FIRAT!!!
Teyzem Feriş Fontilifiş, 4 kardeşin açık ara ile en küçüğü, üniversiteyi Ankara’da bizim yanımızda okudu. Rivayete göre, annemin “üniversite yılları en güzel yıllardır, kendini öyle derslere çok verip boşa harcama bu yılları” öğüdünü gereğinden fazla ciddiye alıp ilk sene bütünlemelere kalmıştı. Sınavlara çalışmak için Burdur’da kendini kapadığı göl evinden bize yazdığı efsanevi “Plajın tadı kalmadı” başlıklı mektubu (zaman zaman çıkarır gözlerimizden yaşlar gelerek gülmekten çatlayarak hala okuruz) “Şu anda, ders çalışmamak için dedemin ninesine bile mektup yazabilirim” cümlesi ile başlıyordu.
Yapılması gereken sıkıcı işleri ertelemek için icat ettiğimiz işler, kimi zaman böyle efsanelerle sonuçlanabiliyor. O bütünlemeler olmasaydı, bu mektup da olmayacaktı.
Nitekim, makale yazması gereken (ve teyzesinin yeğeni olan) bendeniz de, dün akşamı Ankara simidi yapmak sureti ile değerlendirmiştim hatırlarsanız. Bugünümüzün de, okulun bir kıyağı sayesinde uzatmalı Kırismıs tatili olmasından dolayı günün çoğunu evde geçirdim. Tamam sabahtan evde makale okudum, fakat “gerçek bir bilim insanı gibi” geceyi de makale okuyarak ya da yazarak değerlendirmem gerekirken, simitten bile efsanevi ve üstelik de teyzemin mektubu kadar kalıcı bir şey ile günün kalanını harcadım. İşte polimer kil kullarak bakın neler de yaptım! “En birinci ben oldum!”:
“Eneee!” değil mi?
Hayatta başımıza gelen ve mesela bütünlemeye kalmak gibi, aileden uzakta onları çok özlemek gibi, o kocaman ve uzak ülkede kendini sürekli yalnız hissetmek gibi, bir de makale yazmak gibi insana zor gelen her şey bir şekilde mesela unutulmaz bir mektubu geride bırakacak bir kelebek etkisi midir aslında? Ey ahali! Hayata dair sanrılarımız holivud klişelerinden ibaret kalmasın ve zorlukları ve özlemleri ve can sıkıntılarını bir atari oyunu gibi, level atlamak, bölüm sonu canavarını alt etmek keyfi ile biiiir biiiir yere serelim.
“Sübhaneke rabbim, dinimiz amin!”
NOT: Fırat’lar tamamen polimer kilden (Fimo, Sculpey vesaire) yapıldı. Boyamaca yok.







Düygü said,
Aralık 24, 2009 @ 02:48
Üç boyut hissini yakalamak için şuraya fotoğrafa da bakabilirsiniz: http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzMUWTw3NFI/AAAAAAAAHn0/0yLH4w5ng4g/s1280/firat-03.jpg
Volkan Tokmak said,
Aralık 24, 2009 @ 02:58
super super super bayildim :)
buket said,
Aralık 24, 2009 @ 03:48
yetenek kumkumasi kuzencim yaptiklarini oglum gordu simdi bizim evi atolyeye cevirme yonunde mizmizliklar ve hatta tehditler yapiyor. Kizim nelere yol actin :) ve fakat fevkalade guzeller opuyoruz gocaman
annecik said,
Aralık 24, 2009 @ 05:02
“ben bunu yerim ki..!” fatoş anlattı,bayramda çıkan uykusuzda Fırat yerde bi şeker bulup bööle demiş..ben de hem fıratı hem de yaptığın çalışmaları yerim ki…bu arada Ece’nin “velem küsünletuu püsümen ahat”"i ni de uykusuzda Fırat’yorumlasalar,ya da Ece karakterini fıra’a arkadaş yapsalar ne güzel olurdu dii mii..mesela 3 yaşındayken bana dediği “OYUUUY, BU BİY ÇÖCÜM MÜ NUUNUU?” su kayda değer gibi geliyo bana..
