<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Dünyayı kurtarmak isteyen kadın ile Göhramon’un sohbetleri yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/</link>
	<description>Wabi-Sabi evreni içerisinde nesnelerin fiyatından ötürü sahip oldukları materyal değer ve bu değerin yarattığı hiyerarşi yok sayılır. Bu, insanların konumlarından ötürü sahip oldukları değer için de geçerlidir. Çünkü bir şeye değer vermek aynı zamanda başka şeyleri değersiz saymaktır.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 10:09:49 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>nazlı tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-2335</link>
		<dc:creator>nazlı</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 20:37:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-2335</guid>
		<description>hayatta bazen çok şeyde acı çekersin bunlardan biri ben olmak üzere emin olun bu hayatta çektiğim acıları kimse çekemez ben en çok çektiğim acı sevgili konusudur yani kimseye güvenmeyin ben güvendim hata ettim sizde sakın ola güvenmeyin insanın başına çok şey getiri çokta merak etmeyin ne gelirse insanın başına meraktan gelir</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hayatta bazen çok şeyde acı çekersin bunlardan biri ben olmak üzere emin olun bu hayatta çektiğim acıları kimse çekemez ben en çok çektiğim acı sevgili konusudur yani kimseye güvenmeyin ben güvendim hata ettim sizde sakın ola güvenmeyin insanın başına çok şey getiri çokta merak etmeyin ne gelirse insanın başına meraktan gelir</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Düygü tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1042</link>
		<dc:creator>Düygü</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 09:24:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1042</guid>
		<description>Sevgili Elvan,
Senin gibi insanların da var olduğunu görmek ne güzel :)
Sağlıcakla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Elvan,<br />
Senin gibi insanların da var olduğunu görmek ne güzel :)<br />
Sağlıcakla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Elvan Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1041</link>
		<dc:creator>Elvan Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 14:15:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1041</guid>
		<description>Hikayede Dükik&#039;in en umutsuz kaldığı anda kendisiyle yaptığı o samimi konuşması, sonunda kendisinin de bir dogmatik gibi düşünmekten kaçınması çok güzeldi. Dükik&#039;in yaşadığı gibi şeyleri ben de bir dindar olarak kendi hayatımda yaşadım, yaşıyorum. Ve ben de Dükik&#039;le aynı noktaya vardım :) Sonuçta bence de bizler sadece birer alternatif olmalıyız ve insanlara fikirlerimizi bir alternatif gibi sunmalıyız. En önemlisi de insanların bu alternatiflere ulaşması, bu alternatifleri öğrenebilmesi için yollar açılmalı. Örneğin ben başörtümle üniversiteye girerken zorlanıyorum. Bölümüm Fizik. Okulum sayesinde felsefeye merak sardım, bilimsel düşünce nediri öğrendim. Benden farklı fikirlerle tanıştım.

Dükik çocuklara yapılanlara üzülmekte çok haklı. Okullarda çocuklara &quot;nötr&quot; bilgiler verilse, o çocukların eline kim hangi kitapları verirse versin, onların zarar görmeyeceğini iç rahatlığıyla biliriz. Bu sayede tepkili, konuşamayan, baskıcı toplumlardan kurtulmuş olur, derin bir nefes alabiliriz. Sürekli farklıyla karşılaşan toplumda düşünüp kendimiz için hangisinin doğru olduğuna karar vermeye çalışırken eğlenebiliriz :)

Selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hikayede Dükik&#8217;in en umutsuz kaldığı anda kendisiyle yaptığı o samimi konuşması, sonunda kendisinin de bir dogmatik gibi düşünmekten kaçınması çok güzeldi. Dükik&#8217;in yaşadığı gibi şeyleri ben de bir dindar olarak kendi hayatımda yaşadım, yaşıyorum. Ve ben de Dükik&#8217;le aynı noktaya vardım :) Sonuçta bence de bizler sadece birer alternatif olmalıyız ve insanlara fikirlerimizi bir alternatif gibi sunmalıyız. En önemlisi de insanların bu alternatiflere ulaşması, bu alternatifleri öğrenebilmesi için yollar açılmalı. Örneğin ben başörtümle üniversiteye girerken zorlanıyorum. Bölümüm Fizik. Okulum sayesinde felsefeye merak sardım, bilimsel düşünce nediri öğrendim. Benden farklı fikirlerle tanıştım.</p>
<p>Dükik çocuklara yapılanlara üzülmekte çok haklı. Okullarda çocuklara &#8220;nötr&#8221; bilgiler verilse, o çocukların eline kim hangi kitapları verirse versin, onların zarar görmeyeceğini iç rahatlığıyla biliriz. Bu sayede tepkili, konuşamayan, baskıcı toplumlardan kurtulmuş olur, derin bir nefes alabiliriz. Sürekli farklıyla karşılaşan toplumda düşünüp kendimiz için hangisinin doğru olduğuna karar vermeye çalışırken eğlenebiliriz :)</p>
<p>Selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>karalama tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1040</link>
		<dc:creator>karalama</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 09:52:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1040</guid>
		<description>Bir savaşın ortasında zaten az sonra ölecek birini kurtarmaya çabalayan ve bu çabayı boşa harcanmış zaman olarak görmeyen belki yanlız masal kahramanlarıydı. Belki masal kahramanları şu ya da bu şekilde unutuldu
ama , dükik&#039;in çabası boşa değildi. boşa olmamalı bana ulaştı, belki benim blogumu şu ya da bu şekilde takip eden  başka insanlara da köprü kuracak bu nedenle bu öykünün tanıtımını kendi blogumda dilimin döndüğünce yapmaya çalıştım.
dükik&#039;e sevgilerimle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir savaşın ortasında zaten az sonra ölecek birini kurtarmaya çabalayan ve bu çabayı boşa harcanmış zaman olarak görmeyen belki yanlız masal kahramanlarıydı. Belki masal kahramanları şu ya da bu şekilde unutuldu<br />
ama , dükik&#8217;in çabası boşa değildi. boşa olmamalı bana ulaştı, belki benim blogumu şu ya da bu şekilde takip eden  başka insanlara da köprü kuracak bu nedenle bu öykünün tanıtımını kendi blogumda dilimin döndüğünce yapmaya çalıştım.<br />
dükik&#8217;e sevgilerimle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Düygü tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1039</link>
		<dc:creator>Düygü</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 14:30:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1039</guid>
		<description>Daha bir sürü şey yazmak istedim yukarıdakilere cevaben ama çok yoğun bir hafta geçiriyorum. :/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Daha bir sürü şey yazmak istedim yukarıdakilere cevaben ama çok yoğun bir hafta geçiriyorum. :/</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mormomlati tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1038</link>
		<dc:creator>mormomlati</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 15:12:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1038</guid>
		<description>Üçünüz arasında geçen şu sohbet o kadar heyecanlı / heyecanlıydı . Acayip zevk aldım . Tadı damağımda kaldı deyimini kullanmaktan da bir beis görmüyorum .</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Üçünüz arasında geçen şu sohbet o kadar heyecanlı / heyecanlıydı . Acayip zevk aldım . Tadı damağımda kaldı deyimini kullanmaktan da bir beis görmüyorum .</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>meren tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1037</link>
		<dc:creator>meren</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 17:42:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1037</guid>
		<description>&quot;&lt;i&gt;Ben daha çok sizin “o kadar da” demelerinizi önemsiyorum; bir konu hakkında başkaca hiçbir malumatımız olmasa da çoğu zaman içten gelen bir sezgiyle şunu biliriz: hakikat büyük ihtimal kavga eden iki ucun hiçbirinde değil de ikisinin ortalarında bir yerde gezinmektedir.&lt;/i&gt;&quot;

Buna sonuna kadar katiliyorum, yillardir mevzulari degerlendirip olan bitene dair fikir sahibi olmaya calisirken bu durumu goz ardi etmemeye de calisirim (bence insan tarafindan ortaya koyulan *her* dusunce degerlidir ve bir tarafin tamamen yaniliyor olmasi pek beklenemez). Bunun akli basinda her insanin yaptigi ya da eninde sonunda yapmaya basladigi bir sey oldugunu tahmin ediyorum.

