<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>"Kriptografi Gördüm", Wunjo...</title>
	<atom:link href="http://www.biyolokum.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biyolokum.com</link>
	<description>Wabi-Sabi evreni içerisinde nesnelerin fiyatından ötürü sahip oldukları materyal değer ve bu değerin yarattığı hiyerarşi yok sayılır. Bu, insanların konumlarından ötürü sahip oldukları değer için de geçerlidir. Çünkü bir şeye değer vermek aynı zamanda başka şeyleri değersiz saymaktır.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Mar 2010 04:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir manati gördüm sanki</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/02/bir-manati-gordum-sanki/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2010/02/bir-manati-gordum-sanki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 18:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[victory is mine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1102</guid>
		<description><![CDATA[- Biliyor musunuz manati de görebiliriz bugün nehirde!
- Manati mi! Nehirde yaşıyor mu ki onlar?
- Bu nehrin suları yıl boyu sıcak kaldığı için soğuklarda okyanustan nehre göç ediyorlar.

(yukarıdaki iki foto için Google&#8217;a teşekkür ederiz)
Herhangi bir yabani (havuz, akvaryum olmayan) su ortamında yakından gördüğüm en heyecan verici hayvanın &#8220;deniz hıyarı&#8221; olduğunu göz önünde bulundurursak, bir manati [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Biliyor musunuz manati de görebiliriz bugün nehirde!</p>
<p>- Manati mi! Nehirde yaşıyor mu ki onlar?</p>
<p>- Bu nehrin suları yıl boyu sıcak kaldığı için soğuklarda okyanustan nehre göç ediyorlar.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4DvsvXkWSI/AAAAAAAAD_8/Aj25Tu5CMP8/s400/manatee.jpg" alt="" width="344" height="236" /><img class="alignnone" src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4DvtC2N5YI/AAAAAAAAEAE/2uPcmo8xPvU/s400/manatee3.jpg" alt="" width="293" height="235" /></p>
<p>(yukarıdaki iki foto için Google&#8217;a teşekkür ederiz)</p>
<p>Herhangi bir yabani (havuz, akvaryum olmayan) su ortamında yakından gördüğüm en heyecan verici hayvanın &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_h%C4%B1yarlar%C4%B1" target="_blank">deniz hıyarı</a>&#8221; olduğunu göz önünde bulundurursak, bir manati görmek ihtimali beni benden alıverdi. Daha önce Mississippi nehri üzerindeki kano maceralarımızdan dolayı vahşi ortamında ufak tefek veya eciş bücüş heyvanat dışında bir şey görmenin mümkün olmaması durumuna alışmıştım. Alışık olduğum şeylerden bir diğeri de, Mississippi nehrinin sularının çamura karışıp sütlü veya kızıl kahve renklerde aktığı idi. Bakınız aşağıdaki fotoğraflar 2008&#8242;de gittiğimiz Black Creek kano gezimizden. Mississippi&#8217;mizin lağım renkli sularında cesurca çimmiştik.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4Dz7T7oLlI/AAAAAAAAEAo/_uQ7qoby9f8/s640/bc2.JPG" alt="" width="640" height="428" /><p class="wp-caption-text">© A. Murat Eren - 2008</p></div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4Dz7R1UwYI/AAAAAAAAEAs/UVXQ0GOeAeM/s640/bc1.JPG" alt="" width="640" height="428" /><p class="wp-caption-text">© A. Murat Eren - 2008</p></div>
<p>O yüzden, bu defa da ne hayvan görmeye ne de berrak sulara dair hiçbir beklentim yoktu. Arabayla kanoları kiralayan yere varıp, ağır güneyli aksanıyla bize &#8220;tekli kanolar devriliyor, fotoğraf makinasıyla binemezsiniz&#8221; diyen adamı çıtçıtlı buzdolabı poşetine koyduğum video kameramı arkama saklamış vaziyette içimden &#8220;vay bee ne aksan var&#8221; diyerek dinlerken, az sonra üzerinde kanoyla süzülerek gideceğim suyun ne kadar berrak olacağına dair zerre kadar fikrim yoktu işte. Türkiye&#8217;de tatil beldelerinde bulunacak cinsten, eski ve bana kendimi Amerika&#8217;dan çok Türkiye&#8217;de hissettiren, römorkunda kanolar yüklü bir dolmuşa binip sallana sallana nehir kenarına vardık. Adam her birimize bir canyeleği verip kanoları indirmemize yardım ettikten sonra, saat 4&#8242;te çıkış noktasından bizi alacağını söyleyip ayrıldı.</p>
<p>Şubat ayında buralar aslında daha sıcak oluyormuş, bizimkiler havanın normalden çok daha soğuk olduğunu söylediler. Kanoya binip diğerlerinin de yerleşmesini beklerken, suyun berraklığına, suda doğa ananın saçları gibi salınan yemyeşil otlara, kıpır kıpır balıklara bakıp şaştım. Bir de elimi suya sokunca, bir deniz memelisinin Kuzey Yarım Küre&#8217;nin soğuk kış okyanusundan bu nefis ılık nehir sularına neden göçtüğünün ampulü yanıverdi kafamda. Biraz sonra suya ayağımı soktuğum bir esnada ise, bir kara memelisi olan insan kişisinin neden kanosunda kalmak isteyeceğini anladım (su değil ama dışarısı biraz soğuktu).</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh4.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJRMRdDeI/AAAAAAAAEBU/Va6cNXHAtEY/s640/dugong-75.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJRRAHQrI/AAAAAAAAEBY/9dxxR4UmP6k/s640/dugong-81.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<p>Bir süre birbirimizin kanolarına tutunup, nehir üzerinde absürd bir kütle olarak ilerledik. Zaman zaman akıntı yüzünden kenarlarda birikmiş dallara çarpıyor ve gittiğimiz yöne sırtımızı dönüyorduk.  Mississippi&#8217;de yazları yaşadığımız kano/tubing maceralarında Louisiana&#8217;nın sıcağından ve neminden bunalıp kendini çamur timsah demeden sulara atmış kalabalığa, nehire teyp getirip bangır bangır müzik dinleyen kırolara alışık olduğumdan, soğuk havalarda kimsenin gelmeye tenezzül etmediği dolayısıyla bizden başka hiçbir insanın ortalarda görünmediği nehirde ilerlemenin tadı bambaşkaydı. Bu sessizlik sayesinde hayvanlar korkup kaçmadığından, nehir kenarında bir şeyler atıştıran bir su samuru, pek çok balıkçıl, balık kartalı, ufak tefek kuş, yalıçapkını, balık, nehre düşmüş kütükler üzerinde güneşlenmekte olan kaplumbağalar gördük. Arada bir minik kafalarını suyun dışında tutarak yüzmekte olanlarına da rastlıyorduk kaplumbağaların. Yanımdan geçerken &#8220;Selamün aleyküm yenge, gel buyur nehre alalım, bi çayımızı iç&#8221; diye davet ettiler ama kibarca reddettim.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJizvBVdI/AAAAAAAAEB4/nopGumsD-Cw/s640/dugong-95.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<p>Ben tam elimden geldiğince sessiz, güneşlenen bir grup kaplumbağaya doğru yaklaşmış onları kameraya almaya çalışırken, hemen yakınımdaki Hüseyin ve Meryem&#8217;in şapada şupada, çok daha geride bağrışan Meren ve Arpat&#8217;a doğru (neyse ki hiç de kuvvetli olmayan akıntıya karşı) hızla ilerlemeye başlamasıyla kaplumbağaların hepsi panikle suya dalıverdiler. Belli ki önemli bir durum vardı. İçgüdüsel bir şekilde Hüseyin&#8217;le Meryem&#8217;i takibe başladığım sırada onlar da bana dönüp &#8220;manati görmüşler galiba!&#8221; diye açıklayınca, gürültünün sebebini anlamış oldum.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJhypAR6I/AAAAAAAAEBo/AS9q4uWWvvk/s640/dugong-90.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<p>Sevgili okur, burada bir duralım çünkü sana şunu söylemek istiyorum, bu az sonra göreceğimiz hayvan &#8220;nesli tükenmekte olan&#8221; hayvanlardan biri. Üstelik öyle her yerde rastlanmayan bir deniz memelisi. Kalbimizde evrimsel bir yeri filan da var. Şimdi sen bu bilgiyi al, benim hayvanları ne kadar sevdiğim ile çarp, bir artı işareti koy oraya şimdi, sonra aç bir parantez, içine ne çok soğuk ne çok sıcak, ama nefis mi nefis ve de güneşli bir günde, berrak suları sakin sakin akan iki kenarı ağaçlarla kaplı cennet gibi bir nehrin üzerinde olma duygusu ile bu duyguyu kendileriyle manyaklar gibi özlediğin bir ahengi, aynı fazda mutlu mutlu titreşen dalgalar olma halini yakalayıp hastalıklı sevdiğin insanlarla birlikte  yaşamanın keyfini katıver, kapa o parantezi şimdi ve parantezin sağ üstüne doğru, bu kıyağın sana geçildiği şu ortalama 70 yıllık standart insan ömrü için kısa ama senin için önemi büyük bir anı deneyimleme hali sabiti olan o haşmetli rakkamı parantezin kuvveti olarak koy. Elde ettiğin sayı çok büyük çıkarsa ürkme, doğal bir durum bu. Şimdi bu denklem hakkında mutabık isek devam ediyorum.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4GKSC1FfjI/AAAAAAAAEBI/RRwd0oOMjT0/s800/denklem.jpg" alt="" width="640" height="205" /></p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 410px"><img src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4DvtJ7GcOI/AAAAAAAAEAI/2OikHH7XNVY/s400/manateedistrib.png" alt="" width="400" height="273" /><p class="wp-caption-text">Manatinin dünyadaki dağılımı. (Resim Wikipedia&#39;dan)</p></div>
<p>Heyecandan suratları yamulmuş Meren ve Arpat&#8217;a doğru yaklaşınca &#8220;bak bak burada, burnunu çıkardı nefes alıyor&#8221; diye işaret ettikleri yerde önce tam olarak bir şey göremedim. &#8220;Amanın şimdi de o tarafa gidiyor&#8221; dedi biri, hepbirlikte gösterdiği yöne doğru kürek çektik. &#8220;İşte Duygu tam altından geçiyor&#8221; dedikleri esnada bir baktım ki, nedense (deniz ineğigillerden olduğunu bilmeme rağmen) fok boyutlarında hayal ettiğim manati kardeşimiz, küt burun, inek tombulu vücut, denizkızı yassısı kuyruk ile tam altımdan geçivermekte.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 394px"><img src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJSFbyeyI/AAAAAAAAEBk/QINd8H79F38/s640/dugong-89.jpg" alt="" width="384" height="576" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<p>Hayranlık, şaşkınlık, bu sırada yüzeye çıkıp nefes almak isterse devrilir miyim ürpertisi gibi hislerle o sırada vücutta neler salgılanıyorsa, her şeyi öyle bir kayda alıyor ki beyin, o an hala gözlerimin önünde. Manati sakin sakin yüzerek ne yöne giderse biz peşinden kürek çekip etrafını sarmamıza kızmaksızın arada bir bununu sudan çıkarıp nefes aldı.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJiqU1mSI/AAAAAAAAEBw/TfHIt734t-4/s640/dugong-92.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 650px"><img src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4LJimOYmcI/AAAAAAAAEB0/rBdgfoBF914/s640/dugong-93.jpg" alt="" width="640" height="427" /><p class="wp-caption-text">© Arpat Özgül - 2010</p></div>
<p>Nihayet hiç istemesek de, hayvanı daha fazla rahatsız etmemek için oradan ayrıldık. Şimdi şu fotoğraflarına bakınca nasıl oldu da atlayıp onunla yüzmedik inanamıyorum. Bu sevimli tombulun kime ne zararı olabilirdi ki, üşüyeceğiz diye korktuk (oysa ki bir zamanlar vermiş olduğum soğuk duş alma sözümü tutmuş olsaydım, üşümekten filan korkmaz atlayıverirdim, işte sözünde durmayanın cezası budur).</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 410px"><img src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S4Dvs7n-vMI/AAAAAAAAEAA/tgGGO8Fsyfc/s800/manatee2.jpg" alt="" width="400" height="339" /><p class="wp-caption-text">(Fotoğrafı Google&#39;dan buldum)</p></div>
<p>Sonrası, olmayı hayal ettiğin ama türlü sebeple olamadığın insanı, gelecek kaygılarını, yapılması gereken işleri, canını sıkan şeylerin hepsini nehrin sularına bırakıp, o ana dek yaptıklarını yaptığın, olduklarını olduğun ve bu sayede o dakikada orada kendini bulduğun için mutlu olmak -kısa bir süreliğine de olsa- şöyle derin bir nefes alıp huzurlanmak. İnsan denilen varlığın yaşantısı böyle bir şey olmalı, böyle sularda gezinmeli, manatilerle filan yüzmeli, sevdikleriyle amipsi kütleler oluşturmalı ve bunlardan başka da hiçbir şey yapmak zorunda olmamalı evet evet diye tatlı tatlı hüzünlenmek. Ve nihayet, nehir gezintini, sal gibi kullandığı bir odun parçasının üzerinde göğsünü kabartarak ilerleyen bir tilki gibi bitirmek.</p>
<p>Dugong dugong!</p>
<p>Güncelleme: Arpat&#8217;ın çektiği bir de video var<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9652346&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=9652346&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>(Not: Arpat manatiden korkmadığını, videonun sonundaki endişenin kanonun devrilmesi ile suya düşecek fotoğraf ekipmanı yüzünden olduğunu söylüyor ama bu konuda kendisine inanıp inanmamayı size bırakıyorum değerli okurlar, ha ha ha)</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2010%2F02%2Fbir-manati-gordum-sanki%2F&amp;linkname=Bir%20manati%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20sanki"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2010/02/bir-manati-gordum-sanki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web üzerinden takım çalışması dersi</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/02/web-uzerinden-takim-calismasi-dersi/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2010/02/web-uzerinden-takim-calismasi-dersi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 03:11:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben Düygü Hanım nasılım]]></category>
		<category><![CDATA[Oha]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1086</guid>
		<description><![CDATA[Bu dönem internet üzerinden bir ders almaya başladım: &#8220;How Teams Work &#8211; and How to Work Better in Teams&#8221;  (takım çalışması nasıl işler &#8211; ve nasıl daha iyi takım oyuncusu olunur). Bu ders The Center for the Integration of Research, Teaching, and Learning (CIRTL) (Araştırma, Eğitim ve Öğrenmeyi Entegrasyon Merkezi) tarafından verilen 3 dersten biri.
Benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu dönem internet üzerinden bir ders almaya başladım: &#8220;How Teams Work &#8211; and How to Work Better in Teams&#8221;  (takım çalışması nasıl işler &#8211; ve nasıl daha iyi takım oyuncusu olunur). Bu ders <a href="http://cirtlcafe.net/" target="_blank">The Center for the Integration of Research, Teaching, and Learning (CIRTL)</a> (Araştırma, Eğitim ve Öğrenmeyi Entegrasyon Merkezi) tarafından verilen 3 dersten biri.</p>
<p>Benim dersi almaya karar vermemin sebebi, hem konunun bana gönüllü organizasyon işlerinde yardımcı olacağını düşünmem (ayrıca onun için olmasa bile, takım çalışması insana her daim lazım olan bir şey), hem de internet üzerinden verilen derslerin nasıl işlediğini çok merak etmem idi.</p>
<p>Hocamız Patricia Rankin Colorado&#8217;da fizik profesörü. Öğrenciler ise ABD&#8217;nin çeşitli yerlerinden ve Japonya&#8217;dan lisansüstü öğrenciler. (&#8220;Japonya mı, niden?&#8221; diye sorarsanız  &#8220;Ben de bilmiyorum, dattebayo!&#8221; derim). Ders <a href="http://www.elluminate.com/" target="_blank">Elluminate Live</a> isimli bir sanal ortam üzerinden işleniyor. Hepimiz bu online &#8220;dersliğe&#8221; belirlenen saatte mikrofon ve web kamerlarımızı hazır ederek bağlanıyoruz. Ortam şöyle görünüyor:</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 461px"><img src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S3TFCXp7BSI/AAAAAAAAD-o/1aElk_6fJsg/s400/ellumi.JPG" alt="" width="451" height="338" /><p class="wp-caption-text">Not: Doğru bildiniz, bu ekran görüntüsü bizim dersten değil. </p></div>
<p>Solda odada bulunan herkesin bir listesi, hemen altında bir yazılı sohbet penceresi var. Belli bir anda 6 kişi videosunu açık tutabiliyor (fakat biz derste sadece hocayı görüyoruz, kendimizi konuşacağımız zaman kameramızı ve mikrofonumuzu etkinleştiriyoruz). Sağda &#8220;kara tahta&#8221; var. Burada dersi veren kişi sunum slaytlarını gösterebiliyor, veya istenirse herkes tahtaya bir şeyler yazabiliyor (mesela beyin fırtınası yapılacaksa, fikir yürütülecekse vesaire). Yine isim listesinin hemen altındaki bir takım düğmeler ile el kaldırıp söz isteyebiliyorsunuz, hoca bir şey sorarsa gülen yüz veya kızgın yüz ile cevap verebiliyorsunuz. Ya da hoca cevapları hemen otomatik olarak yüzdeye vurulan oylama soruları sorabiliyor.</p>
<p>Elluminate Live ile ilgili en sevdiğim şey ise şu oldu: Bütün ders kaydediliyor. Diyelim dersi mi kaçırdınız (mesela ben geçen hafta kaçırdım)? Hemen dersin web sayfasına gidip ders kaydını yine Elluminate üzerinden izliyorsunuz. Müthiş.</p>
<p>Neticede, çok memnun kaldım. Harika bir araç tasarlamışlar ve sadece bu aracı öğrenmek için bile değermiş. Ama ders de oldukça keyifli gidiyor. Tricia son yıllarda kafayı sosyoloji, özellikle de kadın çalışmaları ile bozmuş. Ayrıca bir de ABD gibi etnik kökenlerin çok çeşitli olduğu bir ülkede olduğumuzdan, dersi cinsiyet ve ırk ayrımı gibi konular etrafında işliyor (söylediğine göre şimdilik). Ben dersin biraz daha &#8220;eveeaatt, en verimli takım kurma yöntemleri nelerdiiiiğr?&#8221; gibi bir temaya sahip olacağını sanıyordum. Şimdilik daha çok bilinçli olarak farkında olmadığımız önyargılar, çeşitliliğin takım verimine etkileri, kadın-erkek ayrımı gibi konulara değindik. Bilgi edinmeyi isteyip de vakit bulamadığım bu konularda bu yoldan bilgilenmek beni pek mutlu etti. Aslına bakılırsa, birkaç senedir Evrim Çalışkanları&#8217;nın proje yürütücülerinden biri olduğum için, takım çalışması konusunda kendimi acayip deneyim kazanmış hissediyordum ve &#8220;Bu dersin bana bir faydası mı olacak hıh, süperim ki ben!&#8221; gibi ukela düşüncelerin beynimde kıvılcımlanmasına birazcık izin veriyordum. Ama &#8220;biliyorum ki bunu ben&#8221; diyerek böyle işlere yanaşmayan ve kabuğuna kapananlar, şüphesiz ki hep kaybedenler olmuştur. Bunu bir kez daha görmüş olduk. Neyse ki panasonic g500 var, güleş ata siporudur.</p>
<p>İlerleyen günlerde derste ilgimi çok çeken kimi sosyal çalışma sonuçlarından bahseden bir yazı yazacağıma dair bir umut var içimde ama biliyorsunuz sağım solum belli olmuyor. Özellikle bu aralar deneylerimin sonuç vermeyişi yüzünden &#8220;bu doktora bitmeyecek galibağğğ, acıların çıcığıyımm&#8221; ruh hali ile yaşadığımdan, pek bir tatsızım. Terslenebilirim, sağ gösterip sol vurabilirim.</p>
<p>Bu arada, bugün (12 Şubat) Darwin&#8217;in 201. yaşgünü. Kutlamak için bir bardak kahve veya tavşan kanı çay ile bilgisayar başında bir şeyler okumak isterseniz, sizi <a href="http://evrimcaliskanlari.org/blog/2010/02/650/" target="_blank">şuraya alalım</a>.</p>
<p>Veya, Yapı Kredi Yayınları&#8217;nın <a href="http://www.ykykultur.com.tr/dergi/?dizi=Cogito" target="_blank"><em>cogito </em>dergisinin</a> Darwin ve evrim kuramına adanan kış sayısını alıp, bendeniz, Meren Bey ve başka Evrim Çalışkanları ile karşılaşmayı da seçebilirsiniz.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.ykykultur.com.tr/picture/dergi/158.jpg" alt="" width="150" height="213" /></p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2010%2F02%2Fweb-uzerinden-takim-calismasi-dersi%2F&amp;linkname=Web%20%C3%BCzerinden%20tak%C4%B1m%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1%20dersi"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2010/02/web-uzerinden-takim-calismasi-dersi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinirsek Biyolokum&#8217;un öğretmenlik meaceraları</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 23:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben Düygü Hanım nasılım]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1053</guid>
		<description><![CDATA[Akademisyen olmaya dair beni en çeken şeylerden biri derslere girmek ve öğrencilerin o çok sevdiği, çok &#8220;kafa&#8221; bulduğu, çok bilgili ama eğlenceli, sınavlarda yaratıcı sorular soran, Facebook&#8217;tan arkadaş olarak eklemek için yarıştıkları (tamam o zamanlar Facebook yoktu, ama anladınız siz beni) farklı bir hoca olma düşüncesiydi.

