Darwin Günü

Bugün evrim kuramının babası, biyoloji bilminin üzerine gözleri kamaştıran spot ışığını tutan adamın, Charles Darwin’in 200. yaşgünü. Onun evrim kuramını ortaya attığı “Türlerin Kökeni” kitabının yayınlanmasının da 150. yıldönümü.

“If it be assumed that the characteristic differences between various domestic races are due to descent from several aboriginal species, we must conclude that man chose for domestication in ancient times, either intentionally or by chance, a most abnormal set of pigeons…”

Birkaç aydır bugün için bir yazı yazmak fikri ile ortalıkta dolanırken, Tulane’in kütüphanesine gittiğim bir gün, evrimsel biyoloji kitaplarının dizili olduğu raflara bir uğramaya karar verdim. Bu raflarda karton kutular içinde duran bazı kitapları görünce, tam “neden karton kutudalar acaba” diye düşündüğüm saniye ile elimin kartona değdiği saniye arasında geçen o zaman parçacığında “amanın! çok eski olmalılar!” dedi beynim, ve hemen heyecan düygüsü için gerekli olan hormonların salgılanmasına yönelik emirleri vicudumun dört bir köşesine iletmeye başladı (şu hayatta 3 saniye içine neler sığdırabiliyor bu deli bünye).

Kutusunu açar açmaz üzerime hunharca uçuşan tozlar ile beni hapşırtan bu kitap Darwin’in, 1876 yılında ikinci baskısını yapmış olan, “The Variation of Animals and Plants Under Domestication” (Evcil Hayvan ve Bitkilerin Varyasyonu) kitabının ilk cildi idi.*

Tabi ki kitabı hemen ödünç aldım. Fakat şunu söylemeliyim ki dostlar, insan böyle bir kitaba elini değdirdiği anda bu dünya üzerinde neden bibliokleptoman denilen şahsiyetler olduğunu anlıyor. Gel de geri ver kütüphaneye şimdi bunu.

Kitap epey kalın, sayfalar incecik, yazı boyutu çok küçük, satır aralığı yok denecek kadar az, resimler ise nefis… Bu kitabın tamamını okuyamayacağımı ama resimlerine kesinlikle bakacağımı daha o andan itibaren biliyordum. Bu düşünce bana çok daha utanç duyduğum başka bir gerçeği hatırlattı: Ben zaten Türlerin Kökeni’ni de henüz okumamış terbiyesiz bir biyolokumdum. O anda bu yılın anlam ve önemine en çok yakışan şeylerden birinin, Darwin’in bir kitabını okumak olduğuna karar verdim. Bu arada, benim gibi pek çok biyologun var olduğunu da biliyorum – evet siz, Türlerin Kökeni’ni okumamış olanlardan bahsediyorum – (bu da bir takım yetkililerin diplomamı elimden almayacaklarına dair içime su serpiyor, zira hangi birimizle uğraşsınlar?). Gerçi eminim birçok mühendis de Calculus’u ilk keşfeden adamın “Sayıların Kökeni” diye bi kitabı filan varsa onu okumamıştır (hıh!). Cahilliğim ile bu işin içinden sıyrılma çalışmalarım üzerinizde ne kadar etkili oldu bilemiyorum ama “Let me tell you something” benden beterleri de var… İçimizden bir tane biyolog (üstelik bir de evrim biyologu! Hadi ben moleküler olayların, embriyoların insanıyım) Darwin yılı 2009′un onuruna, Türlerin Kökeni’ni okumadığını itiraf ettiği ve kitabı okumaya başlayıp okurken de hakkında yazdığı bir blog açmış. Bloga genellikle gay’lerin gay olduklarını ailelerine, tanıdıklarına itiraf etme eylemini anlatan “coming out” başlığını verdiği yazısı ile başlıyor. Kitabın ilk bölümünü (Chapter 1) okuduktan sonra yazdığı yazının ilk cümlesi ise: “Man, this guy didn’t know anything.” (Tercümesi: Dostum, bu herif hiçbişey bilmiyormuş lan!). Terbiyesiz seni! (Bilmem farkettiniz mi, burada kendi ayıbımı başkasına yansıtma yolu ile ayıbımın üzerini kapatma mekanizmasını kullanıyorum, ama sen cin okuyucu, gözünden bir şey kaçmıyor senin). Şaka bir yana, söz konusu blogu tavsiye ediyorum (malesef İngilizce), işte burada: Blogging the Origin.**