`Dinin dogmalarinin da degisebilecegine, sosyo-kulturel etkenlerin onemli olduguna dair soylediklerinize katilmiyor degilim, fakat dinin dogmalari yuzyillar icerisinde degistirirken bilim bir gecede herseyi bambaska bir acidan degerlendirmeye baslayabilir. Zamanin uzunlugu kisaligi ile ilgili genel gecer bir kriter belirlemeye calismak, &quot;bir kabul/varsayim/dogma su kadar sureden daha cabuk degistirilebiliyorsa o zaman soyledir, degilse boyledir&quot; demek elbette bizim haddimize dusmez, fakat hala, en azindan, insanligin bizim de icerisinde yasadigimiz su doneminde bilimin kabulleri ile dinin kabulleri arasinda bir fark oldugunu &lt;i&gt;hissedebiliriz&lt;/i&gt; sanirim ;)

Bu arada bu son soyledigim benim pek hosuma giden bir sey degil. Ben aslinda &quot;ikisi de aynidir ve her durumda bunu size ispatlayabilirim&quot; demekten daha cok keyif alirim hatta bunu insanlari gercekten yildiracak noktaya kadar da goturebilirim, cunku gercekten ikisinin farkliliklarini formal olarak ortaya koymak pek de mumkun degil, bence. Fakat bazen keyifsiz olsa da daha dogru gorunen hali ile yetinip samimi olmak geliyor boyle icimden.


Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<i>Ben daha çok sizin “o kadar da” demelerinizi önemsiyorum; bir konu hakkında başkaca hiçbir malumatımız olmasa da çoğu zaman içten gelen bir sezgiyle şunu biliriz: hakikat büyük ihtimal kavga eden iki ucun hiçbirinde değil de ikisinin ortalarında bir yerde gezinmektedir.</i>&#8221;</p>
<p>Buna sonuna kadar katiliyorum, yillardir mevzulari degerlendirip olan bitene dair fikir sahibi olmaya calisirken bu durumu goz ardi etmemeye de calisirim (bence insan tarafindan ortaya koyulan *her* dusunce degerlidir ve bir tarafin tamamen yaniliyor olmasi pek beklenemez). Bunun akli basinda her insanin yaptigi ya da eninde sonunda yapmaya basladigi bir sey oldugunu tahmin ediyorum.</p>
<p>`Dinin dogmalarinin da degisebilecegine, sosyo-kulturel etkenlerin onemli olduguna dair soylediklerinize katilmiyor degilim, fakat dinin dogmalari yuzyillar icerisinde degistirirken bilim bir gecede herseyi bambaska bir acidan degerlendirmeye baslayabilir. Zamanin uzunlugu kisaligi ile ilgili genel gecer bir kriter belirlemeye calismak, &#8220;bir kabul/varsayim/dogma su kadar sureden daha cabuk degistirilebiliyorsa o zaman soyledir, degilse boyledir&#8221; demek elbette bizim haddimize dusmez, fakat hala, en azindan, insanligin bizim de icerisinde yasadigimiz su doneminde bilimin kabulleri ile dinin kabulleri arasinda bir fark oldugunu <i>hissedebiliriz</i> sanirim ;)</p>
<p>Bu arada bu son soyledigim benim pek hosuma giden bir sey degil. Ben aslinda &#8220;ikisi de aynidir ve her durumda bunu size ispatlayabilirim&#8221; demekten daha cok keyif alirim hatta bunu insanlari gercekten yildiracak noktaya kadar da goturebilirim, cunku gercekten ikisinin farkliliklarini formal olarak ortaya koymak pek de mumkun degil, bence. Fakat bazen keyifsiz olsa da daha dogru gorunen hali ile yetinip samimi olmak geliyor boyle icimden.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Faruk Ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1036</link>
		<dc:creator>Faruk Ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 12:21:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1036</guid>
		<description>Bu arada Terry Egleton&#039;ın &quot;The God Delusion&quot; hakkındaki eleştirisi &lt;a href=&quot;http://www.lrb.co.uk/v28/n20/eagl01_.html&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;şurada&lt;/a&gt;. Şu -artık ünlü olmuş- benzetmeyle başlıyor yazı:

&lt;i&gt;Imagine someone holding forth on biology whose only knowledge of the subject is the Book of British Birds, and you have a rough idea of what it feels like to read Richard Dawkins on theology.&lt;/i&gt;

