Haziran 26, 2009 at 11:27
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Bilim, Doktora
Doktora eğitimimin ortasında -hayatımın en doğru kararlarından birini verip- daha önce bulunduğum korkunç okuldan, Tulane Üniversitesi’ne geçiş yaptığımda, elbette sil baştan yeni bir araştırma projesine başlamıştım. Bu yüzden daha önceki okulda doktora yeterlik sınavını geçmiş olduğum halde (ve bu durum teknik açıdan geçerliliğini kaybetmemiş olsa da), Tulane’de sınava yeniden girmem gerekti. Devam...
Permalink
Haziran 16, 2009 at 14:27
· Filed under Doğa, Dünya, İnsan
Bundan sonra yaz kış demeden soğuk su ile duş almaya karar verdim. Çünkü:
1) Zaten ne zamandır düşünüyorum. Duş alacağım zaman, su ısınsın diye bir süre suyu açık tutuyorum, o sırada bir sürü su boşa akıyor. Zaten sıcak suyla duş almak bir saçma geliyor bana, “vücuduma çarpmadan akıp giden sıcak sular için ne kadar enerji harcandı, yazık o sulara, ne diye ısındılar ki o zaman” diye düşünmekten kafamı şampuanlayamıyorum. Devam...
Permalink
Haziran 9, 2009 at 11:50
· Filed under Kültür Şoku, Sinema
Geçen cumartesi Meren’le Richard Cheese konseri için Fransız Mahallesi’ne gittik (ki Meren de bu günümüzün başka ayrıntılarını şurada pek güzel anlatmış). Konser House of Blues denilen ünlü bir mekanda idi. Biraz erken gitmiştik, üstüne Richard Abi’nin 9.30′a kadar sahne almayacağını öğrendik. Madem yakınlardaki, Canal Place Theater’a gidelim, bir film izleyelim dedik (New Orleans’ta yabancı veya bağımsız filmler gösteren tek sinema -malesef-). Devam...
Permalink
Haziran 5, 2009 at 23:16
· Filed under Oha, victory is mine
Pek sevgili okurlar…. Çok önemli bir sınavımın yaklaştığı fakat benim ona çalışmamak için kendime her türlü bahaneyi yaratarak bilim kariyemiri sabote ettiğim şu günlerde, İnternet keyfinizi bir takım şeyler yerken çekilmiş fotoğraflarımı sizlerle paylaşarak şenlendirmeye karar verdim. Devam...
Permalink
Haziran 2, 2009 at 16:40
· Filed under Bilim, Gomiklik Şakalar
Efenim, Modern Sabahlar’ı belki biliyorsunuzdur. Bilmiyorsanız mutlaka öğreniniz, dinleyiniz, keyifle zıplayınız, kendi kendinize gülünüz size deli desinler. Modern Sabahlar Radyo ODTÜ’de sabahları yayınlanan bir program. Sunucuları OKtay Demirci, Ege Kayacan ve Fahir Öğünç. Çok komik bir program olmasının yanı sıra, beni manen buradan alıp ODTÜ’nün çimenlerine götüren, kendimi Türkiye’de hissettiren, ayrıca labda yaptığım bazı zorlu/rutin işlere eşlik ederek sabır katsayımı artıran bir “mefhum”, bu yüzden de hastasıyım. Programları şuradan indirebilirsiniz. Devam...
Permalink
Mayıs 17, 2009 at 14:30
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Bilim, Tarih
Nisan 26, 2009 at 14:43
· Filed under Hobi, Oha
Bir süre önce bilim müzesinden aldığım yarı-değerli taşların fotoğrafını evde yaptığım soft-box’u kullanarak çekmiştim. O gün yine okumam gereken makaleler, yapmam gereken başka işler vardı ve tabi ki yapmam gerekenleri yapmamak için “dedemin ninesine bile mektup yazabilirdim”. (Bunun İngilizcesine procrastination diyorlar, hey gidi.) Her neyse, taşların fotoğrafını çektikten sonra, bu vakitler daha başka nasıl öldürülebilir diye düşünen beynim akabinde hemen yaratıcı(?) bir fikri uygulamak üzere vicuduma çeşitli emirler gönderdi, çalışma odamın dört bir köşesine dağılmış bulunan ufak tefek biblosal yaratıkları toparladım. Öyküsünü sonra uydururum diyerek aşağıdaki kareleri çektim. Devam...
Permalink
Nisan 18, 2009 at 14:48
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Doktora
Son üç gündür, labımızda çalışan hemen herkesle birlikte San Antonio’da bir toplantıdaydık. Daha önce bahsettiğim gibi bizim labda kopan kolları, parmakları nasıl uzatabiliriz sorusuna cevap arıyoruz. Yapılan araştırmanın neredeyse tamamı maddi olarak ABD ordusuna bağlı bir birim tarafından destekleniyor. Biz de bu sebeple her altı ayda bir onlara rapor vermek ve yeni fikirleri tartışmak için ülkenin bir yerinde toplanıyoruz. Devam...
Permalink
Nisan 12, 2009 at 23:09
· Filed under Doğa, Siportif genç
ABD, doğa sporlarını seven bir insan için tam anlamıyla bir cennet. Üstelik geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz ki, Avrupa’dan çok çok ucuz. Kamp yapmayı eskiden beri çok seven bir biyolokum kişisiyim. Küçükken ailecek çadır kampına giderdik. Hatta rahmetli Salih Dayımın horlamasını “ayı” olarak algılayıp korkudan ağlayarak annemle babamı uyandırdığım kampı hala hatırlar güleriz. Devam...
