorlar acaba neden? (Sayfaya)

    Öpüyorum ikinizi de. (Bil bakalım kimlere?)

  2. M2H2 said,

    Haziran 28, 2006 @ 02:32

    Yandaki linkler sayfanın en alt kısmında duruyor. Bilginize..

    Arabanız hayırlı uğurlu olsun. Kazasız belasız süresiniz, nice marketlere, festivallere gidesiniz.
    Çok çok öptüm.

  3. Anonymous said,

    Haziran 28, 2006 @ 04:44

    aman da pek gıcır gıcır pek güzelmiş arabanız..hayırlı ve de uğurlu olsun..adıyla bin yaşasın..ha bu arada benimkinin adı(arabanın yani) HIDIR..Hıdırellez günü teslim aldığımdan öyle bi isim şeyettimdi..öpütm ikinizi de çok..Merenimin şiyiri de çok güzel olmuş..bu şiir türünr GÜZELLEME diyebilirmiyiz?ben türlerden pek anlamam ama öyle gibi geldi bana…
    NUUNUU

  4. Düygü said,

    Haziran 28, 2006 @ 06:03

    Teşekkür ederiz canlar. Az sonra ehliyet sınavı için evden çıkıciiz.

    Bu arada linkler yeni mi kayboldu yoksa uzun zamandır böyle miydi?

    (Bende düzgün görünüyor bu arada. Dün yaptığım bir değişiklik yüzünden mi öyle oldu anlamaya çalışıyorum. Bi feedback şeyediverin :)

  5. M2H2 said,

    Haziran 28, 2006 @ 06:45

    Ben çoook uzun zamandır sayfanın en altında görüyorum.

  6. Baris said,

    Haziran 28, 2006 @ 14:48

    Gule gule kullanin arabanizi. Huricane gelicek olursa atlar kacarsiniz artik. Klimasi bile var demez mi, orda klimasiz araba surulmez ki zaten!!!

    Linkler ben bildim bilesi soyle tepede bir gorunup en alta saklaniyor sonra. Pardus kadar olamadi windows XP ben napiyim…

  7. Cigdem Sonmez said,

    Haziran 29, 2006 @ 01:51

    Hadi allah zihin açıklığı versin :-)

    Linkler epeydir böyleydi ama m2h2 ve Barış haklı sayfanın en altına saklanıyorlarmış. Ben de sıkı takipçi olduğumdan gitmemişim oralara hiç :-)

    Bu arabaya isim takmak başka yerlerde de var mı acaba? İlk arabam Uno idi ve adı “Tontoş Hanim” dı. Üzerine çok arabalar kullandım ama başkasına bir isim yakıştıramadım.

  8. Anonymous said,

    Haziran 29, 2006 @ 13:40

    tesadufen bu gusssel sayfalara girdim..hadi yeni arabanizi kazasiz belasiz surun..nazli sey..

    bu arada benim kafami kurcalayan zenci kelimesi..bunun ingilizcedeki n.g.r kelimesinin turkcedeki esdegeri oldugunu dusunuyorum..belkide yaniliyor olabilirim ama bu kelimeyi her okudugumda- duydugumda bir rahatsilik hissediyorum..

    kal saglicakla.

  9. Anonymous said,

    Haziran 29, 2006 @ 17:12

    Motora Baktırdınız Mı?
    Kaportada Boya Var Mı?
    Klimanın Polen Filtreleri ve Gazına Baktırdınız Mı?
    Lastikler Nasıl?
    Otomatik Şanzumanda Boşluk Var Mı?
    Döşeme Temiz Kullanılmış Mı?
    Vergisi Yüksek Mi?
    100 Kmde Kaç Litre Yakıt Yakıyor?
    0-100 Km Kaç Sn de Hızlanıyor.
    Bide Orada İkinci El Fiyatları Ne Alemde?

    Valla Bu Soruların Hepsinin Cevabını İsterim.

  10. Düygü said,

    Haziran 29, 2006 @ 22:34

    Barışçım, Pardus’a ettiğin lafını geri al şekerim. O linklerin aşağıda çıkması Pardus’tan kaynaklanmıyor.

