<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Sansürden sonra gelişmeler yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/</link>
	<description>Wabi-Sabi evreni içerisinde nesnelerin fiyatından ötürü sahip oldukları materyal değer ve bu değerin yarattığı hiyerarşi yok sayılır. Bu, insanların konumlarından ötürü sahip oldukları değer için de geçerlidir. Çünkü bir şeye değer vermek aynı zamanda başka şeyleri değersiz saymaktır.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 10:09:49 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Evrim &#8220;sadece bir teori&#8221; mi? &#124; Actress,Celebrities,Fashion,Galleries tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-15537</link>
		<dc:creator>Evrim &#8220;sadece bir teori&#8221; mi? &#124; Actress,Celebrities,Fashion,Galleries</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 19:29:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-15537</guid>
		<description>[...] ilgili Türkçe blog ortamında bir çok şey yazıldı, çizildi (incelemek isteyenler için burda ve şurda); benim ekleyeceğim yeni bir şey yok, o yüzden olayı analiz etmektense gözüme [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ilgili Türkçe blog ortamında bir çok şey yazıldı, çizildi (incelemek isteyenler için burda ve şurda); benim ekleyeceğim yeni bir şey yok, o yüzden olayı analiz etmektense gözüme [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bora tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-10483</link>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 10:48:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-10483</guid>
		<description>http://www.youtube.com/watch?v=VjUZnks4sZU</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=VjUZnks4sZU" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=VjUZnks4sZU</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Evrim &#34;sadece bir teori&#34; mi? &#171; test tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-4146</link>
		<dc:creator>Evrim &#34;sadece bir teori&#34; mi? &#171; test</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 23:15:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-4146</guid>
		<description>[...] ilgili Türkçe blog ortamında bir çok şey yazıldı, çizildi (incelemek isteyenler için burda ve şurda); benim ekleyeceğim yeni bir şey yok, o yüzden olayı analiz etmektense gözüme [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ilgili Türkçe blog ortamında bir çok şey yazıldı, çizildi (incelemek isteyenler için burda ve şurda); benim ekleyeceğim yeni bir şey yok, o yüzden olayı analiz etmektense gözüme [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>B. Duygu Ozpolat tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1883</link>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2009 05:44:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1883</guid>
		<description>farukahmet, araştırma ve bilgiler için çok teşekkürler. 

Oldukça geciktim cevap vermekte ama, sorduğun soru konusunda kısaca şunları diyebilirim (doğruluğuna garanti veremeyeceğim, benden daha iyi bilen biri var ise lütfen düzeltsin): 

Merdiven olarak algılamak yanlış. Senin verdiğin örnekte bir türün içindeki jenerasyonlara bakıyorsun (on yıl, yüz yıl vesaire). Evrim için &quot;ağaç&quot; derken, çoook uzun bir süreç içinde (milyonlarca yıl) birbirinden dallanarak türemiş farklı türlerden bahsediyoruz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>farukahmet, araştırma ve bilgiler için çok teşekkürler. </p>
<p>Oldukça geciktim cevap vermekte ama, sorduğun soru konusunda kısaca şunları diyebilirim (doğruluğuna garanti veremeyeceğim, benden daha iyi bilen biri var ise lütfen düzeltsin): </p>
<p>Merdiven olarak algılamak yanlış. Senin verdiğin örnekte bir türün içindeki jenerasyonlara bakıyorsun (on yıl, yüz yıl vesaire). Evrim için &#8220;ağaç&#8221; derken, çoook uzun bir süreç içinde (milyonlarca yıl) birbirinden dallanarak türemiş farklı türlerden bahsediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Kriptografi Gördüm&#8221;, Wunjo&#8230; &#187; Tencere dibin kara&#8230; tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1879</link>
		<dc:creator>&#8220;Kriptografi Gördüm&#8221;, Wunjo&#8230; &#187; Tencere dibin kara&#8230;</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 18:52:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1879</guid>
		<description>[...] bir önceki yazıya yapılan  bir okur yorumu üzerine bu karikatürü hatırladım.  Karikatür Ekşi Sözlük&#8217;ten bir yazara ait. Yorum, [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bir önceki yazıya yapılan  bir okur yorumu üzerine bu karikatürü hatırladım.  Karikatür Ekşi Sözlük&#8217;ten bir yazara ait. Yorum, [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Enis tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1878</link>
		<dc:creator>Enis</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 16:46:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1878</guid>
		<description>Biz aslında hurmadan gelmişiz :)

