<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Sinirsek Biyolokum&#8217;un öğretmenlik meaceraları yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/</link>
	<description>Wabi-Sabi evreni içerisinde nesnelerin fiyatından ötürü sahip oldukları materyal değer ve bu değerin yarattığı hiyerarşi yok sayılır. Bu, insanların konumlarından ötürü sahip oldukları değer için de geçerlidir. Çünkü bir şeye değer vermek aynı zamanda başka şeyleri değersiz saymaktır.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 04:56:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Amfoes tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-6437</link>
		<dc:creator>Amfoes</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 05:43:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-6437</guid>
		<description>Selamlar Duygu, 

Kıyamam ben sana. Değmez bir mikropipet için bu kadar canını sıkmaya. 

Sevgiler,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar Duygu, </p>
<p>Kıyamam ben sana. Değmez bir mikropipet için bu kadar canını sıkmaya. </p>
<p>Sevgiler,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Özkan tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-6377</link>
		<dc:creator>Mustafa Özkan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 10:01:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-6377</guid>
		<description>Bende mi böyle olacağım yoksa? Yazının flashback kısmında yaşıyorum da şu anda, ileriye baktığımda tamda senin hayal ettiğin gibi bir hoca olmayı düşünüyordum.

Lab ekipmanları konusuna gelince, biyoloji bölümü öğrencilerinden şikayet duymadım henüz (Ankara Üniversitesi&#039;ndeyim). Kimya bölümünde büret de var kobalt gözlüğü de fakat 120 kişilik labda çok yetersiz miktarda oluyorlar ve akşam 5&#039;te labdan çıkınca sinir stres tavan yapmış oluyor. Devlet okullarında ciddi sorunlar var. Tamam mikropipet olayıyla bağlayacak olursak, bizde herkes kimyagerin kullanması gerekenleri kullanıyor fakat adam gibi değil.

Not 1: Ben bile mikropipet kullandım yahu kimyager başıma.

Not 2: Gıriscan olayına güldüm sabahtan akşama kadar dün :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bende mi böyle olacağım yoksa? Yazının flashback kısmında yaşıyorum da şu anda, ileriye baktığımda tamda senin hayal ettiğin gibi bir hoca olmayı düşünüyordum.</p>
<p>Lab ekipmanları konusuna gelince, biyoloji bölümü öğrencilerinden şikayet duymadım henüz (Ankara Üniversitesi&#8217;ndeyim). Kimya bölümünde büret de var kobalt gözlüğü de fakat 120 kişilik labda çok yetersiz miktarda oluyorlar ve akşam 5&#8242;te labdan çıkınca sinir stres tavan yapmış oluyor. Devlet okullarında ciddi sorunlar var. Tamam mikropipet olayıyla bağlayacak olursak, bizde herkes kimyagerin kullanması gerekenleri kullanıyor fakat adam gibi değil.</p>
<p>Not 1: Ben bile mikropipet kullandım yahu kimyager başıma.</p>
<p>Not 2: Gıriscan olayına güldüm sabahtan akşama kadar dün :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kadir Boğaç Kunt tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5495</link>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 00:59:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5495</guid>
		<description>Duygu Hanım Merhaba...

Son yıllarda Biyoloji bölümlerimizin bir çoğu hakikaten alt yapı sorunlarını çözebilmeyi başardılar... En azından TÜBİTAK ve üniversitelerin araştırma fonları projeleri destekliyor. Ha çok mu iyi? Çok mu büyük destekler? Herkes faydalanabiliyor mu? Orasını bilemem ama en azından öğrenciler bizim zamanımızda olduğu gibi 1920-1940 yapımı mikroskopları kullanmıyorlar derslerinde...
Bununla beraber mikrobiyoloji laboratuvarı derslerinde öğrencilere besiyeri hazırlamak için yokluktan et suyu tableti kullanan arkadaşlarımız da yok değil....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Duygu Hanım Merhaba&#8230;</p>
<p>Son yıllarda Biyoloji bölümlerimizin bir çoğu hakikaten alt yapı sorunlarını çözebilmeyi başardılar&#8230; En azından TÜBİTAK ve üniversitelerin araştırma fonları projeleri destekliyor. Ha çok mu iyi? Çok mu büyük destekler? Herkes faydalanabiliyor mu? Orasını bilemem ama en azından öğrenciler bizim zamanımızda olduğu gibi 1920-1940 yapımı mikroskopları kullanmıyorlar derslerinde&#8230;<br />
Bununla beraber mikrobiyoloji laboratuvarı derslerinde öğrencilere besiyeri hazırlamak için yokluktan et suyu tableti kullanan arkadaşlarımız da yok değil&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Duygu tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5139</link>
		<dc:creator>Duygu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 16:41:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5139</guid>
		<description>Özge tekrar merhaba,