    Hepiniz iğrenç Internet Explorer (IE) kullanıyorsunuz ondan oluyor. :) Bana “linkler aşağıda valla” diyen herkesin IE kullandığına eminim. Utanın kendinizden. (Bununla ilgili ilk vakit bulduğumda bir blog yazısı yazacağım. Müthiş bir aydınlanma yaşayacaksınız! :)

    Ayrıca bre! nıyçın uyarmıyorsunuz, “kızım ne bu linkler aşağıda?” diye :) Burnumda sümük elimde şarap kadehi, çok ciddi bir kokteylde önemli bir takım şahıslarla konuşuyormuşum da kimse bana “aaa burnunda sümük var ayol” dememiş, ben de tuvalete gittiğim bir anda farkedip çok utanmışım gibi oldu bu. :) Hoş, sizin bir hataya düşüp IE kullanmanız yüzünden ben neden üzüleyim, utanayım? Ama olsun, burada bütün okurlarımızın memnuniyeti esastır. Üzüldük kurum olarak.

    Tesadüfen bu güzel sayfalara giren arkadaş:

    1) “Zenci” yerine ne diyecez? “Siyah adam/kadın” mı diyecez?

    2) İstersen seni misafir edelim burada biraz, “zenci” kelimesinden değil “zencinin kendisinden” tüylerin diken diken olsun (Bununla ilgili olarak da dün ehliyetimi alırken beni bütün gün süründüren DMV’den bahsettiğim bir blog yazısı yazarım belki bir gün. Ki bir gün öyle bir yazı yazılırsa, o yazıda, eline birazcık güç verilmiş ezik zencinin beyazlara ettiği eziyetlerden bol bol bahsedilecektir.)

    Araba ile ilgili ahret sorularını sıralayan şahsiyet, sen kim olduğunu yazmaya zahmet bile etmezken ben onca soruyu cevaplamaya niye zahmet edeyim bilmiyorum.

    sevgiler
    Ukala dümbeleği ;)

  11. Düygü said,

    Haziran 29, 2006 @ 23:01

    Ha bir de, o böbrek resmini ben Internet’te buldum. Biz insan böbrekleriyle uğraşmıyoruz tanrılara şükür. Kurbağa ve farelere yapıyoruz yapacağımızı.

  12. Cigdem Sonmez said,

    Haziran 30, 2006 @ 03:43

    Aaaaa aşağılamalara bak sen. Keyfimizden kullanıyoruz sanki IE’ ı. Bayılıyordum ben de Bill Gates’ e para vermeye. O kadar söyledim, ben kedili program isterim dedim, ala ala kedi yavrusu aldılar bana. Buna da şükür diyip sustum mecburen. Patron aynı zamanda koca. Ne yapsaydım yani? :-)

  13. Düygü said,

    Haziran 30, 2006 @ 09:10

    Çiğdem’cim :) benim söylediğim şey Pardus ya da Linux falan değil, Internet Explorer yerine Windows’ta da babalar gibi kullanılabilen “Firefox” isimli süper bir web tarayıcısı. Bir yazı yazıcam bu konuyla ilgili, IE kullananlar daha fazla konuşmasın, her lafınızda daha çok batıyorsunuz :))))

    (Firefox, http://www.firefox.com/ adresinden ücretsiz olarak indirilebilen dünyanın en güzel web tarayıcısıdır.) Yazıcam yakında ayrıntısını. :)

  14. bi dilay said,

    Haziran 30, 2006 @ 13:04

    evet evet Duygu haklı, kanıtı da burda; ben linkleri hep olması gerektiği yerde görüyorum çünkü ben bi “firefox”çuyum:)
    hatta yorumları okurken lan bende mi terslik acaba diye sordumdu kendime, ben niye dooru düzgün görüyorum diye..
    neyse ben derdime dert eklemeden Düygü’m aydınlattı bizi.
    Araba harika, güle güle ve de dikkatli kullanınız.Ama ben asıl şiirdeyim:))

  15. ahmeT Zehir said,

    Temmuz 1, 2006 @ 13:36

    evet evet tamami ile explorer ile ilgili bir olay. bazi css kodlarini yanlis anlio arkadas. yeni bir tema secersen belki duzelir duygucum. yada bosver, explorer kullananlarac ceza olsun:P