şaka gibi ama değil.

Evrim teorisini Müslümanlar’dan aldılar! 

http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Biz aslında hurmadan gelmişiz :)</p>
<p>şaka gibi ama değil.</p>
<p>Evrim teorisini Müslümanlar’dan aldılar! </p>
<p><a href="http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset" rel="nofollow">http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>pligg.com tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1867</link>
		<dc:creator>pligg.com</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 15:33:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1867</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&ldquo;Kriptografi G&ouml;rd&uuml;m&rdquo;, Wunjo&hellip; &raquo; Sans&uuml;rden sonra gelişmeler...&lt;/strong&gt;

I had a great time in design school, I was constantly learning and surrounded by lots of like minded people. However, after five years of freelancing as a graphic designer, I’ve learned many new things. The following list is the top ten things that I...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&amp;ldquo;Kriptografi G&amp;ouml;rd&amp;uuml;m&amp;rdquo;, Wunjo&amp;hellip; &amp;raquo; Sans&amp;uuml;rden sonra gelişmeler&#8230;</strong></p>
<p>I had a great time in design school, I was constantly learning and surrounded by lots of like minded people. However, after five years of freelancing as a graphic designer, I’ve learned many new things. The following list is the top ten things that I&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beyza tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1856</link>
		<dc:creator>beyza</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 23:52:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1856</guid>
		<description>Bugün bir arkadaşımın aracılığı ile Gazi Üniversitesinde Türk Toplumsal Yapısı adlı bir derse girdim. Amacım Gazi&#039;de dersler nasıl gidiyor diye bakmaktı. Dersin konusu tam denk geldi: Din ve Siyaset. Dersi veren kişinin ismini bilmiyorum. Derse girdi ve konuyu Tübitak  ve sansürden açtı. Ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak sınıftaki öğrenci profilini görmenizi isterdim. Hocanın herkese bu konuda ne düşünüyorsun diye sorması üzerine genel cevap &quot;biz dinimizden yaradılışı gördük bu yüzden de evrim diye bir şey yoktur&quot; şeklinde oldu. Hatta bir öğrenci Bilim Teknik Dergisinden zaten evrim dışında bir söylem çıkmaz, işleri güçleri Darwin şeklinde bir söylem de duydum. Konuk olarak gittiğim bir sınıfta bir kaç aklı salim kişi de vardı tabi haklarını yememek lazım. Bir diğeri ise Necip Fazıl&#039;dan ve onun milliyetçi şahsiyetinden girerek laiklik kelimesi &quot;din karşıtlığı&quot; demek olduğunu savundu. Bilmiyoruz, okumuyoruz, cahiliz biz, cahil...

