Archive for New Orleans

Yazı yazmıyorken ne yapıyordum?

Offff! Çok yoğunum. Bu da bir çeşit günah çıkarma yazısı. Öncelikle hemen söyleyeyim: Haught’un konuşmasının ikinci bölümünü yazmaktan vazgeçtim. Geçmişte birkaç bölümlük yazı yazmayı planlıyorsam önce bölümlerin hepsini yazıp sonra teker teker yayınlıyordum. Bir süredir ben de çok bölümlü planlanan yazıların sadece tek bölümünü yazma hastalığına tutuldum. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (5)

Evrim ve İnanç – John F. Haught’un konuşması (1. bölüm)

Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi geçtiğimiz perşembe Georgetown Üniversitesi’nden ilahiyatçı John F. Haught okul kampüsündeki şapelde bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı heyecanla beklediğimi söylemiştim, fakat bu sözüm, okuyanlar üzerinde Haught’un hayranı olduğum gibi bir izlenim bırakmışsa baştan söyleyeyim: değilim (kolay kolay kimsenin hayranı olamadığımı zaten aktör resimleri bile biriktiremememden anlamış olmalısın sevgili okuyucu). Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (30)

Sıkı dostluklar için aktör resimleri

Ortaokuldaki ilk senemdi. En yakın arkadaşlarım Aslı ve Dilay’dı. Aslı’nın dergilerden keserek biriktirdiği bir sürü Michael Jackson resimleri vardı (o zamanlar Michael Jackson’ın pedofil olduğu söylentileri yoktu, ve burnu da düşmemişti). Dilay ise Evde Tek Başına’daki çocuğun (ismini telaffuz etmek bana hep garip gelmiştir, Makkulay Kalkin’in :) resimlerini biriktiriyordu. Orta Okullu Küçük Kızlar El Kitabı’nda belirtilen kurallar gereğince, bir başkasının resmini biriktirdiği, hayranı olduğu ünlü kişinin resmini biriktiremezdiniz. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (9)

Gustav Günlükleri 2. Bölüm: Myrtle Plajı ve bitmeyen kasırgalar

Yazmak isteğim “o” öykünün hayali ile yanıp tutuşurken, Atlantik Okyanusu’na bakıp bölüm 1, bölüm 2 diye yazılar yazmanın bana uygun olmadığını her sefer nasıl da unutuyorum diye geçiriyorum  içimden. Bölümlerin devamını getiremiyorum, ikinci bölümü yazmam gerektiği zaman o konudan çoktan sıkılmış, ya da yeni bir ruh haline yanaşmış oluyorum.

Beni sabahın 4′ünde uyandırmış ve iki tane ağrı kesiciye rağmen dinmemiş gıcık karın ağrısı yüzünden boş boş haber sitelerini dolaşıp, ilacın etkisini göstermesini beklerken bu sefer atlattık diye seviniyorum New Orleans için. Sonra kasırga takip sitesine bir göz atıyorum. Bu defa Atlantik’te birkaç gün önce oluşan Hanna Kasırgası şu anda bulunduğumuz yere doğru gelmekte olduğundan, onun rotasına bir göz atıyorum. Şu anda bulunduğumuz yer, Myrtle Plajı… Myrtle Plajı’nda lüks bir apart otel. Kamp yapıp iki metre karelik çadırımızda uyuyacaktık, nasıl oldu da buraya geldik diye şaşırasım geliyor yeniden, uyku sersemiyim. 
Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (10)

Camellia Grill

New Orleans’ta kasırgadan sonra pek çok “dükkan” kapanmıştı. Bunların kimisi uzun zaman (ya da hiç) açılmadılar. Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (7)

Hayvanat Bahçeleri (2) – Jaguarın Doğum Günü

Hayvanat bahçeleri yazı dizisinin bu ikinci bölümünde aslında “hayvanat bahçeleri olmalı mı olmamalı mı?” sorusu ve beraberinde bir zamanlar bir miktar gönüllü olarak Ankara Hayvanat Bahçesi’nde yürütmeye çalıştığımız projeden bahsedecektim. Ama şimdilik bunları başka zamana bırakıyorum. Zira bugün Jaguar Yaqi’nin doğum gününü anlatasım var. :) Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (4)

Hayvanat Bahçeleri (1) – Tembel Hayvan

Düşünün ki siz bir tembel hayvansınız. İş arıyorsunuz, New Orleans’taki Audubon Hayvanat Bahçesi’ne başvurdunuz, “rezüme”nize baktılar (buralarda CV demezler), kualifikeyşınlarınızın iş tanımının gerektirdiklerine haydi haydi yettiğine ve son derece tembel bir hayvan olduğunuza karar verdiler, yaşınız da genç, bu da size artı puan kazandırdı, ve tatttaaa, işe alındınız. Artık Audubon Hayvanat Bahçesi’nde kendinizi gelene gidene gösterecek, kırıtarak yürüyecek, ilgi manyağı olacak, birisi size fıstık atarsa ona pis pis bakıp “piliz du nat fiid di enimıls” diyeceksiniz. (Konuşamazsanız levhayı gösterin). Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (23)

Baklavayı uçurtma, mangala havaifişek saplanır, sonra hayvanat bahçesinde hastalık kaparsın, House bile kurtaramaz. Di mi Cevat Abi? Evet.

Yorumlar (11)

Sipor ve mizük

Meren’in yokluğunda kendimi yüzonaltıbin etkinliğe vermiş bir insan olarak, bugün burada sizler ile bunların bir kısmını paylaşmak için toplanmış bulunuyorum. (“Toplandım” çünkü bir süredir o etkinlikler arasında hocama, bilim dünyasına ve kendime kafayı takmış yine bunalımsal hisler içine girmiştim, top(ar)landım – sayılır. :) Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (11)

Sağlıklı yaşam ve yeni ev arkadaşları

Ben giderim adım kalır Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (26)

Hip hop dinlemek amacındayım

Yazacak çok şey var aslında. Misal, Hrant Dink öldürüldü, ben bir süre dünya ile ilişkilerimi kopardım, labdakiler benim yine onlardan nefret ettiğimi sandılar. (Müthiş bir iletişim kopukluğu yaşıyoruz, bence tabi. Onlar beni çok iyi tanıdıklarını ve anladıklarını sanıyorlar, bu da beni nedense her allahın günü üzüyor. Her neyse.) Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (42)

Dünya’nın öteki ucundan serbest çağrışımlar


Turkish couple under oriental disguise tries to fool local security forces on Jazz Fest’s closing day… Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (11)

Mardi Gras* – Yağlı Salı Mı Yoksa Kirli Salı Mı?


Düygü Norrlins’tan Mardi Gras raporunu bildiriyor: Neler oldu? Neler gördük? Devam...

  • Share/Bookmark

Yorumlar (16)