R öğrenmek isteyenler için kılavuz

Herkese merhaba, Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (1)

Yurtdışında doktora programlarına başvuru stratejisi – 03

Yurtdışında doktora programlarına başvuru konusunu aydınlatmaya çalışmaya devam ediyorum. Bu bölümde Portfolyo konusuna değineceğim. Önceki ve gelecek yazıların listesi şöyle: Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar

Yurtdışında doktora programlarına başvuru stratejisi – 02

Yurtdışında doktora programlarına başvuru konusunu aydınlatmaya çalışmaya devam ediyorum. Bu bölümde Hangi üniversiteyi/ülkeyi vs seçeyim konusuna değineceğim. Önceki ve gelecek yazıların listesi şöyle: Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar

Yurtdışında doktora programlarına başvuru stratejisi – 01

Yeniden merhaba, bugün ele alacağım konu oldukça uzun, o yüzden birkaç bölümde işlemeye karar verdim. Yazıyı, yine geçtiğimiz aylarda bana gelen bir mektup ve bu mektuptaki sorular üzerinden şekillendireceğim. Mektubu yazan arkadaşın ismini ve ayrıntıları her zamanki gibi değiştiriyorum. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (4)

Yurtdışında staj olanakları için nasıl bir yaklaşım izlemelisiniz?

Yurtdışında staj yapmak isteyen ama gönderdiği e-postalara hiç olumlu cevap alamadığını belirten bir öğrenciye verdiğim cevabı, yine başkalarına da faydası olabilir diye paylaşmak istedim. Kapsamlı bir yazı değil. Bu staj işinin bir sürü yolu yordamı olabilir. Ama bunlar benim ilk anda aklıma gelen ve hızlıca yazıverdiğim şeyler oldu. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (2)

Rotasyon yapacağınız laboratuvarı ve doktora hocanızı nasıl seçmelisiniz?

Ahali merhaba, geçtiğimiz aylarda, bir bilim kardeşimin bana e-mail üzerinden sorduğu sorulara verdiğim (alel acele) yazılmış cevapların bir kısmını buradan başkalarına da faydası olur diye paylaşmak istiyorum. Doktoraya ABD’de bu sene yeni başlamış olan bu kardeşime şunu yazarken yakaladım kendimi: Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (3)

Küçüklerime Öneriler

Koştur durma

Parc Montsouris

Paris’e ilk kez bir konferans için gitmiştim. Konferasın öncesinde ve sonrasında Fransa’da biraz gezmeyi planlıyordum. Uzun seneler New Orleans’ta yaşadığım evde, Couchsurfing sitesinden gezginleri ağırlamıştım, ama ben seyahat ederken bu şekilde ağırlanma fırsatım olmamıştı. Paris’te konferans başlayana kadar beni ağırlayacak birini bulmam biraz zaman almış, ama niyahet doğru anahtar kelimelerle arayıp bulduğum birine attığım mesaj sonuç vermişti (anahtar kelimeler “death metal” ve “science”). Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (12)

Biyolokum radyolarınızda Bilim Kazanı’nı karıştırıyor

“Artık kendi makalelerimi yayınlamaya odaklansam iyi olacak” kararını verdiğimden beri, blogu çok ihmal ettiğimin, bu durumunun da blogun sadık okurlarının gücüne gittiğinin farkındayım. Bu “ihmal edilmiş bloglara geri dönüşün en bilindik cümleleri” girişinden ve kocaman bir özürden sonra, en azından bilim sevgisini yaymak adına geçtiğimiz günlerde ufak da olsa bir şeyler yaptığımın haberini buradan paylaşmak istedim. Bir de, en azından blogu ihmal ettiğime değdi. Yeni çıkan makale haberleri ile de çok yakında karşınızda olacağım (diye umuyorum, yoksa şüphen mi var?). Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (13)

Bilimli Çizim: Böcekler – kızböceğinin hapsi

Bilimli Çizim: Bitki Yumurtalıkları

“Canımıniçi bitkiler ve şahane yumurtalıklarına ağıt” olarak yakılmış bir çizimle daha karşınızdayım. Ehe. Öyküsü ve ayrıntılar burada. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (1)

Bilimli Çizim: Nöral Krest Ürünleri

Kısacık not: Vücudumuzdaki çok önemli dokuları meydana getiren nöral krest hücrelerine olan sevgimi ifade ettiğim bir bilimli çizimi daha sizlere takdim ediyorum efem. Ayrıntılar için şuraya bakınız. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (4)

Okyanus suyu damlasında harikalar diyarı

 (Aşağıda kaynayıp gitmesin diye en önemli bağlantıyı şuraya bir koyayım. İsterseniz oradan başlayın. Buradan da hikayesini ve dahasını okursunuz, ey sevgili okurlar). Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (9)

Burdur Bisiklet Yarışı (ve kısa bir deprOsyon güncellemesi)