  16. Rana said,

    Temmuz 1, 2006 @ 17:13

    Duygum (ve aynı zamanda pek sevgili Meren Bey),
    arabanızı güle güle, içinde en sevdiğiniz şarkıları dinlerken, en beğendiğiniz, en güzel, en keyifli zaman geçireceğiniz yerlere giderken kullanmanız dileğiyle.
    Hem IE hem firefox kullanmış biri olarak;
    -firefoxta yerli yerinde duran linkler, IE de en alta kaçıveriyor.
    öperim şekerim

  17. Martin Luther King said,

    Temmuz 1, 2006 @ 22:09

    Sunun surasinda bir iki yildir buralarda yasiyorsun; tek ogrendigin sey irkcilik olmus senin. Bu kisacik hayati kalbinle gormeyi dene, belki bu seni birazcik olsun olgunlastirir, sana karakter kazandirir.

    ‘I have a dream that my four children will one day live in a nation where they will not be judged by the color of their skin but by the content of their character’ MLK

  18. Düygü said,

    Temmuz 2, 2006 @ 20:44

    Dilay, Ahmet ve Rana’yı alınlarından öpoorum. “Neden Firefox” ve DMV maceraları ise pek yakında.

  19. M2H2 said,

    Temmuz 3, 2006 @ 11:55

    Kendini kötü hissetme Düygüşüm çünkü ben bunun IE kullananlarda olduğundan bihaber, herkes (sen de dahil) öyle görüyor sanıyordum. Ondan bişey demedim :) Sorun blog sayfasıyla alakalı heralde diye düşünmüş idim. Neyse hemen indirdim firefox’u ve baktım ki senin blog da cillop gibi görünmekte.. Firefox ile ilgili yazını bekliyorum, ısrarla istiyorum:) Öptüm

  20. Cigdem Sonmez said,

    Temmuz 4, 2006 @ 01:58

    Ama ama… o tilki kırk saat ininden çıkmıyor. Açılması ie’ den neredeyse 2 kat uzun sürüyor buna ne buyrulur?

    Savunduğumdan değil yanlış anlaşılmasın…

  21. M2H2 said,

    Temmuz 5, 2006 @ 05:44

    Evet hakikaten bariz fark oldu hızda, ne bu?

  22. Düygü said,

    Temmuz 5, 2006 @ 05:54

    Ben hem Windows hem Pardus kullanıyorum. Her iki işletim sisteminde de Firefox kullanıyorum, belki de uzun süredir kullandığım için artık dikkatimi bile çekmiyor daha yavaş açılıyorsa bile.

    sebebini Meren’e sordum, neden yavaş açılıyor olabilir diye, Internet Explorer Windows’la birlikte geldiği, yani Windosw’a ait olduğu için, programın çalışırken kullandığı kütüphaneler, siz bilgisayarı açarken otomatik olarak yükleniyormuş. Ama Firefox’u ilk açtığınızda o kütüphaneleri yükleniyormuş. Bir kere açtıktan sonra gün içinde kapatılmamış bir bilgisayarda yeniden Firefox’u açarsanız yavaş olmaması gerekir (ben denedim IE daha bile geç açıldı). Ama eğer yavaş açılıyorsa muhtemelen bellek azdır filandır falandır, teknik sebeptir… diyor Meren.

    Bununla birlikte, Firefox’u kullanmaya bir kere alışan birinin IE’nin daha hızlı açılıyor olmasını dert etmeyeceğini garanti ederim :)

    Çok yoğunum bu aralar, yazamadım bir türlü ama söz yazıcam, çok güzel özellikleri var ilk bakışta anlaşılmıyor :) Onları da yazıcam. Azcık sabır ey canlar.

  23. Zafer Karkac said,

    Temmuz 5, 2006 @ 08:05

    arabanız hayırlı olsun efendim, kazasız belasız yolculuklar, aman sincaplara dikkat,

  24. Düygü said,

    Temmuz 5, 2006 @ 09:43

    çok teşekkür ederiz efendim :)

  25. M2H2 said,

    Temmuz 5, 2006 @ 10:19

    O tamam peki de, şimdi de kendi bloguma bu gün yeni bişeyler yazdım ama görünmedi, programı kapattım açtım falan yine görünmedi, IE’de baktım görünüyor. Sonra kapadım bilgisayarı, 3-4 saat sonra tekrar açtığımda IE’de yeni yazı görünüyor, ff’de görünmüyor alla allaa???

