Ohayo gozaimas!
“Ben televizyon izlemiyorum”
“Hah hah ha! Hadi oradan! xxxx”
Evet sevgili beni-okuyan-her-kim-ise’ler. Eğer ben bundan sonra televizyon izlemeyişimle bir daha övünecek olursam (ki üniversiteye girmemle birlikte televizyon yaşadığım ortamda bulunan aletlerden biri olmaktan çıktığı için yıllarca bu durumla entel havaları atmış bir insanım) bana yukarıdaki cümleyi “xxxx” yerine de istediğiniz bir şeyi koyarak sarfedebilirsiniz. Zira, hala televizyonun kendisini izlemiyor olsam da, pratikte televizyon izlemediğim yalan.
Bir insan Lost, Desperate Housewives, The 4400 dizilerini takip edip, üstüne bir de labdan kaçabilip evde geçirebildiği üç beş saati de Japon animesi izleyerek geçiriyor, Youtube’deki TOP100 videoyu ezbere biliyorsa o insan gayet de televizyon izliyordur, her ne kadar tv denen alet bizzat işin içinde olmasa da :)
“Merhaba ben Duygu, ben bir anime bağımlısıyım”. Peki bu hallere nasıl düştüm ben? Daha bugün derste sıkılıp defterime önce Naruto sonra da Kurosaki Ichigo çizdim. Ayrıca bir iki aya kadar bu blogu animelerden öğrendiğim Japoncam ile yayınlamaya başlamayı düşünüyorum :) Kıssssoooooo.


Naruto ile başladı her şey. Meren’i gördüm izlerken, biraz baktım, çok saçma salak bir şey gibi göründü gözüme. “Aaa yok çok güzel bişey bak bi otur izle” diyen Meren kişisinin, beni kendisinin düştüğü batağa çekmeye çalışan bir bağımlı olduğunu anlayamadan, ben de bağımlı oldum.
Youtube’den izliyorduk Naruto’yu (hatta ilk bölümü de şurada, sizi de aramızda görmek isteriz. Eki eki.) Sonra birgün Meren (evet hep onun başının altından çıkıyor) Naruto’nun bölümlerinden birinin altına yazılanlarda “Bundan daha güzel anime var: adı da Bleach.” diye bir yorum gördü. Birbirimize bakıp: “Naruto’dan daha güzel bir anime olabiler mi ki?” dedik şaşkın, ürkek ifadelerle. Olabilermiş.
Bağımlılıkla birlikte, üzerimde çok olumlu etkiler yarattı bu animeler:
1) Uzun zamandır bu kadar keyifle ve heyecanla izlediğim bir şey olmamıştı (Lost var diyebiliriz belki, ama aynı şey değil. Misal ileride çocuk sahibi olursam es kaza, Naruto’ya benzesin istiyorum:) Lost insanı mutsuz, gergin yapıyor.)
2) Bu animelerin çıkartmalarını alıp her yere yapıştırmak, tişörtlerini giymek, karakterlerin oyuncaklarına sarılıp uyumak filan istiyorum :) Ama Japonlar Amerika’nın çoktan yapmış olacağı bir şeyi yapmamışlar daha, Naruto bardak altığı, anahtarlık, tişört gibi şeyler var ama, öyle süper bir “pazar” halini almış olduğunu söyleyemeyeceğim. Üstelik, Naruto’yu Internet’ten izleyerek hiçbir lisans ihlalinde bulunmuş olmuyoruz, çünkü yapan şirket kopirayt işlerini pek dert etmiyormuş (kulaktan dolma bilgiler, araştırmadım doğrusunu).
3) En bombası geliyor: Naruto’da Lee diye bir arkadaşımız var. Bu çocuk, diğer ninja adayı çocuklar gibi soylu ailelerden gelmediği için “ninjutsu” ya da “genjutsu”su yok bu yüzden diğerleri gibi afilli büyüler, egzantirik teknikler yapamıyor. Fakat azmediyor, gece gündüz çalışıyor ve sadece taijutsu (yani birebir, sadece vücut ile yapılan) teknikleri kullanarak diğerleri kadar “hayvan” oluyor. İşte ben bu Lee arkadaşımızın yılmadan çalışıp durduğu o anları gözümün önüne getirip kendimi “benim de ninjutsum ya da genjustum olmayabilir (hafızası olmayan bir insanım ya, bak ezikliğe bak) ama çok çalışırsam taijustum olabilir, süper olurum” diyerek gaza getiriyorum. (Bu durum Çinli öğrencilerin, GRE verbal kelimelerini ezberlemeyi başarıp o sınavdan nasıl yüksek puan aldıklarını da açıklıyor sanırım, hehe). Ve fekat, felsefe iyi hoş da, anime izlemekten çalışmaya vakit kalmıyor ki taijutsu gelişsin!

4) Japonlar ne kadar bilge insanlar… Bu animelerde “mutlak bir kötü”nün olmayışı çok dikkatimi çekiyor son zamanlarda (vakit bulursam bir Moleschino yazısı yazasım var bu konuda hatta). Mesela “düşman” saflarındaki bir kişi Ichigo’muza saldırıyor, ölesiye dövüşüyorlar, fakat iki gün sonra “Ichigo’cuğum nasılsın” şeklinde bir arkadaşça tavırlar… Ya da dövüş sırasında durup birbirlerine uzun uzun “şöyle oldu böyle oldu” diye geçmişten, onları o noktaya getiren olaylardan bahsediyorlar. Eğer Naruto’ya benzeyen bir çocuk sahibi olursam ona bencil ve yüzeysel Amerikan kibarlığının çizgifilmlerini değil, bu animeleri izleteceğim. Nıhahahah.
Bu kadar. Şimdi yatmam lazım. Rüyamda Yoruichi olmak istiyorum. Hassstasıyım. (Ve çok hastayım:)