İnsan bir şeylerin başında ama içinde değilken, o şeylere dair [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyen olmaya dair beni en çeken şeylerden biri derslere girmek ve öğrencilerin o çok sevdiği, çok &#8220;kafa&#8221; bulduğu, çok bilgili ama eğlenceli, sınavlarda yaratıcı sorular soran, Facebook&#8217;tan arkadaş olarak eklemek için yarıştıkları (tamam o zamanlar Facebook yoktu, ama anladınız siz beni) farklı bir hoca olma düşüncesiydi.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S1eQoHTa33I/AAAAAAAAD8s/scupvwtd0Ng/profders.jpg" alt="" width="585" height="388" /></p>
<p>İnsan bir şeylerin başında ama içinde değilken, o şeylere dair algısı ne kadar gerçekle alakasız olabiliyor. Ya da çok uzak gelecekteki halimizi hayal ettiğimizde, gelecekteki benliğimizin çok çok değişmiş olabileceğini, şartların bambaşka olabileceğini illa ki gözden kaçırıyoruz, zira kabullenelim ki, öylesi kudretli bir öngörü yeteneğine sahip olsa idik bu dünya zaten bambaşka bir yer olurdu.</p>
<p>ODTÜ&#8217;nün dersliklerinden birinde oturmuş dinlediğim hocayı gelecekteki ben için kendime örnek alırken, ya da sevmediğim bir hoca ise onun yaptığı neleri yapmayacağımı aklımın bir köşesine not ederken, bu &#8220;öğretmenlik&#8221; işine dair hislerimin ve fikirlerimin henüz ben o 40larındaki profesör pozisyonuna gelmeden temelden değişeceğini, ya da akademik hayata atılacağım ülkenin şartlarının, geldiğim ülkeden çok ama çok farklı olacağını ve deneyimin de dolayısıyla çok farklı olacağını nereden bilebilirdim?</p>
<p>Louisiana Eyalet Üniversitesi&#8217;nden (LSU) Tulane Üniversitesi&#8217;ne (TU) geçeli tam iki sene oldu bu hafta. Köleliğimin sona erişi ve gerçek bir Batılı demokrasisinde kendimi buluşumun üzerinden iki sene geçmiş. Bu iki sene boyunca, iki seneye nasıl sığdı diye şaşırmama sebep olacak derecede çok şey oldu, bunlardan diğerleri ile karşılaştırınca biraz sönük kalmasına rağmen burada bahsetmek istediğim şey ise, öğretmenlik deneyimini sonunda yaşamış olmam.</p>
<p>Öğrenci psikolojisi ile öğreten psikolojisi arasındaki o geçiş ne zaman yaşanıyor, farkına bile varamıyorsunuz. Burada bir dönem öğrenci labında asistanlık yaptım. 1 sene boyunca da laboratuvarda benimle çalışan bir lisans öğrencisine katlandım (evet katlandım, lanet olsun sana Chris, gelicem bu konuya).</p>
<p>Moleküler Biyoloji laboratuvarı&#8217;nda yaptığım asistanlık, o hep hayalini kurduğum süperstar olma zamanıydı. Saygı duyulacaktım, hastası olunacaktım, vereceğim bilgileri kaçırmamak için öğrencilerim beni pür dikkat dinleyeceklerdi. Empati kurmayı iyi bilirim, onların neleri anlayamacağını tahmin edebiliyorum diye düşünerek büyük bir heyecanla labın başındaki 20-30 dakikalık teorik ders anlatma kısımlarına hazırlanmaya başladım.</p>
<p>Ama problem şuydu ki, süper star filan olunmuyor elalemin dilini konuşmaya çalışırken, bu bir. O tahtaya çıkmış, aslında hakkında ne kadar az bildiğini birilerine öğretmeye kalkınca fark ettiğin o konuyu anlatmaya çalışırken, bir de anadilini konuşmuyorsan, araya komiklik şakalar sıkıştırma işini unut. Komiklik şakalar yoksa, süperstarlık da yok zaten. İkincisi, sen bu işin hayalini kurarken zamanında senin karşına çıkan ve yarım yamalak İngilizce konuşarak ders anlatmaya çalışan diğer asistanlardan iyi olacağını, bir güneş gibi doğacağını, &#8220;yeeaaahh, orrraayyyt, neeaaww where vi wör?&#8221; diyerek sükse yapacağını sanmıştın. Güzel. Ama elalemin Amerika&#8217;sında çıkar o tahtaya, senden önce ders anlatan Çinli&#8217;den daha iyi konuştuğunla avunursun anca. O bakımdan süperstar olayımızı zaten unutuyoruz.</p>
<p>Sonra başlıyorsunuz o sevmediğiniz öğretmen tipine dönüşmeye. İnceleyelim:</p>
<p><strong>1) &#8220;Benim zamanımda bu olanakların hiçbiri yoktu, çok şanslısınız değerini bilmiyorsunuz&#8221; klişesi.</strong></p>
<p>Burada, bizim ODTÜ&#8217;de sahip olduğumuzdan 800 kat daha çok malzemeye, alete sahip öğrenci laboratuvarları. Mesela şu aşağıda gördüğünüz alete mikropipet deniyor:<br />
<img class="alignnone" src="https://sites.google.com/a/luther.edu/genetics/_/rsrc/1235972843614/students/claire-addis/dna-extraction/micropipette2.jpg" alt="" width="165" height="208" /><img class="alignnone" src="http://www.made-in-china.com/image/2f0j00KvaQWTEBVRbqM/Micropipette.jpg" alt="" width="374" height="111" /></p>
<p>Mikrolitre boyutunda sıvı hacimleri ölçerek tüplere aktarmaya yarayan bu alet (fikir vermesi açısından bir gözyaşı damlası herhade 20-25 mikrolitre filandır, göze ve ağlayana göre değişir tabi ama yaklaşık konuşuuyorum, bu kadar sorgucu olma be okur, bırak örneğimi vereyim, bi rahat bırak, neysaaa bu aletler 0.2 mikrolitreye kadar inebiliyor), bir tamirci için tornavida ne ise, bir cerrah için neşter ne ise, bir moleküler biyolog için de öyle vazgeçilmez, öyle elzem, olmazsa olmazdır. Buna rağmen, ben ODTÜ&#8217;deki eğitimim boyunca bu aleti yalnızca bir kere elime almıştım. Almanya&#8217;da gittiğim staj olmasa, muhtemelen de o kadarla kalacaktı. Yani olanaklar açısından aradaki farkı görebiliyorsunuz değil mi? Zengin piçi versus taşralı bebe durumları.</p>
<p>Ne çok defa bu &#8220;benim zamanımda, benim geldiğim ülkede&#8230;&#8221; lafını etmemek için kendimi  zor tuttum bir bilseniz. Bu lafı etmemiş olmam hiçbir başarı filan değil malesef. Belki öğrencilerin gözündeki iki gram &#8220;cool&#8221;luğumu korumayı becerebildim bu lafı etmeyerek, kendime hakim olarak, ama bu düşünce aklımda dolandı durdu, problem de orada, o noktaya nasıl geldim? O tahtaya öğretmen rolü ile çıkınca, hevessiz öğrenciler karşısında hevesini kaybedince insan nasıl da o sevmediği stereotipe bürünüyor&#8230; O metamorfozun yaşandığı yerde hepimizin olayları birbirimizin perspektifinden görebileceğimiz bir rüya alemi olsa keşke. Orada birkaç dakikalık saygı duruşunda bulunsak, herkes birbirini anlasa, mesela bu konuların ne kadar önemli, anlaşılınca zevkli olduğunu filan idrak etseler. Hadi onlar hiçbir zaman benim yerimde olmadılar. Ama ben onların yerinde oldum. İşte bunu düşünürken farkediyorsunuz (hatırlıyorsunuz): çoğunun tek derdi iyi not alıp geçmek ve aslında bu onların hatası değil. Bu sisteme alıştılar, bu sistemde büyüdüler ve işte karşımdalar. Bütün ezberleri nasıl bozacağım? Altı üstü bir laboratuvar dersi için bunu deneyecek enerjim var mı?</p>
<p><strong>2) Öğrenciyi notla terbiye etme isteğinin başgöstermesi.</strong></p>
<p>Bir heyecan ile hazırlandığım derslere girmeye başladığımda ilk klişe ile çoktan karşılaşıyorum: &#8220;Bunlardan hangisi sınavda çıkacak?&#8221; Ben o anlattığım konular için önceki gün diğer asistanların aksine sırf size ilginç gelsin, sırf siz daha iyi anlayın diye saatlerce ekstradan vakit harcayayım, konunun ilginçliğinin heyecanı ile anlatayım (bak, diğer ruhsuz örtmenler gibi değilim), sonra &#8220;sorusu olan?&#8221; diye sorduğumda bana siz bunu sorun öyle mi? Adaletin bu mu lan dünya? O anda içinizden dünyanın en kazık sorularını sormak geçiyor işte sınavda. (Sordum mu? Hayır, sormadım. Yine kendime hakimiyet, ne gadderrrr iradeliyim. Oturdum eğlenceli, gerçek hayattan örnekler içeren sorular hazırladım. Süper sorulardı bence, değerini de bilmişler midir bilmiyorum, allah belanızı versin). ===&gt; Ha işte bu psikolojine ne ara giriliyor? Ne ara &#8220;diğer tarafın adamı&#8221; olunuyor?</p>
<p>Mesela sorduğum sorulardan biri şuydu:</p>
<blockquote><p>The gel picture below shows the result of a real experiment performed by Dr. Alex Palazzo (a postdoctoral fellow in Harvard Medical School)  in 2006. He first isolated mRNA and then mixed 500ng of this RNA with either:</p>
<p>- buffer (100mM KCl, 10mM Tris buffer pH7.4)<br />
- 1ul of DNase (1mg/ml)<br />
- 1ul of water applied to sweaty skin<br />
- 1ul of saliva (collected from a labmate)<br />
- a single strand of hair (again collected from labmate)<br />
- a 5mm long toe nail shaving (again from labmate)<br />
- 1ul of RNase (1mg/ml)</p>
<p><img class="alignright" src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S1eCF2D8wwI/AAAAAAAAD70/xH3ChO2saT8/s400/rbna.jpg" alt="" width="286" height="273" /></p>
<p>Comment on the results (What are the positive and negative controls? Why did he choose to mix RNA with each of these? You can comment on the results you see in each lane of the gel. What does the brightness or the size of the bands mean? Why did he get such results? Etc&#8230;)</p></blockquote>
<p>Daha ne yapayım, sınav kağıdında &#8220;tüpürük&#8221; &#8220;ayak tırnağı pinçiği&#8221; lafları geçiyor, iki gıdım gülün diye hepsi. (Burada RNA ile uğraşırken eldiven kullanılması ve çok temiz olumaya çalışılması gerektiği bilgisi yeterli. Zira derimizdeki, oramızdaki buramızdaki RNA parçalayıcı enzimler hemencecik yok ediyorlar bizim ayrıştırmaya çalıştığımız RNA&#8217;yı. Böyle kuru kuru &#8220;RNA ile uğraşırken nelere dikkat edilmesi gerekir yazın&#8221; diye bir soru da sorabilirdim mesela. Ama sormadım. Maksat pratikte bu bilgilerin ne işe yarayacağına dair öğrencinin bir fikri olsun.)</p>
<p>Efenim bakıyorum bu konuda çok doluyum. Daha uzar gider bu yazı, daha çooook anlatmak istediklerim var bu konuda. Son olarak bir de Chris&#8217;ten bahsedeyim ve kapatalım bu konuyu.</p>
<p>Dediğim gibi bir de kendi laboratuvarımızda bir Chris&#8217;imiz var(dı). Kendisinden sizlere <a href="http://www.biyolokum.com/2009/08/gonullu-olmak-uzerine-paylasmazsan-vatan-hainisin/" target="_blank">daha önce bahsetmiştim</a>. Tam bir erkek çocuğu, dağınık ve özensiz ökküz herifin teki. Ama akıllı çocuk, istekli çocuk filan diye aldım ben bunu yanıma. Bir sürü vakit harcadım, eğittim filan. Adama yeni teknikler öğretirken ben zamanında bunları öğrenirken bana anlatılmamış olan her şeyi anlattım, her türlü numarayı gösterdim ama adamda hiperaktivite mi var, ilgisiz mi çözemiyorum, zira ben iki dakikadan fazla konuşursam ve o kendisi araya hiç ilgimi çekmeyen bir takım anılarını sıkıştıramazsa gözüme baka baka başka alemlere dalıyor. Lan oğlum kimse anlatmaz bunları sana, bir bilsen ben ne kadar bilgiliyim, bir görebilsen şu hamlığını da nasıl bir cevhere denk geldin anlasan. Ama yok. Böylesi değer bilmez bir öğrenci düşecekmiş meğer bana. İlk dönem hiç memnun kalmadım. Fakat başkaları gibi olmayayım dedim. Zira insanların bir çoğu, böyle rahatsız durumlarda iletişim kurmak yerine (zor çünkü) kaçınma yolunu seçiyorlar, öğrenciyi başlarından def ediyorlar. Ben başkaları gibi olmayayım, bu çocuğu adam gibi karşıma alayım konuşayım dedim. Bir de biliyorum ki ben de çok şey bekliyor olabilirim, çok mükemmeliyetçiyim, çocuğun kapasitesine göre fazla istemiş olabilirim, fazla beklemiş olabilirim.</p>
<p>Çektim bunu, &#8220;bak Gıriscan&#8221; dedim. &#8220;Geçtiğimiz dönemki performansından memnun kalmadım, ama belki de seni fazla zorlamış olabiliriz, belki de vaktin olmadığı halde vakit yaratmaya çalışıyorsun bir yandan derslerin filan var. Sonra verdiğin sözleri tutmuyorsun, yapıcam dediğin deneyleri yapmıyorsun, ben zorda kalıyorum. Ya da aceleyle iş yaparken deneyleri yalap şap yapıyorsun, bundan hiç memnun değilim. Sana bir şans daha vereceğim. Önümüzdeki dönem, kendi programını yapacaksın. Otur düşün a Gırisim, gadasını aldığım, otur güzeeelce düşün, ne kadar vakit ayırabileceğini iyice hesap et. Ve bana tutmayacağın sözler verme. Az iş yaparsan problem değil. Yeter ki düzgün yap. Bir de çok ukalasın (evet dedim bunu). Ben senden kaç yaş büyüğüm, senin ne kadar zeki olduğunun farkındayım ama zamanla sen de göreceksin ki her şey zeka ile olmuyor. Deneyim de çok önemli. Benimle bir takım teknik konularda inatlaşmazsan çok sevinirim (içimden: saygısız dangalak).&#8221;</p>
<p>Efenim tabi Chris kardeşimiz hemen yalvardı, tamam söz veriyorum akıllı olcam dedi. Haa, ama gördük ki, kimi insanlar kendilerine verilen şansların değerini bilmiyor, öyle bir narsizm ile dolu oluyorlar ki, kendilerinden yüz kat bin kat bilgili insanlara ukalalık taslarken, abuk subuk bilgiçlikler yaparken*, çevrede onları dinleyenler karşısında nasıl da küçük düştüklerinin farkına varamıyorlar (bunu siz onlara söyleseniz bile anlamıyorlar). Bu oğlan hakkaten dayanılmaz, sinir bozucu bir öğrenci çıktı. Ben yine de kendisini notla terbiye etmedim. Bastım A&#8217;yı. Ama bu dönem artık hadi yallah dedim. Ve bir gram geribildirim vermedim bu defa. Gördüm ki benim o güzel çenemi yormaya bile değmez buna. (&#8220;He is full of himself&#8221; derler bunun gibilere buralarda). Kendisi de &#8220;ama niye?&#8221; diye sormadı, &#8220;ben de almicaktım bu dönem lab dersi zaten&#8221; dedi. Ahayyt, yalana bak.</p>
<p>Velhasılı bana çok darıldı eleman, benimle konuşmuyor şimdi dümbelek. Geçen gelmiş labdaki başka bir arkadaşa &#8220;Bilmemnerden burs verdiler banaaağğğğğ&#8221; diye bağıra bağıra anlatıyor, normalde gelir bana anlatırdı. Gurulu ama fakir genç edebiyatını yesinler, Gıriscan! Hadeee hadeee.</p>
<p>İşte yine o an düşündüm. O gıcık olunan asistan mı oldum ben şimdi? Süper star değilim neden?</p>
<p>Ve anladım ki, zerre kadar üzmüyor bu durum beni. Çünkü elimden geleni yaptım. İnsanlarla hiyerarşik ilişkilerde bu tip hislerin yaşanması kimi zaman kaçınılmaz olabilir demek ki hayatta. Başka biri için bir süperstar olabilirdim, ama bu çocuğun bunu görecek gapasitesi yohhhh! Yohhh! Ne edek!</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_aROi2wnth1A/S1eNxGyQ3sI/AAAAAAAAD8Q/UFST2UcKa78/s400/metamorfoz%20duygu.jpg" alt="" width="400" height="400" /></p>
<blockquote><p>Bir sabah, huzursuz rüyalardan uyandığında Düygü Samsa, kendini bir hoca larvasına dönüşmüş olarak buldu&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8211;FİN&#8212;&#8212;- (or is it?)</p>
</blockquote>