Feriş Fontilifiş said,
Aralık 24, 2009 @ 05:38
Canlar, çok mutlandım, gururlandım ben şimdik. hem benden esinlenerek ve üstelik adım da geçirilerek gelen bir ilham sözkonusu. hem de duygumla olsun, merenimle olsun, kendi çocuklarımla, fatihimle ablamla, ay çok sevgi dolu ve mutlu bi aileyiz, çok kaynaşıkız, bi bütün gibi bişeyiz aslında. neyse, Cengiz Kaanım da bi tane. dün domuz gribi aşısının ikinci dozunu vurdurmaya gitmiştik, son ana kadar demedik bu kez. hatta başka bi sağlık ocağına gittik, o binanın ilgili bi yer olduğunu bilemeden çıktı yukarılara. sonra anladı ki aşılanacak, bastı yaygarayı, ama sankim meren, hem kızgın hem de cümlelerde kibar olmayan usülsüz bir kelime yok. hem bağırıp ağlıyor, hem de götürün beni buradan, aşı olmak istemiyorum, çok kızıyorum size, tutmayın beni, (hemşire iğneyi soktuğunda) lütfen çıkarın şunu çabuk, o minik, beyaz, tombişliği bile karar güzellikteki eli hızlı hızlı hadi hadi gidelim sallanışlarında bu arada… Bi çocuk başka bi şey de iki çocuk kafayı sıyırtmaca. Ama o kadar da tatlılar ki iyi ki varlar. HAtta bu üreme olayı, kız mı erkek mi, kime benzeyecek, nasıl şahsına münhasır bir tip olacak kimbilir merakı çok fena bişey. iyi ki bağlatmışız da bu son. Yoksa bi aşık çiftten doğurma ve emzirmeye bi çözüm bulabilirseniz en azından 3, en fazlasından 4 bile olabilirdik biz belki de. ay delirdim galibasam. selamün kavlen, silkindim kendime geldim ve töööbe dedim, tövbe… sevgiler, selamlar….
Nesobaby said,
Aralık 24, 2009 @ 09:05
ayyy ne komik ne cici yaa nasıl bişiy bu mitsubişi? :P Nasıl yapılıyor yani kendince mi model verdin yoksa bir yere bakaraktan mı Fırat kim ? Teyzen çok komikmiş :) Yapılışını da öğrenmek istiyorum çok yapasım geldi :)
Betul said,
Aralık 24, 2009 @ 09:40
procrastination isteklerinde bulunabiliyo muyuz? boyle killerden co guzel pastalar, kekler de yapilabilmisti. hayat agaci yada sirtindaki dovmen gibi sekli olan bilim pastasi yapmak? hadi kactim simdi kehkeh.
Okan Özeren said,
Aralık 24, 2009 @ 10:32
Çok güzel olmuşlar yaa. Bunu önce fırınlayıp sonra da cilalayıp sonra bir daha fotoğraflarını çekip bize gösterebilir misin?
Düygü said,
Aralık 24, 2009 @ 10:42
Efenim herkese teşekkür ederim :) Feriş Fontilifiş, yukarıdaki yorumundan görebileceğiniz üzere, ailemize Fırat gibi eğlenceli iki yavru da kazandırmış bir insandır.
Heykeller hakkında TEKNİK BİLGİLER
Resimleri Fırat kitabından bir kağıda kopyaladım. Sonra hem kitaptan bakarak hem de hamuru kağıdın üstüne altına yerleştirip ölçü alarak bir şekilde aynısını yapmaya çalıştım. En zor kısmı haliyle yüzü elleri ayakları oldu. Fimo yerine Sculpey tavsiye ederim daha yumuşak olduğundan ince işler için şekillendirmesi daha kolay oluyor. (Bir de yine deneyimlerime göre uzun vadede fimo daha çabuk kuruyup kullanılmaz hale geliyor).
Okan, Bu fotoğraftakiler pişmiş halleri. Cilalamayı düşünmüyordum aslında ama evde sprey cila var. Cila kullanmaya alışık olmadığımdan şimdi yanlış bir şey yapar güzelim şeyleri bozarım diye korkuyorum.