Sen Genetik bölümünde okuduğun için Biyoloji bölümü öğrencilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesinden haberin yok belli ki :) Ben bölümde her sene ilk üçte derecede olan bir öğrenci olmama rağmen, kişisel çabalarım her nedense ODTÜ&#039;de bir işe yaramadı. Yazıda bahsettiğim gibi, öğrenci lablarında bir kere mikropipet tuttum. Special project adı altında hocaların yanında/labında çalışmak istediğim zaman da &quot;çok doluyuz&quot; diyerek kapıdan kovalandım. ODTÜ&#039;nün verdiği teorik eğitimin ne kadar iyi olduğunu biliyorum kesinlikle o bakımdan hiçbir şikayetim olamaz, ama Biyoloji bölümünde okuyanlar için laboratuvar deneyimini buradakiyle karşılaştırdığımda, bizim ODTÜ&#039;de yaşadığımıza &quot;deneyim&quot; diyesim gelmiyor. Tabi ki lisans seviyesinde Türkiye&#039;deki devlet okulları arasında en iyi Biyoloji bölümlerinden biri, bu doğru, fakat &quot;gerçek dünyaya&quot; mezun olunca (en azından benim ABD&#039;deki deneyimim doğrultusunda konuşursam) &quot;köyden indim şehire&quot;nin bir versiyonu. 

ODTÜ&#039;yü çok seviyorum, iyi ki Biyoloji okumuşum. Ama bu sevgim, ODTÜ&#039;de pratik laboratuvar eğitiminin olması gerekenin çok gerisinde olduğunu dile getirmeyeceğim anlamına gelmiyor :) (2000&#039;li senelerde okudum ben de orada, çok eskiden bahsetmiyorum) Yine belirtmem gereken bir şey daha, bu kısıtlı şartlarda bize pek çok şeyler öğreten harika asistanlarımızın da olduğu, ama bunun yanında ne konuştuğunu anlamadığımız, yetkin olmayan asistanlarımızın da olduğu (hayatın bir gerçeği).</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özge tekrar merhaba,</p>
<p>Sen Genetik bölümünde okuduğun için Biyoloji bölümü öğrencilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesinden haberin yok belli ki :) Ben bölümde her sene ilk üçte derecede olan bir öğrenci olmama rağmen, kişisel çabalarım her nedense ODTÜ&#8217;de bir işe yaramadı. Yazıda bahsettiğim gibi, öğrenci lablarında bir kere mikropipet tuttum. Special project adı altında hocaların yanında/labında çalışmak istediğim zaman da &#8220;çok doluyuz&#8221; diyerek kapıdan kovalandım. ODTÜ&#8217;nün verdiği teorik eğitimin ne kadar iyi olduğunu biliyorum kesinlikle o bakımdan hiçbir şikayetim olamaz, ama Biyoloji bölümünde okuyanlar için laboratuvar deneyimini buradakiyle karşılaştırdığımda, bizim ODTÜ&#8217;de yaşadığımıza &#8220;deneyim&#8221; diyesim gelmiyor. Tabi ki lisans seviyesinde Türkiye&#8217;deki devlet okulları arasında en iyi Biyoloji bölümlerinden biri, bu doğru, fakat &#8220;gerçek dünyaya&#8221; mezun olunca (en azından benim ABD&#8217;deki deneyimim doğrultusunda konuşursam) &#8220;köyden indim şehire&#8221;nin bir versiyonu. </p>
<p>ODTÜ&#8217;yü çok seviyorum, iyi ki Biyoloji okumuşum. Ama bu sevgim, ODTÜ&#8217;de pratik laboratuvar eğitiminin olması gerekenin çok gerisinde olduğunu dile getirmeyeceğim anlamına gelmiyor :) (2000&#8242;li senelerde okudum ben de orada, çok eskiden bahsetmiyorum) Yine belirtmem gereken bir şey daha, bu kısıtlı şartlarda bize pek çok şeyler öğreten harika asistanlarımızın da olduğu, ama bunun yanında ne konuştuğunu anlamadığımız, yetkin olmayan asistanlarımızın da olduğu (hayatın bir gerçeği).</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özge tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5122</link>
		<dc:creator>özge</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 03:55:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5122</guid>
		<description>merhaba:)

bizim zamanımızda genetikle biyoloji labları ayrıydı (mikrobiyoloji, mol. bio vs) ve genellikle sectionlara ayrılıyordu, o yüzden bir şekilde elimiz değiyordu mikropipetlere. gerçi hala karşılaştırılamaz belki - mesela almanya&#039;daki öğrenci lablarıyla ama biraz kişisel çabayla temel şeyleri öğrenmek mümkün diye düşünüyorum. ben almanya&#039;da master yapıyorum, ve bence odtü&#039;deki öğrenci labları asistan desteği açısından çok daha başarılı buraya göre. 

iyi yoldayız bence, mesela benim enstitümde türkler (özellikle odtü&#039;lüler) seviliyor ve öğrenci olarak başvurmaları isteniyor. aklımdayken linkini vereyim, doktora arayanlara bir alternatif olur belki:
http://www.hbigs.uni-heidelberg.de/

sevgiler,
özge</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>merhaba:)</p>
<p>bizim zamanımızda genetikle biyoloji labları ayrıydı (mikrobiyoloji, mol. bio vs) ve genellikle sectionlara ayrılıyordu, o yüzden bir şekilde elimiz değiyordu mikropipetlere. gerçi hala karşılaştırılamaz belki &#8211; mesela almanya&#8217;daki öğrenci lablarıyla ama biraz kişisel çabayla temel şeyleri öğrenmek mümkün diye düşünüyorum. ben almanya&#8217;da master yapıyorum, ve bence odtü&#8217;deki öğrenci labları asistan desteği açısından çok daha başarılı buraya göre. </p>
<p>iyi yoldayız bence, mesela benim enstitümde türkler (özellikle odtü&#8217;lüler) seviliyor ve öğrenci olarak başvurmaları isteniyor. aklımdayken linkini vereyim, doktora arayanlara bir alternatif olur belki:<br />
<a href="http://www.hbigs.uni-heidelberg.de/" rel="nofollow">http://www.hbigs.uni-heidelberg.de/</a></p>
<p>sevgiler,<br />
özge</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Duygu tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5077</link>
		<dc:creator>Duygu</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 17:32:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5077</guid>
		<description>Özge merhaba,

Öğrenci laboratuvarlarında, biyoloji öğrencisi mi genetik öğrencisi mi denmeden herkese yetecek mikropipet mi var ODTÜ&#039;de? :) O zaman pek sevindim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özge merhaba,</p>
<p>Öğrenci laboratuvarlarında, biyoloji öğrencisi mi genetik öğrencisi mi denmeden herkese yetecek mikropipet mi var ODTÜ&#8217;de? :) O zaman pek sevindim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özge tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5070</link>
		<dc:creator>özge</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 04:31:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5070</guid>
		<description>08 odtü genetik mezunu olarak, odtü&#039;de durum artık o kadar vahim değil yahu:) bence artık gerekli ekipman yeterince var ancak çalışan yok doğru düzgün. bir de bizde öğrencinin kullandığı enzim/kimyasal ziyan olmuş sayılır, o yüzden demo yapar dururuz deneyleri, oysa ecnebilerin öğrenci eğitimine verdikleri önem çok farklı.
gerçi kişinin kendi çabasına da bağlı, pipet tutmak istemezsen bölüm bitene kadar pipet tutmadan sıyrılabilirsin lablardan.

bir de ben soruyu çok beğendim, deneyin anlaşılıp anlaşılmadığını ölçmenin en iyi yolu jel vs sonucu sormak bence, yoksa prosedür ezberlense nolcak sınavdan çıkılınca silinip gidiyor kafadan.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>08 odtü genetik mezunu olarak, odtü&#8217;de durum artık o kadar vahim değil yahu:) bence artık gerekli ekipman yeterince var ancak çalışan yok doğru düzgün. bir de bizde öğrencinin kullandığı enzim/kimyasal ziyan olmuş sayılır, o yüzden demo yapar dururuz deneyleri, oysa ecnebilerin öğrenci eğitimine verdikleri önem çok farklı.<br />
gerçi kişinin kendi çabasına da bağlı, pipet tutmak istemezsen bölüm bitene kadar pipet tutmadan sıyrılabilirsin lablardan.</p>
<p>bir de ben soruyu çok beğendim, deneyin anlaşılıp anlaşılmadığını ölçmenin en iyi yolu jel vs sonucu sormak bence, yoksa prosedür ezberlense nolcak sınavdan çıkılınca silinip gidiyor kafadan.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Duygu tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5052</link>
		<dc:creator>Duygu</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 23:55:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5052</guid>
		<description>Engin, pek sevindim buralara gelmiş yorum yazmışsın. :) 

2. maddede yazdıklarınla ilgili olarak: &quot;Bilmiyorum&quot; demekte hiç zorlanmıyorum kesinlikle. Bunu yapamayanlar beni hep çok sinirlendirmiştir nitekim. Sadece, insanın bildiğini sandığı bir konuyu bir başkasına anlatmayı denediği anda aslında ne kadar bilmediğini anlayış anı bir acayip. Garip bir deneyim. O duruma düşmemek için de iyi hazırlanmak gerekebiliyor derse. Bunu yapmayan çok insanlar gördük :) 

3. maddede söylediklerinle ilgili olarak da: evet, öyle ama lab derslerinde belli bir müfredata uymak zorunda olduğunda, karşına çıkan her konuyu sevemeyebilirsin. O noktada da &quot;eeeh hayat&quot; deyip geçiyorsun. Ben tabi bunun yanında bir de öğrencilere &quot;bunlar çok sıkıcı konular ve açıkçası artık öğretilmelerine bile gerek yok, bana kalsa öğretmezdim fakat müfredatta var, o yüzden şunları şunları ezberleseniz iyi edersiniz&quot; diyordum. Zira bizim bu söz konusu derste birkaç farklı sınıf 10 kadar asistan vardı. Herkes müfredata uymak zorundaydı ve dönem sonunda da herkesin hazırladığı sorulardan oluşan bir havuzdan seçilen sorulardan bir final sınav hazırlanıyordu. Yani &quot;keyif verici konuları&quot; anlatmak her zaman pratikte uygun olmayabiliyor. 

St. Patrick deneyiminle ilgili: Vaaaayyy çok acımasızsınız hocam! :) Adeta Bahar Şenliği&#039;ne sınav da mı koyacaksınız ileride nedir? :) Ben ne yapardım bilemiyorum gerçi. Hakikaten. Ama dersten bırakılır mı bir lab için? :)