<p>(dipnot *  Şimdi bu Gıriscan&#8217;ımız, özellikle bir tıp okuluna kabul aldıktan sonra iyice ükelağğ, iyice çekilmeğğğz bir hal aldıydı. Mesela, adeta kendisine &#8220;yok sen okulunu okuma biz direkman doktor diploması vericez sana, mükemmelsin, hastalar kapında dizilecek&#8221; demişler gibi bir hava ile dolaşan Gıriscan efendinin  günlerden bir gün bana, o engin ukala tavrı ile şunu demişliği vardır:  &#8220;Babam hep, evlilikte eve gelir getirmesi için karına hiçbir zaman güvenmeyeceksin&#8221; diye öğüt verir bana&#8221;. Ben de kendisine &#8220;Aferin, ne kadar seksist ve gerikafalı bir ailen var, sen de bunu sanki önemli bir şeymiş gibi bana söylüyorsun&#8221; demiştim. Hemen 180 derece dönüp, yok aslında şöyle böyle diye gevelemişti. Seksist köpek seni. Gelip bir de bana söylüyorsun bunu ya. İleride benimle çalışma ihtimali olan küçüklerime buradan sesleniyorum. O seksist düşünce kırıntılarınızı kendinize saklayın bir zahmet, kafanızı kırmayayım evladım, tamam mı? Gelip orda doktorasının doruğunda bir kadına, daha diplomasını almadığınız doktor kimliğinizin verdiği güçle,  &#8220;evlilikte kadın nasolsa eninde sonunda evde oturup bebelere bakacak&#8221; edebiyatı yaparsanız, o kadın kafanızda hidroklorik asit şişesi parçalar allah göstermesin. Emi canım? Hah.)</p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 454px; width: 1px; height: 1px;"><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>EN-US</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> </w:Compatibility> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val="&#45;-" /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Cambria Math"; 	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;} @font-face 	{font-family:"Arial Unicode MS"; 	panose-1:2 11 6 4 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:128; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-134238209 -371195905 63 0 4129279 0;} @font-face 	{font-family:Tahoma; 	panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; 	mso-font-charset:0; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:1627400839 -2147483648 8 0 66047 0;} @font-face 	{font-family:"\@Arial Unicode MS"; 	panose-1:2 11 6 4 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:128; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-134238209 -371195905 63 0 4129279 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-unhide:no; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	margin:0in; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:none; 	mso-hyphenate:none; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman","serif"; 	mso-fareast-font-family:"Arial Unicode MS"; 	mso-bidi-font-family:Tahoma; 	color:black; 	mso-bidi-language:EN-US;} .MsoChpDefault 	{mso-style-type:export-only; 	mso-default-props:yes; 	font-size:10.0pt; 	mso-ansi-font-size:10.0pt; 	mso-bidi-font-size:10.0pt; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-hansi-font-family:Calibri;} @page Section1 	{size:8.5in 11.0in; 	margin:1.0in 1.0in 1.0in 1.0in; 	mso-header-margin:.5in; 	mso-footer-margin:.5in; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --><!--[if gte mso 10]> <mce:style><!   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt; 	mso-para-margin:0in; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} --> <!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">The gel picture below shows the result of a real experiment performed by Dr. Alex Palazzo (a postdoctoral fellow in Harvard Medical School)<span> </span>in 2006</span>. He first isolated mRNA and then mixed 500ng of this RNA with either:</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">- buffer (100mM KCl, 10mM Tris buffer pH7.4)<br />
- 1ul of DNase (1mg/ml)</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>- 1ul of water applied to sweaty skin<br />
- 1ul of saliva (collected from a labmate)<br />
- a single strand of hair (again collected from labmate)<br />
- a 5mm long toe nail shaving (again from labmate)<br />
- 1ul of RNase (1mg/ml)</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Comment on the results (What are the positive and negative controls? Why did he choose to mix RNA with each of these? You can comment on the results you see in each lane of the gel. What does the brightness or the size of the bands mean? Why did he get such results? Etc&#8230;)</span></p>
</div>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2010%2F01%2Fsinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari%2F&amp;linkname=Sinirsek%20Biyolokum%26%238217%3Bun%20%C3%B6%C4%9Fretmenlik%20meaceralar%C4%B1"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2010/01/sinirsek-biyolokumun-ogretmenlik-meaceralari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>27</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bruce Alberts&#8217;tan doktora öğrencilerine öğütler</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/bruce-albertstan-doktora-ogrencilerine-ogutler/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2010/01/bruce-albertstan-doktora-ogrencilerine-ogutler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 19:36:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1034</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün Science dergisinin bir süredir dinleyemediğim podcastlerini (cepyayını mı denmeli buna?) dinledim. 13 Kasım tarihli podcastte Science dergisinin baş editörü Bruce Alberts ile kısa bir söyleşi vardı. Biyoloji bölümlerinde okuyanlarınız veya okumuş olanlarınız belki tanır, Alberts &#8220;The Molecular Biology of The Cell&#8221; isimli muhteşem ders kitabının yazarıdır (bildiğim kadarıyla Boğaziçi Üniversitesi bu kitabı kullanıyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün Science dergisinin bir süredir dinleyemediğim podcastlerini (cepyayını mı denmeli buna?) dinledim. <a href="http://podcasts.aaas.org/science_podcast/SciencePodcast_091113.mp3" target="_blank">13 Kasım tarihli podcastte</a> Science dergisinin baş editörü Bruce Alberts ile kısa bir söyleşi vardı. Biyoloji bölümlerinde okuyanlarınız veya okumuş olanlarınız belki tanır, Alberts &#8220;The Molecular Biology of The Cell&#8221; isimli muhteşem ders kitabının yazarıdır (bildiğim kadarıyla Boğaziçi Üniversitesi bu kitabı kullanıyor, bize ODTÜ&#8217;de başka bir kitabı okutmuşlardı ama doktora eğitimim sırasında edinmem gerekti, gerçekten çok güzel bir kitap). Science gibi bir dergiye editör olmak şansla olmuyor belli ki. Her neyse, söz konusu söyleşi Alberts&#8217;ın Science dergisinin o sayısında yazdığı &#8220;<a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/sci;326/5955/916?maxtoshow=&amp;HITS=10&amp;hits=10&amp;RESULTFORMAT=&amp;fulltext=on+becoming+a+scientist&amp;searchid=1&amp;FIRSTINDEX=0&amp;resourcetype=HWCIT" target="_blank">On Becoming A Scientist</a>&#8221; başlıklı &#8220;editörden&#8221; yazısı ile ilgiliydi.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.aaas.org/news/releases/images/alberts_200x219.jpg" alt="" width="156" height="170" /><img class="alignnone" src="http://bibliotecaacademica.files.wordpress.com/2008/06/thecell.jpg" alt="" width="132" height="171" /><img class="alignnone" src="http://www.sciencemag.org/content/vol327/issue5962/covtoc.dp.gif" alt="" width="135" height="171" /></p>
<p>Özetle, yaşını başını almış, pek de başarılı bir bilim insanının, yetişmekte olan genç bilim insanlarına verdiği öğütler var bu yazıda. Söyleşi ise yazıdan da güzel ve kapsamlı. Hepsi de haliyle İngilizce (GÜNCELLEME: Bu blogun okurlarından isminin saklı kalmasını isteyen bir dost, yazıyı sizler için çevirdi. Ben de aşağıya ekledim, kendisine çok çok teşekkür ediyoruz). Sıkça sorulan sorular kuşağımızın bir parçası olarak herkese çok faydalı olacağını düşündüm. Söyleşinin mp3&#8242;ü <a href="http://podcasts.aaas.org/science_podcast/SciencePodcast_091113.mp3" target="_blank">burada</a>, editörden yazısının İngilizcesi <a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/sci;326/5955/916?maxtoshow=&amp;HITS=10&amp;hits=10&amp;RESULTFORMAT=&amp;fulltext=on+becoming+a+scientist&amp;searchid=1&amp;FIRSTINDEX=0&amp;resourcetype=HWCIT" target="_blank">burada</a>, Türkçesi aşağıda.</p>
<p>Son olarak, Science dergisinin podcastlerini dinlemenizi şiddettle tavsiye ediyorum. Bilimsel konularda Türkçe bir podcast hazırlığında olduğumuzun da müjdesini vereyim yeri gelmişken :)</p>
<p><strong>Bilim İnsanı Olmak Üzerine</strong> -      Bruce Alberts</p>
<p><em> Bruce Alberts Science Dergisi Genel Yayın Yönetmeni’dir.<br />
</em></p>
<p>Normalde, tanınmış bilim insanları tarafından yönetilen laboratuarlarda araştırma kovalayarak ve ancak bir dizi stajdan sonra bilim insanı olunur. Hem teknik metodları hem de bir bilim insanı olarak nasıl düşünülür ve nasıl davranılırı öğrendiğim Harvard’da, benim akıl hocalarım Paul Doty ve Jacques Fresco’ydu. Hem onlardan hem de kendi hatalarımı yaparak önemli problemleri nasıl saptayabileceğimi, eleştirel olarak nasıl düşünüleceğini ve nasıl etkin araştırma stratejileri tasarlayabileceğimi öğrendim. İnsanların bilimsel geleceklerinin büyük bir kısmı ilk deneyimleriyle şekillendiğinden, yeni başlayan bilim insanlarının akıl hocalarını dikkatli seçmesi atlanmaması gereken bir noktadır. Ne yazık ki, “iyi” bir seçimi neyin sağlayacağı her zaman net değildir. Bu noktada ben, genç bilim insanlarına, bu zor kararları akıllıca almalarına yardımcı olacak bazı kişisel tavsiyeler sunacağım.</p>
<p>Doktora derecesi için devam edilen projenin kendisi, bağımsız bir araştırmacı olarak, bilginin sınırlarını zorlamayı öğreneceğiniz en iyi yeri bulmak kadar önemli değildir. Lisansüstü öğrencilere ilk tavsiyem, araştırma eğitimlerine, bilim ve etik standartları yüksek olan biri tarafından yönetilen laboratuarlarda başlamalarıdır. Bunu anlayabilmek için de, o laboratuardaki insanlarla ya da daha önce orada eğitim almış kişilerle konuşmak ve aynı alandaki bilim insanlarına danışmak gerekir.</p>
<p>Ayrıca, sizin bilimsel gelişmenize yakın alaka gösterecek bir danışman bulmak da önemlidir. Çok parlak bilim insanları bazen çok kötü akıl hocaları olabilirler. Genellikle, bir düzineden fazla insanı yönetmek zorunda olmayan tanınmış bir lider, yaratıcı, heyecan verici ve destekleyici bir çalışma ortamını düzenleyebilir. Ancak, göze çarpan yeni bir profesör ve onun ufak grubuyla bir araştırma yürütmek de, sıklıkla, daha iyi bir eğitim sağlayabilir.</p>
<p>Öğrenciler lisansüstü programlara hem nasıl bilimsel araştırmalar yapılacağını öğrenmek hem de yetenek ve ilgi alanlarını keşfetmek için girerler. İkisinde de başarı, onlara yeni yaklaşımlar yaratmak ve yeni fikirler üretmek konusunda yetki vermeyi gerektirir. Benim tecrübelerimde, yeni bilim insanları, bilinmeyenin karşısında başarılı bir şekilde durabilmeyi sağlayacak olan özgüveni, kendi tasarladıkları deneylerle yaptıkları buluşlar sayesinde kazanmışlardır. Dolayısıyla, en iyi araştırma danışmanları, lisansüstü öğrencilerine kendi hatalarından öğrenecek ve yenilik üretecek serbestliği tanırken, üretken olmayacakları uğraşlarla zaman harcamalarını önleme konusunda da onlara kılavuzluk edeceklerdir.</p>
<p>Biyolojinin benim ilgilendiğim alanında, iki staj dönemi, yeni başlayan bilim insanları için standarttır; biri, doktora derecesini kazanırken diğeri de doktora sonrası araştırmacı olarak ikinci bir laboratuarda. Doktora sonrası araştırma laboratuarının seçimi, uzun dönem kariyer planı göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Bu aşamadaki bilim insanları var olan becerilerini tamamlayacak yeni beceriler edinecekleri laboratuarları seçmeyi denemelidirler. Örneğin, doktora tezi mayalanma genetiği hakkında onu yeterince geliştirmiş bir mayalanma genetikçisi(?), aynı yeteneklere sahip pek az bilim insanının çalıştığı bir alandaki biyolojik bir problemi çözecek güçlü biyokimyasal ve genetik araçları kullanmayı planladığında, uzman bir protein biyokimyacısı ile doktora sonrası araştırma yapmayı seçebilir.</p>
<p>Fakat bağımsız bir bilim insanı olarak başarı, teknik becerilerden çok daha fazlasını gerektirir. Önemli olan, anlamlı ve heyecan verici olma konusunda yeterince istekli, değerli katkılarda bulunabilecek kadar yaratıcı ve yenilikçi araştırma stratejileri geliştirebilmek ve geliştirdiğiniz bu stratejilerin sizi kayda değer sonuçlara taşıyabilecek kadar iyi olmasıdır. Yapılabilecek pek çok deney olmasına karşın bunların pek azı gerçekten harcanan emeğe değecek türdendir. İyi seçimler yapmak, yaratıcılığı, iyi düşünmeyi ve risk almayı şart koşar.</p>
<p>Yetenekli genç bilim insanları için, kendilerine seçtikleri alan ne olursa olsun, o alanda başarılı olmalarını sağlayacak olanaklarla desteklenmiş sistemi düzenlemek ve yürütmek kıdemli bilim insanlarının görevidir. Bir sonraki “editörden” yazım, hayatını, bağımsız araştırmaya adayanlar için yenilikçi olmak ve risk almanın önemine değiniyor. Ek olarak, Science Careers’ta yeni bir dizi, eğitim kurumlarını, akıl hocalarını ve projeleri seçmek hakkında tavsiye veren gözüpek bilim insanları ile söyleşilere yer veriyor.</p>
<p>Science 13 November 2009: Vol. 326. no. 5955, p. 916 DOI: 10.1126/science.1184202</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2010%2F01%2Fbruce-albertstan-doktora-ogrencilerine-ogutler%2F&amp;linkname=Bruce%20Alberts%26%238217%3Btan%20doktora%20%C3%B6%C4%9Frencilerine%20%C3%B6%C4%9F%C3%BCtler"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2010/01/bruce-albertstan-doktora-ogrencilerine-ogutler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://podcasts.aaas.org/science_podcast/SciencePodcast_091113.mp3" length="21199075" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Kuzey Amerika&#8217;ya felsefe alanında doktora başvuruları</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2010/01/kuzey-amerikaya-felsefe-alaninda-doktora-basvurulari/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2010/01/kuzey-amerikaya-felsefe-alaninda-doktora-basvurulari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 20:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[Bu defa ABD ve Kanada&#8217;ya felsefe alanında doktora yapmak için başvurmak isteyenlere yol göstermesi için bir yazı ile karşınızdayız. Bu yazıyı Kanada&#8217;da master yaptıktan sonra an itibariyle ABD&#8217;de Washington Üniversitesi&#8217;nde doktora eğitimine devam etmekte olan Nazım Keven yazdı. Kendisi aynı zamanda Prensese Mektuplar isimli muhteşem kollektif blogun kalecisi, aktivist, bisikletçi, ekolojik köy yaşamcısı harika bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bu defa ABD ve Kanada&#8217;ya felsefe alanında doktora yapmak için başvurmak isteyenlere yol göstermesi için bir yazı ile karşınızdayız. Bu yazıyı Kanada&#8217;da master yaptıktan sonra an itibariyle ABD&#8217;de Washington Üniversitesi&#8217;nde doktora eğitimine devam etmekte olan Nazım Keven yazdı. Kendisi aynı zamanda <a href="http://www.prensesemektuplar.com/" target="_blank">Prensese Mektuplar</a> isimli muhteşem kollektif blogun kalecisi, aktivist, bisikletçi, ekolojik köy yaşamcısı harika bir şahsiyettir. Söylediklerine kulak verin!</p>
<p><img class="alignnone" src="http://lh3.ggpht.com/_aROi2wnth1A/Sz-u2Q5-g4I/AAAAAAAAD3g/dXaO1qOcuvo/s288/Niew.Nazim.B%26W.jpg" alt="" width="288" height="272" /></p>
<p>Sizleri yazıyla başbaşa bırakmadan önce, doktora başvuruları ve doktoradan sonra hayat konulu yazılarımızın devam edeceğini, bu yazıların hepsine sağdaki Kategoriler bölümündeki &#8220;<a href="../category/sikca-sorulan-sorular/" target="_blank">Sıkça Sorulan Sorular</a>&#8221; kategorisinden ulaşabileceğinizi hatırlatmak isterim. Biyolokumunuz.</p></blockquote>
<p>Bu yazıda Felsefe alanında iki kere doktora programlarına başvurmuş biraz da Kuzey Amerika programlarında zaman geçirmiş birisi olarak başvuru süreciyle ilgili öğrendiklerimi paylaşayım istedim. Başvurularla ilgili kendi ödevinizi yaptığınızı, az çok okullar ve Felsefe alanında başvuru yaparken hangi belgelerin gerekli olduğu hakında bilgi sahibi olduğunuzu varsayıyorum. Aşağıdakiler Felsefe özelinde olsa da sosyal bilimlerde doktora için de bir miktar genellenebilir.</p>