  26. Cigdem Sonmez said,

    Temmuz 6, 2006 @ 01:11

    Şimdi o tilkinin şöyle bir kurnazlığı var.

    Eğer benim gibi iş gereği sürekli bir şeyler araştırıyor ve aynı anda çok web sayfası açman gerekiyorsa o sayfalar ekranın altında boncuk boncuk dizilmiyor. Hadi bilmiyormuş gibi yapmayayım sekmeler yanyana dizilmek yerine tek ekranda diğer sekmeye gidebilme gibi aslında hoş bir özelliği var.

    Benim oğlum fire fox meraklısı. Kendi bilgisayarında onu kullanıyor epeydir. Ancak ben bir türlü rahat edemedim oysa zamanında netscape kullanırdım ie’ ye inat.

    Yaşlanmışımdır belki.

  27. Anonymous said,

    Temmuz 6, 2006 @ 02:51

    o dedilerinin hepsini IE7 de yapiyor. Hatta sayfalari thumbnail olarak da gosterebiliyor. sanirim bu firefox’ta yok…

  28. Cigdem Sonmez said,

    Temmuz 6, 2006 @ 07:33

    İyi de XP kullanıyorsan.. üstelik de beta versiyonu daha…

    Microsoft’ un “yeni” dediklerine güvenlik açıkları yüzünden pek yaklaşmam ben. Kullanabilsem Windows 98 kullanacağım ama 2000 de direniyorum şimdilik. Bir de yeni versiyon yeniden hem de tam para demek oluyor ki en çok o gücüme gidiyor. Ben de program satıyorum ama yeni versiyon için ücret almıyorum. O yüzden de zenginler sıralamasındaki yerim Bill Gates’ in altında :-))

  29. lithaen said,

    Temmuz 7, 2006 @ 18:12

    Firefox güzel bişi, Extension nefis bişi, “Mouse gestures” ise olaydır, ben bunu bilir bunu söylerim.. :) IE’ye dönmem gayrı..bitmiştir..

    Tabi konuya dönersem geç de olsaaa, böbrekh… evet…nefron…tabi…

    Araba…peki… altınızda paralansın e mi? ;)

  30. Anonymous said,

    Temmuz 12, 2006 @ 18:12

    Firefox / Internet Explorer konusunda neden bu kadar cahiliz diye merak ediyorum aslında.

    http://youtube.com/watch?v=7oIot3Qxu_U

    Bizim millet araştırmaktan, merak etmekten ve kıyaslamaktan pek nasibini almamış bence. Önlerine ne konulursa onu yemeye alışmışlar.

    Bu yüzden biz her konuda el-aleme muhtacız.

  31. Anonymous said,

    Ağustos 3, 2006 @ 18:21

    Kimse Bill Amca Hakkında İleri Geri Konuşmasın, Bugün Bilgisayarı Kullanan Sayı Milyarları Bulduysa Bu Bill Amca Sayesindedir, Dos İle Başlayan Hayat Hikayesini Aklı ve Becerisi İle İlerilere Taşımayı Bilmiştir. Kimse Kendini Avutmasın Linux Dediğiniz Sistemi Kurması Ayrı Bir Dert Kurduktan Sonra Stabilize Etmesi Ayrı Bir Dert Ayrıca Linuxte Olan Açıklar Windowsun Hiç Birincec Yoktur Bunların Ortaya Çıkmamasının Nedeni Linux Kullanıcılarının (Yani Zeki, Üstün Zekaların) Az Olması ve Kimsenin Bunları Kullanan Üstün Zekalarla İşi Olmaması Bu Durumda Ne Olur Hatasız Sistem, Bilişim Stratejileri Üzerinde Çalışan Bir İnsan Olarak Diyorum ki Hiçbir Zaten Hack Edilmeyecek Sistem Yoktur.

    Bir De Şu Belirtmekte Yarar Var Linux İşletmeme Sisteminin Son Kullanıcıya Ucuz Olması Dışında Hiçbir Faydası Yoktur, Ama Bilişim İşinde Olanlar İçin Bulunmaz Bir Nimettir.

  32. Anonymous said,

    Ağustos 8, 2006 @ 23:16

    Ya yukardaki anonymous için “su katılmamış aptal” dersem politically correct tabir ettiğimiz sınırın çok ötesine geçmiş olur muyum? Çünkü bizim oralarda aptala aptal denir. Mi? Yoksa da nedir.. Siz neredensiniz?

