Ocak 20, 2010 at 18:39
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Hayat, İnsan
Akademisyen olmaya dair beni en çeken şeylerden biri derslere girmek ve öğrencilerin o çok sevdiği, çok “kafa” bulduğu, çok bilgili ama eğlenceli, sınavlarda yaratıcı sorular soran, Facebook’tan arkadaş olarak eklemek için yarıştıkları (tamam o zamanlar Facebook yoktu, ama anladınız siz beni) farklı bir hoca olma düşüncesiydi. Devam...
Permalink
Ağustos 24, 2009 at 23:31
· Filed under Hayat, Sakin olmak lazım, Sinirsek, İnsan
Geçenlerde, labda benimle (gönüllü olarakbeni böyle kandırmış arkadaş, baya notlu ders olarak alıyormuş) çalışan Chris isimli lisans öğrencimle sohbet ediyorduk. Chris çenesi çok düşük heyecanlı bir gencimiz olduğundan, üstüne bir de her Amerikalı gencin rüyası “Medical School” yani tıp okuluna gitmek istediğinden (Grey’s Anatomy sağolsun), hayatının bu konudaki bütün ayrıntılarını bana -kulağımda kulaklık varmış yokmuş umursamadan- anlatıyor. (Bu anlamda aslında sohbet dediğimiz şeylerin çoğunlukla birer monolog olarak vuku bulduğunu söylesem yalan olmaz). Her neyse, geçen günkü konuşmamızda Chris bana tıp okuluna başvuru için zorunlu kıldıkları gönüllü çalışma ve deneyim edinmeler kapsamında “hospice center” (hospis sentır) denilen bir yerde gönüllü çalışmaya başladığından bahsetti. Devam...
Permalink
Mayıs 28, 2008 at 05:33
· Filed under Bilim, Hayat
(Okuyacağınız bu öykümsü metindeki kişiler, olaylar, isimler, hatta web bağlantıları filan, bunların hiçbiri gerçek değildir. Gerçekle uzaktan dahi olsa alakaları yoktur. Hakikaten hepsi uydurmadır. Yaşamaya devam.) Devam...
Permalink
Mayıs 9, 2008 at 18:29
· Filed under Edebiyat, Hayat
Uzun zaman önce Antalya’lı bir halk ozanı olan Yılmaz Türkyılmaz ile ilgili üç bölümlük bir öykü yazmış ve bu yazıları burada İnternet güncemde yayınlamıştım. Ne hikmetse, bunu yaparken Yılmaz Bey’in öyküyü okuyacağına çok da ihtimal vermedim. Bütün amacım, güncemi okuyan tanıdıklarıma, bana çok ilginç gelen bu şairle ilgili yazdığım komik öyküyü anlatmaktı. Devam...
Permalink
Nisan 23, 2008 at 16:32
· Filed under Hayat
Çok çok severek takip ettiğim birkaç Türkçe blog var.
Fakat bu blogların arasında bir tanesi var ki, o benim gözümde okuduğum en iyi blog. “Hastalarımdan Öğrendiklerim” isimli bu blog 40lı yaşlarında bir doktorun hastaları ile yaptığı sohbetleri bizlere aktardığı yazılardan oluşuyor. (Doktor Bey’in ismi saklı, anonim olarak yazıyor, sanırım 40′ına da yeni girmiş). Her sohbetinden Türkiye ile ilgili, hayatla, insanlarla ilgili bir şeyler öğreniyorum. Bu öğrendiklerimi böyle bir sohbet dışında, mesela kitaplardan, televizyondan vs, öğrenebilmeme imkan yok. Her seferinde kendisine bu sohbetlerini insanlarla paylaştığı bu mütevazı blog için minnet duyuyor, aynı zamanda yaptığı işi böyle harika bir fikirle hem kendisi hem biz diğerleri için ne kadar keyifli ve faydalı bir hale getirdiğini düşündükçe, ona çok büyük bir hayranlık da duyuyorum. Yani bu blogun benim gönlümde apayrı bir yeri var. Devam...
