Archive for Temmuz, 2008

Kırpık

Saçları kısa bir kişi oldum yeniden :)

duygucuk.jpg

duygucuk-close.jpg

(Sırt çantalı sefil seyahat esnasında en güzeli :)

Yorumlar (14)

Övropasyon Çökomastique

Üniversite yıllarında hep çantamı sırtlanıp İnterrail ile Avrupa’yı gezmeyi hayal etmiştim, fakat hem memur çocuğu hem de endişeli olan bütçem/bünyem bu işe el vermemişti. O yılları, mezuniyet sonrası hayatın bütün hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir özgürlükler mecrası olacağına inanarak, ama yine de çevremdeki insanların İnterrail anılarını kıskanarak dinlemekle geçirdim. Geliniz görünüz ki, özgürlükler ülkesi Amarigha’ya açtığım yelkenli, Amarigha içinde özerk bir bölge olan Zoliberya Diktatörlüğü’nün kıyılarına çıkmasın mı? Bu diktatörlüğün başındaki adam, Türkiye’ye ailemi görmeye gitmek gibi en temel ihtiyaçlarımı bile yüzünde limon ekşisi bir ifade ile karşılamasın mı? Mezuniyet sonrası için hayalini kurduğum o gezme tozma planlarını, ne de kişisel gelişim deryalarında yüzme isteklerimi dile getirmem dahi idama mahkumiyet sebebi olmasın mı bu diktatörlükte? Olsun. Çok mutsuzdum.

En nihayet, beyaz atlı prensimin yardımları ile o diktatörlüğün bir köşesinden tünel kazıp Mineokya Özgürlükler Ülkesi‘ne kaçtım. Bu ülkede insanlara insan gibi davranılıyor, kimse kimseye karışmıyor, kimse saçma kaprisler yapmıyordu. Fazlasıyla özgür olması sebebiyle biraz kaotikti, eşyalar sürekli yer değiştiriyor, ortadan kayboluyor, yapılan işler biraz daha uzun sürüyordu, ama olsundu. İnsanlar mutlu ve çalışkandı. Ve iyi niyetliydi. Üstelik kopan kol ve bacakları, kertenkelenin kopan kuyruğu misali yeniden uzatabileceklerine inanıyorlardı.

Birgün ülkenin muhteşem başbakanı, İspanya’da bilimsel bir konferans olduğunu ve isteyenlerin gidebileceğini söyledi. Önce utandım ama sonra “sorayım bir ne çıkar” dedim. O ulu insan bana “tabiy ki gidebilirsin, al sana yol parası, al sana cep harçlığı” dedi. Ben de “yeeppppppppaaaaa!!! size çok kanım kaynadı, baba diyebilir miyim” dedim :)

Sonra düşündüm, yahu ben bu geziye giderken kocamı da bavula koysam götürsem. Ya da daha iyisi, biz bu konferanstan iki hafta önce gitsek şu Espanyol diyarına. Sırt çantamızla gezsek tozsak, olmadık yerlerde kamp kursak, otostop filan çeksek, bilmediğimiz insanların evinde kalsak, güzel sohbetler etsek bu gezimizin adına da “övropasyon çökomastique” desek vre!

YANİ: Bu ayın sonunda Meren ile İspanya’ya gidiyoruz. Gezip tozmak için toplam 2 haftamız var (3. hafta konferans var). İlk haftayı Fransa’da ikinci haftayı da İspanya’da geçirmeye karar verdik. Aşağıda olası rotalarımız mevcut. İkinci hafta Meren’in Türkiye’den arkadaşları Faruk, Serdar ve Mevzun’un bizimle aynı tarihlerde Barselona’dan İspanya gezisine başlayacak olmaları müthiş bir rastlantı oldu. O yüzden hepbirlikte araba kiralayıp gezmeyi planlıyoruz. Fakat ilk hafta nasıl bir yol izlesek hala pek karar verebilmiş değiliz. Aşağıda bazı olasılıkları görebilirsiniz :) Madrid’e iniş yapacağız. Oradan rüzgar nereye eserse. (Kesik çizgiler, ucuz uçak bileti olasılıklarını gösteriyor, yani Madrid’den oralara uçulup geziye başlanabilir belki.)

Her şekilde, İspanya ve Fransa için mutlaka gidilmeli görülmeli diyeceğiniz yerler, veya başka önerileriniz var ise bizimle paylaşırsanız çok sevinirim. Belki ucundan İtalya’ya da dokundurabiliriz. Ama zamanımızın çoğu yollarda geçmesin, hem de yol masrafı az olsun diye daha küçük bir alanda gezinelim diye düşünüyoruz.

map1.jpg

map2.jpg

map3.jpg

Yorumlar (14)