Sizden kıdemli birinden Facebook mesajı ile yardım istemek

Bugün kısa bir not, birkaç güne kadar uzunca olacağını tahmin ettiğim bir akademik kariyer yazısı ile karşınızda olacağım. Sevgili çiçeği burnunda, kariyerinin baharında arkadaşlarım: Sizden kıdemli birinden yardım isteyecekseniz lütfen bunu Facebook üzerinden yapmayın. Hiç profesyonel değil. Niye? Facebook’a bi gıcığım mı var?

Cevap evet, Facebook’a gıcık olma sebeplerim saymakla bitmez, şirket felsefesinden, kullanıcılarını gerizekalı yerine koymasından, samimiyetsizliğinden başlayıp arayüzünün zevksizliğine sayfalarca yazabilirim. (Bu kadar gıcık olduğum bir sosyal medya ortamında niye bulunuyorum? Çünkü ailemden uzaktayım, çünkü bir sürü aile bireyiyle o medya üzerinden haberleşebiliyorum – evet e-posta adresini kullanmayan insanlar var çevremde). Ama size bu önerim sırf ben Facebook’a gıcık oluyorum diye değil. Daha pratik sebepler söz konusu. Şöyle ki:

Birinden yardım isteyecekseniz, hele ki bu insanın meşguliyet oranı yüzde sekizyüz elli ise (yani ana-babaevinde bütün gün counterstrike oynayan kuzeninizden, bi oyun hilesi istemek için değil de, bir hocanıza vs bir şey danışmak için bilgisayar başına oturmuşsanız) karşınızdaki insanın işini ne kadar kolaylaştırırsanız bu kişininin size cevap verme olasılığını, üstelik cevap verirken de size gerçekten yardımcı olma olasılığını o kadar yükseltmiş oluyorsunuz. Mesela birisi bana Facebook üzerinden mail attığında muazzam irite olmamın sebeplerinden biri, Facebook’taki mesajlaşlamaların Gmail kadar rahat aranamıyor olması (anahtar kelime vesaire açısından). Ya da, eğer hemen cevap veremeyeceksem, o e-postaları genelde “CEVAPLA” diye bir klasöre atıyorum Gmail’de, sonra da mutlaka geri dönüyorum. Facebook’ta ne oluyor biliyor musunuz? Gelen diğer mesajlar arasında gömülüp gidiyor. Çünkü “aaaa hiç tanımadığım birinden gelen, üstelik de cevaplaması dünyanın en eğlenceli şeyi olmayacak bir mektup vardı 2 hafta önce, dur onu bulup cevaplayayım” deme olasılığım çok yüksek değil (hatta neredeyse sıfır). Son olarak, Facebook’u gündelik kullanma vaktimi sınırlamak için Chrome’da bir eklenti kullanıyorum. Çoğu zaman kendime Facebook için günlük olarak verdiğim kota 30 dakika (bazen daha az!). O 30 dakikayı da sizin mesajınızı değil, ailemin arkadaşlarımın mesajlarını cevaplayarak geçirmeyi (ya da kedili paylaşımlara kalp göndererek harcamayı) tercih ediyorum.

Yani bir de, tekrar ediyorum, hiç profesyonel değil arkadaşlar. Bunun bana bu kadar açık olması, ama günümüzdeki üniversiteli arkadaşlara pek aşikar olmaması beni çok şaşırtıyor. Ciddiye alınmak istiyorsanız, karşınızdaki insanın sizin mesajınızı açtığı ortamın gülücükler, kaka şekilli emoticonlar, abuk subuk atarlı “bunu paylaşmayan arkadaşım değildir” gönderilerinin olduğu bir ortam olması sizce avantajınıza bir durum mu? :P :) LOL!

“E-posta adresinizi bulamadım” diyenler oldu bana. Kızmadım, cevap verdim ama, tek yapmaları gereken ismimi internette aratıp, web sayfamdaki “Contact” bağlantısına tıklamak idi. Orada e-posta adresim var. Birisi bana bu bahaneyle gelince, elimde olmadan bu kişinin yeterince detaycı olmadığı sonucuna varıyorum. Şimdi o öğrenci benden doktora vesaire için akademik kariyerle ilgili tavsiye istiyorsa, kafamda ilk beliren düşünce “benim adresimi internette bulamayan bu arkadaş, bir deneyde teknik problemle karşılaşırsa kendi kendine problem çözmeyi başarabilecek mi? Yoksa sürekli elinden mi tutmak gerekecek?” oluyor.

“Biyolokum da amma takıntılı çıktı ha” diyor olabilirsiniz. Keşke hayatımızın her aşamasında bize, bulundukları konumdan bazı tercihlerimizin ne kadar kötü göründüğünü dürüstçe söyleyip yol gösterecek birileri olsa. Buna ihtiyacımız hiç bitmiyor. Umarım sizler de bu yazdıklarımı oldukları gibi okursunuz (yani iyi niyetli tavsiyeler olarak). :) <3

  • Share/Bookmark

Yorum yapın