<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Çok yoğun bi kişiyim yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/</link>
	<description>Wabi-Sabi evreni içerisinde nesnelerin fiyatından ötürü sahip oldukları materyal değer ve bu değerin yarattığı hiyerarşi yok sayılır. Bu, insanların konumlarından ötürü sahip oldukları değer için de geçerlidir. Çünkü bir şeye değer vermek aynı zamanda başka şeyleri değersiz saymaktır.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Mar 2010 12:51:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Düygü tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-324</link>
		<dc:creator>Düygü</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 13:33:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-324</guid>
		<description>Ya malesef yazmıyor dümbük. Tanıdığım en komik kadındır kendisi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ya malesef yazmıyor dümbük. Tanıdığım en komik kadındır kendisi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>riemann tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-323</link>
		<dc:creator>riemann</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 10:26:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-323</guid>
		<description>yahu bu ne... ben de böyle bir annanenin kız kardeşinin kızının kızı istiyorum, sandalyeden düştüm yemin ediyorum okurken! artık yazmıyor sanırım kendisi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yahu bu ne&#8230; ben de böyle bir annanenin kız kardeşinin kızının kızı istiyorum, sandalyeden düştüm yemin ediyorum okurken! artık yazmıyor sanırım kendisi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anonymous tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-322</link>
		<dc:creator>Anonymous</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jul 2006 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-322</guid>
		<description>ni dimek, zevktir... bir de ukelalık merakından ziyade, gazete eleştirilerinde de bolca &quot;aristotaryanizm&quot; sözü geçince filmle kafamda pek bir bütünleşti, otomatikman öyle söze girer oldum...

ayrıca bilöker&#039;de (biyolokum&#039;da yengem link vermiş sağolsun) katılımcı sinema üzerine de bir yazım var, bir sinemacının fikirlerini almayı isterim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ni dimek, zevktir&#8230; bir de ukelalık merakından ziyade, gazete eleştirilerinde de bolca &#8220;aristotaryanizm&#8221; sözü geçince filmle kafamda pek bir bütünleşti, otomatikman öyle söze girer oldum&#8230;</p>
<p>ayrıca bilöker&#8217;de (biyolokum&#8217;da yengem link vermiş sağolsun) katılımcı sinema üzerine de bir yazım var, bir sinemacının fikirlerini almayı isterim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bi dilay tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-321</link>
		<dc:creator>bi dilay</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2006 19:01:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-321</guid>
		<description>teşekkür ederim efenim açıklama için. nitekim sorum kesinlikle hiç bi gıcıklık içermeyip cidden bi merakla sorulmuştu.
şimdi ben o derslerde salya akıtıyodum ya, klasik kurgu anlayışı diye öğretilen şeyin daha güsel nası isimlendirilebileceğine kafa yormak yerine de salya akıttım ya da cips yedim tv karşısında:)
ama pek beğendim okuyunca tanımınızı, tektat teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>teşekkür ederim efenim açıklama için. nitekim sorum kesinlikle hiç bi gıcıklık içermeyip cidden bi merakla sorulmuştu.<br />
şimdi ben o derslerde salya akıtıyodum ya, klasik kurgu anlayışı diye öğretilen şeyin daha güsel nası isimlendirilebileceğine kafa yormak yerine de salya akıttım ya da cips yedim tv karşısında:)<br />
ama pek beğendim okuyunca tanımınızı, tektat teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anonymous tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-320</link>
		<dc:creator>Anonymous</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jul 2006 11:55:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-320</guid>
		<description>Şurada kendi aramızda eğleniyoruz diye gözümden attığım isimlerle çağırdığım kavramlara yakıştırmış olduğum işbu isimleri beğenmeyişinizi böyle mi ifade ediyorsunuz, yoksa neyi kastettiğimi mi soruyorsunuz anlamadım ama sıfırdan anlatırcasına gireyim arada espri varsa anlamazlıktan geleyim düşüncesi doğru geldi...