Her neyse kitaba dönelim, gittim bi çay koydum (yapılacak en mantıklı şeylerden biri gibi göründü bu bana). Veee kitabın resimlerine bakmaya başladım.

Arkasını önünü, kıyısını köşesini inceledim.

Kitabın son 37 senedir kütüphaneden -beni de sayarsak- sadece 6 kere ödünç alınmış olduğunu görünce, “kitabı ödünç almış olan diğerleri nasıl insanlardılar, kitabın tamamını okudular mı, yoksa benim gibi resimlerine mi baktılar, korkuyorum anne, kamyonlar kavun taşır, ben anormal bi insan mıyım?” şeklinde serbest çağrışımlara gark oldum. Evet belki Türlerin Kökeni’ni okumamış olabilirdim, ama en azından son 37 senedir bu kitabın sayfalarını karıştırmış 6 manyaktan biriydim. Nıhohahaıhaha!

Bana yapacak tek bir şey kalmıştı: Kitabın resimlerine baktıktan sonra fotoğraflarını çekmek. Ve okumakta olduğunuz satırları yazmak…

Bu arada, dediğim gibi, 2009 Darwin yılı olarak kutlanıyor. (Bkz: Evrim Çalışkanları Blogu’ndaki ilgili yazı). Bu yıl boyunca (Uygar‘dan gelen bir öneri ile) kollektif bloglama yapmayı ve Darwin temalı yazılar yazmayı düşünüyoruz. Bunu farklı bloglar üzerinden yapacağız. Ayrıntıları ileride buradan duyuracağım.

Son olarak, ” Bu sene ben de bir Darwin kitabı ya da Darwin’le ilgili bir kitap okuyayım yav” diyenler için hemen birkaç Türkçe kaynak vermek istiyorum.

TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’ndan:

Darwin ve Beagle Serüveni

Charles Darwin’in Biyografisi

Darwin ve Sonrası

Onur Yayınları:

Türlerin Kökeni – Charles Darwin

Seksüel Seçme – Charles Darwin (Malesef başlığa bakıp kitabın çevirisi hakkında önyargılara vardım. İlaç prospektüsü gibi yarı İngilizce değildir çevirisi umuyorum. Zira bu kavramın Türkçe’si mevcut: Eşeysel Seçilim).

İnsanın Türeyişi – Charles Darwin

Gün Yayıncılık:

İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili – Charles Darwin

İnsanın Türeyişi ve Evrim Üzerine – Charles Darwin

Ve olmazsa olmaz:

Bu yıl kendinize bir güzellik yapın ve Darwin’in ortaya attığı o nefis kuramı yani evrim kuramını bilmiyorsanız öğrenin, anlamıyorsanız Evrim Çalışkanları’na sorun, yanlış anladıysanız ön yargılarınızı bir kenara bırakın. İnancınız ne olursa olsun, bilimsel gelişmelerin gerisinde kalmayın. İnancınız size, bilim tüm insanlığa ait. Ve elinizin altında artık harika bir Türkçe kaynak var:

www.evrimianlamak.org

Ayrıca Darwin Günü ile ilgili şu iki blogdaki yazılara mutlaka göz atın (ikisi de Türkçe):

1) Bir Fikrin Gücü (No Dry Light)

2) İyi ki doğdun Darwin! (Müspet İlimler Kumpanyası)

Evet, iyi ki doğdun Darwin!!!!

Dipnotlar

* İlginizi çekerse kitabın tamamının elektronik kopyasına – İngilizce – şuradan ulaşabilirsiniz.