    Bi bilmeden konuşmayın insan evlatları. Bi bilmeden konuşmayın be. Bi oradan buradan “duyduğunuz” klişelerle bilgiçlik taslamayın da laf dinleyin ayol.. Bu işlere yıllarını vermiş adamlar bir şey söylediğinde iki günlük tecrübenizle argüman üretmeyin yahu. Tüüü size.

  33. aylin said,

    Ekim 14, 2007 @ 13:32

    dediklerinizden bişe anlamadım

  34. attention said,

    Ekim 15, 2007 @ 21:23

    bu gerçek insan böbreğimi resimde verilen
    insan böbreğiyse vay be büyükmüş

  35. meren said,

    Ekim 16, 2007 @ 07:11

    bu gerçek insan böbreğimi resimde verilen

    yok, ameliyatla alınmış dana böbreği onlar :( bu blog’un sahibinin çalıştığı laboratuvara da onca parayı danaları kurtarsınlar diye veriyorlar.

  36. kenan said,

    Nisan 19, 2008 @ 03:05

    selam arkadaşlar böbrek taş kum iltihab ve şeker hastalarına duyurulur bizim bir yıldır denedigimiz dogal kaynak suyu var ve bu suyu keşfettigimiz zamandan buyana yaklaşık 8 kişi şikayetlerinden ve agrılarından kurtuldu hatta almanyada yaşamakta olan ali bey bu suyu kullandıktan sonra yakşalaşık 3 ay içersinde önce agrılarının kesildigini ve daha sonralardada idrar yoluyla kum dökmeye başladıgını söyledi ve şu anda saglıgı gayet iyi. şifaya ihtiyacı olanlara duyurulur….suyu sizlere ücretsiz temin edebilirim amaç insanlara yardımcı olmak sadece kendi kargo ücretinizi suyu aldıgınızda ödeyin yeter benim için dualarınız yeterli olacaktır….tüm böbrek hastalarımıza acil şifalar diler geçmiş olsun diyorum.

    kenan_durali@hotmail.com….MUTLU YAŞAMLAR….kenan_durali@hotmail.com

  37. kenan said,

    Nisan 19, 2008 @ 03:19

    toyota limitet yapımmı gerçi aracınızgüzel rengide oralarda japon arabaları az yakıtlı olduguiçinmi tercih ediliyor????

  38. Düygü said,

    Nisan 19, 2008 @ 19:24

    Evet Japon arabalarının hem benzini verimli kullandıkları hem de sağlam oldukları yönünde bir inanış mevcut buralarda. Fakat Amerikan arabaları sorun çıkardığında da parçası haliyle daha ucuz. Fakat çok fena benzin yakıyor olduklarını duydum.

  39. usta said,

    Haziran 3, 2008 @ 22:55

    biyolojik yaşamda herşeyle karşılaşa bşliyoruz benimde sağ böbrek ürteterde taş sıkışması sonucu
    3 litre sıvıyla doldu önemli olan canlı dayanışması gerisi ölüm sonsuzluğu

  40. fadik said,

    Ekim 7, 2008 @ 12:30

    salka mısaınız kardeşim insanın midesini bulandırı yosunuz

  41. A. Murat Eren said,

    Ekim 8, 2008 @ 03:43

    Fadik’ciğim, annenle babana gidip “bir abi sizin benim gibi bir gerzek dünyaya getirdiğiniz için salak olduğunuzu düşündüğünü söyledi” de. Had bakalım.

  42. Meren’in Fotoğraf Günlüğü » Blog Archive » French Quarter, Bugün. said,

    Haziran 5, 2009 @ 19:11

    [...] Arabamızın vites kutusu bozulduğundan beri laboratuvar’a gidemiyorum. Bunun yerine son haftamı geçenlerde bulduğum buluşu geliştirmeye çalışarak, evde geçirdim (profesörüm de ben de yeni bir veri kümeleme yöntemi geliştirdiğimi düşünüyoruz, göreceğiz zamanla). Fakat bugün evde oturmamaya, dışarı çıkıp fotoğraf filan çekmeye karar verdim. [...]

  43. collect said,

    Ocak 3, 2019 @ 16:59

    how much does car Delivery cost Downend…

    Wherever you go, there you are….

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI