Archive for Siportif genç

Burdur Bisiklet Yarışı (ve kısa bir deprOsyon güncellemesi)

Birkaç hafta önce apar topar Türkiye’ye gelmem gerekti, hayırlı bir iş için. Birkaç senedir başvurduğum bir kursa, rekabet had safhada olduğundan ancak bu sene nihayet kabul edildim! Marine Biological Laboratory’nin Embriyoloji kursu. Kursa katılabilmem için vizemi yenilemem gerektiğini öğrendim. Eşyalarımı bir arkadaşımın evindeki boş odaya yerleştirdim, evden çıktım, yapılması gereken bir sürü ıvır zıvırı halledip Türkiye uçağına atladım. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (15)

Koşmaktan bahsederken aslında neyi kastediyorum

Geçtiğimiz birkaç ayın zorlukları beni içime kapanmaya itti. Sosyal bir kelebek olmayı bırakıp odamda yalnız başıma daha çok vakit geçirmeye başladıkça buna aslında ne kadar ihtiyacım olduğunu da farkettim. Günlerimi düzene sokmak ve koşmak için vakit yaratmak biraz da bu sayede mümkün oldu. Kitap okumaya da daha çok vaktim oldu. Bu süreçte okuduğum kitaplardan bir tanesi Haruki Murakami’nin “What I talk about when I talk about running” (Koşmaktan bahsederken aslında neyi kastediyorum) kitabı oldu. Kitap, her sene düzenli olarak maraton koşan yazarın koşmak üzerine anılarından oluşuyor, ama isminden de anlayabileceğiniz gibi, aslında sadece koşmak üzerine değil. Bir nevi otobiyografi olduğunu bile söyleyebiliriz. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (18)

Bir bilim insanının gözünden kendisi

Bloga en son yazdığım günlerde, spor yapmanın etkisiyle harika bir psikoloji içindeydim. O zamandan beri yıldızlı pekiyi hakedecek bir şey yaptım: düzenli spor yapmaya devam ediyorum. O kadar ki, gaza gelip Mart ortası Washington D.C.’de yapılacak maratonda koşmak için bile yazıldım! (Ben yarım maraton koşacağım). Bir ara hafta içi her gün ya koşuyor ya yüzüyordum. Bugünlerde yoğunluktan haftada 3 gün spor yapabiliyorum. Üstelik, koştuğum her gün, o sabah içim sıkkın bile kalkmış olsam, kendimi daha iyi hissediyorum (ama istisnai durumlar mevcut, aşağıda anlatacağım). Biraz (çok sağlıklı bir yavaşlıkta) kilo bile verdim. Buraya kadar iyi. Hatta iyi ne kelime, buraya kadar harika! Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (30)

Koşu günlüğü

Depresyonla mücadele sırasında deneyimlediklerim sonucu kesin olarak emin olduğum bir şey var ki o da spor yapmanın depresyonun en güzel ilacı olduğu. Ama koşmak filan gibi kalp atışını hızlandıran (kardiyo) sporlar. Yoga vesaire insana iyi gelse de fizyolojik olarak aynı etkiyi göstermiyor, işin arkasında koskoca bilim var. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (8)

Mutlak karanlıkta şeker kıvılcımları

Yeni çalışmaya başladığım laboratuvarda (bir ara ayrıntılı bahsederim diye umuyorum) bir doktora öğrencisi var (Ed). Daha Maryland’e taşınmadan önce, şans eseri, Kasım’da gittiğim bir kursa Ed’i de kabul ettikleri için birlikte vakit geçirme şansımız olmuştu ve iyi anlaştık. Hatta o kadar iyi anlaştık ki, birlikte mağaracılık etkinliklerine katılmaya başladık. Bu yazımızın konusu da mağaracılık nitekim.

Read the rest of this entry »

  • Share/Bookmark

Yorumlar (8)

Karagöl’e çıkış

Meren’le evlendiğimizden beri bana sürekli Barhal’dan bahsediyor. New Orleans’ın, aslında genel olarak Louisiana’nın, doğası Türkiye’de alışageldiğimiz herhangi bir doğa örtüsünden o kadar farklı, engebesiz, düz ve bataklıklarla dolu ki, insan -bataklıkların tüm kendine has güzelliğine rağmen- “burada değişik bişey var ama ne?” diye hissediyor. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (17)

Kincaid Gölü’nde kamp ve yürüyüş

ABD, doğa sporlarını seven bir insan için tam anlamıyla bir cennet. Üstelik geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz ki, Avrupa’dan çok çok ucuz. Kamp yapmayı eskiden beri çok seven bir biyolokum kişisiyim. Küçükken ailecek çadır kampına giderdik. Hatta rahmetli Salih Dayımın horlamasını “ayı” olarak algılayıp korkudan ağlayarak annemle babamı uyandırdığım kampı hala hatırlar güleriz. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (6)

Sipor ve mizük

Meren’in yokluğunda kendimi yüzonaltıbin etkinliğe vermiş bir insan olarak, bugün burada sizler ile bunların bir kısmını paylaşmak için toplanmış bulunuyorum. (“Toplandım” çünkü bir süredir o etkinlikler arasında hocama, bilim dünyasına ve kendime kafayı takmış yine bunalımsal hisler içine girmiştim, top(ar)landım – sayılır. :) Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (12)

Sağlıklı yaşam ve yeni ev arkadaşları

Ben giderim adım kalır Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (27)

Velospit* ile şer-bet çağrışımlar

saldırgan sera örgütle,kepaze döşsel ürüyekalır
çabuk pastörizasyoncağızsa mahvediveresice.**
bikes.jpg

Bisikletimi sürerken bir yandan dışımdan eski bir Bulutsuzluk Özlemi parçası söylüyordum… “Karanlık soğuk, alabildiğine geniş, ama şimdi ıssız…” Uzun zamandır dinlememiştim, en sevdiğim parçalarından biriydi. Sesli şarkı söylemek huyum yoktur normalde – korkunç sesimle insanları üzmek istemem. Bugünü özel yapan bir şey de yoktu. Sadece içimden gelmişti sanırım. Çevredeki büyük ve parlak iş merkezlerininin birinden az önce çıkmış olduğunu tahmin ettiğim elinde evrak çantası, bakımlı zenci bir kadının yanından öyle şarkı söyleyerek geçerken düşündüm “gören de beni mutlu ve sakin bir insan sanacak“. Bu ironi beni güldürdü. Bir an için kendimi öyle tasasız bir insanmışım gibi hissettim. Hemen geçti. Bisikletle eve dönüyordum, hava çok güzeldi, henüz kararmamıştı. Yollar da, vakit iş çıkışını biraz geçtiği için o kadar kalabalık değildi. Keyifliydi aslında. Ama malesef tasasız filan değildim. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (7)

Tubing

Geçtiğimiz hafta sonu pazar günü tubing (ya da toobing) denilen bir aktivite yaptik.
Tubing dediğimiz şey aslında biraz Antalya Köprülü Kanyon’da yapılan raftingi andırıyor. Yine yavaş akan bir nehir (ama çamur renginde) söz konusu. Şamrellere oturuyor herkes tek tek, mayolarla tabi. Şamrellerden birine de buz kutusu oturtuluyor. İçine önceden çeşitli yiyecek içecek dolduruluyor. Buz kutulu şamrel bir kişinin şamreline bağlanıyor ve herkes kendini nehrin akıntısına bırakıyor. Yaklaşık 4-5 saat böyle nehir üzerinde, buz kutusundan yenilip içilip lay lay lom olunuyor. Internet’ten şöyle bir resim buldum sizler için: Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (4)