Şubat 8, 2009 at 20:47
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Fotoğraf, New Orleans
Offff! Çok yoğunum. Bu da bir çeşit günah çıkarma yazısı. Öncelikle hemen söyleyeyim: Haught’un konuşmasının ikinci bölümünü yazmaktan vazgeçtim. Geçmişte birkaç bölümlük yazı yazmayı planlıyorsam önce bölümlerin hepsini yazıp sonra teker teker yayınlıyordum. Bir süredir ben de çok bölümlü planlanan yazıların sadece tek bölümünü yazma hastalığına tutuldum. Devam...
Permalink
Aralık 9, 2008 at 18:53
· Filed under Bilim, New Orleans
Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi geçtiğimiz perşembe Georgetown Üniversitesi’nden ilahiyatçı John F. Haught okul kampüsündeki şapelde bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı heyecanla beklediğimi söylemiştim, fakat bu sözüm, okuyanlar üzerinde Haught’un hayranı olduğum gibi bir izlenim bırakmışsa baştan söyleyeyim: değilim (kolay kolay kimsenin hayranı olamadığımı zaten aktör resimleri bile biriktiremememden anlamış olmalısın sevgili okuyucu). Devam...
Permalink
Kasım 11, 2008 at 08:03
· Filed under Anılar 9, New Orleans
Ortaokuldaki ilk senemdi. En yakın arkadaşlarım Aslı ve Dilay’dı. Aslı’nın dergilerden keserek biriktirdiği bir sürü Michael Jackson resimleri vardı (o zamanlar Michael Jackson’ın pedofil olduğu söylentileri yoktu, ve burnu da düşmemişti). Dilay ise Evde Tek Başına’daki çocuğun (ismini telaffuz etmek bana hep garip gelmiştir, Makkulay Kalkin’in :) resimlerini biriktiriyordu. Orta Okullu Küçük Kızlar El Kitabı’nda belirtilen kurallar gereğince, bir başkasının resmini biriktirdiği, hayranı olduğu ünlü kişinin resmini biriktiremezdiniz. Devam...
Permalink
Eylül 2, 2008 at 19:43
· Filed under Doğa, Evliya Çelebi, New Orleans
Yazmak isteğim “o” öykünün hayali ile yanıp tutuşurken, Atlantik Okyanusu’na bakıp bölüm 1, bölüm 2 diye yazılar yazmanın bana uygun olmadığını her sefer nasıl da unutuyorum diye geçiriyorum içimden. Bölümlerin devamını getiremiyorum, ikinci bölümü yazmam gerektiği zaman o konudan çoktan sıkılmış, ya da yeni bir ruh haline yanaşmış oluyorum.
Beni sabahın 4′ünde uyandırmış ve iki tane ağrı kesiciye rağmen dinmemiş gıcık karın ağrısı yüzünden boş boş haber sitelerini dolaşıp, ilacın etkisini göstermesini beklerken bu sefer atlattık diye seviniyorum New Orleans için. Sonra kasırga takip sitesine bir göz atıyorum. Bu defa Atlantik’te birkaç gün önce oluşan Hanna Kasırgası şu anda bulunduğumuz yere doğru gelmekte olduğundan, onun rotasına bir göz atıyorum. Şu anda bulunduğumuz yer, Myrtle Plajı… Myrtle Plajı’nda lüks bir apart otel. Kamp yapıp iki metre karelik çadırımızda uyuyacaktık, nasıl oldu da buraya geldik diye şaşırasım geliyor yeniden, uyku sersemiyim.
Devam...
Permalink
Aralık 12, 2007 at 07:35
· Filed under Gülümseten işler, New Orleans, Uncategorized
New Orleans’ta kasırgadan sonra pek çok “dükkan” kapanmıştı. Bunların kimisi uzun zaman (ya da hiç) açılmadılar. Devam...
Permalink
Ekim 29, 2007 at 15:06
· Filed under Hayvanlar, New Orleans, hayvanat bahçeleri, Çakra
Hayvanat bahçeleri yazı dizisinin bu ikinci bölümünde aslında “hayvanat bahçeleri olmalı mı olmamalı mı?” sorusu ve beraberinde bir zamanlar bir miktar gönüllü olarak Ankara Hayvanat Bahçesi’nde yürütmeye çalıştığımız projeden bahsedecektim. Ama şimdilik bunları başka zamana bırakıyorum. Zira bugün Jaguar Yaqi’nin doğum gününü anlatasım var. :) Devam...
Permalink
Eylül 24, 2007 at 03:43
· Filed under Hayvanlar, New Orleans, hayvanat bahçeleri, Çakra
Düşünün ki siz bir tembel hayvansınız. İş arıyorsunuz, New Orleans’taki Audubon Hayvanat Bahçesi’ne başvurdunuz, “rezüme”nize baktılar (buralarda CV demezler), kualifikeyşınlarınızın iş tanımının gerektirdiklerine haydi haydi yettiğine ve son derece tembel bir hayvan olduğunuza karar verdiler, yaşınız da genç, bu da size artı puan kazandırdı, ve tatttaaa, işe alındınız. Artık Audubon Hayvanat Bahçesi’nde kendinizi gelene gidene gösterecek, kırıtarak yürüyecek, ilgi manyağı olacak, birisi size fıstık atarsa ona pis pis bakıp “piliz du nat fiid di enimıls” diyeceksiniz. (Konuşamazsanız levhayı gösterin). Devam...
Permalink
Mayıs 7, 2007 at 07:03
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Müzik, New Orleans, Siportif genç
Meren’in yokluğunda kendimi yüzonaltıbin etkinliğe vermiş bir insan olarak, bugün burada sizler ile bunların bir kısmını paylaşmak için toplanmış bulunuyorum. (“Toplandım” çünkü bir süredir o etkinlikler arasında hocama, bilim dünyasına ve kendime kafayı takmış yine bunalımsal hisler içine girmiştim, top(ar)landım – sayılır. :) Devam...
Permalink
Nisan 2, 2007 at 02:06
· Filed under Hayvanlar, New Orleans, Siportif genç
Ben giderim adım kalır Devam...
Permalink
Şubat 19, 2007 at 01:16
· Filed under Ben Düygü Hanım nasılım, Hayat, Müzik, New Orleans
Yazacak çok şey var aslında. Misal, Hrant Dink öldürüldü, ben bir süre dünya ile ilişkilerimi kopardım, labdakiler benim yine onlardan nefret ettiğimi sandılar. (Müthiş bir iletişim kopukluğu yaşıyoruz, bence tabi. Onlar beni çok iyi tanıdıklarını ve anladıklarını sanıyorlar, bu da beni nedense her allahın günü üzüyor. Her neyse.) Devam...
Permalink
Mayıs 9, 2006 at 00:03
· Filed under Evliya Çelebi, Müzik, New Orleans, Öyle oldu böyle oldu

Turkish couple under oriental disguise tries to fool local security forces on Jazz Fest’s closing day… Devam...
Permalink
Şubat 28, 2006 at 23:06
· Filed under Evliya Çelebi, New Orleans

Düygü Norrlins’tan Mardi Gras raporunu bildiriyor: Neler oldu? Neler gördük? Devam...
Permalink