Aristo&#039;nun kendi vaktinde yapılan tiyatro anlayışını çözümlerken* aldığı notlardan oluşturduğu Poetika adlı eserde tarif edilen klasik tragedya kalıbına uygun, edebi kompozisyonlarda &quot;giriş, gelişme, sonuç&quot; olarak karşımıza çıkan öykünün serimi, düğümlenmesi, doruk noktasına çıkılması ve sonuçta düğümün çözülmesiyle kafamıza kafamıza ahlaki öğretilerin kakılmasını sağlayan anlayışıdır. Düğüm çözüldüğünde insan kötünün ya da tüm soyluluğu ve bilgeliğine rağmen trajik kimse olduğu için gidip göz göre göre yaptığı hata nedeniyle vahim bir sonla karşılaşan esas oğlanın hicap dolu sonundan ders alarak ruhunu arındırır, katarsise uğrar... bu böyle şimşek çakması gibi tarif edilen bir şeydir, insanın tüylerini böyle tiken tiken eder... daha makul açıklamalar için bkz: Poetika...

Bunun mekanik üretimin düşünce dünyasını altüst ettiği modern çağda ne menem anlamsız bir şey olduğuna ve katharsis denen duygunun babylon&#039;un işine yarayan, zottiri boktan bir yönetim aracına dönüşmesiyle ilgili eleştiriler için de bkz: Tiyatro için Küçük Organon (Bertolt Brecht)

*: bu arada aristo kendi dönemindeki epik anlatımı pek de çözememiş, kurgu düzeyinde kalakalmıştır. Aksi takdirde Brecht&#039;in doğu tiyatrolarındaki eylemli duruşu alıp da &quot;Eylem Gestus&#039;la kurulur&quot; demesine gerek kalmaksızın, koca koca topuklu zeki müren pabuçları üzerinde kim olduklarını oyunlarıyla değil, duruş ve görüntülerini yansıtan maskeleriyle anlatan antik dionysos rahiplerinin de az epik olmadıkları daha erkenden bilinir, adı konmayınca kendi de olmayan cinsten, kenar köşe kalmış bir kavram olarak sanayii devrimini beklemezdi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şurada kendi aramızda eğleniyoruz diye gözümden attığım isimlerle çağırdığım kavramlara yakıştırmış olduğum işbu isimleri beğenmeyişinizi böyle mi ifade ediyorsunuz, yoksa neyi kastettiğimi mi soruyorsunuz anlamadım ama sıfırdan anlatırcasına gireyim arada espri varsa anlamazlıktan geleyim düşüncesi doğru geldi&#8230;</p>
<p>Aristo&#8217;nun kendi vaktinde yapılan tiyatro anlayışını çözümlerken* aldığı notlardan oluşturduğu Poetika adlı eserde tarif edilen klasik tragedya kalıbına uygun, edebi kompozisyonlarda &#8220;giriş, gelişme, sonuç&#8221; olarak karşımıza çıkan öykünün serimi, düğümlenmesi, doruk noktasına çıkılması ve sonuçta düğümün çözülmesiyle kafamıza kafamıza ahlaki öğretilerin kakılmasını sağlayan anlayışıdır. Düğüm çözüldüğünde insan kötünün ya da tüm soyluluğu ve bilgeliğine rağmen trajik kimse olduğu için gidip göz göre göre yaptığı hata nedeniyle vahim bir sonla karşılaşan esas oğlanın hicap dolu sonundan ders alarak ruhunu arındırır, katarsise uğrar&#8230; bu böyle şimşek çakması gibi tarif edilen bir şeydir, insanın tüylerini böyle tiken tiken eder&#8230; daha makul açıklamalar için bkz: Poetika&#8230;</p>
<p>Bunun mekanik üretimin düşünce dünyasını altüst ettiği modern çağda ne menem anlamsız bir şey olduğuna ve katharsis denen duygunun babylon&#8217;un işine yarayan, zottiri boktan bir yönetim aracına dönüşmesiyle ilgili eleştiriler için de bkz: Tiyatro için Küçük Organon (Bertolt Brecht)</p>
<p>*: bu arada aristo kendi dönemindeki epik anlatımı pek de çözememiş, kurgu düzeyinde kalakalmıştır. Aksi takdirde Brecht&#8217;in doğu tiyatrolarındaki eylemli duruşu alıp da &#8220;Eylem Gestus&#8217;la kurulur&#8221; demesine gerek kalmaksızın, koca koca topuklu zeki müren pabuçları üzerinde kim olduklarını oyunlarıyla değil, duruş ve görüntülerini yansıtan maskeleriyle anlatan antik dionysos rahiplerinin de az epik olmadıkları daha erkenden bilinir, adı konmayınca kendi de olmayan cinsten, kenar köşe kalmış bir kavram olarak sanayii devrimini beklemezdi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bi dilay tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-319</link>
		<dc:creator>bi dilay</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2006 21:46:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-319</guid>
		<description>pardon &quot;ben aristocu kurgu anlayışı&quot;na takıldım, o da nesi? yok yok gıcıklık olsun diye deil, hani onca yıl boşuna mı okuduk, yoksa derslerde akıtılan salyalar bu işe mi yaradı diye soruyorum. benim niye haberim yok bu kurgu anlayışından diye gece gece beynimi yedim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>pardon &#8220;ben aristocu kurgu anlayışı&#8221;na takıldım, o da nesi? yok yok gıcıklık olsun diye deil, hani onca yıl boşuna mı okuduk, yoksa derslerde akıtılan salyalar bu işe mi yaradı diye soruyorum. benim niye haberim yok bu kurgu anlayışından diye gece gece beynimi yedim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anonymous tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-318</link>
		<dc:creator>Anonymous</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2006 14:41:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-318</guid>
		<description>Tamam film seyir keyfi açısından başarılı, ona diyecek lafım yok... Benim söylediklerim tamamen bir film yönetmeninin sorumluluğunda olan ve sıçtığını düşündüğüm alanlar, onları da buyrun buradan okuyun (taslağı buldum da, pdf yapıp koyuverdim)