Buket Ablacım, bu fimo çok güzel bir uğraş çocuklar için de, tabi yukarıdaki biraz “advanced” bir proje ama daha basit şeyleri yaparken hem çok keyif alır hem de ortaya kullanılabilir kalıcı eserler çıkarabilir melek yavrucuğun. :) Bak sonra seneler geçer, üniversitede sınava çalışmamak yerine en azından bunlarla uğraşır eheheh.
ebru said,
Aralık 24, 2009 @ 12:07
Tamam iste, senin hayatin boyunca “yaa x’e ne hediye alsam ya?” gibi bir derdin olmayacak, ben bunu anladim. Sunlardan yapip piyasaya sursen benim de oyle bir derdim kalmazdi hem. Cok guzeller be! Lutfen ortamla bunun senin bu killerle ilk maceran ilk deneyimin olmadigi bilgisini paylas, cunku eger oyleyse once sana tekrardan sapka cikarip sonra kendimi bahcenin duvarindan asagi atacagim. Ben o siyah hatlari (saclar vs.) boya sanmistim, boya yok diyerek beni superplusdumur ettin. Ben Firat’in cizeri olsam kendimle feci gururlanirdim bunlari gorunce ayrica. Bizim altin gununu Firat gunune cevirelim, anneler gunde dantel oruyorlar biz de kil yoguralim?
Düygü said,
Aralık 24, 2009 @ 12:43
Ebru, harika olur, ilk bir araya gelişimizde dolarlarımızı bir araya getirip malzeme alalım ve polimer kil workshop’u yapalım :)
Ben bu killerle yıllardır bir şeyler yaparım, yani ilk denemem değil kesinlikle. Annem resim öğretmeni olduğundan küçükken beni böyle şeylerle oyalardı. Hatta ilgili bir hikaye için bakınız:
http://www.biyolokum.com/2008/11/hobilerin-insaniyim-ve-ayrica-oortmenim-canim-benim/
Sonradan ek:
Bir de şunlar vardı, ama Fırat kadar olamadılar kesinlikle.
http://www.biyolokum.com/2006/09/heykelcik-denemeleri/
http://www.biyolokum.com/wp-content/uploads/2008/01/dsc_9064_k.jpg
yagmur said,
Aralık 24, 2009 @ 12:57
eneeee!! ben cok sevdim Firlatlari :) ay yay ya
Sinan AYHAN said,
Aralık 25, 2009 @ 01:51
Bir keresinde sırf çalışmamak için bütün evin duvarlarını boyamış, üzerine temizliğini yapmıştım. Dersten kalmıştım ama ev tertemiz olmuştu.
annecik said,
Aralık 25, 2009 @ 10:42
sakın cilalama bebeim..fimolar cilalanınca yapış yapış oluyorlar..tecrüübeyle sabittir..
Duygu said,
Aralık 25, 2009 @ 12:47
İşte! Üstat konuştu :) Teşekkürler dandoldenyusum :)
bagyan kirectasi said,
Aralık 25, 2009 @ 17:07
uzunca sayilabilecek bir suredir blogunu okuyorum duygu, daha cok sessiz bir stalker tadinda devam etmek istiyordum oysa ancak bu firat’la artik dayanamayip ilk yorumumu yapmak istedim.
bir sekilde akademik dunyadan kopamamis, 26 yasinda hala bu dunyada nefes almaya devam ederken, ve o procrastination belasini artik damardan, canimda kanimda yasarken, bunalip erteledikce senin tersine depresyon dehlizlerinde boguluyorum ben…
neyse, asil diyecegim o’dur ki,bu firat’i gorunce ve soylediklerini de okuyunca, her zamanki gibi kendime bir daha kizdim ama daha bi olumlu kizmaca oldu bu seferki galiba. yapilabilir olduguna inancim artti sanirim, pek bir zaman once ders calismak icin terk ettigim hobilerime donme istegi doldurdu icime. yani erteleme istegi herkeste var bir sekilde, ama benim bu derece kroniklesmemin sebebi surekli “neden boyleyim, neden cok verimli degilim, ben kotuyum basarisizim” diye pek zehirli bir donguye girip kendimi dahi unutmamdan kaynaklaniyor sanirim. halbuki canin ders calismak istemediginde boyle guzel firatlar (misal) uretmek varken, neden caninin ders calismak istemedigini dusunmek kadar gereksiz bir sey olamaz ki yine kendimi sucladim sanirim. neyse, umarim ogrenecegim ve degisecegim.
sadede gelirsem, bu blogu tutmaya devam edesin insallah ve barnaklarin dert gormesin!
sevgiler.