<p>Şimdi, doktoraya başvuru için neler tavsiye ederimden başlayayım. Geçen yıl bu zamanlar Kanada&#8217;da Simon Fraser Üniversitesinde danışman hocamla doktoraya başvurularla ilgili konuştuğumda ilk söylediği Amerika&#8217;daki okullara başvuran bir Türk olarak handikaplısın, ama bu handikap tamamen damarlarında saf Amerikan kanı akmamasından kaynaklanıyor diyerek başlamıştı tavsiyelerine. Ben de oradan başlayayım. Amerika&#8217;daki doktora programlarına uluslararası bir öğrenci olarak girmek çok zor çünkü okullar senin İngilizce&#8217;ne güvenmiyor bir ve senin eğitim aldığın okulları ve kişileri tanımıyorlar iki. Bunu bir gerçeklik olarak al, moral bozucak bir şey olarak değil. Bunu ben Bilkent&#8217;ten başvururken kimse bana söylememişti ve sonuç 14 yere başvuru yapıp sadece bir yerden kabul alıp, moral bozukluğu ve stresin yanına 1500 doları çöpe atarak ödemiştim. Temel bilimlerde ve mühendislikte böyle bi handikap yok (ya da daha az) çünkü o alanlarda İngilizce o kadar önemli değil ve Türkiye&#8217;deki üniversiteler teknik alanlarda belli bir isme sahip, ama felsefeden başvuran birisi olarak handikaplısın. Felsefede İngilizce hem yazma hem konuşma açısından çoook önemli ve okullar tanımadıkları bilmedikleri anadili İngilizce olmayan bir öğrenciye çok mesafeli yaklaşıyorlar. Çoğunlukla kabul etikleri öğrenciler, Amerikalı, tanıdıkları okullardan tanıdıkları bildikleri hocaların öğrencileri. Bunu bilerek doktora başvurularını yapmakda fayda var, yani bu iki handikapı ortadan kaldıracak bir başvuru.</p>
<p>İngilizce handikapı ortadan nasıl kaldırılır? İngillizce konusunda, sağlam TOEFL skorlarının ötesinde, Stament of Purpose ve Sample Paper&#8217;ını ve hatta okula göndereceğin bütün İngilizce dokümanlarını anadili İngilizce olan birisine okuttur ve o insanın gerekli düzeltmeleri yapmasını sağla. Bu çok önemli, biz Türkçe konuşur gibi İngilizce konuşuyoruz ve yazıyoruz çoğu zaman farkında olmadan ve bu yabancılar için çok net fark edilen bir şey. Ayrıca, referans mektubu aldığın yabancı hocalardan da mektuplarında İngilizcene konuşma yazma becerilerine değinmelerini iste.</p>
<p>İkinci handikap, tanınmayan eğitim. Bunu aşmanın en garanti yolu Kuzey Amerika&#8217;da bir okuldan Master derecesi almak. Kuzey Amerika&#8217;daki master programları öğrencilerini güzel doktora programlarına sokmak için yarıştıklarından ve genelde uluslararası öğrencilerden çok başarılı doktora adayları çıktığını bildiklerinden başvurularını daha bir ilgiyle okuyacaklardır. Yani master programına girmen, doktoraya girmenden daha kolay. Ayrıca, ben kendi adıma SFU&#8217;da iki yıl geçirmenin felsefe dışında, buradaki hayata alışma, günlük konuşma dilimi ve yabancılarla sosyal iletişimimi geliştirme açısından çoook faydasını gördüm. Sana da şiddetle tavsiye ederim master yolunu. Bu handikapı sana referans yazan hocalarınla konuşup onların tavsiye ettiği, hocanı tanıyan okullara başvurarak da çözebilirsin. Ya tanınan bir okul, ya da tanınan bir hoca şart yani.</p>
<p>Master programlarının çoğu için funding [burs/maaş] verilmiyor, ama funding [burs/maaş] veren azımsanamayacak kadar okul da var. Bu okullarda genellikle assistanlık yaparak, yaşamana ucu ucuna yetecek kadar bir para alabiliyorsun. Misal, SFU&#8217;dan aldığım parayla, dışardan hiç para almadan geçindim iki yıl. (Türkiye&#8217;ye sene de bir kere gelirken uçak biletlerini ailem aldı tabi) Ama kolay olmadı ve bölümde bu şekilde yaşayan (cheapie) iki öğrenciden biriydim. SFU&#8217;nun verdiği para çok ucu ucuna yeticek bir paraydı Vancouver gibi pahalı bir şehirde. Ama okulun doktora öğrencileri için bir burs olanağı var, o bursu aldığın zaman biraz daha rahat ediyorsun. Ama yine de ucuz bir ev bulmak şart, masraflarını kısmak da, biraz yaratıcı olmak da fena olmuyor. Ama yapılabilir, geleceğin için iki yıl dişini sıkmaya değer.</p>
<p>Diğer istenen belgelerden GRE bence o kadar önemli değil, çok kötü olmasın yeter. Uluslararası öğrencilerde çok yüksek skorlar beklemiyorlar (hele ki başka bir yerde Master yapmış öğrencilerde artık GRE&#8217;ye pek bakmıyorlar) Benim skor feciydi aslında, Quantitative 780, Verbal 480, essay de 4.5 falandı. Daha iyi olsa daha güzel olur tabi. Ama ben öylesi gereksiz bir sınava çok fazla enerji harcamama taraftarı oldum her zaman. Söylemeye gerek bile yok, GPA önemli. Sadece GPA ile bir yere giremezsin çünkü başvuranların çoğunun çok iyi GPA&#8217;leri var, ama ortalama bir GPA elenmene gayet yardımcı olur.</p>
<p>Biraz da Kuzey Amerika&#8217;daki felsefe ile ilgili okullara gelelim. Benim master derecemi aldığım Simon Fraser Üniversitesi&#8217;ni herkese bir kere şiddetle tavsiye ederim. Vancouver muhteşem bir şehir, orada iki yıl harikaydı. Kanada gerçekten çok güzel bir ülke. Master programı da bence harikaydı. Yine Vancouver&#8217;da University of British Columbia da çok güzel bir okul, harika bir kampüsleri ve sosyal yaşamları var. Felsefe bölümü de güzel, master için yine harika olur. Toronto Üniversitesi&#8217;ni pek tavsiye etmem. Birincisi 300&#8242;un üzerinde başvuru alıyorlar her yıl, girmesi çok zor. İkincisi çok büyük kalabalık bir bölüm, kimse kimseyi tanımıyor, orada kaybolursun. Doktorada biraz daha herkesin birbirini tanıdığı ortamda olmakta fayda var. Açıkçası Kanada&#8217;da bir numarılı master programları Calgary, Dalhousie, SFU. Neden dersen master konusunda uzmanlaşmış olmaları. Diğer bütün okulların PhD programları var ve hocaların ilgileri doktora öğrencilerinde. Master öğrencileriyle kimsenin pek ilgilendiğini sanmıyorum. SFU&#8217;da ise aktif bir doktora programı olmadığı için bütün ilgi master öğrencilerinde. Emin ol master yaparken araştırmalarında sana destek olacak, seni doktora başvurlarına hazırlayacak ve seni iyi bir yere yerleştirmek için çabalayacak hocaların olması çoook önemli. Kanada dışında Amerika&#8217;daki master programlarına da bakarsak, Amerika&#8217;daki en iyi master programı Tufts Üniversitesi&#8217;nde. Ama Tufts&#8217;a girmek baya zor ve half funding [yarım burs/maaş] var, ama Amerika&#8217;da başka iyi master programları da var. <a href="http://www.philosophicalgourmet.com/" target="_blank">Philosophical Gourmet Report</a>&#8216;ta listelenmişti master programları oradan bakarsın, ilgi alanlarına göre seçersin. Dediğim gibi ben master yolunu tavsiye ediyorum.</p>
<p>Masteri bir yana bırakıp doktora programlarına bakarsak. Birincisi Türk öğrencilere aşina programlara başvurursan kabul şansını artırırsın. Mesela Indiana, Duke, University of Illinois, Chicago gibi okullardan geçmişte Türk felsefecileri başarıyla mezun oldu o yüzden Türkiye&#8217;den gelecek bir başvuruyu daha bir ilgiyle değerlendireceklerdir. Türk olmasa bile, international öğrenci kabul eden eden okullarda da şansın olur. Bölümlerin web sayfalarından mevcut doktora öğrencilerine bir göz gezdir, yabancı isimler görüyorsan güzel, hep Amerikalı İngiliz isimleri varsa aman dikkat. Öte yandan University of California okullarından aman diyim uzak dur, hiç birine başvurma. UC sisteminin uluslararası öğrenciler için söyle iki problemi var. Birincisi international öğrenciler California yasaları gereği vergiler yüzünden çok pahalıya geliyor, o yüzden UC okullarına girmek çoook zor. İkincisi, UC okulları şu aralar [2009 itibariyle] finansal krizdeler ve hoca kaybediyorlar, gelecekte ne olacağı belli değil.</p>
<p>Bunlar dışında bölümün ilgi alanları ile senin ilgi alanlarının uyuşması da çok önemli. Başvurularını hazırlarken okullardaki hocaların ilgi alanlarına, yayınladıkları makalelere bir göz gezdirmekte, bölümün güçlü olduğu alanlarla senin ilgili alanlarının bire bir uyuştuğuna dikkat etmekde çok fayda var. Felsefe&#8217;de danışman hocanı en baştan seçmiyorsun, ama bölümler öğrenci kabul ederken elindeki hocalara az çok eşit miktarda öğrenci dağıtmaya çalışıyorlar. Velhasıl, misal Philosophy of Mind ve Metaethics konularında güçlü bir okula, Philosophy of Science ile ilgili birisi olarak girmen çok zor. Bu konuda hocalarına da mutlaka danış, hangi okulun hangi alanlarda güçlü olduğuna bak. <a href="http://www.philosophicalgourmet.com/" target="_blank">Philosophical Gourmet Report</a> yine faydalı bir kaynak bu konuda.</p>
<p>İlgi alanını ortaya koyduğun en önemli belge de Statement of Purpose. SOP bence büyük karın ağrısı. İçinden geldiği gibi samimi bir tonda yaz derim. SOP&#8217;ta bahsetmen gereken iki temel nokta var. Birincisi ilgi alanların, ikincisi başvurduğun okula neden başvurduğun. Yani SOP&#8217;ta kendini tanıtıp sonra da biraz başvurduğun okulu yağlıyorsun. Sakın ben küçükken dere kıyısında oturup derin düşüncelere dalardım, taaa o zamandan hayatın anlamını arıyordum vs. gibi saçma hikayelere girme. Samimi ve içten bir şekilde ilgi alanlarından bahset, diğer başvuru belgelerindeki şeyleri tekrar etme ama onlarda adı geçmeyen önemli bir olay ve kurs falan varsa onlardan bahsedebilirsin. Okulu yağlama kısmını aşırıya kaçırma, çok özele de inme. Mesela spesifik hocaların ismini çok gerekmedikçe verme. Sen X hocanın çalışmaları ile çok ilgiliyim dersin komitede X&#8217;e gıcık birisi vardır çöpü boylar başvurun veya X okuldan ayrılacaktır veya X&#8217;in çok öğrencisi vardır zaten daha fazla öğrenci istemiyordur vs. Senin bilemeyeciğin bir sürü sebepten dolayı başvurunu zora sokabilirsin. Genel olarak okulun ve bölümün güçlü olduğu senin ilgini çeken yanlarından bahset.</p>
<p>Başvurularında başarılar, başvurlar süresince moralini yüksek tut, elinden geleninin en iyisini yap sonra da hiç kafaya takma. Kuzey Amerika&#8217;da geçen yıllardan sonra anladığım bir başka şey de sen felsefeyi sevdikten ve iyi çalıştıktan sonra hangi okulda olduğunun çok da önemi yok.</p>
<p>Nazım</p>
<p><span style="color: #333333;"><em>(NOT: Bu yazıları çalan çırpan, kendisi yazmış gibi yapan, kaynak vermeden kullanan, üzerinden reklam alan olmasın lütfen. Bu blogdaki yazıları gönlünüzce paylaşmanızı engelleMEyen bir takım telif hakları olduğunu hatırlatmak ve ayrıntılı bilgi için sizleri <a href="../yayin-haklari/" target="_blank">şuraya</a> almak isterim. Biyolokum.com’daki yazılar <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/3.0/" target="_blank">Creative Commons by-nc-sa lisansı</a> altında yayınlanmaktadır.)</em></span></p>
<input id="gwProxy" type="hidden" />
<input id="jsProxy" onclick="jsCall();" type="hidden" />
<input id="gwProxy" type="hidden" />
<input id="jsProxy" onclick="jsCall();" type="hidden" />
<input id="gwProxy" type="hidden" />
<input id="jsProxy" onclick="jsCall();" type="hidden" />
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2010%2F01%2Fkuzey-amerikaya-felsefe-alaninda-doktora-basvurulari%2F&amp;linkname=Kuzey%20Amerika%26%238217%3Bya%20felsefe%20alan%C4%B1nda%20doktora%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2010/01/kuzey-amerikaya-felsefe-alaninda-doktora-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FIRAT!!!</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/12/firat/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2009/12/firat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 07:34:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben Düygü Hanım nasılım]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[victory is mine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[Teyzem Feriş Fontilifiş, 4 kardeşin açık ara ile en küçüğü, üniversiteyi Ankara&#8217;da bizim yanımızda okudu. Rivayete göre, annemin &#8220;üniversite yılları en güzel yıllardır, kendini öyle derslere çok verip boşa harcama bu yılları&#8221; öğüdünü gereğinden fazla ciddiye alıp ilk sene bütünlemelere kalmıştı. Sınavlara çalışmak için Burdur&#8217;da kendini kapadığı göl evinden bize yazdığı efsanevi &#8220;Plajın tadı kalmadı&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teyzem Feriş Fontilifiş, 4 kardeşin açık ara ile en küçüğü, üniversiteyi Ankara&#8217;da bizim yanımızda okudu. Rivayete göre, annemin &#8220;üniversite yılları en güzel yıllardır, kendini öyle derslere çok verip boşa harcama bu yılları&#8221; öğüdünü gereğinden fazla ciddiye alıp ilk sene bütünlemelere kalmıştı. Sınavlara çalışmak için Burdur&#8217;da kendini kapadığı göl evinden bize yazdığı efsanevi <strong>&#8220;Plajın tadı kalmadı&#8221;</strong> başlıklı mektubu (zaman zaman çıkarır gözlerimizden yaşlar gelerek gülmekten çatlayarak hala okuruz) &#8220;<em>Şu anda, ders çalışmamak için dedemin ninesine bile mektup yazabilirim</em>&#8221; cümlesi ile başlıyordu.</p>
<p>Yapılması gereken sıkıcı işleri ertelemek için icat ettiğimiz işler, kimi zaman böyle efsanelerle sonuçlanabiliyor. O bütünlemeler olmasaydı, bu mektup da olmayacaktı.</p>
<p>Nitekim, makale yazması gereken (ve teyzesinin yeğeni olan) bendeniz de, dün akşamı <a href="http://www.biyolokum.com/2009/12/simit-de-yaparim-kariyer-de/" target="_blank">Ankara simidi yapmak sureti ile</a> değerlendirmiştim hatırlarsanız. Bugünümüzün de, okulun bir kıyağı sayesinde uzatmalı Kırismıs tatili olmasından dolayı günün çoğunu evde geçirdim. Tamam sabahtan evde makale okudum, fakat &#8220;gerçek bir bilim insanı gibi&#8221; geceyi de makale okuyarak ya da yazarak değerlendirmem gerekirken, simitten bile efsanevi ve üstelik de teyzemin mektubu kadar kalıcı bir şey ile günün kalanını harcadım. İşte polimer kil kullarak bakın neler de yaptım! &#8220;En birinci ben oldum!&#8221;:</p>
<p><a href="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzMUWHrWGmI/AAAAAAAAHns/0HT3drPIxdU/s1280/firat-01.jpg"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzMUWHrWGmI/AAAAAAAAHns/0HT3drPIxdU/s640/firat-01.jpg" alt="" width="640" height="426" /></a><br />
<br class="blank" /><br />
<a href="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzMUWeKwLnI/AAAAAAAAHnw/_AbDVMLmQ8g/s1280/firat-02.jpg"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzMUWeKwLnI/AAAAAAAAHnw/_AbDVMLmQ8g/s640/firat-02.jpg" alt="" width="640" height="426" /></a></p>
<p>&#8220;Eneee!&#8221; değil mi?</p>
<p>Hayatta başımıza gelen ve mesela bütünlemeye kalmak gibi, aileden uzakta onları çok özlemek gibi, o kocaman ve uzak ülkede kendini sürekli yalnız hissetmek gibi, bir de makale yazmak gibi  insana zor gelen her şey bir şekilde mesela unutulmaz bir mektubu geride bırakacak bir kelebek etkisi midir aslında? Ey ahali! Hayata dair sanrılarımız holivud klişelerinden ibaret kalmasın ve zorlukları ve özlemleri ve can sıkıntılarını bir atari oyunu gibi, level atlamak, bölüm sonu canavarını alt etmek keyfi ile biiiir biiiir yere serelim.</p>
<p>&#8220;Sübhaneke rabbim, dinimiz amin!&#8221;</p>
<p>NOT: Fırat&#8217;lar tamamen polimer kilden (Fimo, Sculpey vesaire) yapıldı. Boyamaca yok.</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2009%2F12%2Ffirat%2F&amp;linkname=FIRAT%21%21%21"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2009/12/firat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simit de yaparım kariyer de!</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/12/simit-de-yaparim-kariyer-de/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2009/12/simit-de-yaparim-kariyer-de/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 07:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben Düygü Hanım nasılım]]></category>
		<category><![CDATA[Gülümseten işler]]></category>
		<category><![CDATA[victory is mine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=1007</guid>
		<description><![CDATA[Caaaanım okurlar&#8230; Biliyorum son zamanlarda doktora başvurusu, akademik hayata atılma derdi ile aklını bozmuşlara öğütler filan derken bu konularla hiç ilgilenmeyen bir kısmınız &#8220;eee bu Biyolokum da çok oldu ama&#8221; diyerek beni kalbinizden silmek üzereydiniz. Ama durun. Beni sevmekte ne kadar haklı olduğunuzu hatırlatmak için size simit yaptım!