http://cekirdek.pardus.org.tr/~loker/dosyalar/vendetta.pdf</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tamam film seyir keyfi açısından başarılı, ona diyecek lafım yok&#8230; Benim söylediklerim tamamen bir film yönetmeninin sorumluluğunda olan ve sıçtığını düşündüğüm alanlar, onları da buyrun buradan okuyun (taslağı buldum da, pdf yapıp koyuverdim)</p>
<p><a href="http://cekirdek.pardus.org.tr/~loker/dosyalar/vendetta.pdf" rel="nofollow">http://cekirdek.pardus.org.tr/~loker/dosyalar/vendetta.pdf</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Düygü tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-317</link>
		<dc:creator>Düygü</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2006 07:13:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-317</guid>
		<description>Sinemcim, bir zamanlar buralarda sana yaptığım o eşşşşekliğe rağmen yorum girmiş olmana çok sevindim :)

Dans ettikleri sahnedeki parçayı hatırlamıyorum, ama ben de &quot;Cry me a river&quot;ı çok severim, hani kızı evine ilk getirdiği günün sabahında çalan parça. Senin bahsettiğin parçaya ilgi göstereceğim bir ara vakit bulunca (o sahneyi tekrar izlemek suretiyle). Linkini verdiğin yazını daha önce okumuş ve çok sevmiştim. Ama şimdi daha bir anlam kazandı haliyle, eline sağlık :)

Begümüm, tiz zamanda Ranoş kişiye o filmi ulaştırasın bence. (Ranoşum, bu arada biz de Internet&#039;ten indirdik de izledik valla. Üstelik burada Netflix&#039;tir, Blockbuster mıdır nedir, yani ucuza kiralama yolları da var, ama Türklük işte, deyip geçiyorum şimdilik.)

Lökerciğime gelince :) Eheh, zat-ı alileriniz gibi sosyo-sanatsal bir hayvanla (çok afedersiniz ama bu aslında bir kompliman idi) boy ölçüşmek benim gibi sümüklü bir biyologa düşmez amma ve lakin, benim boyum yine de 1.67 filan.

Diyeceğim o ki, bir eserin kitabını, çizgiromanını okuyup sonra çekilen filmini izlemek durumu, kitapta (ÇR&#039;de) alışıp gördüklerimizin (ve hatta hayal ettiklerimizin) aynısını filmden bekleme yanılgısına düşürüyor bizi. Sadece &quot;ay adamın maskesi hiç çizimlerdeki gibi diildi şekerim&quot; ya da &quot;Ay kısacık olmuş, kırpmışlar her yerinden öykünün&quot; gibi somut veya yüzeysel öğeler değil, &quot;conceptual&quot; öğeler için de söylüyorum bunu. (&quot;conceptual&quot; kelimesinin Türkçesi gelmedi aklıma şu an, gecenin bir vakti, bu cümleleri bile düzgün yazmakta zorlanır olmuşum ben elin ABD&#039;sinde). Konsepçuıl derken, tam da senin &quot;devrim gazı vereyim derken Vendetta arketipi üzerinden yeni bir mesih efsanesi doğuruvermiş&quot; sözlerinle kastettiklerinden bahsediyorum.