Elifin Günlüğü said,
Aralık 26, 2009 @ 02:31
Merhabalar, Friendfeed’de de “fırat”lı bir feed görünce bu keyifli yazınızın linkini oraya ekledim ama övgüler bana geldi:( Bir de sipariş de var:) Sahibinin haberi olmalı diye düşündüm. (Bu arada ben de doktora ile boğuşurken, kaçak zamanlar nasıl yaratılır iyi bilirdim. Kolay gelsin.)
Ben okuduğumda aşağıdaki feed’ler vardı:
Fırat’ın polimer kil hali http://www.biyolokum.com/2009... – Elifin Günlüğü (düzenle | sil)
Uykusuz Umut Sarıkaya, fırat gibi noktalar ile daima önde. – C. Beyazıt
Elif o fıratalrdan birini bana yollasan ya :) – Cihan (ch) KALOĞLU
@Elif Görüyorum ff’de sürekli, bayıldım eline sağlık :) Vallahi çok boş vaktin varmış :) En birinci sen olmuşsun :) – Buğra Bayrak
Elif :)))) Harika yapmışsın. – sunipeyk
penguenin gündem analizini hiçbirine değişmem, ayrıca özeri erdili selçuğu var – Umut G.
Dergileri kıyaslamak için değil … – sunipeyk
tamam işte penguenin yaygın kanıları bunlarda (: – Umut G.
DÜZELTME:) O “fırat”ların sahibi, ABD’de doktora yapan ve blogunu keyifle okuduğum genç bir akademisyen. Hata bende oldu. Kendi blogumun adıyla FF’de yer aldığım için karışabileceğini düşünmedim :( – Elifin Günlüğü
Elifin Günlüğü said,
Aralık 26, 2009 @ 02:34
İlgili feed linkini eklemeyi unutmuşum: http://friendfeed.com/sunipeyk
stickman said,
Aralık 26, 2009 @ 11:55
Nefis olmuş, ellerine sağlık :) Bende bi Fırat manyağı olarak kocaman bir posterini bastırmayı düşünüyordum ama şimdi bu düşüncem çok sönük kaldı :) Bayıldım ya bunlara. Hımm neyse, amerikadaki adamım family guy’dan stewie’ye bi haber uçurayım, sen evde yokken gizlice girip çaldırırım belki :) Fıratla ilgili bir yazım var, bi Fırat fanı olarak okumak istersin belki. Boş bi zamanında elinde yarım ekmekle duran bi halini de yaparsında seviniriz ;) yazı da şurda.
http://blogkaydi.blogspot.com/2009/12/stewie-frat-iki-resim-arasndaki-7-fark.html
Düygü said,
Aralık 26, 2009 @ 12:27
Elif, stickman ikinize de çok teşekkür ederim :)
Bunları yapmak oldukça vakit aldı, sipariş olarak yapsam da herhalde öyle bir fiyat koyarım ki kimse almak istemez :))))
Stickman, evet bir ara elinde ekmekli halini de yapmak istiyorum. Hatta bir de Stewie ve Japon animesi karakterlerine mi başlasam diye düşünceler aldı beni :) Ama vakit yok.
fatih said,
Aralık 28, 2009 @ 13:01
elinize sağlık, en birinci olmuşsunuz size 100 puan hepimize 0 puan… süpaneke amin. :)
ayşegülnazcan said,
Ocak 6, 2010 @ 06:18
adeta muhteşem olmuş yahu!
ugur gürsoy said,
Ocak 11, 2010 @ 14:50
çok guzel olmus..eline sağlık..