Süleyman Bey, hoşgeldiniz efenim. İki senedir pek büyüdüm evet. Hiç korkmuyorum büyümekten, hatta ne güzel büyümek, sakin olmak filan diyorum kendime :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Engin, pek sevindim buralara gelmiş yorum yazmışsın. :) </p>
<p>2. maddede yazdıklarınla ilgili olarak: &#8220;Bilmiyorum&#8221; demekte hiç zorlanmıyorum kesinlikle. Bunu yapamayanlar beni hep çok sinirlendirmiştir nitekim. Sadece, insanın bildiğini sandığı bir konuyu bir başkasına anlatmayı denediği anda aslında ne kadar bilmediğini anlayış anı bir acayip. Garip bir deneyim. O duruma düşmemek için de iyi hazırlanmak gerekebiliyor derse. Bunu yapmayan çok insanlar gördük :) </p>
<p>3. maddede söylediklerinle ilgili olarak da: evet, öyle ama lab derslerinde belli bir müfredata uymak zorunda olduğunda, karşına çıkan her konuyu sevemeyebilirsin. O noktada da &#8220;eeeh hayat&#8221; deyip geçiyorsun. Ben tabi bunun yanında bir de öğrencilere &#8220;bunlar çok sıkıcı konular ve açıkçası artık öğretilmelerine bile gerek yok, bana kalsa öğretmezdim fakat müfredatta var, o yüzden şunları şunları ezberleseniz iyi edersiniz&#8221; diyordum. Zira bizim bu söz konusu derste birkaç farklı sınıf 10 kadar asistan vardı. Herkes müfredata uymak zorundaydı ve dönem sonunda da herkesin hazırladığı sorulardan oluşan bir havuzdan seçilen sorulardan bir final sınav hazırlanıyordu. Yani &#8220;keyif verici konuları&#8221; anlatmak her zaman pratikte uygun olmayabiliyor. </p>
<p>St. Patrick deneyiminle ilgili: Vaaaayyy çok acımasızsınız hocam! :) Adeta Bahar Şenliği&#8217;ne sınav da mı koyacaksınız ileride nedir? :) Ben ne yapardım bilemiyorum gerçi. Hakikaten. Ama dersten bırakılır mı bir lab için? :)</p>
<p>Süleyman Bey, hoşgeldiniz efenim. İki senedir pek büyüdüm evet. Hiç korkmuyorum büyümekten, hatta ne güzel büyümek, sakin olmak filan diyorum kendime :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>süleyman tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5028</link>
		<dc:creator>süleyman</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 23:27:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5028</guid>
		<description>Ne zamandır takip etmeyi bırakmıştım sizi düygü hanım tam iki sene sonra ne okuyayım kararsızlığında cebelleşirken siz aklıma geldiniz.
 Ne kadar büyümüşsünüz demeyecem korkmayın:)). Ama yazınızı heyecanla okudum . Çünkü bende öğretmen oldum ve bunları bende yaşadım.  Bana hayatında ne değişti diye soranlara sadece oturduğum sandalye diyorum. Ama kesinlikle öyle değil.Bir sene önce kendi yaptığım şeylere şimdi kızdığıma çok kızıyorum. Bazende &quot;ama ben öğretmenim buna kızmam gerek çünkü kızılacak bi davranış bu&quot; diyor kendimi teskin ediyorum. Bi sürü karmaşık duygular içinde ilerliyorum bazen çok gülüyor bazende gözlerimden alev çıkarıyorum. Öğretmenlik bi tuhaf meslekmiş.
 Neyse okuyacağım daha bi sürü bloğun var. 
Allah kolaylık versin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zamandır takip etmeyi bırakmıştım sizi düygü hanım tam iki sene sonra ne okuyayım kararsızlığında cebelleşirken siz aklıma geldiniz.<br />
 Ne kadar büyümüşsünüz demeyecem korkmayın:)). Ama yazınızı heyecanla okudum . Çünkü bende öğretmen oldum ve bunları bende yaşadım.  Bana hayatında ne değişti diye soranlara sadece oturduğum sandalye diyorum. Ama kesinlikle öyle değil.Bir sene önce kendi yaptığım şeylere şimdi kızdığıma çok kızıyorum. Bazende &#8220;ama ben öğretmenim buna kızmam gerek çünkü kızılacak bi davranış bu&#8221; diyor kendimi teskin ediyorum. Bi sürü karmaşık duygular içinde ilerliyorum bazen çok gülüyor bazende gözlerimden alev çıkarıyorum. Öğretmenlik bi tuhaf meslekmiş.<br />