Dawkins bu benzetmeye şöyle yanıt vermiş [ikinci ağızdan alıntı]:

&lt;i&gt;Dawkins gave a rather humorous response to Eagleton’s argument about theology you mention. Pointing out that almost all of us don’t believe in the god Thor, he then advanced an argument as to why that is very narrow-minded because we have not researched and understood “Thorology”.&lt;/i&gt;

Bu gerçekten &quot;humorous&quot; ve ilk başta haklı gibi görünen bir yanıt ama bence tamamen asıl konuyu ıskalıyor. Niyesi belki başka zamana...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu arada Terry Egleton&#8217;ın &#8220;The God Delusion&#8221; hakkındaki eleştirisi <a href="http://www.lrb.co.uk/v28/n20/eagl01_.html" rel="nofollow">şurada</a>. Şu -artık ünlü olmuş- benzetmeyle başlıyor yazı:</p>
<p><i>Imagine someone holding forth on biology whose only knowledge of the subject is the Book of British Birds, and you have a rough idea of what it feels like to read Richard Dawkins on theology.</i></p>
<p>Dawkins bu benzetmeye şöyle yanıt vermiş [ikinci ağızdan alıntı]:</p>
<p><i>Dawkins gave a rather humorous response to Eagleton’s argument about theology you mention. Pointing out that almost all of us don’t believe in the god Thor, he then advanced an argument as to why that is very narrow-minded because we have not researched and understood “Thorology”.</i></p>
<p>Bu gerçekten &#8220;humorous&#8221; ve ilk başta haklı gibi görünen bir yanıt ama bence tamamen asıl konuyu ıskalıyor. Niyesi belki başka zamana&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Faruk Ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1035</link>
		<dc:creator>Faruk Ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 10:09:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1035</guid>
		<description>&lt;i&gt;Dogmatik bilginin önceki mesajlarda da bir sıfattan öte, kötü bir şeymiş gibi anıldığını düşünmüyorum aslında.&lt;/i&gt;
Belki Düygü hanım öyle kullanmadı, doğrudur; ama yaygın olan kanı öyle değil dersem karşı çıkar mısınız? Hele her fırsatta Ata&#039;mızın bizi nasıl da Ortaçağ karanlıklarından modernizmin (en hakiki mürşit olan ilmin, fennin) kutsayıcı aydınlığına çıkardığı kafamıza kakılan ülkemizde - sizi de burada sayıyorum :) -. Ben daha çok sizin &quot;o kadar da&quot; demelerinizi önemsiyorum; bir konu hakkında başkaca hiçbir malumatımız olmasa da çoğu zaman içten gelen bir sezgiyle şunu biliriz: hakikat büyük ihtimal kavga eden iki ucun hiçbirinde değil de ikisinin ortalarında bir yerde gezinmektedir.

Dolayısıyla dediklerinize büyük oranda katılıyorum, ama şuna karşı da çıkabilirdim:
&lt;i&gt;dini dogmalar ile iligli tek problem “değiştirilemeyecek” olmalarıdır&lt;/i&gt;.
Sorun daha çok bizim din ya da bilim gibi &quot;kurum&quot;lardan söz ederken onların daha iyi bildiğimiz, yaygın olan yorumları hakkında konuşmamızdan çıkıyor biraz da (tabi bu da kaçınılmaz bir şey). Daha donanımlı olduğum için İslam&#039;a ve mezhepler tarihine bakınca mesela, hepsinde birden tamamen aynı kabul edilen, &quot;değişmez&quot; bilgilerin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu görüyorum.. ki buna İslam&#039;ın en belirgin mottosu olan Tanrı&#039;nın birliği bile dahil. Çok hoş bir örnek geliyor aklıma, konuyu dağıtma pahasına anlatayım: Alevi (Şii, daha doğrusu) mezhepleri hakkında okurken bir zaman, Ali&#039;yi günahkar, dinden çıkmış kabul eden bir Şii mezhebine rast gelmiştim. Keza İsa&#039;nın Tanrı&#039;nın oğlu olmadığını söyleyen Ariusçuluk&#039;u da sayabiliriz; verilebilecek çok fazla örnek var. Bunlara &quot;sapık mezhep&quot;ler diyebilirsiniz, söylediklerinin &quot;Din&quot; açısından geçerli olmadığını iddia edebilirsiniz, ki ortodoks İslam ve Hristiyanlık da böyle yaptı; ama bu pek bir şey ifade etmez zannımca.