** Uygar’a beni bu blogdan haberdar ettiği için teşekkür ederim.

*** Bu arada farkettiniz mi bilmem. 12 Şubat’ın Çarşamba gününe denk geldiğini sanıyordum, o yüzden bir önceki yazımda Çarşamba’ya görüşürüz demiştim. Yalanmış :)

  • Share/Bookmark

29 Yorum »

  1. Bir Fikrin Gücü « no dry light said,

    Şubat 12, 2009 @ 05:56

    [...] – biyolokum.com’da, Darwin Günü. [...]

  2. Alperen said,

    Şubat 12, 2009 @ 13:41

    Merhaba,

    Yazı için teşekkürler, Türlerin Kökeni’ni okumadığınızı belirtmişsiniz ama belki bilginiz vardır diye sormak istedim. Kitabın Türkçe çevirisinin kalitesi hakkında herhangi bir bilginiz var mı? Önerdiğiniz, çevirisi iyidir diyebileceğiniz herhangi bir yayınevi var mıdır, varsa paylaşırsanız sevinirim.
    Mesleğinizde başarılar…

  3. Alperen said,

    Şubat 12, 2009 @ 13:51

    Ardarda iki ileti olacak kusura bakmayın, üstte belirtmeyi unutmuşum, yazı içinde Onur Yayınları’nın geçtiğini biliyorum, araştırdığımda kitabın birden fazla yayınevi tarafından yayınlandığını gördüm. Onur Yayınları’nı özellikle mi seçtiniz, yoksa internetten vs. araştırıp denk mi geldiniz, üstteki iletiyi biraz da bu yüzden yazdığımı belirtmek istedim…

  4. B. Duygu Ozpolat said,

    Şubat 12, 2009 @ 14:16

    Merhaba Alperen,

    Malesef hangi çevirnin daha iyi olduğu hakkında bir fikrim yok, Onur Yayınları’nı tahmin ettiğiniz gibi İnternet’te bir arama sonucu bulup listeme dahil etmiştim. Fakat bu blogun okurları arasından bilenlerin çıkabileceğini tahmin ediyorum. Yorumları takibe alın isterseniz. Ben de bir şey öğrenirsem buraya yorum olarak yazarım, haberiniz olur.

    İyi dileklerinize teşekkür ederim. :)

  5. Alperen said,

    Şubat 12, 2009 @ 15:02

    İlginiz için teşekkür ederim, takipteyim. :)

  6. farukahmet said,

    Şubat 12, 2009 @ 16:52

    Pandora’ya baktım, zaten iki yayınevinden çıkmış sadece, biri “Sol-Onur”, biri “Gün” yayıncılık. İkincisini hiç bilmiyorum ve kapağından pek de büyük/özenli bir yayınevi olmadıkları anlaşılıyor. Bende “Türlerin Kökeni” değil ama “İnsanın Türeyişi” (The Descent of Man) var yine bu Sol-Onur Yayıncılık’tan ve çevirisi gayet güzeldi, hatırladığım kadarıyla. Hasılı, Onur yayıncılık doğru seçim gibi görünüyor.

  7. ozgur genc said,

    Şubat 13, 2009 @ 06:03

    selamlar..
    onur yayinlarindan cikan turlerin kokeni bir ara yeni baskiya girmisti galiba. Bende eski baskisi var idi, ankarada bir sahaftan bulmustum. Onur’dan o donem cikma paralel kimi kitaplar var, aslinda daha cok, sol-marksist literatür SOL yayinlarinda basilirken, bilim standardi olmus kitaplar ONUR’da basiliyor. Ben kitabin ilk ceyregini okumustum, dilinde pek bir sorun hatirlamiyorum, ama gecmis zaman, belki simdi okusam, dili biraz farkli gelebilir…

  8. farukahmet said,

    Şubat 13, 2009 @ 12:12

    Bendeki “İnsanın Türeyişi” kitabı Aralık 1968 tarihli ve SOL Yayıncılık olarak basılmış, Onur ismi hiç geçmiyor. Öyle bir ayrıma sonradan gittiler belli ki. Ya da “İnsanın Türeyişi”ni bilim değil, Marksist literatür olarak alıyorlar, bilemiyorum :)

  9. apoptızis said,

    Şubat 15, 2009 @ 02:56

    “İnancınız size, bilim tüm insanlığa ait”

    hocam bu sözün üzerine ben cekedimin düğmelerini iliklerim . :) Bu arada bloğun geri kalan kısmını da okudum aklınıza kaleminize sağlık değer kattığını düşünüyorum şahsıma.

