Archive for üzüntü ve muz kabuğu

Domates fidelerim ve doğmamış çocuklarım

Üniversitenin ilk yıllarıydı. Burdur’da anneannemin göl evindeydik. Her sabah hepimizden önce uyanır, kahvaltıyı hazırlar, sonra ince ve melodik bir sesle ”kahvaltıya buyruuuuuğğğğnnn” diye aşağı kattan merdiven aralığına doğru bağırarak bizi uyandırırdı. Böyle tatlı serin bir göl evi sabahında, anneannemin ”kahvaltıya buyrun” çağrısındaki beklenmedik hüzünlü minör tınının merakıyla, pijamalarım üzerimde merdivenden indim. Bir baktım bahçedeki kahvaltı masasının kenarında oturuyor. Elinde kırılmış bir biber fidesi, anneannem, gözyaşları pıtır pıtır pazen eteğinin çiçekli desenine düşerek, ağlıyor. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (35)

Gemim gidiyor baştan

Geçtiğimiz haftalarda hayırlı bi iş için Maryland eyaletindeki College Park’a, oralara gitmişken de Baltimore ve Washington D. C. taraflarına yolum düştü. Meren’le birlikte pek sevdiğimiz arkadaşlarımızı da ziyaret etme fırsatı yakalamış olduk. Bu bölgedeki şehirlerin çoğunun denize kıyısı var. Bu yüzden her yer irili ufaklı yat limanları ile dolu. Özellikle Baltimore’un çok şirin bir limanı vardı. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (8)

Sualtı fotoğrafçısı Brian Skerry ve Köpekbalıkları

Bugün ne zamandır dinlemediğim Jonny Lang – Lie To Me albümünü dinleyerek evde bozulmaya yüz tutmuş üç kabaktan mücver yaptıktan ve mücver yapmanın bir Lie To Me albümü sürdüğünü keyifle farkettikten sonra, tabağıma koyduğum mücverin yanına çokça yoğurt boca edip, soğuk bir şişe Abita bira alıp bilgisayarda TED‘den birkaç video izleyeyim dedim. Son yayınlanan konuşmalar arasında gözüme hemen okyanus maviliği ile çarpan bir tanesine tıkladım. Konuşma National Geographic fotoğrafçısı Brian Skerry‘e aitti. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (14)

Karanlığa küfredeceğine bir mum yak…

Seneler önce Ankara’dan Antalya’ya taşındığımızda, o zamanın üç büyük gazetesinden birinin verdiği Akdeniz ekindeki kocaman “BETONYA” manşetini ve hemen altındaki betonla örtülü, neredeyse tek bir yeşilliğin görünmediği Antalya fotoğrafını hiç unutmam. Antalya’da liseyi okuduktan sonra üniversite için Ankara’ya döndüm fakat bizimkiler uzun süre orada kaldılar. Lise yıllarında aldığım mizah dergilerinden yine hatırladığım bir espri malzemesi de sanki Antalya’da çok kişiler tarafından sarfedilen bir cümleydi: Bak yavrum, buralar eskiden hep portakal bahçesiymiş… Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (9)

Bir ülkenin bilim dergisi de sansürlenirse…

Ortaokul son sınıfı yeni bitirdiğim yazdı. Yaz tatillerinde hep gittiğimiz Burdur’da, akşamları yaşıtlarımla Bimtaş denilen çay bahçesinde oturur sohbet ederdik. Bu akşamlardan birinde bisikletime atlayıp Bimtaş’a vardığımda, arkadaşlarımın masasında benden birkaç yaş büyük, gözlüklü ve tanımadığım bir çocuk da oturuyordu. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (32)

Kahrolsun Tombala ve Sigortasız Sürücüler

Yorumlar (18)

Cikcik kuş