Birkaç hafta önce apar topar Türkiye’ye gelmem gerekti, hayırlı bir iş için. Birkaç senedir başvurduğum bir kursa, rekabet had safhada olduğundan ancak bu sene nihayet kabul edildim! Marine Biological Laboratory’nin Embriyoloji kursu. Kursa katılabilmem için vizemi yenilemem gerektiğini öğrendim. Eşyalarımı bir arkadaşımın evindeki boş odaya yerleştirdim, evden çıktım, yapılması gereken bir sürü ıvır zıvırı halledip Türkiye uçağına atladım. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (15)

Koşmaktan bahsederken aslında neyi kastediyorum

Geçtiğimiz birkaç ayın zorlukları beni içime kapanmaya itti. Sosyal bir kelebek olmayı bırakıp odamda yalnız başıma daha çok vakit geçirmeye başladıkça buna aslında ne kadar ihtiyacım olduğunu da farkettim. Günlerimi düzene sokmak ve koşmak için vakit yaratmak biraz da bu sayede mümkün oldu. Kitap okumaya da daha çok vaktim oldu. Bu süreçte okuduğum kitaplardan bir tanesi Haruki Murakami’nin “What I talk about when I talk about running” (Koşmaktan bahsederken aslında neyi kastediyorum) kitabı oldu. Kitap, her sene düzenli olarak maraton koşan yazarın koşmak üzerine anılarından oluşuyor, ama isminden de anlayabileceğiniz gibi, aslında sadece koşmak üzerine değil. Bir nevi otobiyografi olduğunu bile söyleyebiliriz. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (18)

Bir bilim insanının gözünden kendisi

Bloga en son yazdığım günlerde, spor yapmanın etkisiyle harika bir psikoloji içindeydim. O zamandan beri yıldızlı pekiyi hakedecek bir şey yaptım: düzenli spor yapmaya devam ediyorum. O kadar ki, gaza gelip Mart ortası Washington D.C.’de yapılacak maratonda koşmak için bile yazıldım! (Ben yarım maraton koşacağım). Bir ara hafta içi her gün ya koşuyor ya yüzüyordum. Bugünlerde yoğunluktan haftada 3 gün spor yapabiliyorum. Üstelik, koştuğum her gün, o sabah içim sıkkın bile kalkmış olsam, kendimi daha iyi hissediyorum (ama istisnai durumlar mevcut, aşağıda anlatacağım). Biraz (çok sağlıklı bir yavaşlıkta) kilo bile verdim. Buraya kadar iyi. Hatta iyi ne kelime, buraya kadar harika! Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (30)

P’ye mektuplar: antidepresanlara dair

Kendimi bildim bileli hep sırtımda görünmez bir yük, içimde bir endişe ve sıkıntı olageldi. Bu hisler zaman zaman çok arttı, zaman zaman azaldı, ama hiç kaybolmadılar. İşin garip yanı, bunlar benim işlevsel bir vatandaş, iyi bir öğrenci olmamı engellemediler, hatta ben sanki bunları yakıt olarak kullanan bir trendim. Çuf çuf çuf ordan oraya gezindim. Arkadaşlarımdan sık sık ‘iyi de niye bu kadar gerildin/endişelendin’ lafını, ailemden de ‘bi mutlu olamıyorsun’ serzenişlerini duydum. Ben de kendime hep kızdım. Adeta kötü bir ebeveyn gibiydim kendime karşı, ne yaparsam yapayım kendime yaranamıyordum. Lise dereceyle bitiyordu, ben istediğim bölüme giremeyeceğim diye kabuslar görüyor, yeterince akıllı değilim, yeterince çalışmıyorum diye kendime kızıyordum. Sonra istenilen bölüme kat kat üstünde puan ile giriliyordu, bu sefer kendimde gıcık olacak başka bir şey, hayatta endişelenecek başka mecralar buluyordum. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (21)

Sadece miniklere değil büyüklere de: Gerçeğin Büyüsü

Başka mecralarda görmüş duymuş olabilirsiniz, geçtiğimiz haftalarda Richard Dawkins’in son kitabı Gerçeğin Büyüsü Kuzey Yayınları‘ndan çıktı. Şahane çeviri İstem Fer’ciğimin ellerinden, editörlüğü benden. Tivitlerde, feybuklarda arada kaynayıp gidiyor, o yüzden buradan sizlerle kitap ile ilgili düşüncelerimi ve hislerimi iki kelam paylaşayım istiyorum. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (4)

Koşu günlüğü

Depresyonla mücadele sırasında deneyimlediklerim sonucu kesin olarak emin olduğum bir şey var ki o da spor yapmanın depresyonun en güzel ilacı olduğu. Ama koşmak filan gibi kalp atışını hızlandıran (kardiyo) sporlar. Yoga vesaire insana iyi gelse de fizyolojik olarak aynı etkiyi göstermiyor, işin arkasında koskoca bilim var. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (8)

Sonraki Sayfa » Sonrakiler »