Benim gibi, bu çizgiromandan haberi olmayan bir insan, çok doğal olarak bu filmi ilk izleyişinde hastalıklı seviyor. ÇR&#039;sinden, oradaki felsefeden, fikirden bağımsız olarak bakıyor ilk defa gören kişi. O yüzden de süper geliyor insana. Öte yandan, filme dökülmeye çalışılan her kitap/ÇR zaten nasibini alıyor aksiyon olsun, aman herkes (kitabını/ÇRsini okumayanlar da) anlasın dertlerinden. O yüzden böyle eserlerin filmlerinden çok da bir şey beklemiyorum ben hiçbir zaman. Yani &quot;Hepimizin sevdiği bu eserle ilgili böyle de bir çalışma yaptık, alın izleyin işte&quot; hesabı. (Tabi burada bana &quot;E ama bir Otomatik Portakal vardır misal&quot; dersen, ben de &quot;E peki haklısın taam&quot; derim. Ya da mesela ilkokul çocuğu olur &quot;İstisnalar kaideyi bozmaz, hem ayrıca, zevkler ve renkler de tartışılmaz&quot; diye ekler, seni çileden bile çıkarırım.)

Bu arada, &quot;İngiltere ruhunu eritmiş, yerine Amerika ruhu da koyamayınca &quot;In The Middle of Nowhere&quot; bir konum tanımlamış olmuşlar... Ki hoş değil bence...&quot; sözlerine de katılmıyor değilim, filmi izlerken biz de bu durumu sezmedik ve rahatsızlanmadık değil. (Ard arda gelen iki cümlede de aynı &quot;değil&quot; kalıbını kullanmış olmam beni bu noktada ikirciklendirmedi değil:) ehi)

Yine de çok keyif aldım, yine de benim bilgi ve kültür seviyemdeki bir şahsiyet için &quot;aaa ne küsel mesajlar vermiş&quot; dedirten bir filmdi. (Bu sözlerde bir sitem, bir kompleksli insan olma durumu kesinlikle yok. Sen sosyal bilimlere, sinemaya uzman bir insansın, ben fen bilimleri insanıyım diye etmişimdir bu lafı). Gönlümüzde &quot;birkaç kere daha izlerim&quot; tahtlarından birine kurulmuştur - ki ben çoğu filmi bir kereden fazla izlemekten hazzeden bir kişi değilim :)

Toşibam artık Linux ile hiberne olabileceği haberine çok sevindi.