Her zamanki gibi çok yoğunum, fakat bu aralar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Caaaanım okurlar&#8230; Biliyorum son zamanlarda doktora başvurusu, akademik hayata atılma derdi ile aklını bozmuşlara öğütler filan derken bu konularla hiç ilgilenmeyen bir kısmınız &#8220;eee bu Biyolokum da çok oldu ama&#8221; diyerek beni kalbinizden silmek üzereydiniz. Ama durun. Beni sevmekte ne kadar haklı olduğunuzu hatırlatmak için size simit yaptım!</p>
<p>Her zamanki gibi çok yoğunum, fakat bu aralar labda üzerinde çalıştığım projemin meyvelerini toplamaya ve makalesini bilimsel bir mecmüeeaaağğda yayınlamak üzere yazmaya başladım. Bunun ne kadar kafa yorucu bir şey olduğunu ancak yaşayan bilir (tez yazdıysanız hayatınızın bir döneminde o şekil bir tat bir doku). Beni bu yoğunluklar içinde en dinlendiren ve bana en keyif veren şeylerden biri yemek yapmak, daha önce denemediğim tarifleri denemek, özellikle de Türk mutfağından klasikleri icra etmek.  Nitekim geçen cuma evimize bir miktar arkadaşımızı davet ettik. Ev arkadaşımız Amanda ile yaptığımız koca bir tencere zeytinyağlı yaprak sarmasını hepbirlikte yedik. (Amanda da az değil. Geçenlerde kendi kendine patlıcan kebabı pişirdi bize! Kendisi hakkında sayfalarca blog yazısını hakeden nefis bir şahsiyet, ama İnternet&#8217;te afişe olmayı sevmiyor, Facebook&#8217;u bile yok inanbiliyor mısınıııııığğğz?) Her neyse.</p>
<p>ABD&#8217;deki 4 sene sonunda bünyemde daha bir kuvvetle nükseden &#8220;gurbet acısı, memleket hasreti&#8221; önce &#8220;anam ilen deyzemi özleyip kendileri ile rüyalarda buluşmak&#8221; şeklinde, son birkaç gündür de &#8220;Ankara simidi krizi&#8221; olarak başgösterdi.</p>
<p>Bugün Google&#8217;a &#8220;Ankara simidi&#8221; yazıp resimlerine bakınca &#8220;Böyle gitmez bu, simit yapıyorum ulen!&#8221; diyerek kolları sıvadım. Evcini&#8217;nden bulduğum <a href="http://www.evcini.com/2005/09/_m_i.html" target="_blank">şu tarif</a> hayatımı kurtardı. Yemek yapmak bana laboratuvarda deney yapmak gibi geliyor. Tarifte değiştirdiğim herhangi bir malzemenin ya da işlemin notunu almazsam sonradan çok pişman oluyorum. (Zira bir standart yakalamak, &#8220;çalışan&#8221; bir deneyi tekrarlayabilmek için her ayrıntıyı yazmak gerekir). Bir sincap gibi ciddiye alıyorum, yemek yapmayı (ve yaşamayı)&#8230;</p>
<p>Sonuç: SİMİTLERİM NEFİS OLDU!</p>
<p>Evcini&#8217;ndeki 1 kg unlu tarifi yarıya düşürdüm. ABD&#8217;de yaşayanlar kullandığım malzemeleri görebilsinler, Türkiye&#8217;dekiler de nasıl yaptığımı öğrenmek isterlerse diye Meren Bey&#8217;i yerinden kaldırdım ve bu şanlı günün fotoğraflarını çekmesini rica ettim (&#8220;simit yedirmeyeceğim&#8221; tehdidi üzerine karşı koyamadı :) İşte çok özel görüntüleri ile Biyolokum ve simitleri:</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG0y1MxMtI/AAAAAAAAHlc/4pfkOIpbwwE/s640/simit-1.jpg" alt="" width="640" height="426" />Evcini&#8217;nin tarifinde protein oranı yüksek ekmeklik un diyordu. Bu unun protein oranı diğer unların paketlerinde yazana göre sadece biraz fazlaydı, gittiğim markette başka seçenek olmadığından, bu da ambalajından görüldüğü kadarıyla &#8220;madalyası verilmiş&#8221; bir un olduğundan kaderime razı oldum. Maya ise yine marketteki tek seçenek RapidRise kuru maya idi. Pekmez için başka bir markete gitmem gerekecekti, trafik var gibiydi, onun yerine evdeki &#8220;maple syrup&#8221;tan kullanmaya karar verdim (Evcini de bunu alternatif olarak önermiş zaten).</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG0zF3IJaI/AAAAAAAAHlg/W-t6byNFeUM/s640/simit-2.jpg" alt="" width="640" height="426" />Başlıyoruz&#8230; &#8220;Psimilllaaaa&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG0zt5_3pI/AAAAAAAAHlo/BClWDuReoSU/s640/simit-4.jpg" alt="" width="640" height="426" />Yemek defteri sahibi bir insanım evet. Laboratuvarda da defter tutarız ki biz. Ayrıca genlerimde var bu tip şeyleri not almak, buzlukta dondurduğu her şeyin üzerine hangi tarihte nereden alınmış, sarma yaprağı ise nereden toplanmış, ince mi kalın mı, etli için mi zeytinyağlı için mi&#8230; gibi bilgileri yazan Aysel Arlı&#8217;nın torunuyum!</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG00OvvweI/AAAAAAAAHlw/66c_ZzujZIQ/s640/simit-6.jpg" alt="" width="640" height="426" />500 gram un 3 bardaktan biraz fazla ediyormuş. (Google&#8217;a sordum Cleaveland dedi).</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG00R5ULRI/AAAAAAAAHl0/8zkC_M6qmG8/s640/simit-7.jpg" alt="" width="640" height="426" />&#8220;Un tamam, sırada ne var? 15 gram tuz. İyi ama tartı yok evde, laba mı gidiyim bunu ölçmek için şimdi, hayret bişi yaaa&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG00b-pJeI/AAAAAAAAHl4/7lQdD9XX-GA/s640/simit-8.jpg" alt="" width="640" height="426" />İtiraf ediyorum, &#8220;15 gram tuz kaç çay kaşığı&#8221; diye de Google&#8217;a sorduğumun ve kendisinin bana &#8220;Cleaveland&#8221; filan demediğinin, hiçbir cevap vermediğinin resmidir bu. Eğer tesadüfen birinizin bloguna bu arama ile gelmişsem bana gülüp geçiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG00kRUgcI/AAAAAAAAHl8/UQzsWsoAaME/s640/simit-9.jpg" alt="" width="640" height="426" />Size yemek yapmayı ve hayatı ne kadar ciddiye aldığımı söylediğimde şaka sanmıştınız değil mi? Bakınız, arkadaki çam ağacına rağmen ben burada &#8220;15 gram tuzun kaç tatlı kaşığı olduğunu bulmak için acaba NaCl&#8217;nin molekül ağırlığından yola çıkarak hacim hesabı yapsam, ama tatlı kaşığına sığan tuz hacmi nedir ki şimdi?&#8221; diye düşünüyorum. Neyse ki hemen ardından &#8220;kendine güven Düygü, göz kararı koy tuzu gitsin&#8221; diyeceğim. (Nitekim turnayı gözünden de vuracek, enfes bir simit eseri ortaya koyacağım).</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG01GbsPmI/AAAAAAAAHmE/aBMXBjT6hAk/simit-11.jpg" alt="" width="640" height="426" />Bakınız tuzla ilgili o tarihi karar anı. O &#8220;yüreğinin götürdüğü yere gidiş&#8221;. Eşittir: 500 gram una 3 tatlı kaşığı tuz efenim. :)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG01ns4PPI/AAAAAAAAHmM/ryIfM8JCunY/s640/simit-13.jpg" alt="" width="640" height="426" />Mayayı sıcak suda eriteceğiz. Ama önce bir pakette kaç gram varmış, 7 gram varmış, Evcininin tarifi &#8220;instant maya ise 3.3 gram kullanın&#8221; diyor, bu da RapidRaise maya. Ne yalan söyleyeyim maya konusunda hiç tecrübeli değilim ama içimden bir ses &#8220;paketin yarısını kullan, 3.5 gram&#8217;da anlaşalım&#8221; diyor. Bu içses baya işe yarıyormuştu. Labda da böyle mi yapsam bundan sonra?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG012uqOoI/AAAAAAAAHmU/bEubsQ4ELQQ/s640/simit-15.jpg" alt="" width="640" height="426" />Hamurumuz yavaş yavaş şekilleniyor. <img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG02dToF2I/AAAAAAAAHmc/M8uSTuR_EMY/s640/simit-17.jpg" alt="" width="640" height="426" />Tarif, hamuru 15-20 dakika yoğurmak gerektiğini söylüyor. Ben 12 dakika dayanabildim, ama baya güzel yoğurduğumu hissettim, güzel kıvama geldi o yüzden daha fazla yoğurmadım. Oldukça sert bir hamur olduğundan biraz yorucu. Simit fırınları daha büyük miktarları nasıl yoğuruyor merak ettim doğrusu.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG02gu2lzI/AAAAAAAAHmg/WxkqMTHsrN8/s640/simit-18.jpg" alt="" width="640" height="426" />Araya doktoracı öğütleri sıkıştırabilir miyim sevgili okur, ne olur bitanecik! Genç kardeşlerim, bakınız böyle azimle devam edeceksiniz labda da deneylere. 20 dakika (ya da kıvama gelene kadar) yoğur diyorsa, öyle yoğrulacak o DNA&#8217;lar.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG03F29jxI/AAAAAAAAHmo/tXrzmrM44FY/s640/simit-20.jpg" alt="" width="640" height="426" /></p>
<p style="text-align: center;">Yoğurduktan sonra hamuru sıcak bir ortamda leğenin üzerine ıslak havlu örterek 1 saat mayalandırdım. Mayalanan hamurun yumuşaklığına bayılıyorum! :) O sırada &#8220;maple syrup&#8221; ile susamı hazırladım.  (1 ölçü şurup, 1 ölçü su). Şansıma evdeki susam kavrulmuş bir susam idi. (Kavrulmamış kullanırsanız, simitler fırında pek çabuk piştiğinden susamların kızarmaya vakti olmayabilir!)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG03KAWwRI/AAAAAAAAHms/vH5f3749UkY/s640/simit-21.jpg" alt="" width="640" height="426" />&#8220;Merhaba, ben muhteşem simit hamuru, az önce mayalandım, göreve hazırım&#8221;.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG03V-gGtI/AAAAAAAAHmw/KneuMrvMn6Q/s640/simit-22.jpg" alt="" width="640" height="426" />Simitleri yuvarlamaya başlıyoruz. Bu sırada Meren (ki kendisi garip bilgilere vakıf, ayaklı bir Google, bir öperlö, bir teyp) bir yandan fotoğraf çekerken bir yandan da &#8220;simitçiler hamuru incecik yuvarlarlar, o zaten fırında baya bi kabarıcak&#8221; dedi. İyi de oldu, ben yoksa biraz daha kalın halkalar yapacaktım.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG03tTBD6I/AAAAAAAAHm0/8ClIIGaqQsY/s640/simit-23.jpg" alt="" width="640" height="426" />Çıbıkh</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG037e6t7I/AAAAAAAAHm4/pAnHYcAfB_w/s640/simit-24.jpg" alt="" width="640" height="426" />Tepsiye rahat sığmaları için normal simitten daha ufak halkalar yaptım.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG03zCxipI/AAAAAAAAHm8/VHch1fFLPCo/s640/simit-25.jpg" alt="" width="640" height="426" />Bu halkaların bir kısmı özellikle şuruba batırdıktan sonra o kadar eciş bücüş bir hal aldılar ki, bu aşamada biraz moralim bozuldu. Ama meğersem pişince bu yampiriler kaybolacak, o kadar da belli olmayacakmıştı. Rilaks!</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG04I1_ANI/AAAAAAAAHnA/f-WYZxVOgeg/s640/simit-26.jpg" alt="" width="640" height="426" />Simitleri şuruba batırıp 3-4 dakika tepside beklettikten sonra susama buluyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG04dRfxGI/AAAAAAAAHnE/BovmedcirYE/s640/simit-27.jpg" alt="" width="640" height="426" />Fırında pişmekte ve az sonra bizleri dünyanın en mutlu insanları yapacak olan minik simitlerim!</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG04oyBafI/AAAAAAAAHnI/Y488ENfjVB0/s640/simit-28.jpg" alt="" width="640" height="426" />İşte piştiler! 20 dakika kadar 430 fahrenheit derecede (220 celcius) pişirdim. Sürekli takip ettim. Dışı Ankara simidi gibi kararsın diye bekleseymişim içi çok kuruyacakmış. Hafif kızarmış göründüklerinde bir tanesini çıkarıp baktım, içi filan tam kıvama gelmişti. Hepsini çıkardım daha fazla beklemeden. Sanırım pekmez yerine maple syrup kullanınca, ya da fırın odun fırını olmadığından dışı gerçek Ankara simidi gibi kızarmadı. Ama tadı aynen Ankara simidi gibiydi. Lö leziz! Lö manyifique!</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SzG04_LSjvI/AAAAAAAAHnM/2Aq2hHl8v7o/s640/simit-29.jpg" alt="" width="640" height="426" />Simit heyecanına kapılan Meren, tabağın fotoğrafını ikram anında değil, yiyeceklerde diş izleri bırakıldıktan sonra çekiverdi.</p>
<p style="text-align: center;">Bu arada simidi tek başımıza yemenin tadı çıkmayacağından Tümay&#8217;ı ve bir arkadaşını çağırdık. Gelirken pek güzel beyaz peyniri de onlar getirdiler. Tümay&#8217;ın arkadaşı yabancı olduğundan muhtemelen bu kadar basit bir yiyecek için ettiğimiz tantanayı garipsemiştir, ama o da &#8220;ooohhh çok lezzetli, hmmm, nam nam&#8221; diyerek yedi sağolsun :)</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Simitler ve anneler pek bir özleniyor uzaklarda. Bir de ODTÜ&#8217;nün çimenleri&#8230;</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2009%2F12%2Fsimit-de-yaparim-kariyer-de%2F&amp;linkname=Simit%20de%20yapar%C4%B1m%20kariyer%20de%21"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2009/12/simit-de-yaparim-kariyer-de/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doktora yollarında&#8230; &#8220;Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var&#8221;</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/12/doktora-yollarinda-yasadiklarimdan-ogrendigim-bir-sey-var/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2009/12/doktora-yollarinda-yasadiklarimdan-ogrendigim-bir-sey-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 18:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=984</guid>
		<description><![CDATA[Doktora&#8217;ya bir şekilde kabul edilmeyi başardınız, peki sonra ne olacak? Başvuru sürecinde yaşadıklarınızı aratacak zorlu günler sizi bekliyor. Ama korkmayın, biz sizi o günlere hazırlamak ve sizi bekleyen zorlukları bir nebze hafifletmek için buradayız. Bugünkü yazı, Betül Kacar Arslan&#8217;a ait. Kendisi doktorasını Emory&#8217;de Biyokimya Bölümü&#8217;nde, enzimoloji ve enzim evrimi üzerine yaptıktan sonra şu anda deneysel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Doktora&#8217;ya bir şekilde kabul edilmeyi başardınız, peki sonra ne olacak? Başvuru sürecinde yaşadıklarınızı aratacak zorlu günler sizi bekliyor. Ama korkmayın, biz sizi o günlere hazırlamak ve sizi bekleyen zorlukları bir nebze hafifletmek için buradayız. Bugünkü yazı, Betül Kacar Arslan&#8217;a ait. Kendisi doktorasını Emory&#8217;de Biyokimya Bölümü&#8217;nde, enzimoloji ve enzim evrimi üzerine yaptıktan sonra şu anda deneysel evrim konusunda Georgia Tech&#8217;te doktora sonrası araştırmacı olarak bilim kariyerine devam ediyor.</p>
<p>Aynı zamanda bir Evrim Çalışkanı olan Betül, ara ara NTV Bilim&#8217;e popüler bilim makaleleri yazıyor. Betül ile benim ortak kaderimiz (ikimizin de lokum gibi biyologlar olmamızın yanı sıra), doktoramız sırasında çok zorlu hocalara denk gelmiş olamız. Betül burada doktora başvuruları konusundaki tavsiye yazılarını görünce &#8220;Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz bir şey var Duygu, bunları aktarmalıyız!&#8221; dedi. Ben de çok sevinerek kabul ettim. Aşağıdaki öğütleri kulağınıza küpe yapmaktan çekinmeyiniz. (Zaman zaman yine  araya girip ben de fikir belirtmeyi düşünüyordum ama belki ben de bu konu hakkında bir şeyler yazarım daha sonra diye Betül&#8217;ün yazısını rahat bıraktım :).</p></blockquote>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_aROi2wnth1A/Sye4hFLYiYI/AAAAAAAAD1I/XR2-w9bFtmI/s400/agaca%20sarildim.jpg" alt="" width="300" height="400" /></p>
<p>Öncelikle bana kalbi kadar temiz olan bu sayfayı ayırdığı için ailemizin biyoloku Duygu Hanımlara teşekkür ediyorum. Bu yazıyı Duygu Hanımın şu anda üzerinde çalıştığı &#8220;Doktora  101&#8243; yazı dizisine komplementer olması açısından kaleme alıyorum. Amerikaya doktoraya gelmiş heyecanlı, meraklı, ne iş olursa yapacak azimli gençlerin, bir aşamada <strong>&#8220;doktora danışmanımdan nefret ediyorum”</strong> sendromuna kapılıp kitlenme noktasına geldiği çokça karşılaştığımız, kendimizden de bildiğimiz bir vaka. Dolayısı ile bu eserimde sizlere minimum düzeyde hata yaparak kendimize en iyi danışmanı nasıl seçeriz temalı bir danışmanlık hizmeti sunmayı planlıyorum. Soruyoruz: <em>doktora danışmanı nasıl seçilmelidir? Kafayı çizmiş psikopat bir danışmanla nasıl başa çıkılır? Proje seçerken nelere dikkat edelim?</em> Aşağıdaki yazı bu ve bunun gibi soruların cevabı için geliyor. Hayırlara vesile olması dileğiyle&#8230;</p>
<p><strong>1.  Doktora danışmanı nedir, nasıl seçilmelidir?</strong></p>
<p>Aslında doktora danışmanı nedir/kimdir/bir bakışta adayın hayatımın danışmanı olup olmadığını nasıl anlarım sorusu retorik. Amerikalı yoldaşlarımızın da söylediği gibi <strong>“there is no such thing as perfect advisor&#8221;</strong>. En başta bunu kabul edersek işimiz daha da kolaylaşır. Doktora danışmanı ile geçiren her sene, iki insan yılına bedeldir ve sağlıklı bir şekilde, enine boyuna ölçülüp biçilerek karar verilmelidir arkadaşlar. Bu mühim kararı doktoraya yeni başladığımız bir dönemde, üstelik de yeni bir ülkeye, sisteme ve hayata alışmaya çalışma evresinde veriyor olmamız kaderin acı bir oyunu. Neredeyse evlilik   hayatı yaşayacağınız bir insanı duygularımızin şelale olduğu toyluk dönemimizde en doğru şekilde seçmeye uğraşıyoruz ve gördüğüm kadarı ile çoğumuz bunu başaramıyoruz.</p>
<p>Ne diyorduk? Toyluk dönemlerimiz&#8230; Efendiler, az zamanda çok ve büyük işler başarmış bi genç olarak doktora danışmanınızı seçmeye çalıştığınız dönemler, muhtemelen içinizin coşku ile dolup taştığı, ama aynı zamanda ilk günlerin saflığı ve temizliği ile de sarıp sarmalandığınız bir dönem olacaktır. Eğer doktora yapacağınız okulu zaten öncesinde bir proje/ ya da danışman hocayı gözünüze kestirip seçtiyseniz, bu cümleler size pek bir anlam ifade etmiyor olabilir. Yapılabilecek en sağlıklı tercih de böyle yapılır kanımca. Kafanızda aşağı yukarı hangi proje ile uğraşacağınız belli ise, ve siz de bu alanlarda önemli isimler barındıran bir okula kabul almayı başardıysanız ne mutlu size. Zira  başarılı bir doktora hayatının birinci koşulu sevdiğiniz, bıksanız da bir aylık Türkiye tatili sonrasında tekrar delicesine sevebileceğiniz bir projenizin olması, en az sağlam bir danışmanın varlığı kadar önem taşıyor. Her ne kadar sizi hayatınızdan bezdirmeye and içmiş gibi davranan danışman hocanız yüzünden beyninizin ayarları ara ara şaşacaksa da, projenize sarılarak gelecek güzel günleri hayal etmeniz olası. Buna göre ben de maddelerimi <strong>1) Doktora projemizi nasıl seçelim 2) Danışman hocamızı nasıl seçelim</strong> olmak üzre iki alt basliga ayırıyorum:</p>