Burada şu önemli bir nokta sanırım: Din, eninde sonunda birtakım dogmalara sahip olmak &lt;i&gt;zorunda&lt;/i&gt; zaten. Ama bu dogmalar zamandan ve mekandan bağımsız şeyler değil. Bir asırda dogma olan, diğer asrın değişen sosyo-kültürel ortamının baskısıyla bu niteliğini yitirebiliyor ve bu o dinin illa da yıkılıp gitmesi anlamına gelmiyor. Daha İslam&#039;ın 4. yy&#039;ında, 10.yy&#039;dan 12.yy&#039;a uzanan zaman diliminde, Gazali, İbn Rüşd ve İbn Sina, Tanrı&#039;nın neliğine dair çok çetin bir tartışma içindeydiler. Hepsi de kanıtlarını aynı kutsal kitaba dayandırabiliyorlardı (aslında bu da tartışılır --ama ne tartışılmaz ki?). Kilise artık dünyanın düz olduğunu ya da 6 günde yaratıldığını, 7. günde de Tanrı&#039;nın dinlendiğini iddia etmiyor -en azından kendine saklıyor, ya da bu tür dini bilgileri yine koruyor, ama bunların mecazi olduğunu söylüyor vs. &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Paradigm_shift&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;Thomas Kuhn&lt;/a&gt;, bilim hakkında benzer bir şey anlatır. Der ki, kabaca, bilim tarihi bir çizgi üzerinde devamlı gelişerek ilerlemez. Daha çok halkalar halinde yayılır. Her çağda belirli bir paradigmanın hakim olduğu bir halka vardır. Bilimsel gelişmeler eninde sonunda bu halkayı zorlamaya başlar, kabuller (dogmalar?) yetmemeye başlar ve sonunda halka kırılır, daha büyük ve geniş, ama sonunda yine bir halka olan başka bir paradigmanın içine yerleşilir. Newton fiziğinden, Einstein sağolsun, kuantuma geçiş, ya da Maxwell&#039;ci Elektromagnetizma&#039;dan, yine Einstein sağolsun, İzafiyetçiliğe geçiş gibi...

Din&#039;in bazı (belki çoğu) yorumları, bilim&#039;in bazı (belki çoğu) yorumuyla çakışabilir, çatışabilir, çelişebilir vs. Bazıları &quot;din ve bilim aynı yere başka yollardan ulaşmaya çalışan iki şeydir&quot; diyor. Belli bir hata payıyla bunu ben de düşünüyorum; ama bu öyle ideal bir düzlemde geçerli ki, pratik dünyada pek işe yaramıyor. İki yolun da sınırlarını ve kapasitesini abartmamak, dediğiniz gibi bu kadar kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz bu yaşam hakkında, başkalarının seçimlerini küçümsememize ve kendimizi bir kibre kaptırmamıza yol açacak kadar katı bir tavır almamamız gerek diye düşünüyorum... deyip keseyim şimdilik.

Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><i>Dogmatik bilginin önceki mesajlarda da bir sıfattan öte, kötü bir şeymiş gibi anıldığını düşünmüyorum aslında.</i><br />
Belki Düygü hanım öyle kullanmadı, doğrudur; ama yaygın olan kanı öyle değil dersem karşı çıkar mısınız? Hele her fırsatta Ata&#8217;mızın bizi nasıl da Ortaçağ karanlıklarından modernizmin (en hakiki mürşit olan ilmin, fennin) kutsayıcı aydınlığına çıkardığı kafamıza kakılan ülkemizde &#8211; sizi de burada sayıyorum :) -. Ben daha çok sizin &#8220;o kadar da&#8221; demelerinizi önemsiyorum; bir konu hakkında başkaca hiçbir malumatımız olmasa da çoğu zaman içten gelen bir sezgiyle şunu biliriz: hakikat büyük ihtimal kavga eden iki ucun hiçbirinde değil de ikisinin ortalarında bir yerde gezinmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla dediklerinize büyük oranda katılıyorum, ama şuna karşı da çıkabilirdim:<br />
<i>dini dogmalar ile iligli tek problem “değiştirilemeyecek” olmalarıdır</i>.<br />
Sorun daha çok bizim din ya da bilim gibi &#8220;kurum&#8221;lardan söz ederken onların daha iyi bildiğimiz, yaygın olan yorumları hakkında konuşmamızdan çıkıyor biraz da (tabi bu da kaçınılmaz bir şey). Daha donanımlı olduğum için İslam&#8217;a ve mezhepler tarihine bakınca mesela, hepsinde birden tamamen aynı kabul edilen, &#8220;değişmez&#8221; bilgilerin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu görüyorum.. ki buna İslam&#8217;ın en belirgin mottosu olan Tanrı&#8217;nın birliği bile dahil. Çok hoş bir örnek geliyor aklıma, konuyu dağıtma pahasına anlatayım: Alevi (Şii, daha doğrusu) mezhepleri hakkında okurken bir zaman, Ali&#8217;yi günahkar, dinden çıkmış kabul eden bir Şii mezhebine rast gelmiştim. Keza İsa&#8217;nın Tanrı&#8217;nın oğlu olmadığını söyleyen Ariusçuluk&#8217;u da sayabiliriz; verilebilecek çok fazla örnek var. Bunlara &#8220;sapık mezhep&#8221;ler diyebilirsiniz, söylediklerinin &#8220;Din&#8221; açısından geçerli olmadığını iddia edebilirsiniz, ki ortodoks İslam ve Hristiyanlık da böyle yaptı; ama bu pek bir şey ifade etmez zannımca.</p>
<p>Burada şu önemli bir nokta sanırım: Din, eninde sonunda birtakım dogmalara sahip olmak <i>zorunda</i> zaten. Ama bu dogmalar zamandan ve mekandan bağımsız şeyler değil. Bir asırda dogma olan, diğer asrın değişen sosyo-kültürel ortamının baskısıyla bu niteliğini yitirebiliyor ve bu o dinin illa da yıkılıp gitmesi anlamına gelmiyor. Daha İslam&#8217;ın 4. yy&#8217;ında, 10.yy&#8217;dan 12.yy&#8217;a uzanan zaman diliminde, Gazali, İbn Rüşd ve İbn Sina, Tanrı&#8217;nın neliğine dair çok çetin bir tartışma içindeydiler. Hepsi de kanıtlarını aynı kutsal kitaba dayandırabiliyorlardı (aslında bu da tartışılır &#8211;ama ne tartışılmaz ki?). Kilise artık dünyanın düz olduğunu ya da 6 günde yaratıldığını, 7. günde de Tanrı&#8217;nın dinlendiğini iddia etmiyor -en azından kendine saklıyor, ya da bu tür dini bilgileri yine koruyor, ama bunların mecazi olduğunu söylüyor vs. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paradigm_shift" rel="nofollow">Thomas Kuhn</a>, bilim hakkında benzer bir şey anlatır. Der ki, kabaca, bilim tarihi bir çizgi üzerinde devamlı gelişerek ilerlemez. Daha çok halkalar halinde yayılır. Her çağda belirli bir paradigmanın hakim olduğu bir halka vardır. Bilimsel gelişmeler eninde sonunda bu halkayı zorlamaya başlar, kabuller (dogmalar?) yetmemeye başlar ve sonunda halka kırılır, daha büyük ve geniş, ama sonunda yine bir halka olan başka bir paradigmanın içine yerleşilir. Newton fiziğinden, Einstein sağolsun, kuantuma geçiş, ya da Maxwell&#8217;ci Elektromagnetizma&#8217;dan, yine Einstein sağolsun, İzafiyetçiliğe geçiş gibi&#8230;</p>
<p>Din&#8217;in bazı (belki çoğu) yorumları, bilim&#8217;in bazı (belki çoğu) yorumuyla çakışabilir, çatışabilir, çelişebilir vs. Bazıları &#8220;din ve bilim aynı yere başka yollardan ulaşmaya çalışan iki şeydir&#8221; diyor. Belli bir hata payıyla bunu ben de düşünüyorum; ama bu öyle ideal bir düzlemde geçerli ki, pratik dünyada pek işe yaramıyor. İki yolun da sınırlarını ve kapasitesini abartmamak, dediğiniz gibi bu kadar kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz bu yaşam hakkında, başkalarının seçimlerini küçümsememize ve kendimizi bir kibre kaptırmamıza yol açacak kadar katı bir tavır almamamız gerek diye düşünüyorum&#8230; deyip keseyim şimdilik.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>meren tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2008/05/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1034</link>
		<dc:creator>meren</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 05:59:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/2008/05/28/dunyayi-kurtarmak-isteyen-kadin-ile-gohramon%e2%80%99un-sohbetleri/#comment-1034</guid>
		<description>&quot;&lt;i&gt;Neden dogmatikliği olumsuz almak zorunda olalım? Bizim bilgiye ulaşma yollarımızdan ve kavrayış kapasitemizden bağımsız bir hakikat mevcutsa ve “dogma”tik bilgi bu hakikate uygunsa, dogmatikliğin “kötülüğü” ortadan kalkar.&lt;/i&gt;&quot;