Kuzinkoca olayına hiç girmeyelim :) Hayat devam etsin, Dünya gezegeni milyarlarca insan dolu olsun. Siz de çok leziz bir şahsiyet olun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemcim, bir zamanlar buralarda sana yaptığım o eşşşşekliğe rağmen yorum girmiş olmana çok sevindim :)</p>
<p>Dans ettikleri sahnedeki parçayı hatırlamıyorum, ama ben de &#8220;Cry me a river&#8221;ı çok severim, hani kızı evine ilk getirdiği günün sabahında çalan parça. Senin bahsettiğin parçaya ilgi göstereceğim bir ara vakit bulunca (o sahneyi tekrar izlemek suretiyle). Linkini verdiğin yazını daha önce okumuş ve çok sevmiştim. Ama şimdi daha bir anlam kazandı haliyle, eline sağlık :)</p>
<p>Begümüm, tiz zamanda Ranoş kişiye o filmi ulaştırasın bence. (Ranoşum, bu arada biz de Internet&#8217;ten indirdik de izledik valla. Üstelik burada Netflix&#8217;tir, Blockbuster mıdır nedir, yani ucuza kiralama yolları da var, ama Türklük işte, deyip geçiyorum şimdilik.)</p>
<p>Lökerciğime gelince :) Eheh, zat-ı alileriniz gibi sosyo-sanatsal bir hayvanla (çok afedersiniz ama bu aslında bir kompliman idi) boy ölçüşmek benim gibi sümüklü bir biyologa düşmez amma ve lakin, benim boyum yine de 1.67 filan.</p>
<p>Diyeceğim o ki, bir eserin kitabını, çizgiromanını okuyup sonra çekilen filmini izlemek durumu, kitapta (ÇR&#8217;de) alışıp gördüklerimizin (ve hatta hayal ettiklerimizin) aynısını filmden bekleme yanılgısına düşürüyor bizi. Sadece &#8220;ay adamın maskesi hiç çizimlerdeki gibi diildi şekerim&#8221; ya da &#8220;Ay kısacık olmuş, kırpmışlar her yerinden öykünün&#8221; gibi somut veya yüzeysel öğeler değil, &#8220;conceptual&#8221; öğeler için de söylüyorum bunu. (&#8220;conceptual&#8221; kelimesinin Türkçesi gelmedi aklıma şu an, gecenin bir vakti, bu cümleleri bile düzgün yazmakta zorlanır olmuşum ben elin ABD&#8217;sinde). Konsepçuıl derken, tam da senin &#8220;devrim gazı vereyim derken Vendetta arketipi üzerinden yeni bir mesih efsanesi doğuruvermiş&#8221; sözlerinle kastettiklerinden bahsediyorum.</p>
<p>Benim gibi, bu çizgiromandan haberi olmayan bir insan, çok doğal olarak bu filmi ilk izleyişinde hastalıklı seviyor. ÇR&#8217;sinden, oradaki felsefeden, fikirden bağımsız olarak bakıyor ilk defa gören kişi. O yüzden de süper geliyor insana. Öte yandan, filme dökülmeye çalışılan her kitap/ÇR zaten nasibini alıyor aksiyon olsun, aman herkes (kitabını/ÇRsini okumayanlar da) anlasın dertlerinden. O yüzden böyle eserlerin filmlerinden çok da bir şey beklemiyorum ben hiçbir zaman. Yani &#8220;Hepimizin sevdiği bu eserle ilgili böyle de bir çalışma yaptık, alın izleyin işte&#8221; hesabı. (Tabi burada bana &#8220;E ama bir Otomatik Portakal vardır misal&#8221; dersen, ben de &#8220;E peki haklısın taam&#8221; derim. Ya da mesela ilkokul çocuğu olur &#8220;İstisnalar kaideyi bozmaz, hem ayrıca, zevkler ve renkler de tartışılmaz&#8221; diye ekler, seni çileden bile çıkarırım.)</p>
<p>Bu arada, &#8220;İngiltere ruhunu eritmiş, yerine Amerika ruhu da koyamayınca &#8220;In The Middle of Nowhere&#8221; bir konum tanımlamış olmuşlar&#8230; Ki hoş değil bence&#8230;&#8221; sözlerine de katılmıyor değilim, filmi izlerken biz de bu durumu sezmedik ve rahatsızlanmadık değil. (Ard arda gelen iki cümlede de aynı &#8220;değil&#8221; kalıbını kullanmış olmam beni bu noktada ikirciklendirmedi değil:) ehi)</p>
<p>Yine de çok keyif aldım, yine de benim bilgi ve kültür seviyemdeki bir şahsiyet için &#8220;aaa ne küsel mesajlar vermiş&#8221; dedirten bir filmdi. (Bu sözlerde bir sitem, bir kompleksli insan olma durumu kesinlikle yok. Sen sosyal bilimlere, sinemaya uzman bir insansın, ben fen bilimleri insanıyım diye etmişimdir bu lafı). Gönlümüzde &#8220;birkaç kere daha izlerim&#8221; tahtlarından birine kurulmuştur &#8211; ki ben çoğu filmi bir kereden fazla izlemekten hazzeden bir kişi değilim :)</p>
<p>Toşibam artık Linux ile hiberne olabileceği haberine çok sevindi.</p>
<p>Kuzinkoca olayına hiç girmeyelim :) Hayat devam etsin, Dünya gezegeni milyarlarca insan dolu olsun. Siz de çok leziz bir şahsiyet olun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anonymous tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-316</link>
		<dc:creator>Anonymous</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jul 2006 15:16:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-316</guid>
		<description>V for Vendetta&#039;nın bence çok temel sorunları var... Özetle Aristo&#039;cu kurgu anlayışına bir birinci sınıf öğrencisi gibi sadık kalan acemi yönetmenin karakteri toparlaması mümkün olmamış, devrim gazı vereyim derken Vendetta arketipi üzerinden yeni bir mesih efsanesi doğuruvermiş... Ki antik-trajik kurguyu devrim için kullanırsan ahanda böyle elinde patlar, daha ne diyeyim...