<p><strong>1) Doktora projesi ile ilgili gerçekler</strong><br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>Madde 1.1)</strong></p>
<p>Seveceğiniz ve ilginizi çeken (gerçekten) bir konu seçerek işe başlayın.<br />
Konunuz zaten yıllar öncesinden belli, hayatınız fizik teoremleri kurgulayarak geçti ve bu konu üstüne doktora yapmaya ilkokulda karar vermiştiniz. Peki. Demek ki adayımız  konusunu gerçekten çok seviyor. Genelde bu nokta üzerine pek durmak gerekmiyor, çünkü o kadar sınava girmiş, ömründen ömür yiyen başvuruları doldurmuş kişi zaten belli bir konuya yeterince ilgili duyuyor; doktora yapmasindaki en büyük motivasyonu de bu ilgi oluyor. Oyle ise proje secimi ile ilgili ikinci maddeye hızlıca geçelim:</p>
<p><strong>Madde 1.2)</strong></p>
<p>Bundan 10 sene sonra da bu proje insanlık için bir anlam ifade eder mi?</p>
<p>Bu soruyu kendinize ciddi ciddi sorunuz. Kabul edelim ki bilim, fikirlerin kendisi gibi hızlı gelişen ve değişen bir kavram. Eğer tıbbi bilimlerde doktora yapıyorsanız, bir   kök hücre çalışmasına  karşılık, artık üzerine bir ilaç geliştirilmeyen enzim üzerine doktora yapmanız pek akıl karı değil. Futuristik ve yenilikçi alanlar size gelecekte güzel kapılar açacaktır.</p>
<p>Madde 1.3)<br />
Bu proje bana neler katabilir?<br />
Size hem yeni metodlar, teknikler öğretecek, hem temel bilgilerinizi pekiştirmenize yarayacak ve tabi ki ilgi alaka duyduğunuz konu/lara yakın olacak bir doktora konusu gerekmektedir. Doktora programlarında genelde ilk 3 ayı kapsayan bir rotasyon imkanı sağlanir öğrencilere. Bu rotasyon sırasında 3 veya 4 laboratuarda bir kaç hafta vakit geçirme şansınız olur. Bu vakti güzel değerlendirin. Bu rotasyonlar sırasında size verilen projeler ilerisi icin de bir onizleme şansı da vermektedir size (not: eğer kabul aldığınız programda böyle bir rotasyon sistemi yoksa, ve doktora danışmanınıza karar  vermekte zorlaniyorsaniz, bizzat kendiniz bölüm başkanından böyle bir dilekte bulunabilirsiniz. Eminim amacınızın sağlıklı bir karar vermek olduğunu söylediğinizde size destek olacaklardir, zira bu bir kazan-kazan ilişkisi. Fakat bu rotasyonu birinci dönemin sonuna kadar yapmanız gerekir zira çoğu program bir an önce yuvanizi seçmenizi ister).<br />
Bu projeler arasından karar vermekte zorlandıklarınızı mukayese edin. Mesela son 10 yılda ilgilendiğiniz bu projeler (konular) ile ilgili çıkan makalelerin istatistiksel analizine bakın, yayınlar artmış mı, yoksa azalmış mı? Konu kendi içinde hangi dallara ayrılmış/ayrilabilir? Ileride Türkiye’de araştırma yapmayı düşünüyorsanız, (Türkiye’deki araştırma fonlarını hesaba katarak) rasyonel bir tercih yaptığınızı düşünüyor musunuz ? Bu proje Türkiye’ye uyum sağlayabilir mi? (Bilgisayarlı analize dayalı konular daha az pahalı olduğundan daha çok uygulanabiliyor Turkiye’de mesela). Bu gibi sorular kafanızı meşgul ederse ve en başta vaktinizi ne kadar çok alırsa, sonunda o kadar bilinçli bir karar vermenize yol açar kanaatindeyim.</p>
<p>#2) Danışman seçerken dikkat edilmesi gereken hususlar<br />
Ideal danismanlar ideal gazlar gibidir, ikisi de aslinda gercekten var olmaz.<br />
Manavdan kavun seçmeye benzemeyen danışman hoca seçme hususuyla ilgili aşağıdaki maddeleri önem sırasına göre sıralıyorum:</p>
<p>Madde 2.1) Maddi durumu nasıldır, grant/fon durumları nedir?<br />
Kendi bursunuz olmasa da size bakabilir mi, yoksa üniversitede asistanlık yapmanızı ister mi, iyi gunde kotu gunde, hastalikta ve saglikta yaninizda olur mu? (Doktora danışmanı ile evlilik gibi bir ilişki yaşayacağınızı belirtmiş miydim?)</p>
<p>Madde 2.2) Kimdir, nedir?<br />
Birinci madde ile paralel olacak bir konu da danışman hocanızın profesyonel çevredeki saygınlığı. Unutmayınız ki doktora hocanızın referansına doktora sonrasında epey muhtaç olacaksınız. Hocanıza kıl olan bir başka insan her zaman var olacağı gibi, bu insanların sayısı bir hayli fazla ise bu sizin hayrınıza işlemeyecektir. Dolayısı ile güzel bir çevresi olan, güzel isimlerle ortak çalışmalara imza atmış, yaptıkları yapacaklarının teminatı olabilecek bir danışman hoca seçiniz.</p>
<p>Madde 2.3) Calışma ortamı size uyar mi?<br />
Bu maddeyi sonlara bırakmamın iki sebebi var. Birincisi, çalışma ortamları genelde değişken olabiliyor. Yani birinci senenizde cin fikirlerine, o güzel sesine vurulduğunuz post-doc,  üçüncü senenizde çoktan ortamdan arazi olmuş olabiliyor. Aynı şekilde labdaki her dort kişiden ücünün aynı ülkeden gelmiş olması kendinizi yalnız hissetmenize neden de olabilir. Fakat, ilk iki kriter sağlam ise, bu labdaki herkes marstan  gelmiş, mars mafyası var burda, bunlar beni yer, kacayim diye düşünmeyiniz. Bu kişilerin kimi öle, kimi kala efendim, labdaki insanlara göre değil, danışmana ve projeye göre ortam seçiniz.</p>
<p>Madde 2.4) Danışmanın karakteri<br />
Aslında bu maddeyi ilk iki maddede indirekt olarak anlattım. Fakat altın vuruşu yine bu nokta üzerinden yapmak istiyorum. Tenure almış bir hoca (ilk 10 senesini doldurmuş, üniversitedeki yerini garantilemiş) her zaman daha rahat, daha hands-off, etliye sutluye karismayan canimiz cigerimiz olan bir hocadir. Ote yandan kariyerinin başlarındaki bir hoca fazla hirsli olacak , sizden daha fazla çalışacak, ve muhtemelen sizden de aynı/yakin bir tempoyu bekliyor olacaktır, bu da size daha cok stres fakat daha cok yayin olarak geri donecektir. Dolayısı ile bu tür insanlari ellerinde kırbaclari ile dolanırken görürseniz ürkülmeyiniz ve anlamaya çalışınız. Ara ara tecrubesizliklerinden sacmalasala da genc insanlarla calismak bir hayli keyifli oluyor.</p>
<p>Aranızda benim gibi ters bir mantık kuranlar ve kafasindan &#8220;bu adam benim tam tersim, bende olmayan özellikler bunda vardır, ne güzel es oluruz birbirimize, bana enfes degerler katar eminim!&#8221;  gibi dingilce düşünceler gecenler olabilir. Yanlis., Ben ettim siz etmeyin efendiler. Kendinize ve kafanıza uygun bir insan seçin. Doktora zaten yeterince stresli ve  zorlayıcı bir yolculuk, böyle bir dönemde  ihtiyacınız olan en son şey sizi  karakter olarak da zorlayan bir danışmanın varlığı.</p>
<p>En başta da belirttigim gibi, hatasız danışman olmaz; hiç birimiz mükemmel insanlar değiliz. Danışman hocamızı ne kadar dikkatli seçsek de elbet bizi gıcık edecek yanları olacaktır. Elbet başından bir miktar asetik asit dökmek isteyeceğiniz anlar da olacaktır. Burada önemli olan anlık sinirler yada duygusallıklar değil, danışmanınızın sizi uzun vadede nasıl bir eğitimden geçireceğine ve destek olacağı. Sizin ile ilgilenecek, vakit ayıracak, manevi olarak olmasa da en azindan para ile mutlu edebilecek bir danışman sonsuz mutluluğun kaynağıdır. Eğer mutsuzluk yaşarsınız, kapıyı çekip çıkmaktan korkmayınız.</p>
<p>Sevgiyle,</p>
<p>Betül Kacar Arslan</p>
<p>Bir sonraki yazı: Vefa neden sadece Istanbulda bir semt adı olarak kalmalı?</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2009%2F12%2Fdoktora-yollarinda-yasadiklarimdan-ogrendigim-bir-sey-var%2F&amp;linkname=Doktora%20yollar%C4%B1nda%26%238230%3B%20%26%238220%3BYa%C5%9Fad%C4%B1klar%C4%B1mdan%20%C3%B6%C4%9Frendi%C4%9Fim%20bir%20%C5%9Fey%20var%26%238221%3B"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2009/12/doktora-yollarinda-yasadiklarimdan-ogrendigim-bir-sey-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yurtdışında Sosyal Bilimler alanında doktora başvuruları</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/12/yurtdisinda-sosyal-bilimler-alaninda-doktora-basvurulari/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2009/12/yurtdisinda-sosyal-bilimler-alaninda-doktora-basvurulari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 23:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=974</guid>
		<description><![CDATA[Bugünkü yazımız ise Sosyal Bilimler alanında doktora yapmak isteyenler için geliyor. Her ne kadar ortak bir takım noktaları olsa da, doktora&#8217;ya başvuru süreci, mühendislik, sosyal bilimler ve fen bilimleri için kimi açılardan oldukça farklı seyredebilir. Aşağıdaki yazı Ekşi Sözlük&#8217;ten. Yazarı a lifetime of type ii errors şu anda ABD&#8217;de bir sosyal bilim alanında öğretim üyesidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bugünkü yazımız ise Sosyal Bilimler alanında doktora yapmak isteyenler için geliyor. Her ne kadar ortak bir takım noktaları olsa da, doktora&#8217;ya başvuru süreci, mühendislik, sosyal bilimler ve fen bilimleri için kimi açılardan oldukça farklı seyredebilir. Aşağıdaki yazı Ekşi Sözlük&#8217;ten. Yazarı <em>a lifetime of type ii errors </em>şu anda ABD&#8217;de bir sosyal bilim alanında öğretim üyesidir. &#8220;İçeriden&#8221; birinin gözünden çok faydalı bilgiler veriyor.</p>
<p>Bu yazıda Türkçe karakter ve büyük harf olmadığı için özürler diliyor, düzeltmeye vaktim olmadığı için affedeceğinizi umuyorum. Sizleri yazıyla başbaşa bırakmadan önce, doktora başvuruları ve doktoradan sonra hayat konulu yazılarımızın devam edeceğini, bu yazıların hepsine sağdaki Kategoriler bölümündeki &#8220;<a href="http://www.biyolokum.com/category/sikca-sorulan-sorular/" target="_blank">Sıkça Sorulan Sorular</a>&#8221; kategorisinden ulaşabileceğinizi hatırlatmak isterim. Hastası olduğunuz, Biyolokumunuz.</p></blockquote>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/SyQhw0bhdGI/AAAAAAAAD0o/Q9fIfqApwR0/s800/hhhh.jpg" alt="" width="254" height="214" /></p>
<p style="text-align: left;">ben de size abd&#8217;de doktora yapmak icin gerekenleri obur taraftan anlatayim. orasi neresi diye soracak olursaniz bir admissions committee (bekle, anlaticam!) uyesi gozuyle.</p>
<p>abd&#8217;de doktora yapmak icin gerekenler tabii ki oncelikle basvurmak, kabul almak ve parayi bir sekilde denklestirmek (deginecegim buna da). doktoraya basladiktan sonra bambaska dertleriniz olacak, onlara deginildi baska yerlerde, basa donecegim simdi. basvurulara yani.</p>
<p>diyelim ki <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=stanford+applicationunun+uzerine+diet+cola+dokmek">stanford applicationunun uzerine diet cola dokmek</a> gibi gereksiz basliklar acmaniza sebebiyet verecek sacma seyler yapmadan basvurulari yolladiniz. bu basvurular size bir kabul veya red olarak geri donmeden once ne olur biliyor musunuz? &#8220;degerlendiriliyoooo!&#8221; diyenleri duyuyorum, aferin cocugum, cok guzel dusunmussun de degerlendirmeden kasit ne biliyor musun? onu anlatacagim, sen de ona gore hazirlarsin basvuru paketini (<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=backwards+induction">backwards induction</a> yoluyla calisacagiz). bizim bolumde nasil oldugunu anlatacagim, her yerde ayni sekilde olmayabilir ama sosyal bilimlerde asagi yukari boyledir.</p>
<p>basvuru zarflariniz bolumunuzun &#8220;graduate student administrator&#8221; denen sekreterine gider, programa girerseniz bu kisi sizin kaderinizi elinde tutan kisi olacaktir, ta/ra atamalarini yapar, burslarla, yeterlik sinavlariyla hep o ilgilenir, bir nevi doktora ogrencisinin dert anasidir. zarflar acilir, her basvuran icin bir dosya hazirlanir, eksik belge varsa haber verilir. dosyalar hazirlanirken ayrica bir excel dosyasi hazirlanir -bu dosyada butun basvuranlarin ozet bilgileri vardir: isim, okul, gpa, gre, etnisite (amerikalilar icin)/ulke (yabancilar icin) vs. bu on hazirliklar tamamlaninca degerlendirmeler baslar.</p>
<p>degerlendirmeyi yapip ve karari verenler &#8220;admissions committee&#8221; denen ogrenci kabul komitesi diyebilecegimiz bir gruptur. cogunlukla genc asistan profesorlerden olusur ama <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=chair">chair</a>&#8216;i yani baskani baba profesor olur.  bizimki gibi bazi bolumler (<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=abd">abd</a> olmus) doktora ogrencilerinden de dahil eder komiteye, bunlar genelde sadece fikir/tercih belirtirler ama oy haklari olmaz.</p>
<p>basvurulari dosyalarda ozetlerini de bir excel dosyasinda birakmistik. gozunuzde daha iyi canlanabilmesi icin soyle bir fiziki tasvir yapayim. stanford, harvard ve ismini sokaktaki adamin bile bildigi okullara basvuruyorsaniz dosyanizin cekmeceler dolusu yuzlerce dosyadan biri, isminizin de yuzlerce satirlik bir excel dosyasinda bir satir olacagi kacinilmaz bir gercek. basvurular sirasinda yapmaniz gereken o yuzlerce dosya/satir arasindan bir sekilde siyrilmak, bunun icin yap/yapmalar az sonra&#8230;</p>
<p>bu kadar cok dosyayla nasil basa cikiliyor? diyelim ki n kisi kabul edilecek ama yuzlerce basvuru var. soyle: 1. on eleme yaparak, 2. alt gruplar halinde calisarak. admissions committee&#8217;nin ilk amaci yuzlerce basvuruyu 3n ya da 4n&#8217;e indirmek olur. komite birkac gruba bolunuyor, her grup basvurularin bir kismini okuyor, okuduklari icinden bir siralama yapiyor ve en usttekileri komiteye oneriyor. yapilan bir toplantiyla al gulum ver gulum liste 3 ya da 4n&#8217;e iniyor. bundan sonra butun komite bu elemeden gecmis dosyalari okuyor, degerlendiriyor.</p>
<p>simdi bu alt gruplar ilk elemeyi yaparken cogunlukla o excel listesine bakiyorlar. pakete koydugunuz writing samplelardi falandi filandi incelenmiyor. yuzeysel olanlar gre/gpa/geldigi okul kombinasyonu uzerine <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=statement+of+purpose">statement of purpose</a>i soyle bir okumayla eleme yapabiliyor, oyle yapmayan yok diyemem. daha dikkatli olanlar statemend of purpose&#8217;i dikkatlice okur, transcripte bakar, hocalarin mektuplarini okurlar, ama yine de writing samplelara bakmazlar pek. kafasinda &#8220;alotte, bir doktora programina basvurdum ama gre&#8217;m/ortalamam cok iyi degil kabul alir miyim?&#8221; sorusu olanlar su anda bazi fikirler ediniyor olmalilar. ayrica su noktada bir yabanci ogrenci olarak otomatik bir dezavantajiniz oldugunun da farkina varmis olmalisiniz: eger komiteden birisi okulunuzu bir sekilde bilmiyorsa siz herhangi bir yabanci ogrencisiniz. hatta &#8220;hmm, toefl&#8217;da full cekip ingilizce konusamayanlar var, bunun konusabildigi ne malum?&#8221; seklinde ingilizce beceriniz de suphe altindadir. eger amerika&#8217;da bir okuldan masteriniz varsa bu dezavantajlar otomatikman yokoluyor.</p>
<p>su noktada statement of purpose denen 2 sayfalik mektubun onemini ayri bir paragraf acarak vurgulamak isterim. icerigi ve ingilizcesi ile iyi bir sop her derde deva olabilir, yabanci ogrenci olusunuzu, 4.0 olmayan ortalamanizi (ama 3&#8242;ten azsa zor be annem!), oeh dedirten gre sonuclarinizi unutturabilir. sop&#8217;de ilgilendiginiz konuyla kisisel bir ilginiz, baglantiniz oldugunu vurgulayin (<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dedication">dedication</a>&#8216;um tam mesaji) ama &#8220;annem kucukken beni &#8216;ah benim sosyal psikolog oglum&#8217; diye severdi&#8230;&#8221; seklinde hikayelerden siddetle uzak durun. ben su konuyu calismak istiyorum, bu konuda soyle dusunuyorum, bunun icin soyle bir teorik/metodolojik altyapim var demeniz gerekiyor. kimse sizden sop&#8217;de bir tez onerisi<sup><a title="(bkz: dissertation proposal)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dissertation+proposal">*</a></sup> beklemiyor, orada yapmayi istediginiz seyi yapmayabilirsiniz, cayabilirsiniz (ornek ben), ama bilimsel bir soru ile nasil basetmeyi dusundugunuzu gostermelisiniz. surayi okuyan kimse &#8220;ben siyaset bilimiyle ilgileniyorum, cocuklarin olmesi beni cok uzuyor, savaslar dursun istiyorum&#8221; gibi bir cumle yazmaz eminim. ama mesela &#8220;ic savas baslangiclariyla ilgili literaturu ilgiyle takip ediyorum, ic savas baslangicinda x faktorunun etkisi uzerine calismak istiyorum.&#8221; gibi seyler soyleyebilirsiniz. siyaset bilimi demisken, sevgili sosyal bilimciler, allah askina &#8220;ben turkiye&#8217;nin x&#8217;ini calismak istiyorum&#8221; demeyin, asiri <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=parochial">parochial</a> bir yaklasim oluyor (ogrenin bu kelimeyi de, gre&#8217;de cikar falan, yardimci olmus olurum). turkiye&#8217;de yasamis bir insan olarak avrupa, ortadogu ve avrasya konularinda ister istemez bir birikiminiz oluyor, bunu vurgulayin. ille de turkiye ile ilgili bir sey calismak istiyorsaniz, deminki gibi bir cumleden sonra &#8220;bu x mefhumunu turkiye&#8217;yi bir <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=case+study">case study</a> olarak kullanarak calismak istiyorum&#8221; deyin (ama bu mantikli bir oneri olsun, nukleer silahsizlanma icin turkiye case&#8217;i biraz absurd kacar mesela!). su su hocalarla calismak istiyorum diye bu onerdiginiz konuyla ilgilenen proflari yazin ama arastirip da yazin &#8220;ehehe, sersem, o kisinin bununla alakasi yok ki!&#8221; diye gulmesinler. ismini duydugunuz hocalari listelemek yerine ozenle belirlediginiz bir kac isim yazin, arastirmadan isim atacaksaniz hic yazmayin. ozet: sop onemli, kasican!</p>