Permalink
Eylül 3, 2007 at 06:58
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Doktora, Hayat
- Dr. M: Kekova’da 3 kişi bir gün için tekne kiraladık. Bizi çok güzel yerlere götürdü. Daha önce hiç Kekova’ya gittin mi?
- D: Hayır.
- Dr. M: Gün ortasında bir yerde durduğumuzda balon gibi paçaları olan pantalonlardan giymiş köylü kadınlar….
- D: Eheh, şalvar.
- Dr. M: ….hamur açıyorlardı. Emel’le oralara yerleşsek diye düşündük.
- D: Bazen biz de Meren’le Artvin’in yaylalarına kaçıp sade ve her şeyden uzakta yaşamanın ne kadar güzel olabileceğini düşünüyoruz.
- Dr. M: (Gözlerini iri iri açarak). Ama insan 20li yaşlarında düşünmez ki canım böyle şeyler! Sen daha Nobel ödülü alacaksın.
- D: Nobel ödülü alabileceğimi sanmıyorum, ama bu beni hiç rahatsız etmiyor. Devam...
Permalink
Ağustos 1, 2007 at 07:10
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Hayat

New Orleans’ta kasırganın yaz mevsimi nemi ile yapış yapış Devam...
Permalink
Şubat 19, 2007 at 01:16
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Hayat, Müzik, New Orleans
Yazacak çok şey var aslında. Misal, Hrant Dink öldürüldü, ben bir süre dünya ile ilişkilerimi kopardım, labdakiler benim yine onlardan nefret ettiğimi sandılar. (Müthiş bir iletişim kopukluğu yaşıyoruz, bence tabi. Onlar beni çok iyi tanıdıklarını ve anladıklarını sanıyorlar, bu da beni nedense her allahın günü üzüyor. Her neyse.) Devam...
Permalink
Ocak 14, 2007 at 22:13
· Filed under Doktora, Hayat
Permalink
Aralık 3, 2006 at 21:34
· Filed under Hayat, Çakra, Öyle oldu böyle oldu
Ekim 1, 2006 at 15:55
· Filed under Hayat, Öyle oldu böyle oldu
Eylül 11, 2006 at 00:47
· Filed under Gülümseten işler, Hayat, İnsan
Malazgirt, sıkıcı ve ezberci tarih derslerinden “binyetmişbir”de Anadolu’nun kapılarını kıraraktan girdiğimiz, günümüzde Muş iline bağlı şirin bir ilçemiz (daha fazla anahtar kelime yazmak istemiyorum, malum zihniyette arkadaşlar tuuuran taktiği ile Google’dan gelerek blogu sarmasınlar). Benim gidip görmüşlüğüm yok, esasen benim için özel bir anlamı da yoktu, taa ki Netameli’nin (yani Hatice Dündar) yaptıklarını öğrenene kadar.Daha önce bahsetmiştim aslında. Hatice, pek de hesapta yokken öğretmen olmuş, tayini Malazgirt’e çıkmış. Sonra bulunduğu okulun eksiklerini gidermek için kampanyadan kampanyaya koşmaya başlamış. Önce okul kütüphanesi için kitaplar topladı, sonra çocukları aldı İstanbul’a götürdü. (Daha birsürü şey var). Şimdi de İstanbul’da çocuklarla buluşup vakit geçiren Ekşi Sözlük yazarları iade-i ziyarete gideceklermiş. Onlara katılmak için sözlük yazarı olmak gerektiğini sanmıyorum (yani bu keyifli vesile ile Malazgirt’i görüp çocuklarla vakit geçirmek pek harika olmaz mı?). Bir de eli boş gitmek istemiyorlar. Yardım etmek isterseniz şuraya bir göz atın. Devam...
Permalink
Ağustos 6, 2006 at 23:03
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Fotoğraf, Hayat
Paralel evrende ben bir zoologum. Vahşi hayvanların peşinden koşuyorum, onları tedavi ediyorum, onlara dokunuyorum, yaptığım işlerden dolayı bana Nobel Çevre Ödülü veriyorlar… (O evrende Nobel Çevre Ödülü diye bir şey var.) Devam...
Permalink