Daha da epey laflar hazırlamıştım ben bu filme, ama sonra elephants dream yazmak akla gelince vazgeçtim, taslağı da backup dvd&#039;lerinde kayboldu yoksa gönderiverirdim sana pek hoş olurdu... (ben ancak bir yerlere yazmam gerekince götümü toplayıp yazı yazar hale geldiğim için, bunu altyazı&#039;ya yazacaktım, olmayınca bıraktım) Ama ÇR&#039;yi okumamış olmamla birlikte Moore&#039;un ropörtajlarını okuyunca adama hak verdim... Benim filmde senaryonun basitleşmeye başladığını düşündüğüm ne kadar nokta varsa, ÇR&#039;den uyarlanamayıp amerikan işi çözümlerle geçiştirilmiş... Hepsinden önemlisi kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla yapacağız diye hikayedeki İngiltere ruhunu eritmiş, yerine Amerika ruhu da koyamayınca &quot;In The Middle of Nowhere&quot; bir konum tanımlamış olmuşlar... Ki hoş değil bence...

Bu arada Toshibe dizüstündeki Fn-F2-F3 tuş kombinasyonlarıyla olur mu bilmem, ama hybernate ve benzeri ıvır zıvırlar artık çalışıyor. Rahat rahat laptop moduna geçebileceksin...

Sevdiklerini sevip de sevilememe konusuna hiç girmiyorum, al kocanı vur kuzinine...

artık imzaya gerek kalmadı ama :)
l&#039;o&#039;ker</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>V for Vendetta&#8217;nın bence çok temel sorunları var&#8230; Özetle Aristo&#8217;cu kurgu anlayışına bir birinci sınıf öğrencisi gibi sadık kalan acemi yönetmenin karakteri toparlaması mümkün olmamış, devrim gazı vereyim derken Vendetta arketipi üzerinden yeni bir mesih efsanesi doğuruvermiş&#8230; Ki antik-trajik kurguyu devrim için kullanırsan ahanda böyle elinde patlar, daha ne diyeyim&#8230;</p>
<p>Daha da epey laflar hazırlamıştım ben bu filme, ama sonra elephants dream yazmak akla gelince vazgeçtim, taslağı da backup dvd&#8217;lerinde kayboldu yoksa gönderiverirdim sana pek hoş olurdu&#8230; (ben ancak bir yerlere yazmam gerekince götümü toplayıp yazı yazar hale geldiğim için, bunu altyazı&#8217;ya yazacaktım, olmayınca bıraktım) Ama ÇR&#8217;yi okumamış olmamla birlikte Moore&#8217;un ropörtajlarını okuyunca adama hak verdim&#8230; Benim filmde senaryonun basitleşmeye başladığını düşündüğüm ne kadar nokta varsa, ÇR&#8217;den uyarlanamayıp amerikan işi çözümlerle geçiştirilmiş&#8230; Hepsinden önemlisi kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla yapacağız diye hikayedeki İngiltere ruhunu eritmiş, yerine Amerika ruhu da koyamayınca &#8220;In The Middle of Nowhere&#8221; bir konum tanımlamış olmuşlar&#8230; Ki hoş değil bence&#8230;</p>
<p>Bu arada Toshibe dizüstündeki Fn-F2-F3 tuş kombinasyonlarıyla olur mu bilmem, ama hybernate ve benzeri ıvır zıvırlar artık çalışıyor. Rahat rahat laptop moduna geçebileceksin&#8230;</p>
<p>Sevdiklerini sevip de sevilememe konusuna hiç girmiyorum, al kocanı vur kuzinine&#8230;</p>
<p>artık imzaya gerek kalmadı ama :)<br />
l&#8217;o'ker</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>begum akman tuncer tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2006/07/cok-yogun-bi-kisiyim/#comment-315</link>
		<dc:creator>begum akman tuncer</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jul 2006 13:32:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/wordpress/?p=78#comment-315</guid>
		<description>burayi kahveye cevirmek istemem ama ranaciim, biz de var v for vendetta..
ayrica cizgi roman da var ilgilenirseniz..
ben ilgilenin derim..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>burayi kahveye cevirmek istemem ama ranaciim, biz de var v for vendetta..<br />
ayrica cizgi roman da var ilgilenirseniz..<br />
ben ilgilenin derim..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