 Neyse okuyacağım daha bi sürü bloğun var.<br />
Allah kolaylık versin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nihal Engin Vrana tarafından</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comment-5027</link>
		<dc:creator>Nihal Engin Vrana</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 22:08:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053#comment-5027</guid>
		<description>Merhaba Duygu,
Oluyor zamanla merak etme, hatta cok tatmin edici anlar da yasatiyor insana. Ondan bildigin gibi devam et, yalniz yazdiklarin uzerine bir kac nacizane tavsiyem olacak:
1) Dil yaresi: Bir yabanci dilde ne kadar gelismis olursan ol zeka yasin bir 4-5 sene geriliyor. Ondan wordplay&#039;le komik olma sansi az. Ondan isi slap-stick&#039;e dokmek gerekiyor; ingilizcenle ilgili self-conscious olmayip tersine olani da bilincli bir sekilde one surmek, Turk aksani kendi icinde cok komik bir sey mesela, iyi sonuclar dogurabiliyor. Ben bu noktaya Life and Death of Peter Sellers&#039;i izlerken ulastim, o pembe panter karakterini o kadar komik yapan o garip fransiz aksani, onu ozel kiliyor. Turk bir cok irlandali icin mistik bir sey, eminim amerikalilar icin de oyledir, ona oyna biraz. Farkettim ki, anlattiklarina ilgi duyabilmeleri icin once sana ilgi duymalari gerekiyor. 
2) Doya doya &quot;bilmiyorum&quot; demek: Bilmeme tedirginligi ve hircinligina birebir cozum. Bir de buyu gibi ayrica, bir kere soyledin mi bilmedigin sey de azaliyor sanki bunu soyleyince. Bir de en onemlisi ogretmen kimligi bir rol, ve onun gercek sen olmasina gerek yok. Olayi hali saha maci gibi gorunce, hem sen daha rahat oluyorsun hem de ogrenci senin rahatligindan dolayi daha bir ilgili oluyor.
3) Karanlik sahne teorisi: O kadar emek harcadiktan sonra, ogrencinin daha ne deneyi yapacagini  dahi bilmeden gelmesi, ogrencinin bu sinavda cikacak mi demesi insana tabii koyuyor ama bence bu filme gidip misir patlagi yemek ya da opusmekle ayni durum. Duruma asimetrik bir yatirim var, sen ogretmen olarak ciddi bir emek sarfediyorsun ama ogrenci parasini vermis, biletini almis gelmis ve de aynen oyle davraniyor. Ondan yonetmenler gibi davranmak gerekiyor, insanlarin sevecegi dersi degil kedni eglendigin dersi anlatmak; sen kendin eglenirsen bir sure sonra onlar da eglenmeye basliyorlar zaten.
Benim en kotu lab deneyimim, St. Patrick gununden sonraki laba gelecke 12 ogrencinin de sizmasi ve beni sap gibi bekletmesi 1.5 saat. Hepsini birakinca, bolum baskani bizimle konusmaya geldi &quot;Biz de partiye gittik biz gec kaldik mi?&quot; diye sonradan ne kadar garip oldugunu farkettigim bir cikis yapmistik bir ispanyol arkadasla, amca bize zorla labi yine yaptirdi ama sonunda.
So bir feel good hikayesi, Irlanda&#039;dan ayrilirken insanlarla vedalsmak icin bulusuyordum, o aksamlardan birinde pub&#039;da 2 sene once dersine girdigim bir kiza denk geldim. Merhaba dedim, sen benden ders almistin degil mi? (Asimetrikligin bir de bu yonu var, onlar snei hatirliyor ama sen onlari hatirliyor musun? genelde hatirlamiyorum ben, ama bu cok soru sormustu.) Evet dedi, iste konustuk biraz, son senesiymis master yapmayi dusunuyormus ekonomik krizden dolayi falan ( insanlar boyle motivasyonlarla geliyorlar bir de mesela) sonra ayrilirken dedi ki &quot;Excel&#039;de gosterdigin numaralar cok isime yaradi sonradan, hatta daha dikkatli dinlemedigime uzuldum&quot; ben de &quot;eyvallah&quot; dedim icimden ve bosuna ugrasmiyoruz dedirtti bana.