daha üstüne diyecek bir şey bulamıyorum. Bu olan olay Gazi&#039;de olmuştur ancak eminim ki diğer benzer üniversitelerde de bu tip konuşmalar görülebilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün bir arkadaşımın aracılığı ile Gazi Üniversitesinde Türk Toplumsal Yapısı adlı bir derse girdim. Amacım Gazi&#8217;de dersler nasıl gidiyor diye bakmaktı. Dersin konusu tam denk geldi: Din ve Siyaset. Dersi veren kişinin ismini bilmiyorum. Derse girdi ve konuyu Tübitak  ve sansürden açtı. Ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak sınıftaki öğrenci profilini görmenizi isterdim. Hocanın herkese bu konuda ne düşünüyorsun diye sorması üzerine genel cevap &#8220;biz dinimizden yaradılışı gördük bu yüzden de evrim diye bir şey yoktur&#8221; şeklinde oldu. Hatta bir öğrenci Bilim Teknik Dergisinden zaten evrim dışında bir söylem çıkmaz, işleri güçleri Darwin şeklinde bir söylem de duydum. Konuk olarak gittiğim bir sınıfta bir kaç aklı salim kişi de vardı tabi haklarını yememek lazım. Bir diğeri ise Necip Fazıl&#8217;dan ve onun milliyetçi şahsiyetinden girerek laiklik kelimesi &#8220;din karşıtlığı&#8221; demek olduğunu savundu. Bilmiyoruz, okumuyoruz, cahiliz biz, cahil&#8230;</p>
<p>daha üstüne diyecek bir şey bulamıyorum. Bu olan olay Gazi&#8217;de olmuştur ancak eminim ki diğer benzer üniversitelerde de bu tip konuşmalar görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Deniz Ural tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1845</link>
		<dc:creator>Deniz Ural</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 13:09:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1845</guid>
		<description>Az önce şair olarak tanıdığım ve beğendiğim, edebiyatla ilgili bir söyleşisine dahi katıldığım Hilmi Yavuz&#039;un Zaman Gazetesi&#039;nde (orada yazdığını bile bilmiyordum!) 15.03.2009 tarihinde yayınlanmış bir yazısını okudum ve dehşete düştüm: 

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1037

Yazının başlığı bile (&quot;Evrim mi, Yaradılış mı?&quot;) &#039;ya biri ya diğeri&#039; diyen cahil kalabalığın içinden biri olduğunu ortaya koymaya yeterli iken, bir de devam etmiş:

&quot;&lt;i&gt;Darwin&#039;in Yaradılış doktrinini reddedişi, onun, primatın homo sapiens&#039;e dönüştüğüne ilişkin hipotezinin kanıtlanmış olmasından değil (-ki, kanıtlanamamıştır!), bir Yaratıcı&#039;nın varlığını reddediyor olmasından dolayıdır. Darwin&#039;in &#039;Evrim&#039; teorisi, Yaradan&#039;a, dolayısıyla da Yaradılış doktrinine, Materyalist bir alternatif sunmak adına önesürülmüştür ve işte tastamam bu nedenle, örtük bir felsefi tezdir;- bilimsel bir teori değil! Dolayısıyla bu, aslında Darwinizm&#039;in gerçek anlamda bir teori değil, Bilim&#039;le ilişkisi olmayan felsefi bir ateizmin türevi olduğunu gösterir.&lt;/i&gt;&quot;

Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu yüzden Ekşi Sözlük&#039;teki &lt;a href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15742888&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;şu temenni&lt;/a&gt;yi paylaşayım: 