    Bilim ile kalın Efendim :)

    Saygılarımla…

  10. B. Duygu Ozpolat said,

    Şubat 15, 2009 @ 10:22

    Teşekkür ederim efendim :)

    (Bu arada zat-ı alilerinizin blogunu da şimdi bilim siteleri ve blogları listesine ekledim).

  11. Erdinç said,

    Şubat 16, 2009 @ 02:57

    Bir de, toplu bir şekilde yer alan evrim karikatürleri tez vakitte görülmeli.
    http://humorgrafe.blogspot.com/2009/02/icons-of-evolution-of-darwin.html

  12. apoptozis said,

    Şubat 16, 2009 @ 08:25

    İnceliğinize ve Nezaketinize teşekür ederim efendim.

  13. B. Duygu Ozpolat said,

    Şubat 16, 2009 @ 11:10

    Erdinç merhaba,

    Aslında evrim kavramını çok yanlış ifade eden bu çok popüler “insan evrimi” karikatürü artık benim tüylerimi diken diken ediyor :)

    Yani bu karikatürün insanların kafasını karıştırması durumunu o kadar ciddiye alıyorum ki karikatürlere bakarken gülemiyorum bile, böyle de görev bilinci derin bir insanım :)

  14. riemann said,

    Şubat 18, 2009 @ 16:00

    bu nasıl muhterem biyolok?

    http://scienceblogs.com/pharyngula/upload/2009/02/animalsEvolution_lg.php

    posteri olsa da assak..

  15. riemann said,

    Şubat 18, 2009 @ 16:06

    esprisine yazmıştım ama düşününce mantıklı geldi: böyle resimleri poster yapan kişi veya kurumlar var mı bildiğiniz?

  16. riemann said,

    Şubat 18, 2009 @ 16:07

    kendim araştırmaktansa buraya yazarak soruyorum, zira benim sitemin trafiğimin en önemli tedarikçisi bu site, önemli bi yer olmalı..

  17. riemann said,

    Şubat 18, 2009 @ 16:08

    telgraf modunda kısa kısa yazıyorum, çok ilginç bi duygu.

  18. meren said,

    Şubat 18, 2009 @ 18:41

    sevgili reimann. stop.

  19. meren said,

    Şubat 18, 2009 @ 18:41

    dijital imajları poster ebatında basan şirketler gani. stop.

  20. meren said,

    Şubat 18, 2009 @ 18:41

    fakat gönderdiğin adresteki çözünürlük ancak a4 kağıt boyutunda basıldığında kalitesini korur. stop.

  21. meren said,

    Şubat 18, 2009 @ 18:42

    eğer çok yüksek çözünürlüklü bir versiyonunu bulursan hep beraber ihya oluruz. stop.

  22. B. Duygu Ozpolat said,

    Şubat 18, 2009 @ 18:43

    poster harika. stop.

  23. farukahmet said,

    Şubat 18, 2009 @ 19:53

    Her ozalitçi yapar zaten o işi ama Meren’in dediği gibi bu kaliteden ancak A4 çıkar.
    Ancak üzülmeyin! Rasterbator adlı harikulâde -ve bedava!- programcık, bu tür küçük resimleri alıyor, “dotted” diyebileceğim (bi adı vardı bunun ama unuttum şimdi) bir tarzda A4′lere dağıtılacak şekilde 20 metre uzunluğa kadar büyütüyor. A4 çıktıları alıp, gerekli sırada yanyana yapıştırınca -afedersiniz- hayvanî boyutlarda posteriniz oluyor. Elbette kalite “düşüyor” yine ama çok stilize olduğu için coolluk katsayısıyla arayı rahatça kapatıyor.