Elbette dogmatik olma durumu &lt;i&gt;o kadar da*&lt;/i&gt; negatif bir durum değildir, hiç bir şey dogmatik olduğu için &quot;faydasız&quot;, &quot;gerçek dışı&quot; ya da &quot;saçma&quot; olarak tanımlanamaz. Sayılar teoreminin (ya da Euclid geometrisinin) de aksiyomlarını &quot;kabul edersiniz&quot;, &quot;koşulsuz inanırsınız&quot;, sonra bunu temel alarak üzerine matematiği inşa eder ve olayları ortak bir dille yorumlamaya, gerçek sorunlara çözüm bulmaya başlarsınız (bu cümlede &quot;Sayılar teoreminin aksiyomları&quot; yerine &quot;Allah&quot;, &quot;matematik&quot; yerine de &quot;İslamiyet&quot; koyarsanız hiç bir şey bozulmaz neredeyse) (*dini dogmalar ile iligli tek problem &quot;değiştirilemeyecek&quot; olmalarıdır, bununla beraber daha iyi bir model oturtursanız matematiği bambaşka kabuller üzerine inşa edebilirsiniz, kimse çıkıp &quot;bu son modeldir, bundan başka model gelmeyecektir&quot; diyemez, birisi çıkıp böyle bir şey derse insanlar ona gülerler, fakat mevzu din olunca kimse gülmez; bu yüzden aslında din ve bilim &lt;i&gt;o kadar da&lt;/i&gt; aynı değildir, sadece bunları yazarken bu durumu bilerek göz ardı ettiğimi bilmenizi istedim).

Dogmatik bilginin önceki mesajlarda da bir sıfattan öte, kötü bir şeymiş gibi anıldığını düşünmüyorum aslında.

Din ile bilimin, benim gözümde, çok fazla bir farkı yok. İkisi de temelde benzer insan arzularından besleniyor, yine temelde benzer olan ihtiyaçları doyuracak çıktılar üretiyorlar. Temelde benzer olan bu kavramların aralarındaki en büyük fark ise bu çıktılardan beslenecek olan insanların hayata bakışları. Fakat bu hayat ile ilgili bu kadar kısıtlı bilgimiz varken bunu tartışmak, bir tarafın üstünlüğü ve doğruluğu mücadelesine dönüştürmek de ziyadesiyle saçma olurdu neticede.

Elbette her iki ucun da dangalak uygulayıcıları ve savunucuları çıkıyor, fakat &quot;homodan değil ademden geldik şerefsiz herifler&quot; diyen dangalak yüzünden dindarlara ve dine kızmak ne kadar anlamsız ise &quot;bu teknoloji çağında din saçmalığı da neymiş&quot; diyen dangalak yüzünden de bilime ve bilim insanlarına kızmak, tedirginlikle yaklaşmak anlamsız.