&lt;i&gt;saygın bir edebiyatçının bu kadar komik bir duruma düşmesini hiç istemezdim.
kendisinin bu yazıdaki kara cehaletini (biyoloji açısından) görmesini temenni ederim. &lt;/i&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Az önce şair olarak tanıdığım ve beğendiğim, edebiyatla ilgili bir söyleşisine dahi katıldığım Hilmi Yavuz&#8217;un Zaman Gazetesi&#8217;nde (orada yazdığını bile bilmiyordum!) 15.03.2009 tarihinde yayınlanmış bir yazısını okudum ve dehşete düştüm: </p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1037" rel="nofollow">http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1037</a></p>
<p>Yazının başlığı bile (&#8220;Evrim mi, Yaradılış mı?&#8221;) &#8216;ya biri ya diğeri&#8217; diyen cahil kalabalığın içinden biri olduğunu ortaya koymaya yeterli iken, bir de devam etmiş:</p>
<p>&#8220;<i>Darwin&#8217;in Yaradılış doktrinini reddedişi, onun, primatın homo sapiens&#8217;e dönüştüğüne ilişkin hipotezinin kanıtlanmış olmasından değil (-ki, kanıtlanamamıştır!), bir Yaratıcı&#8217;nın varlığını reddediyor olmasından dolayıdır. Darwin&#8217;in &#8216;Evrim&#8217; teorisi, Yaradan&#8217;a, dolayısıyla da Yaradılış doktrinine, Materyalist bir alternatif sunmak adına önesürülmüştür ve işte tastamam bu nedenle, örtük bir felsefi tezdir;- bilimsel bir teori değil! Dolayısıyla bu, aslında Darwinizm&#8217;in gerçek anlamda bir teori değil, Bilim&#8217;le ilişkisi olmayan felsefi bir ateizmin türevi olduğunu gösterir.</i>&#8221;</p>
<p>Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu yüzden Ekşi Sözlük&#8217;teki <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15742888" rel="nofollow">şu temenni</a>yi paylaşayım: </p>
<p><i>saygın bir edebiyatçının bu kadar komik bir duruma düşmesini hiç istemezdim.<br />
kendisinin bu yazıdaki kara cehaletini (biyoloji açısından) görmesini temenni ederim. </i></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>koray löker tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/#comment-1843</link>
		<dc:creator>koray löker</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 09:17:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=517#comment-1843</guid>
		<description>Gazi Üniversitesi üç yılımı geçirdiğim bir okul. Kafa sallamayı iyi bilen herkesin her kariyer hedefine ulaşmasının mümkün olduğunu gözlerimle gördüm. İnanılmaz bir cemaatçilik var. Kendinden olanı koruyup kollayan, orayı bir çeşit dayanışma derneği halinde gören bir sürü asistan, yeni atanmış öğretim görevlileri, sürekli bir kalabalığın ortasında kimlik bulma halindeler. Bu tür kimlik arayışlarında da, muhafazakar değerleri güçlü cemaatçilik önerilerinin iyi işlediğini söylemek güç değil. Siyasi anlamda değil, gerçekten mahalle berberi ve manavı arasındaki mikro cemaatçiliğe dair bir şeyden bahsediyorum. Öyle başarılı yerlere oturuyor ki...

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde de çok popülerdi Popper. Nasıl olmasın, akademide X, hayat üniversitesinde &quot;tosun dili ve edebiyatı&quot; seçen akademik kadronun pozitivizmle bir derdi var, ama kendi başlarına altından kalkabilecekleri bir şey değil pozitivizm. Kapasiteleri yetersiz kalıyor, bir bakıyorlar Popper diye bir adam var, çok istedikleri şeyler söylüyor diye düşünüyorlar... Sonrası...

Benim gördüğüm cevval Popper&#039;cılardan biri, Feyerabend delisi olmuştu. Bir gün siyah bir kuğu keşfedildikten sonra mantık önermelerine savaş açan bir don kişot sandığı Feyerabend&#039;in kitaplarını derste ders kitabı olarak okutup, sonra kendi yazdığı kitaplara geçiyordu. Kendi kitabının kapağını, okutmayı çok sevdiği Feyerabend&#039;den araklamış olduğunu görünce adama gerçekten acımıştım. Adamın evindeki kütüphanenin 4 kitaptan oluştuğunu hissettiren, düşündüren bir çaresizlikti sergilenen şey...

Bilim ve fikir üretildiği beklentisiyle baktığımız kurumlarda eş-dost doldurmanın asıl tehlikeli sonucu bu işte. Aklı, fikri, kişisel gelişim noktası, entellektüel birikimi vb. her ne ise bunun ölçüsü, üretmeye yetersiz olan bir sürü insan şu anda üniversitelerde...