    tık tık: http://homokaasu.org/rasterbator/
    galerisini gezip örnek bakarsanız daha iyi anlarsınız, ben muğlak anlatmış olabilirim: http://homokaasu.org/rasterbator/gallery.gas

  24. Ersan said,

    Şubat 19, 2009 @ 07:07

    Mühendislerin “sayıların kökeni” kitabı yok ama “Principa Mathematica” sı var efendim. Sir Isaac Newton un kemikleri sızlamasın diye değil de, mezun olmak çoğumuz okumuşuzdur ( 4 dönem calculus alıyoruz )

    bilginize :)

  25. B. Duygu Ozpolat said,

    Şubat 19, 2009 @ 11:00

    Merhaba Ersan,

    Ben de iki dönem Calculus aldım :) Ama bizim calculus kitabımız matematikçi alimlerin yazdığı orjinal metinlerden oluşmuyordu tabi. Darwin’in Türlerin Kökeni kitabının bir çok biyoloji öğrencisi tarafından okunmamasının sebebi de aslında bu kitapta anlatılanların rafine bir şekilde ders kitaplarında bulunması, bir kısım fikirlerin de geçerliliğini yitirmiş olması – o yüzden Türlerin Kökeni’nin ders kitabı olarak okutulmasının pratik olmayışı-. Principia Mathematica için durum böyle midir bilemiyorum tabi :)

  26. Atilla Aktuna said,

    Şubat 20, 2009 @ 01:38

    Matematikçilerin “Sayıların kökeni” diye okudukları bir ders yok, ama Türkçe’de Tübitak Yayınları tarafından yayınlanmış Georges Ifrah’ın -10 cilt- Rakamların Evrensel Tarihi var. (link

    Okudum efendim, mühendisim ;)

  27. Mustafa Yılmaz said,

    Temmuz 28, 2009 @ 06:21

    Merhaba,

    Türlerin Kökeni’ni şu anda Türkçesinden okuyorum. Elimdeki çeviri Sevim Belli’ye ait. (Onur, 6. baskı) İç kapak notunda çeviri Fransızcadan yapılmış ve İngilizcesiyle karşılaştırılmıştır(!) diyor. Birinci baskı Haziran 1970 tarihli imiş.

    Kitabın Türkçesiyle boğuşmaktan helak olmak üzereyim. Çevirinin çok ciddi problemleri var. Öncelikle seçilen kelimelerin bazıları zor anlaşılıyor. Bir çok kavram için parantez içerisinde verilen tanımlar daha tanıdık: örgenlenmiş (organik), yaradılış aykırılıkları (hilkat garibeleri), dizelgelerimde (tablolarımda), eğretili (mecazi) vb. İkinci olarak İngilizce metinde geçen bütün tamlamalar yapı korunarak aynen çevrilmiş. Aslına yakın durmaya çalışılırken ana dili Türkçe olan okura uzak kalınmış. Son olarak enteresan çeviri tercihleri göze çarpıyor. Elimdeki baskının 140. sayfasının hemen başına “Amerika hintlilerinin kalıntıları”ndan bahsedilmiş. Kim acaba bu “hintliler” diyerek orijinal metne baktığımda “ancient Indian ruins in the Southern United States” ifadesini gördüm. Herhalde kızılderilileri kastediyor deyip geçtim.

    Kitabı bu çeviriyle bitirip bitiremeyeceğimi henüz bilmiyorum. Ancak elimden geleni yapıyorum.

    Saygılar

  28. Mustafa Yılmaz said,

    Temmuz 28, 2009 @ 06:23

    Unuttuğum bir husus daha var: bu baskıda herhangi bir resme ya da çizime rastlamadım.

  29. Düygü said,

    Temmuz 28, 2009 @ 06:37

    Mustafa Bey, çok zorlu bir çeviriyle karşı karşıyasınız belli ki. Kolay gelsin!

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

Yorum yapın