Kasım 25, 2008 at 23:30
· Filed under Anılar 9, Hobi, Çakra
İlkokuldayken barbi bebeğime elbise diktiğim bir esnada sarfetmiş olduğum “Annneeee, ben bilim kadınının yanında birazcık da terzi olabilir miyim?” lafını annem herkeslere anlatmayı pek sever. Geniş spektrumlu bir sanat insanı olduğundan dolayı, küçüklüğümden beri beni sürekli sanata ve el işi hobilere maruz bırakmış bir “dandoldenyus”tur bu afacan kadın. Bugün ben, sabah kalktığında takacağı takıya önce karar verip ona göre giyecek uyduran bir “kolyesiz küpesiz evden çıkmam ağğbi” insanı isem, o da bu hatun kişi ve Olgunlaşma Enstitüsü’ndeki çetesi yüzündendir (ki o çeteye küçük halam Niyalala’nın da dahil olduğunu söylemeden geçmek istemem).
Buradan hepsinin örtmenler gününü de kutlarım ayrıca :) Devam...
Permalink
Nisan 29, 2008 at 00:57
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Gülümseten işler, Çakra
(Aylarca yazmamanın bir cezası olarak olan biteni maddeler halinde yazmaya niyetlenmiştim, fakat sıkılmak üzereyim. Bu yüzden bu 3. ve sonuncu madde olacak. Bundan sonra daha sık yazacağıma inanıyorum gönülden, ekranın diğer tarafındaki pek sayın ve sevgili okur/lar. Aklımda bir sürü fikirler var!) Devam...
Permalink
Ocak 19, 2008 at 23:26
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, victory is mine, Çakra
“Burada çok mutsuzum kurabiye, ne yapmalıyım?” Devam...
Permalink
Kasım 26, 2007 at 02:28
· Filed under Doğa, Dünya, Fotoğraf, Hayvanlar, Çakra
Hafta sonu Louisiana’nın doğal yaşam alanlarını keşif gezilerimizin ilkini sonunda gerçekleştirdik ve uzun zamandır aklımda olan Jean Lafitte Ulusal Parkı‘na gittik. Louisiana doğası bataklıklardan ibaret (wetlands). Ama bataklıklar, Sabancı gibi içini doldurup, kurutup üzerine bina dikmeye çalışılması gereken bir avuç çamur değil, biyolojik çeşitliliğin oldukça fazla olduğu görülmesi ve korunması gereken doğal yaşam alanları. Hatta, binlerce canlıya ev sahipliği yapmanın yanı sıra, bataklıklar burada kasırgalara karşı doğal barikat görevi de görüyorlar. Devam...
Permalink
Ekim 29, 2007 at 15:06
· Filed under Hayvanlar, New Orleans, hayvanat bahçeleri, Çakra
Hayvanat bahçeleri yazı dizisinin bu ikinci bölümünde aslında “hayvanat bahçeleri olmalı mı olmamalı mı?” sorusu ve beraberinde bir zamanlar bir miktar gönüllü olarak Ankara Hayvanat Bahçesi’nde yürütmeye çalıştığımız projeden bahsedecektim. Ama şimdilik bunları başka zamana bırakıyorum. Zira bugün Jaguar Yaqi’nin doğum gününü anlatasım var. :) Devam...
Permalink
Eylül 24, 2007 at 03:43
· Filed under Hayvanlar, New Orleans, hayvanat bahçeleri, Çakra
Düşünün ki siz bir tembel hayvansınız. İş arıyorsunuz, New Orleans’taki Audubon Hayvanat Bahçesi’ne başvurdunuz, “rezüme”nize baktılar (buralarda CV demezler), kualifikeyşınlarınızın iş tanımının gerektirdiklerine haydi haydi yettiğine ve son derece tembel bir hayvan olduğunuza karar verdiler, yaşınız da genç, bu da size artı puan kazandırdı, ve tatttaaa, işe alındınız. Artık Audubon Hayvanat Bahçesi’nde kendinizi gelene gidene gösterecek, kırıtarak yürüyecek, ilgi manyağı olacak, birisi size fıstık atarsa ona pis pis bakıp “piliz du nat fiid di enimıls” diyeceksiniz. (Konuşamazsanız levhayı gösterin). Devam...
Permalink
Mart 18, 2007 at 22:35
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Evliya Çelebi, Çakra
ODTÜ Biyoloji yıllarımdan canım ciğerim Ilgaz (nam-ı diğer Goşi), Amerika kıtasına gelmesine sebep olan yüce bir staj programının ardından beni de ziyarete geldi. Yaklaşık bir haftası vardı. Biz de bunun bir kısmını New Orleans’tan Florida’ya arabayla küçük bir yolculuk yaparak değerlerdirmek istedik. Devam...
Permalink
Aralık 3, 2006 at 21:34
· Filed under Hayat, Çakra, Öyle oldu böyle oldu
Ekim 20, 2006 at 02:03
· Filed under Anime, Çakra, Öyle oldu böyle oldu
Eylül 4, 2006 at 20:42
· Filed under Heykel, Çakra
Bu aralar pek çok şeyin gözümde anlamsızlaştığı bir ruh hali içindeyim. Sözler, konuşmalar, okunanlar, izlenenler, yapılanlar… Bu yüzden pek az şey keyif veriyor/ anlamlı geliyor bana. Yani yaptığım herhangi bir şeyin insanlığa bir faydası olacağını, ya da ciddi bir mesajı olduğunu filan hissedersem bir parça huzur bulabiliyorum. Bir Roger Waters yalnızlığı içerisinde, duvar örüyorum galiba. (Şikayetçi olduğum söylenemez). Devam...
Permalink
Nisan 17, 2006 at 21:57
· Filed under Evliya Çelebi, Çakra