Bu bir AKP kadrolaşması meselesi değil, üniversitelerin siyaset dışı bir mecra haline gelmesi için tek kıstasın merkezi sınav notları olmasını sağlayanlar, aynı zamanda koyunlardan oluşan üniversiteler yarattılar. Sonra işte adam biyoloji bölümünde Darwin&#039;e karşı çıkabiliyor.

Bu arada bu durum, tek başına Darwin karşıtlığı =~muhafazakarlık/dincilik/dindarlık üzerinden olumsuzladığım bir şey de değil, zira neden-sonuç ilişkisi olarak bakınca, bilgisayar mühendisliği bölümlerinde akademisyen olmuş, kendi çalışma alanı dışında hiç bir şey duymamış, özgür yazılım deyince tren geçiyor gibi bakan insanlar yüzünden bu ülke nesiller boyunca bir tek amerikan şirketinin pazarı olmak zorunda. 

Bu insanlar, bu ülkenin sömürgeleştirilmesine yardımcı olduklarının farkında bile olmadan akıllarımıza ipotek koymaya devam ediyorlar. Çünkü orada olmalarını sağlayan tek şey ÖSS sonuçları, mezuniyet notları, ALES puanları ve asistanlığı yapılan hocaların projelerinde sabahlanılan gün sayısı oluyor. Böyle bir vizyona sahip olup olmadıkları önemsiz olduğu gibi, anlaşılamıyor bile...

Popüler bilgisayar dergilerine bakın, sonuç aynı... Bir nevi özgür yazılım sansürü ile karşı karşıyayız. Tamam, her dergide özgür yazılıma yer veriliyor, ama ayıp olmasın kabilinden, üç sayfa, &quot;meraklısına&quot; şeklinde veriliyor.

Fotoğraf dergisi çıkaran bir grup, yayınları hakkında hoşlanmadıkları bir siyasi çizgiyi &quot;rahatsız edici&quot; olarak tanımlayıp dışlamayı sorun olarak görmeyebiliyorlar...

Mikro cemaatçiliğin sonuçları, kendini savunmaya odaklı kabileler savaşı halinde yaşamamızı sağlıyor. Darwin de en ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, memleketin egemen kanaat önderleri arasında karşı cemaatten biliniyor.