<p>donelim ilk elemeyi gecen dosyalara: bunlar dikkatle okunur butun komite tarafindan (writing sample&#8217;lar yine de incik cincik okunmaz). sop&#8217;ler, referanslar, herhangi bir sey sizi digerlerinden avantajli/dezavantajli duruma getirebilir. ilk elemeyi gecenlerin hepsi <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=creme+de+la+creme">creme de la creme</a>dirler bir nevi, daha iyisi daha kotusu yoktur aslen. secim de eften puften olabilecegini dusundugunuz seylere kalabilir, bir referans mektubunuzda en ufak bir negatif ima sansinizi azaltirken hocanizin unu ipi goguslemenizi saglayabilir. hangisi bolum icin daha uygun olur diye bile karar verilebilir -ki bu noktada sop yine onemlidir- soyle ki: siz anadolu arkeolojisi calismak istiyorum dersiniz ama bolumde onu calisan yoktur ya da coktur<sup><a title="(bkz: excessive)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=excessive">*</a></sup>.</p>
<p>bu son asamada bazi ince detaylar da var.  kimse kabul etmek istemese de <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=affirmative+action">affirmative action</a> diye bir durum var. genelde kadin/erkek ogrenci dengesi saglanmaya calisiliyor, bu bazilarinin yuzunu guldurse de bazilarini kahredecek sonuclar dogurabiliyor. yabanci ogrenciler ve siyah/hispanikler icin de kota belirlenebiliyor. sirf hispanik diye daha iyi beyazlara tercih edilen ogrenci gordum. ozellikle bu ilk elemeyi gecebilecek durumdaki siyah ogrencileri kapisiyor okullar, cok azlar cunku!</p>
<p>simdiii, buraya kadar butun basvuranlarin siradan basvurucular oldugunu varsaydik, komiteden birinin cikip &#8220;a bu benim yakin arkadasim prof. bilmemnenin ogrencisiymis, alalim&#8221; demedigini. ama oluyor boyle seyler!!! <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=name+recognition">name recognition</a> onca dosya arasindan sizin dosyaniza daha bir dikkatli bakilmasini saglayabiliyor, bu da cok sey farkedebiliyor. bunu saglamanin en kolay ve en garantili yolu hocaniza &#8220;hocam sizin su okulda su tanidiginiz var ona bi email atsaniz bi telefon acsaniz?&#8221; demektir. hocanizin tanidigi kisinin bu admissions committee uzerinde bir etkisi olmasi icin dua edin sonra da (mesela komite baskaniysa en azindan ilk elemeyi garanti gecersiniz). hocalara kendiniz direk basvurabilirsiniz ama bu her zaman ise yaramaz. bazi hocalar her sene bir ogrenci secerler, yani onlarin bir kotasi vardir diyebiliriz. onlardan birini kafalarsaniz oh keka. ama diger hocalara yazdiginiz emaillerin bir kismi okunmayacak, bir kismi okunup silinecek, bir kismi da &#8220;ilgili arkadaslara iletirim&#8221; diye cevaplanip admissions committe&#8217;ye yollanacaktir. bu insanlar ayni anda bir suru projeyle mesgul, bilmemkac undergrad&#8217;e ders veren, bilmemkac grad&#8217;e danismanlik yapan insanlar. eger soyleyecek cok siradisi bir seyiniz yoksa ilgilenmelerini beklemeyin, ilgi gormezseniz de hic darilip kirilmayin.</p>
<p>hazir ona buna email yollamaktan bahsetmisken bolumdeki ogrencilere, ozellikle de turklere email yollamaktan bahsedeyim. yapmayin canim, yapmayin arkadasim! oncelikle: bu ogrencilerin hicbir sekilde torpil yapmalari mumkun degildir. torpil degil yardim istiyorsaniz da soyle diyeyim: oturup &#8220;nbr? ben sizin bolume basvurcam, napayim?&#8221; diye bir email yazmadan once size bir cevap yollanmasini hak ettiginizi gosteren bir email yazin, dersinizi calistiginizi gosterin. okullarin ve bolumlerin web sayfalarinda, bu bolumdeki hoca ve ogrencilerin web sayfalarinda, hatta sozlukte istemediginiz kadar bilgi var aslinda. &#8220;ben sunlari sunlari ogrendim, ama hala da soyle bir sorum var&#8221; diye yazin. ben her sene en azindan 4-5 tane email alirdim, ders aldigim donemde bol bol canim sikildigi icin oturur cevap dosenirdim. daha sonra tez asamasinda &#8220;bosuna basvurma, basvuru parana yazik&#8221; demeye gonlum elvermediginde cevap yazmadim, sadece gercekten sansi olabilecek bir iki kisiye cevap yazip asagi yukari bu entryde yazdiklarimi yazdim. ne yazik ki onlar da yabanci ogrenci olduklari ve soplerinin butun tavsiyelerime ragmen <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=parochial">parochial</a> kalisi yuzunden elendiler.</p>
<p>yavas yavas kapanisa gelirken para isine degineyim: cogu iyi okulda sirf burslu diye normalde kabul edilecek seviyede bulmadiklari ogrencilere kabul vermezler. cogunlukla kabul ettiklerine bursu garantilerler. bazi durumlarda iyi bir ogrenci vardir, ama butun burslar verilmistir, &#8220;aa bunun parasi varmis zaten&#8221; diye ekstradan alirlar onu ama cok az ornegini gordum. daha cok devlet universitelerinde<sup><a title="(bkz: state university)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=state+university">*</a></sup> oluyor bu sanirim.  <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=meb+bursu">meb bursu</a>nu aldim, simdi kabulu kesin alirim diye bir sey yok.</p>
<p>iste basvurular boyle degerlendiriliyor.  basvurularinizi hazirlarken bunlari goz onunde bulundurmaniz iyi olabilir.</p>
<p>bir outro niyetine: bu entryden &#8220;ahaha, ben muhtesem bir insanim. benim kabul aldigim okullara siz nah kabul edilirsiniz&#8221; gibi bir anlam cikaran olursa fena halde uzulurum. universite ve sonrasinda calistigim, basarili oldugum dogru ama istisna degilim. benim sansim bazi kritik anlarda cok yaver gitti, basvurularim konusunda hep sansin buyuk etkisi oldu. bir yerden sonra her sey kadere sansa kaliyor dogrusu, ozellikle o ilk elemeyi gecince. bu entryden bir ders cikarmak gerekirse o da sudur: ilk elemeyi gececeginize inaniyorsaniz basvurun, aksi takdirde daha orta halli okullara basvurun, basvuru paranizi yakmayin bosuna. ilk elemeyi gececeginize inaniyorsaniz, elinizden gelen en iyi basvuruyu yapin, ille de istiyorsaniz abartmadan, yaka silktirmeden ve en garanti yollari kullanarak kendinizi reklam edin ama gerisini bosverin. kabul edilirseniz kiciniz kalkmasin, reddedilirseniz de uzulmeyin; sans!</p>
<p>not: dogal bilimler, muhendislikler icin iki istisna: bunlar gibi &#8220;lab&#8221;ler seklinde organize olmus bolumlerde durum bayagi farkli, oralarda hocalarla iletisime gecmek bayagi etkili olabiliyor. ayrica, yabancilik/turkiye&#8217;de universite bitirmis olmak sosyal bilimlerdeki kadar dezavantaj olmayabiliyor cunku dil bilgisi o kadar onemli degil (sen sus bir sey soyleme, sen sus da denklemlerin konussun) ve odtu, bilkent gibi okullarin muhendisliklerinin nami var. bu sosyal bilimlere yonelik, kendi deneyimimden kaynaklanan bir entry oldu.</p>
<p>(<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=a+lifetime+of+type+ii+errors">a lifetime of type ii errors</a>, 06.02.2007 11:01)</p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2009%2F12%2Fyurtdisinda-sosyal-bilimler-alaninda-doktora-basvurulari%2F&amp;linkname=Yurtd%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda%20Sosyal%20Bilimler%20alan%C4%B1nda%20doktora%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2009/12/yurtdisinda-sosyal-bilimler-alaninda-doktora-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABD Doktora Programları SSS</title>
		<link>http://www.biyolokum.com/2009/12/abd-doktora-programlari-sss/</link>
		<comments>http://www.biyolokum.com/2009/12/abd-doktora-programlari-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 16:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>B. Duygu Ozpolat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyolokum.com/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[Bu defa da ABD&#8217;deki doktora programları konusunda şu sıralarda kendisi de başvurularla uğraşmakta olan Arman Aksoy&#8216;un hazırladığı Sıkça Sorulan Sorular (ve yaşasın ki cevapları!) ile karşınızdayız.
Arman Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü&#8217;nden önümüzdeki sene mezun olacak. Kendisi aynı zamanda bir Linux-sever ve Evrimi Anlamak sitesinin yapımına pek çok katkıları olmuş en hasından bir Evrim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bu defa da ABD&#8217;deki doktora programları konusunda şu sıralarda kendisi de başvurularla uğraşmakta olan <a href="http://armish.linux-sevenler.org/blog/" target="_blank">Arman Aksoy</a>&#8216;un hazırladığı Sıkça Sorulan Sorular (ve yaşasın ki cevapları!) ile karşınızdayız.</p>
<p>Arman Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü&#8217;nden önümüzdeki sene mezun olacak. Kendisi aynı zamanda bir Linux-sever ve Evrimi Anlamak sitesinin yapımına pek çok katkıları olmuş en hasından bir Evrim Çalışkanı&#8217;dır. Yakından tanımak isterseniz <a href="http://armish.linux-sevenler.org/blog/" target="_blank">bloguna bir göz atabilirsiniz</a>.</p>
<p>Arman&#8217;ın yazdıkları ile <a href="http://www.biyolokum.com/sss/" target="_blank">benim daha önce hazırladığım</a> sorular ve cevaplar arasında örtüşen bölümler var, fakat Arman&#8217;ın deneyimleri daha güncel olduğu için sizlere daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. (Burada ben de yeşil renkle Arman&#8217;ın cevaplarına kimi eklemeler yaptım). Bir ara vakit bulunca her iki belgeyi birleştireceğim. Kendisine bu kapsamlı belge için çok teşekkürler.</p>
<p>(Not: Bu yazı dizisi devam edecek! Pek yakında Sosyal Bilimler alanındaki başvurular konusunda bir adet, bir adet de &#8220;Doktoraya kabul edildik, peki şimdi ne yapmak lazım?&#8221; sorularına cevap arayan <strong>yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var</strong> temalı yazı. Sabırsızlıkla bekleyin bence, evet.)<em><br />
</em></p></blockquote>
<p><img class="alignnone" src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/Sx1zna12scI/AAAAAAAAD0I/YDjQMpm5y40/s288/DSC_0473.JPG" alt="" width="288" height="193" /></p>
<p><strong>Doktora programı ne kadar sürüyor?</strong></p>
<p>Pek çok okul için ortalama beş sene. Bu süre, okulların programlarına ve öğrencinin performansına göre değişiklik gösterebiliyor.</p>
<p><strong>Doktora programı süresince burs sağlanıyor mu?</strong></p>
<p>Temel bilimler (özellikle Moleküler Biyoloji ve Genetik) alanında yapılan doktora programlarının çoğu, bir öğrenciyi kabul ettiklerinde, doktora süresince o öğrencinin okul harcını (tuition fee&#8217;sini) karşılıyorlar ve yaşam masraflarını karşılayabilmesi için burs sağlıyorlar. Amerika&#8217;da verilen bursun miktarı, programı veren kurumun içinde bulunduğu eyalete ve şehre (kısaca yaşam pahalılığına) göre değişebilirken, bu miktar genelde vergiler dahil yıllık 20000 ila 36000 dolar arasında oluyor.<span style="color: #008000;"> (Biyolokum: New Orleans&#8217;ta bir doktora öğrencisinin eline ayda yaklaşık 1400 ile 1800 dolar arası para geçiyor (net). Genelde kira için ev arkadaşınız var ise cebinizden yaklaşık 500-600 dolar çıkıyor).</span></p>
<p>Bazı programlara, okul ücretini kendiniz ödemek şartı ile de başvurabiliyorsunuz; fakat, bu miktarların Türkiye&#8217;ye kıyasla yüksek olmasından dolayı, okulun vereceği bursa veya okul masraflarını karşılayabilecek (Fullbright gibi) farklı kaynaklı bir bursa başvurmak daha çok tercih edilmekte.</p>
<p><strong>Doktora programlarına kabul edilmek ne kadar zor?</strong></p>
<p>Doktora öğrencilerine sağlanan parasal destek dolayısı ile bu programlara kabul sürecinde, okullar çok titiz davranıyorlar. Okulun bütçesine, programın büyüklüğüne ve içeriğine bağlı olarak, her sene okula kabul edilen doktora öğrenci sayısı değişebiliyor; fakat ortalama bir rakam söylemek gerekirse, prestijli okulların çoğu program başına başvuran 200&#8242;ün üzerinde öğrenciden yaklaşık 7 veya 8&#8242;ini programa kabul ettiğini söyleyebiliriz. Daha net bir rakam için, başvurulan doktora programlarının web sayfalarındaki istatistiklere göz atmak yararlı olabilir.</p>
<p><strong>Doktoraya başvurabilmek için yüksek lisans (örn. master) yapmış olmak gerekiyor mu?</strong></p>
<p>Hayır, Amerika&#8217;daki doktora programlarının yüksek lisans önkoşulları bulunmuyor. Dolayısı ile lisans eğitiminin üzerine bu doktora programlarına başvurabiliyorsunuz. Bununla beraber, yüksek lisans yaptıktan sonra başvuru yapmanın da bir götürüsü yok, hatta yüksek lisans boyunca elde ettiğiniz araştırma tecrübesi, programa kabulünüzde size avantaj bile sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Lisans veya yüksek lisans eğitimim bitmeden bu programlara başvurabilir miyim?</strong></p>
<p>Evet, hatta eğitiminize aralıksız devam etmek istiyorsanız, son senenin ortalarında (daha mezun olmamışken) başvurunuzu tamamlamış olmanız gerekli. Dolayısı ile eğer lisans eğitimini bitirdiğiniz yazın hemen arkasından doktoraya başlamak isterseniz, başvurularınızı dördüncü sınıfın ortalarında yapmalısınız. Başvuru için sadece doktora programının başlangıcına kadar sizden ilgili eğitimi bitiriyor olmanız bekleniyor ve bu durumu başvuru formlarında belirtebiliyorsunuz.<span style="color: #008000;"> (Biyolokum: Benim tavsiyem, 3. sınıfı bitirdiğiniz yaz başvuru işlerini planlamaya başlamanız. Yani doktoraya ne zaman başlamak istiyorsanız en azından 1 sene önce plan yapıp sınavlara -GRE TOEFL- hazırlanıp girmeye başlamanız lazım. Zira yanlış hatırlamıyorsam okulların çoğunun başvuru için son tarihleri Aralık-Ocak aylarında oluyor. Bu durumda siz Eyül-Ekim gibi sınavlara girmiş olmalısınız ki başvurunuzu yaparken sınav sonuç belgeleriniz hazır olsun. Keza, hangi bölümlere başvuracağınıza karar vermek de araştırma isteyen uzun bir süreç. Bir de aşağıda da belirtildiği üzere hocalarınızdan tavsiye mektubu almanız gerekecek, onlar da bu işi baya ağırdan alacaklar. Ne kadar erken isterseniz o kadar iyi.)</span></p>
<p><strong>Başvuru için belirli bir not ortalaması eşiği var mı?</strong></p>
<p>Çoğunlukla hayır, ama iyi bir başvuru için ortalamınızın 4 üzerinden 3&#8242;ün üzerinde olması bekleniyor.</p>
<p><strong>Son başvuru tarihleri (deadline&#8217;lar) ne zaman?</strong></p>
<p>Her okulun, hatta okulun içindeki her doktora programının birbirinden farklı son başvuru tarihi olabiliyor. Amerika dahilindeki okulların güz (fall) döneminde başlayan programları için başvurular, çoğunlukla Aralık ayı içinde bitmekte. Genelde Aralık&#8217;ın ikinci haftası içine düşen bu son başvuru tarihleri, bazı programlar için 1 Aralık kadar erken, bazıları içinse 31 Aralık kadar geç olabiliyor.</p>
<p><strong>Erken başvurmamın bir avantajı oluyor mu?</strong></p>
<p>Kabulünüz açısından hayır. Son başvuru tarihinden sonra, o zamana kadar yapılmış tüm başvurular topluca değerlendiriliyor, fakat başvurunuzu erken yapmanız sizin açınızdan her zaman yararlı olacaktır. Son dakikada, gönderimi veya hazırlanması gerekenler yetişmediği için eksik belgelerle yapılmış bir başvuru, programa kabulünüzü zorlaştırır.</p>
<p><strong>Başvurular nasıl yapılıyor?</strong></p>
<p>Artık, çoğu okul başvurularını elektronik ortam, yani internet üzerinden yaptırtıyor. Başvuruların yapıldığı sistemler genelde birbirlerine benziyorlar, dolayısı ile okullara özel bazı fazladan formların dışında, programlara standart arayüzler üzerinden başvuruyorsunuz. Bu sistemleri kullanmaya başlamak için sisteme bir e-posta adresi ile kayıt olmanız gerekli. Üçüncü parti ortak sistemleri (örn. Embark veya ApplyWeb) kullanan doktora programları için tek bir kayıt yeterli olabiliyor.</p>
<p>Bunun yanında, başvuru formunu internetten indirdikten sonra formu elle doldurup, okula posta yolu ile ulaştırarak da başvuru yapabilirsiniz, ama okullar elektronik başvuruları daha çok tercih ediyorlar. Hem sizin açınızdan, hem de okul açısından elektronik başvuruların kontrolü ve son durumları hakkında bilgi almak, elle doldurulup gönderilen formlara kıyasla, çok daha kolay.</p>
<p><strong>Başvuru için ücret ödeniyor mu?</strong></p>
<p>Evet, bu ücret genelde 50 ila 125 dolar arasında değişebiliyor. Ücreti, başvuru sonunda kredi kartı, çek veya para transferi ile yatırabiliyorsunuz. Türkiye&#8217;den yapılan başvurularda en kolayı, kredi kartı ile internet üzerinden ödeme seçeneğini kullanmak.<span style="color: #008000;"> (Biyolokum: Kredi kartının sizin adınıza olması gerekmiyor. Ailenizden birinin kartını kullanabiliyorsunuz.) </span></p>
<p><strong>Başvuru için hangi belgeler gerekiyor?</strong></p>