Permalink
Nisan 2, 2009 at 15:31
· Filed under Anılar 9, Bilim, victory is mine
Darwin sansürü ile kıpır kıpır olan medya, her gün yeni bir haber, günceme baskına gelen öfkeli evrim karşıtları derken, hayatımda neler olup bitiyor paylaşmaya pek vakit kalmadı. Devam...
Permalink
Mart 20, 2009 at 13:52
· Filed under Bilim, Tarih
Bugün, bir önceki yazıya yapılan bir okur yorumu üzerine bu karikatürü hatırladım. Karikatür Ekşi Sözlük’ten bir yazara ait. Yorum, Vatan Gazetesi’ndeki bir haberden bahsediyor (Enis’e teşekkür ederim). Habere göre Yaşar Nuri Öztürk evrim kuramının aslında Müslümanlara ait olduğuyla ilgili son derece bilimsel (!) sözler etmiş. Devam...
Permalink
Mart 15, 2009 at 13:57
· Filed under Bilim
Bilim ve Teknik Dergisi’nin Darwin kapağının sansürlenmesi ile ilgili haberleri takip edebildiyseniz, TÜBİTAK’tan ve Çiğdem Atakuman’dan birbiri ile örtüşmeyen iki farklı açıklama geldiğini görmüşsünüzdür. Gerçekte neler olduğunu bilmiyoruz (yine de bir tahmin yapmak zor değil tabi). Devam...
Permalink
Mart 9, 2009 at 23:56
· Filed under Bilim, üzüntü ve muz kabuğu
Ortaokul son sınıfı yeni bitirdiğim yazdı. Yaz tatillerinde hep gittiğimiz Burdur’da, akşamları yaşıtlarımla Bimtaş denilen çay bahçesinde oturur sohbet ederdik. Bu akşamlardan birinde bisikletime atlayıp Bimtaş’a vardığımda, arkadaşlarımın masasında benden birkaç yaş büyük, gözlüklü ve tanımadığım bir çocuk da oturuyordu. Devam...
Permalink
Şubat 23, 2009 at 18:02
· Filed under Bilim, Doğa, Fotoğraf
Geçtiğimiz haftalarda Meren’le bir fotoğraf paneline gitmiştik. Panel, Louisiana eyaletinin başkenti Baton Rouge’daki Louisiana Art and Science Museum’daydı. Sonrasında müzeyi de gezme fırsatımız oldu. Küçük bir müzeydi fakat özellikle meteor koleksiyonunun hastası oldum. Devam...
Permalink
Şubat 21, 2009 at 00:34
· Filed under Uncategorized
Yahu nedense benim aklımda incecik sesiyle “hepimiğğğz kardeğğşiz” diye şarkı söyleyen küçük bir Emrah kalmış. Dejeneratör’deki o “yapıştırmayı” da görünce Hepimiz Kardeşiz parçasını küçük Emrah söylüyormuş bilgisini doğrulama yoluna giden beyin organım yüzünden sizlere farkında olmadan yalan söylemişim. Devam...
Permalink
Şubat 16, 2009 at 01:05
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Bilim, İnsan
Emrah eğer müzik kariyerini bu sözleri söylediği zamanda bıraksaydı, belki de bugün Türkiye’nin önde gelen ermişleri arasında yavaş yavaş yükseliyor olacaktı. Ne kadar bilgece bir söz! Devam...
Permalink
Şubat 11, 2009 at 23:39
· Filed under Bilim, Oha
Bugün evrim kuramının babası, biyoloji bilminin üzerine gözleri kamaştıran spot ışığını tutan adamın, Charles Darwin’in 200. yaşgünü. Onun evrim kuramını ortaya attığı “Türlerin Kökeni” kitabının yayınlanmasının da 150. yıldönümü. Devam...
Permalink
Şubat 8, 2009 at 20:47
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Fotoğraf, New Orleans
Offff! Çok yoğunum. Bu da bir çeşit günah çıkarma yazısı. Öncelikle hemen söyleyeyim: Haught’un konuşmasının ikinci bölümünü yazmaktan vazgeçtim. Geçmişte birkaç bölümlük yazı yazmayı planlıyorsam önce bölümlerin hepsini yazıp sonra teker teker yayınlıyordum. Bir süredir ben de çok bölümlü planlanan yazıların sadece tek bölümünü yazma hastalığına tutuldum. Devam...
Permalink
Ocak 11, 2009 at 01:53
· Filed under Anılar 9, Ben Düygü Hanım nasılım, Öyle oldu böyle oldu
Bu, insan sağlığına zararlı derecede uzun bir “Sevgili günnük” yazısıdır. “Şunu yaptım bunu ettim” formatına sahiptir. Bir sürü kişisel ayrıntı içermektedir, tarihe not düşülsün, kayıtlara geçilsin, “yaz kızım” ki yıllar sonra bakılıp “ayyyy ne güselmiiişş” denilsin amacıyla yazılmıştır. Bu yazıda ayrıca okuyucuya “bunu da sonra uzunca yazıcam” tarzında tutulmama olasılığı yüksek sözler verilmektedir. Okurun maruz kalacağı duygusal travmalardan yazar sorumlu tutulamaz. Onu baştan diyim. Devam...
Permalink
Ocak 8, 2009 at 10:13
· Filed under Edebiyat
Yıllardır beklenen bu olay 6 Ocak’ta gerçekleşmiş. O sırada ABD’ye dönüş yolunda Atlantik Okyanusu’nun üstünde bir yerlerdeydik. Haberi kaçırmışım. Bugün farkettim ve çok sevindim. Nazım Hikmet yeniden Türkiye vatandaşı! Devam...
Permalink
Sonrakiler »