Duygu said,
Ocak 11, 2010 @ 15:49
Eneeee! Gerçek Uğur Gürsoy mu? Öyleyse asıl sizin elinize sağlık efenim. Bir efsane yarattınız! :)
nana ridibunda said,
Ocak 12, 2010 @ 10:24
en birinci sen oldun bence!
melgin said,
Ocak 15, 2010 @ 16:26
çok güzel olmuş
esra said,
Ocak 15, 2010 @ 18:21
Fırat serisi harika ama, V ye bayıldımmmmmmm. V ye genel bayılışımdan kaynaklı olmakla birlikte yeteneğinize hayran kalmış olmam daha kuvvetlice bir ihtimal:))))))))))( kıvırmada son nokta :p) yoo yoo ciddiyim ellerinize sağlık.
Can Uçkan Yüksel said,
Şubat 8, 2010 @ 06:51
çok güzel olmuş bu fıratlar, ben de elime ne zaman tezle ilgili bişiler alsam, ya renkli kalemler de alıp yapmam gereken boncukları çizmeye çalışıyorum, ya boncuk kutumu alıp dizmeye başlıyorum. tarhana yapıyorum, domates çorbası yapıyorum, allah ne verdiyse artık:)
elinize sağlık, çok çok kolaygelsin gurbet ellerde…
Emre Atabilgin said,
Mart 23, 2010 @ 16:19
Eneee ben o yaptıgın fıratları istiyorum.nolur nolur nolur
Uğur Galeni said,
Mart 23, 2010 @ 16:21
ben de ben de istiyorum. Meğersem sen onlardan bize hediye edermişsin. ya da olmadı satarmışsın yek yeaaa :))
Duygu said,
Mart 23, 2010 @ 16:23
Ya :( Meğersem ben doktora öğrencisiymişim, bunları yapmak da acayip zaman alıyormuş. Belki Uğur Gürsoy bunlardan seri üretim yaptırtırmış ki hem?
O yüzden çok üzülerek “yek yeeee” diyorum :)
Ağlayan Emre Atabilgin said,
Mart 24, 2010 @ 03:16
Ben megersem doktora ödevini tezini yaparmışım.Sende el altından fırat yapar yada öğretirmişssin :(
Uğur gürsoy yapar mı ki aceba ? Kırmızı olanlardan yemiştir o kesin :P
Uğur Galeni said,
Mart 24, 2010 @ 05:39
ama bize o fıratlardan yapmassan çükümüz düşermiş meğersem :P yoksa abim askerden taramalı getirecem hepinizi tararım yapmazsan :))
Duygu said,
Mart 24, 2010 @ 14:55
Tamam tamam ağlamayın. Blogu takipte olun. Size güzel haberlerim olacak yakında :)
Enee Emre Atabilgin said,
Mart 24, 2010 @ 17:39
Her gün birer saat aralıklarla bütün blogu takip ederimki :) ağlamamız sevinç gözyaşlarına mı döndü .Dinimiz amin :D
Uğur Galeni said,
Mart 25, 2010 @ 05:00
Heyoo en birinci bu blogmuş meğersemmm. Sana 1000 puan herkese 0 puan :))
NoDry said,
Mayıs 26, 2010 @ 19:34
Duygu said,
Mart 24, 2010 @ 14:55
Tamam tamam ağlamayın. Blogu takipte olun. Size güzel haberlerim olacak yakında :)
Hala sayfayı kapatmadım :D
Düygü said,
Mayıs 26, 2010 @ 20:12
Yav çok özür dilerim. Bi takım gecikmeler yaşanıyor ama vallahi de hoş bi takım gelişmeler var. Elimde olmayan sebeplerden söyleyemiyorum. :)
ihsan said,
Haziran 8, 2010 @ 18:11
yaa bende istiorm onlardan.ben birşey yaparim ki onlarla ehe :D
nodry said,
Temmuz 12, 2010 @ 07:00
Dün doomgünümdü benim ve hala sayfayı kapamadım , bir takım hoş gelişmelere bile razıyım :)