Sözde din/bilim çatışmasında bence asıl sorun bazen insanlara Bilmemne Hoca&#039;ların, Bilmenme Dawkins&#039;lerin sağduyudan daha önce ulaşıp, aslında insanların içerisinde sağduyu için ayrılmış boşluğu kendi korku ve nefretleri ile doldurmayı başarmaları. Kendi adıma bu yüzden Duygu&#039;nun ve arkadaşlarının emeklerini çok haklı ve barışçı görüyorum.

Benden de bir 2YKR.


Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<i>Neden dogmatikliği olumsuz almak zorunda olalım? Bizim bilgiye ulaşma yollarımızdan ve kavrayış kapasitemizden bağımsız bir hakikat mevcutsa ve “dogma”tik bilgi bu hakikate uygunsa, dogmatikliğin “kötülüğü” ortadan kalkar.</i>&#8221;</p>
<p>Elbette dogmatik olma durumu <i>o kadar da*</i> negatif bir durum değildir, hiç bir şey dogmatik olduğu için &#8220;faydasız&#8221;, &#8220;gerçek dışı&#8221; ya da &#8220;saçma&#8221; olarak tanımlanamaz. Sayılar teoreminin (ya da Euclid geometrisinin) de aksiyomlarını &#8220;kabul edersiniz&#8221;, &#8220;koşulsuz inanırsınız&#8221;, sonra bunu temel alarak üzerine matematiği inşa eder ve olayları ortak bir dille yorumlamaya, gerçek sorunlara çözüm bulmaya başlarsınız (bu cümlede &#8220;Sayılar teoreminin aksiyomları&#8221; yerine &#8220;Allah&#8221;, &#8220;matematik&#8221; yerine de &#8220;İslamiyet&#8221; koyarsanız hiç bir şey bozulmaz neredeyse) (*dini dogmalar ile iligli tek problem &#8220;değiştirilemeyecek&#8221; olmalarıdır, bununla beraber daha iyi bir model oturtursanız matematiği bambaşka kabuller üzerine inşa edebilirsiniz, kimse çıkıp &#8220;bu son modeldir, bundan başka model gelmeyecektir&#8221; diyemez, birisi çıkıp böyle bir şey derse insanlar ona gülerler, fakat mevzu din olunca kimse gülmez; bu yüzden aslında din ve bilim <i>o kadar da</i> aynı değildir, sadece bunları yazarken bu durumu bilerek göz ardı ettiğimi bilmenizi istedim).</p>
<p>Dogmatik bilginin önceki mesajlarda da bir sıfattan öte, kötü bir şeymiş gibi anıldığını düşünmüyorum aslında.</p>
<p>Din ile bilimin, benim gözümde, çok fazla bir farkı yok. İkisi de temelde benzer insan arzularından besleniyor, yine temelde benzer olan ihtiyaçları doyuracak çıktılar üretiyorlar. Temelde benzer olan bu kavramların aralarındaki en büyük fark ise bu çıktılardan beslenecek olan insanların hayata bakışları. Fakat bu hayat ile ilgili bu kadar kısıtlı bilgimiz varken bunu tartışmak, bir tarafın üstünlüğü ve doğruluğu mücadelesine dönüştürmek de ziyadesiyle saçma olurdu neticede.</p>
<p>Elbette her iki ucun da dangalak uygulayıcıları ve savunucuları çıkıyor, fakat &#8220;homodan değil ademden geldik şerefsiz herifler&#8221; diyen dangalak yüzünden dindarlara ve dine kızmak ne kadar anlamsız ise &#8220;bu teknoloji çağında din saçmalığı da neymiş&#8221; diyen dangalak yüzünden de bilime ve bilim insanlarına kızmak, tedirginlikle yaklaşmak anlamsız.</p>
<p>Sözde din/bilim çatışmasında bence asıl sorun bazen insanlara Bilmemne Hoca&#8217;ların, Bilmenme Dawkins&#8217;lerin sağduyudan daha önce ulaşıp, aslında insanların içerisinde sağduyu için ayrılmış boşluğu kendi korku ve nefretleri ile doldurmayı başarmaları. Kendi adıma bu yüzden Duygu&#8217;nun ve arkadaşlarının emeklerini çok haklı ve barışçı görüyorum.</p>
<p>Benden de bir 2YKR.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