Ha iki gun sonra sacini basini yoldurtan bir sey oluyor yine ama, guzelide oluyor yaw; ondna deger ugrasmaya :)
Saglicakla kal kolay gelsin,
Engin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Duygu,<br />
Oluyor zamanla merak etme, hatta cok tatmin edici anlar da yasatiyor insana. Ondan bildigin gibi devam et, yalniz yazdiklarin uzerine bir kac nacizane tavsiyem olacak:<br />
1) Dil yaresi: Bir yabanci dilde ne kadar gelismis olursan ol zeka yasin bir 4-5 sene geriliyor. Ondan wordplay&#8217;le komik olma sansi az. Ondan isi slap-stick&#8217;e dokmek gerekiyor; ingilizcenle ilgili self-conscious olmayip tersine olani da bilincli bir sekilde one surmek, Turk aksani kendi icinde cok komik bir sey mesela, iyi sonuclar dogurabiliyor. Ben bu noktaya Life and Death of Peter Sellers&#8217;i izlerken ulastim, o pembe panter karakterini o kadar komik yapan o garip fransiz aksani, onu ozel kiliyor. Turk bir cok irlandali icin mistik bir sey, eminim amerikalilar icin de oyledir, ona oyna biraz. Farkettim ki, anlattiklarina ilgi duyabilmeleri icin once sana ilgi duymalari gerekiyor.<br />
2) Doya doya &#8220;bilmiyorum&#8221; demek: Bilmeme tedirginligi ve hircinligina birebir cozum. Bir de buyu gibi ayrica, bir kere soyledin mi bilmedigin sey de azaliyor sanki bunu soyleyince. Bir de en onemlisi ogretmen kimligi bir rol, ve onun gercek sen olmasina gerek yok. Olayi hali saha maci gibi gorunce, hem sen daha rahat oluyorsun hem de ogrenci senin rahatligindan dolayi daha bir ilgili oluyor.<br />
3) Karanlik sahne teorisi: O kadar emek harcadiktan sonra, ogrencinin daha ne deneyi yapacagini  dahi bilmeden gelmesi, ogrencinin bu sinavda cikacak mi demesi insana tabii koyuyor ama bence bu filme gidip misir patlagi yemek ya da opusmekle ayni durum. Duruma asimetrik bir yatirim var, sen ogretmen olarak ciddi bir emek sarfediyorsun ama ogrenci parasini vermis, biletini almis gelmis ve de aynen oyle davraniyor. Ondan yonetmenler gibi davranmak gerekiyor, insanlarin sevecegi dersi degil kedni eglendigin dersi anlatmak; sen kendin eglenirsen bir sure sonra onlar da eglenmeye basliyorlar zaten.<br />
Benim en kotu lab deneyimim, St. Patrick gununden sonraki laba gelecke 12 ogrencinin de sizmasi ve beni sap gibi bekletmesi 1.5 saat. Hepsini birakinca, bolum baskani bizimle konusmaya geldi &#8220;Biz de partiye gittik biz gec kaldik mi?&#8221; diye sonradan ne kadar garip oldugunu farkettigim bir cikis yapmistik bir ispanyol arkadasla, amca bize zorla labi yine yaptirdi ama sonunda.<br />
So bir feel good hikayesi, Irlanda&#8217;dan ayrilirken insanlarla vedalsmak icin bulusuyordum, o aksamlardan birinde pub&#8217;da 2 sene once dersine girdigim bir kiza denk geldim. Merhaba dedim, sen benden ders almistin degil mi? (Asimetrikligin bir de bu yonu var, onlar snei hatirliyor ama sen onlari hatirliyor musun? genelde hatirlamiyorum ben, ama bu cok soru sormustu.) Evet dedi, iste konustuk biraz, son senesiymis master yapmayi dusunuyormus ekonomik krizden dolayi falan ( insanlar boyle motivasyonlarla geliyorlar bir de mesela) sonra ayrilirken dedi ki &#8220;Excel&#8217;de gosterdigin numaralar cok isime yaradi sonradan, hatta daha dikkatli dinlemedigime uzuldum&#8221; ben de &#8220;eyvallah&#8221; dedim icimden ve bosuna ugrasmiyoruz dedirtti bana.<br />
Ha iki gun sonra sacini basini yoldurtan bir sey oluyor yine ama, guzelide oluyor yaw; ondna deger ugrasmaya :)<br />
Saglicakla kal kolay gelsin,<br />
Engin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