<p>İlk olarak okulun kendi başvuru formunu doldurmuş olmak gerekiyor. Bunun yanında ortalama 500 kelime uzunluğunda bir niyet mektubu (Statement of Purpose) ve isteğe bağlı olarak bir özgeçmiş (CV); en azından üç tavsiye mektubu (recommendation letter); gittiğiniz veya gitmekte olduğunuz lisans ve yüksek lisans kurumlarından resmi not dökümü (official transcript); okulun öngördüğü yeterlilik sınavlarının sonuçları (öncelikli olarak GRE [General] ve TOEFL, tercihen GRE Subject ve bazen IELTS); ve çok nadir de olsa, size ait ve birkaç sayfa uzunluğunda olan İngilizce bir kompozisyon örneği.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Başvuru belgeleri okula nasıl ulaştırılıyor?</strong></p>
<p>Başvuru formunun kendisini internet üzerinden tamamladıktan sonra, bunu tekrardan okula ulaştırmanız gerekmiyor. Başvuru sistemleri, size niyet mektubunuzu ve özgeçmişinizi de başvurunuza ekleme şansı veriyorlar: bu belgeleri standart ofis dosyası veya PDF olarak sisteme yüklüyorsunuz. Elektronik başvuru sisteminin bir kolaylığı olarak, başvuru esnasında tavsiye mektubu isteyeceğiniz kişilerin erişim bilgilerini, e-posta adresleriyle beraber başvurunuza girebiliyorsunuz. Bu işlem sonucunda, referanslarınıza okulun sistemi tarafından bir bilgilendirme ve istek e-postası atılıyor. Referanslarınız, bu e-posta ile beraber gelen kullanıcı adı ve parolayı kullanarak, tavsiye mektubunuzu internet üzerinden sisteme girebiliyorlar. Bu şekilde gönderilen tavsiye mektuplarının da, tekrardan okula basılı olarak gönderilmesi gerekmiyor.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Not dökümlerinizin, tercihen resmi yollarla, başvuru yaptığınız programın ilgili adresine postalanması gerekiyor. Eğer eğitim kurumunuz, başka yerlere not dökümü gönderimi yapmıyorsa, okuldan not dökümünüzü kapalı ve üstü damgalı (sealed) bir zarf içinde teslim alıp, bu belgeyi ilgili adrese kendinizin göndermesi gerekebilir. Bazı okulların başvurularında, öncelikli işlemler için, not dökümlerinin taranmış (scan&#8217;lenmiş) hallerini sisteme yüklemeniz de istenebiliyor.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Sınav sonuçları da not dökümüne benzer şekilde, sınavı veren kurum tarafından okula ulaştırılmalı. GRE ve TOEFL gibi sınavları veren ETS, size bu sınavlara kayıt esnasında veya sınav gününde,  sonuçlarınızı dört okula kadar ücretsiz gönderme hakkı veriyor. Eğer bu dört gönderim hakkını sınav öncesi veya sınav sırasında belirtmediyseniz veya dörtten fazla sonuç belgesi gönderimi yapmak istiyorsanız, gönderilen kurum başına ekstra bir ücret (yaklaşık 20 dolar) ödemeniz gerekiyor. Gönderilecek okulu ETS üzerinden seçerken, başvurucağınız programın web sayfasında belirtilen GRE ve TOEFL kodlarını gözetmelisiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Niyet mektubunu (Statement of Purpose&#8217;ı) yazarken nelere dikkat etmeliyim?</strong></p>
<p>Başvuracağınız doktora programının, bu mektup içinde neleri belirtmeniz gerektiğini açıklayan yazısını mutlaka okuyun. Bazı başvurularda, sadece niyetinizden (ilerideki planlarım şu ve bu şekilde; şu ve bu sebeplerden dolayı programınızın bana uygun olduğunu düşünüyorum tarzında) bahsetmeniz istenirken, bazılarında geçmiş tecrübelerinizden de (yaz stajında şu ve bu teknikleri çalıştım; şu ve bu tecrübelerim var tarzında) kısaca bahsetmeniz beklenebiliyor.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Kendi mektubunuzu yazmadan önce, olabildiğince örnek niyet mektubuna göz atmanız yararlı olacaktır. Niyet mektupları, öğrencilere başvuru sırasında kendisini doğru düzgün ifade edebilmesi için verilen tek şans oluyorlar. Bu yüzden, bu mektupta kullandığınız kalıplara, gramerinize ve üslubunuza dikkat etmeniz gerekli. Okulların sizden beklentisi burada &#8216;iyi&#8217; bir mektup yazmanız, bu yüzden baştan savma bir niyet mektubu kabul sürecinizde kötü bir izlenim yaratabilir.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Niyet mektubu konusunda en çok tavsiye edilen, bu mektubu yazmaya olabildiğince erken başlamanız ve mektubu tamamladıktan sonra görüşüne güvendiğiniz birkaç kişiye okutup, mümkün olduğunca çok geri bildirim almanızdır.<span style="color: #008000;"> (Biyolokum: Niyet mektubu kesinlikle çok önemli. Yukarıdakilere ek olarak ben şunu da özellikle tavsiye ediyorum: NEDEN DOKTORA YAPMAK İSTİYORSUNUZ? Bu soruyu önce kendinize bir sorun. Bu sorunun cevabı ne kadar bilim için yanıp tutuşan biri olduğunuzu anlatıyor mu size? Siz de bunu mektubunuzda anlatın işte.) </span></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Referanslarımdan  tavsiye mektubu (reference letter&#8217;ı) alırken nelere dikkat etmeliyim?</strong></p>
<p>Başvurularda, sizle ilgili genelde üç ve bazı programlarda isteğe bağlı olarak dört tavsiye mektubu zorunlu tutuluyor. Bazı programlar, bu mektupların ikisinin eğitim gördüğünüz kurumdaki fakülte üyelerinden olmasını zorunlu kılabiliyorlar.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Tavsiye mektuplarını isteyeceğiniz referanslarınızı başvuru sistemine girerken, yazılan mektubu daha sonradan okuyabilme hakkına sahip olmak isteyip istemediğinizi belirtmeniz gerekiyor. Genel tavsiye doğrultusunda, burada “bu mektubu sonradan görme hakkımdan feragat ediyorum” seçeneğini işaretlemeniz, tavsiye mektubunuzu yazan referansınıza sizin hakkınızda daha rahat yazma şansı tanıyacaktır.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Bunun dışında, referans olarak seçtiğiniz insanların sizi gerçekten tanıdığına emin olmalısınız. Sadece bir ders dolayısı ile etkileşiminiz olan bir hocanın size yazacağı mektup, sizin iki senedir yanında çalıştığınız bir hocanın yazdığına kıyasla, başvuru sürecinizde çok daha az belirleyici olacaktır. Bu yüzden, mümkün olduğunca referanslarınızı yanında çok zaman geçirdiğiniz insanlardan rica etmelisiniz. Alacağınız her mektubun, sizin farklı bir bilimsel tecrübe sonrasındaki değerlendirmeniz,  dolayısı ile tecrübeli olduğunuz konusunda bir kanıt olması, size avantaj sağlayacaktır.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Eğer referansınızla yeterince samimiyetiniz varsa, mektup yazımı sırasında ona yol göstermek isteyebilirsiniz. Örneğin referansınızdan, mektubunda Amerika&#8217;da çok düşük olarak nitelendirilebilecek bir not ortalamasının, Türkiye&#8217;de neden o kadar da kötü olmadığından bahsetmesini rica etmek akıllıca olacaktır. Türkiye&#8217;deki sistemi bilmeyen bir kabul ekibi üyesinin, bu tür farklılıklardan haberdar olabilmesi ve sizi ona göre değerlendirmesi açısından tavsiye mektupları çok önemlidir.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Sınavlara en geç ne zaman girmem gerekiyor?</strong></p>
<p>Gerekli sınavlara, sonuçlarının okullara rahat bir şekilde ulaşmasına izin verecek kadar erken girmelisiniz. Bazı okullar, sınav sonuçlarının son başvuru tarihinden sonra ellerine ulaşmasına göz yumabiliyorlar, fakat başvuru sırasında sonuçlarını belirtebilmek sizin yararınıza olacaktır.</p>
<p><em> </em></p>
<p>GRE, TOEFL ve IELTS sonuçlarının, sınava girdikten yaklaşık 3 hafta sonrasında internet üzerinden açıklandığı ve sonuçlarınızın gönderilmesini istediğiniz kurumları önceden seçtiyseniz, bunların Amerika içinde ilgili yere ulaşmalarının yaklaşık 2 hafta kadar sürdüğü düşünülürse, programların son başvuru tarihinin en azından 5 hafta öncesinden bu sınavlara girerek işinizi garantiye alabilirsiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Bunlardan farklı olarak, GRE Subject bilgisayar üzerinden yapılmadığından, sonuçların açıklanması ve gönderilmesi diğer sınavlara göre daha da uzun sürmekte (yaklaşık 1.5-2 ay).</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Sınavlara nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p>
<p>Sınavlara hazırlanırken internet üzerinden erişebileceğiniz örnek sınavlardan, ETS tarafından kabul edilmiş resmi çalışma kitaplarından ve bu sınavlara hazırlık kurslarından faydalanabilirsiniz. Bu sınavlara ne kadar çalışmanız ve nasıl çalışmanız gerektiği, genelde size ve arkaplan bilginize bağlı olduğu için, çalışmaya başlamadan önce örnek sınavları çözmek ve sınav formatı konusunda bilgi edinmek, bu sınava yeterliliğinizi anlamanızda size yardımcı olacaktır. Bundan sonra, gördüğünüz eksiklikleri çeşitli şekillere kapama şansınız olacaktır zaten.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>GRE (General) sınavında nelere dikkat etmem gerekiyor?</strong></p>
<p>GRE sınavları Türkiye&#8217;nin bazı şehirlerinde (İstanbul, Ankara, İzmir, …) bilgisayar üzerinden yapılıyor. Sınava girebilmek için, ETS&#8217;nin sitesi üzerinden istediğiniz bir sınav merkezine randevu almanız gerekmekte. Sınav ücreti 180 dolar ve bu ücreti internetten kredi kartı ile ödeyebiliyorsunuz. Sınav, haftada en azından bir kez tekrarlandığı için başvuru anınızdan, yoğunluğa göre, en kötü üç hafta sonrasına randevu almak mümkün.</p>
<p><em> </em></p>
<p>GRE sınavı üç kısımdan oluşuyor: Quantitative, Verbal ve Analytical Writing. Bunlardan Quantitative ve Verbal kısımlarının puanları 800 üzerinden veriliyor ve alabileceğiniz en düşük puan 200. İki kısım da uyarlamalı (adaptive) şekilde işliyor; yani sınavda bir soruyu yanlış yaparsınız, bir sonraki soru daha kolay gelirken, doğru yaptığınızda sorular nispeten daha zor soru havuzundan geliyor. Puanınızı ise bu kademeli ilerleyişinize göre alıyorsunuz. Quantitative ve Verbal kısımlar çoktan seçmeli olduklarından, sınavı bitirdiğinizde bilgisayar ekranında iki bölümden de aldığınız sonuçları hemen görüyorsunuz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Quantitative kısımda çıkan sorular, Türkiye&#8217;deki ÖSS sınavının kolay matematik sorularına az çok eşdeğer oluyorlar. Bazı terimlerin (kenar, köşe, yarıçap, çevre vs&#8230;) İngilizce karşılıklarını bildiğiniz sürece, lise matematik bilginizle ve basit mantık yürütmelerle bu kısımdan rahatlıkla 700&#8242;ün üzerinde alabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek nokta, kelime oyunlarına aldanmamaktır. Bunun yanında önceki sorulara dönmeye izin verilmediğinden, doğru cevabı dikkatli bir şekilde işaretlemek de önemlidir.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Verbal kısımda ise birkaç farklı soru türü karşınıza çıkabiliyor: verilen bir kelimenin eş- veya zıt anlamlısının bulunması, paragraf yorumlama, cümlelere uygun kelimeler seçme ve kelimeler arası anlam ilişkilerinin değerlendirilmesi vs&#8230; Eğer İngilizce kitap, makale veya haber okuma alışkanlığınız varsa, bu bölümden rahatlıkla ortalama bir puan (350-400 civarı) alabilirsiniz. Bir iki doktora programı sorumlusundan dinlediğim kadarıyla, GRE Verbal puanınızın kötü olması başvurunuzu o kadar da kötü etkilemezken, bu bölümden ortalamanın üzerinde yüksek bir puan almanız, kabul şansınızı oldukça yükseltiyormuş. Dolayısı ile bu kısımda, başvurunuzda iyi görünebilecek bir puanı, mesela 550 ve üzerini, hedeflemelisiniz ve yüksek bir puan için çeşitli kaynaklardan birkaç ay boyunca sıkı bir şekilde çalışmanız gerekebilir.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Son olarak, GRE&#8217;nin Analytical Writing kısmı geliyor. Bu kısımda sizden iki tane kompozisyon (essay) yazmanızı bekliyorlar ve puanınız 6.0 üzerinden değerlendiriliyor. Bilindik kompozisyon kalıplarına çalışarak ve  ETS&#8217;nin sitesinden ulaşabileceğiniz kompozisyon konularına göz atıp, sınavdan önce kompoziyon yazma pratikleri yaparak bu kısımdan 4.0 ve üzeri bir puan alabilirsiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Eğer ilk deneminizde umduğunuz sonucu alamadıysanız, ikinci kez sınava girebilmek için bir sonraki ayı beklemeniz gerekiyor, yani ayda bir kez sınava girme şansınız var. Sınava ikinci kez girmenizde başvurunuz açısından bir sorun yokken, sınava ikinci kez girip de puanınızı ciddi bir şekilde yükseltememeniz, komite üzerinde kötü bir izlenim yaratabilir.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>TOEFL sınavında nelere dikkat etmem gerekiyor?</strong></p>
<p>TOEFL sınavı, artık Türkiye&#8217;de de internet üzerinden yapılıyor ve GRE&#8217;ye benzer şekilde, ETS&#8217;nin sitesinden size en yakın şehir içinde sınav randevusu alabiliyorsunuz. Yine GRE&#8217;ye benzer şekilde, 185 dolarlık sınav ücretini internet üzerinden kredi kartınızla yatırabilir ve iki üç hafta sonrasına randevu alabilirsiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>TOEFL sınavının dört alt kısmı bulunuyor: Reading, Listening, Writing ve Speaking. Her bir bölümde alabileceğiniz en yüksek puan 30. Bazı okullar, başvuru için belirli bir TOEFL eşiğini geçmenizi isteyebiliyorlar. Her şekilde, bu sınavdan en azından 80 üzerinde almak, iyi bir izlenim içinse 100 ve üzeri puanları hedeflemek gerekir.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>GRE Subject sınavında nelere dikkat etmem gerekiyor?</strong></p>
<p>GRE Subject, lisans eğitiminizi ölçmek için hazırlanmış, çoktan seçmeli ve hala kağıt üzerinde yapılan bir sınav. Biyokimya (Hücre ve Moleküler Biyoloji), Matematik, Bilgisayar Bilimi gibi sekiz farklı alana ait, birbirinden bağımsız GRE Subject sınavları bulunuyor. Kendi alanınıza en yakın olan alan testine 150 dolar karşılığında internetten başvurabiliyorsunuz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Neredeyse Amerikan okullarının hepsi, bu sınava girip girmemeyi başvuranın isteğine bırakıyorlar, fakat başvuracağınız doktora programıyla ilişkili bir GRE Subject testini almanız sizin yararınıza olacaktır. Sınava girerek kabul komitesine, bu sınavı almayan diğer insanlara kıyasla, sizi daha iyi değerlendirebilmeleri için fırsat vermiş oluyorsunuz. GRE&#8217;ye benzer şekilde, bu sınavdan ortalama bir puan almanız başvurunuzu kötü etkilemezken, sınavdan yüksek bir puan almanız başvurunuzu daha da güçlendirecektir.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu sınav kağıt üzerinde yapıldığından, sınav yılda sadece üç kez gerçekleştiriliyor: Ekim, Kasım ve Nisan aylarında. Sonuçların Aralık&#8217;taki son başvuru tarihine rahatça yetişebilmesi için Ekim sınavına, en geç ise Kasım sınavına kayıt yaptırmanız gerekli. Kasım sınavının sonuçlarının başvurduğunuz yerelere gönderilmesi, son başvuru tarihi nispeten erken olan okullar için biraz geç kalabiliyor. Bu yüzden, başvurmak istediğiniz doktora programlarının belirlediği tarihlere dikkat ederek, en geç yaz sonuna kadar (tercihen) Ekim&#8217;de veya Kasım&#8217;da yapılan ilgili GRE Subject sınavına kayıt yaptırmalısınız.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Lisans eğitimini sürdürmekte olanlar için dikkat edilmesi gereken nokta şu ki, sınav konuları tüm lisans eğitimini kapsamasına rağmen, bu sınavı  son öğrenim döneminin neredeyse başlarında almak zorundasınız. Dolayısı ile sınav konularının bir kısmına, daha önce öğrenmemiş olduğunuz için kendi başınıza çalışmak zorunda kalabilirsiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Başvurularınızda dikkat çekici olabilmesi için, GRE Subject&#8217;te 600 ve üzeri puanları hedeflemelisiniz.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>IELTS  sınavında nelere dikkat etmem gerekiyor? </strong></p>
<p>IELTS sınavı, bazı okullar tarafından TOEFL&#8217;a alternatif olarak kabul edilmekte. Bu sınavı ETS değil, British Council tarafından düzenliyor ve sınav yaklaşık olarak iki haftada bir yapılıyor. Sınav sayfasında önerilene göre, sınava girmek istediğiniz tarihten altı hafta öncesinde sınava kaydınızı yaptırmalısınız. Türkiye içinde, sınav ücretini (yani 120 avroyu) British Council&#8217;ın banka hesabına havale yapmanız ve internet üzerinden başvuru formunu doldurmanız gerekiyor. Doktora başvuruları için bu sınavın General Training (GT) değil, Academic Training (AC) modülüne kayıt yaptırmalısınız.</p>
<p><em> </em></p>
<p>Sınav, TOEFL&#8217;a benzer şekilde dört bölümden oluşuyor: Reading, Listening, Writing ve Speaking. TOEFL&#8217;dan farklı bir formatta yapılan IELTS&#8217;te, her bölümde 8 üzerinden puanlandırılıyorsunuz ve  genel puanınız, bölümden aldıklarınızın ortalaması oluyor. Okullar genelde başvuranlardan 6.5 ve üstü not beklerken, iyi bir sonuç için 7.5&#8242;i hedefleyebilirsiniz.</p>
<p>Yazan: Arman Aksoy</p>
<p><span style="color: #333333;"><em>(NOT: Bu yazıları çalan çırpan, kendisi yazmış gibi yapan, kaynak vermeden kullanan, üzerinden reklam alan olur şimdi. O yüzden bu blogdaki yazıların bir takım telif hakları olduğunu hatırlatmak ve ayrıntılı bilgi için sizleri <a href="http://www.biyolokum.com/yayin-haklari/" target="_blank">şuraya</a> almak isterim. Biyolokum.com’daki yazılar <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/3.0/" target="_blank">Creative Commons by-nc-sa lisansı</a> altında yayınlanmaktadır.)</em></span></p>
<a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.biyolokum.com%2F2009%2F12%2Fabd-doktora-programlari-sss%2F&amp;linkname=ABD%20Doktora%20Programlar%C4%B1%20SSS"><img src="http://www.biyolokum.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyolokum.com/2009/12/abd-doktora-programlari-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