Misal bugün de şunu öğrendim, &quot;Darwin Türk düşmanıydı, Türklere aşağılık ırk diyordu&quot; diye bir tez de varmış... Detaylarına girmeye bile gerek yok. Cehalet simsarlarındaki düş gücüne, inada bakar mısınız? Bunların her yumurtladığı iddiaya yanıt vermek yerine, doğruyu her seferinde tekrar etmek en başarılı strateji olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Üniversitesi üç yılımı geçirdiğim bir okul. Kafa sallamayı iyi bilen herkesin her kariyer hedefine ulaşmasının mümkün olduğunu gözlerimle gördüm. İnanılmaz bir cemaatçilik var. Kendinden olanı koruyup kollayan, orayı bir çeşit dayanışma derneği halinde gören bir sürü asistan, yeni atanmış öğretim görevlileri, sürekli bir kalabalığın ortasında kimlik bulma halindeler. Bu tür kimlik arayışlarında da, muhafazakar değerleri güçlü cemaatçilik önerilerinin iyi işlediğini söylemek güç değil. Siyasi anlamda değil, gerçekten mahalle berberi ve manavı arasındaki mikro cemaatçiliğe dair bir şeyden bahsediyorum. Öyle başarılı yerlere oturuyor ki&#8230;</p>
<p>Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde de çok popülerdi Popper. Nasıl olmasın, akademide X, hayat üniversitesinde &#8220;tosun dili ve edebiyatı&#8221; seçen akademik kadronun pozitivizmle bir derdi var, ama kendi başlarına altından kalkabilecekleri bir şey değil pozitivizm. Kapasiteleri yetersiz kalıyor, bir bakıyorlar Popper diye bir adam var, çok istedikleri şeyler söylüyor diye düşünüyorlar&#8230; Sonrası&#8230;</p>
<p>Benim gördüğüm cevval Popper&#8217;cılardan biri, Feyerabend delisi olmuştu. Bir gün siyah bir kuğu keşfedildikten sonra mantık önermelerine savaş açan bir don kişot sandığı Feyerabend&#8217;in kitaplarını derste ders kitabı olarak okutup, sonra kendi yazdığı kitaplara geçiyordu. Kendi kitabının kapağını, okutmayı çok sevdiği Feyerabend&#8217;den araklamış olduğunu görünce adama gerçekten acımıştım. Adamın evindeki kütüphanenin 4 kitaptan oluştuğunu hissettiren, düşündüren bir çaresizlikti sergilenen şey&#8230;</p>
<p>Bilim ve fikir üretildiği beklentisiyle baktığımız kurumlarda eş-dost doldurmanın asıl tehlikeli sonucu bu işte. Aklı, fikri, kişisel gelişim noktası, entellektüel birikimi vb. her ne ise bunun ölçüsü, üretmeye yetersiz olan bir sürü insan şu anda üniversitelerde&#8230;</p>
<p>Bu bir AKP kadrolaşması meselesi değil, üniversitelerin siyaset dışı bir mecra haline gelmesi için tek kıstasın merkezi sınav notları olmasını sağlayanlar, aynı zamanda koyunlardan oluşan üniversiteler yarattılar. Sonra işte adam biyoloji bölümünde Darwin&#8217;e karşı çıkabiliyor.</p>
<p>Bu arada bu durum, tek başına Darwin karşıtlığı =~muhafazakarlık/dincilik/dindarlık üzerinden olumsuzladığım bir şey de değil, zira neden-sonuç ilişkisi olarak bakınca, bilgisayar mühendisliği bölümlerinde akademisyen olmuş, kendi çalışma alanı dışında hiç bir şey duymamış, özgür yazılım deyince tren geçiyor gibi bakan insanlar yüzünden bu ülke nesiller boyunca bir tek amerikan şirketinin pazarı olmak zorunda. </p>
<p>Bu insanlar, bu ülkenin sömürgeleştirilmesine yardımcı olduklarının farkında bile olmadan akıllarımıza ipotek koymaya devam ediyorlar. Çünkü orada olmalarını sağlayan tek şey ÖSS sonuçları, mezuniyet notları, ALES puanları ve asistanlığı yapılan hocaların projelerinde sabahlanılan gün sayısı oluyor. Böyle bir vizyona sahip olup olmadıkları önemsiz olduğu gibi, anlaşılamıyor bile&#8230;</p>
<p>Popüler bilgisayar dergilerine bakın, sonuç aynı&#8230; Bir nevi özgür yazılım sansürü ile karşı karşıyayız. Tamam, her dergide özgür yazılıma yer veriliyor, ama ayıp olmasın kabilinden, üç sayfa, &#8220;meraklısına&#8221; şeklinde veriliyor.</p>
<p>Fotoğraf dergisi çıkaran bir grup, yayınları hakkında hoşlanmadıkları bir siyasi çizgiyi &#8220;rahatsız edici&#8221; olarak tanımlayıp dışlamayı sorun olarak görmeyebiliyorlar&#8230;</p>
<p>Mikro cemaatçiliğin sonuçları, kendini savunmaya odaklı kabileler savaşı halinde yaşamamızı sağlıyor. Darwin de en ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, memleketin egemen kanaat önderleri arasında karşı cemaatten biliniyor.</p>
<p>Misal bugün de şunu öğrendim, &#8220;Darwin Türk düşmanıydı, Türklere aşağılık ırk diyordu&#8221; diye bir tez de varmış&#8230; Detaylarına girmeye bile gerek yok. Cehalet simsarlarındaki düş gücüne, inada bakar mısınız? Bunların her yumurtladığı iddiaya yanıt vermek yerine, doğruyu her seferinde tekrar etmek en başarılı strateji olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

